Bugün sizlere iki gündür kamuoyunu ciddi meşgul eden iki füze sisteminin testinden bahsetmek istiyorum. Aslen ikisi de birbirinden çok farklı sistemler ama testler denk geldi ve birer gün ara ile açıklamalar medyaya yansıdı. Birisi Türkiye’nin yeni aldığı Rus yapımı S-400 yüksek irtifa hava savunma füze sisteminin Ankara’da yapılan testleri. Diğeri ise milli imkanlarla geliştirilen ve seri üretime geçtiğinde yerli üretim şeklinde olacak olan Türkiye’nin ilk milli havadan-havaya füzesi Bozdoğan’ın ilk kez hareketli bir hava hedefine ateşlenmesi ve tam isabet ile hedefini düşürmesi.

S-400 TESTİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ TESTLER
Anakara valiliğinin bir önceki günkü açıklamasında “Hava savunma sistemlerinin testi” dendiği için hepimiz S-400 düşündük. Çünkü Hisar füze sistemi olsa Konya’daki atış sahasında olması gerekirdi. Oysa S-400’ler Mürted (Akıncı) Üssü’nde idi. Ancak valilik F-16’ların alçak uçuş yapma ihtimaline binaen bu açıklamayı yaptı (15 Temmuz’u çağrıştırmasın diye). Öncelikle geldiklerinden beri S-400’lerin hiç çalıştırılmamış veya bir uçağın uçurulup radar başındaki operatörlerin onun test etmediğine inanmak zor. Çünkü eğitimler uzun süredir devam ediyor ve bahar aylarında sistemin tamamı yani şu ana kadar teslimatı gerçekleştirilen her birinde 8 lançer bulunan 2 bataryada mürekkep 1.Filo’nun tamamı opresyonel yani göreve hazır olacak.

Peki testleri ve personel eğitimi devam eden S-400 hazırlıklarının bu sefer ne farkı vardı? Ankara yönünden ve alçak uçuş ile gelen F-16’ların ilk kez test kapsamında bu tip bir uçuş yapma ihtimali olsa bile bana daha çok esas farkın bu sefer kamuoyuna/medyaya ve daha çok dünya kamuoyuna duyurularak mesaj verilmek istenmesi olarak geldi.
Her ne kadar gazeteciler, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na konuyu sorduğunda “S-400’leri kurmayacağımız yada kullanmayacağımız konusunda hiç kimseye bir taahhüdümüz yok. Hava savunma sistemine ihtiyacımız olduğu için aldık” şeklindeki açıklamalarını dünkü testin S-400 testi olduğunu kabul ettiği manasında algılayıp haber yapmış olsalar da henüz hiçbir yetkili “Evet, dün S-400’leri test ettik” demedi. Ancak medyanın görüntü almasına müsaade edilmesi, olayın yalanlanmaması ve diğer hususlar testlerin veya testin dünyaya duyurulmasının istendiğini gösteriyor. Hiç kimseye haber de verilmeyebilirdi. Yani zaten yüksek irtifa ve uzun menzilli olan sistem yakınlarında F-16 olmadan da test edilebilir, personel eğitilebilir, IFF sorgusu yapılıp Türk uçaklarını dost görüyor mu diye bakılabilir, F-16 ve F-4E uçaklarımızı tanıyıp tanımadığına bakılabilir, personel uçakları zamanında görüp angajmana girip uçağa radar kilidi atabilecek mi test edilebilir vs vs. bunların hiçbiri için Ankara üzerinde alçak irtifadan F-16 uçurmaya gerek yok. Başka yerde yazdığım gibi F-16’larda devam eden milli projelerin testleri de olabilirdi.
Ancak yukarıda da belirttiğim gibi bu testin teknik yönünden çok politik mesaj, psikolojik harekat yönü önemli. Çünkü biliyoruz ki personel eğitiliyor ve bahar ayına kadar personel de sistemde sürekli test edilecek. Belki Konya atış sahasına götürülüp test atışı bile yapılacak veya yapıldı. Hatta Türk heyetinin Rusya’yı ziyaretinde “Target Drone” olarak adlandırılan insansız tek motorlu hedef uçak veya seyir füzesine (balistik füze değil, seyir füzesi) karşı test yapılıp heyete gösterildiğini dahi söyleyenler var. Target drone yani hedef drone denen şey bizim TUSAŞ’ın Şimşek hedef uçağı gibi olan hedef hava araçları. Muhtemelen aşağıda anlatacağım Bozdoğan hava-hava füzemizde dün bu tür bir hedefe karşı denenmiş olmalı.
Sonuçta medyaya yansıyan aynı fotoğraf karesinde yani bir kadraja sığan: Büyük bombardıman uçaklarını 570 km, savaş uçaklarını yaklaşık 400-450 km mesafeden tespit eden yerdeki ana tarama radarı Big Bird, yükseltilmiş kule (Mast) üzerinde ise C bant, 300 km menzilli, 100 km irtifaya kadar tarayan yüksek irtifa erken uyarı radarı Cheese Board ve bunların çok yakınından geçmekte olan F-16C uçağımızın olduğu fotoğrafı gördüğümde ilk aklıma gelen verilmek istenen “Bir mesaj” dedim. Nitekim ABD’den gün içinde gelen sert mesaj da yerine ulaştığını gösteriyor. Tam olarak ABD ve Trump yönetimini temsil etmeseler de ABD'nin eski DAEŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk'un Erdoğan'ın Beyaz Saray'da Trump ile görüşmesine atıfta bulunarak "Utanç verici" demesi ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen’ın "Erdoğan, Trump'a ve NATO'ya 'nanik' yapıyor, bir kırmızı çizgiyi daha çiğniyor" demesi bunun işareti. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ise “Türkiye’nin S-400’e ilişkin adımları endişe verici” dedi.
Türkiye ise bu testi dünyanın gözüne soka soka yapmakla test yapmaktan ziyade S-400 kararlılığını, istendiği gibi ‘Traktörle ezmeyeceğini’ göstermekte. Yani ABD’ye S-400’ü iptal etmeyeceğinin sinyalini vermekte. Yoksa test için de olsa F-16 neden S-400’e o kadar yaklaşsın? Nerede ise F-16 topla vuracak kadar yakındı. F-16 veya başka bir uçak S-400’e o kadar yaklaşmışsa zaten S-400 imha olmuş demektir. Zaten muhtemelen radarın kör noktasına kadar girmiş oluyor. Diğer yandan 395 km, 250 km ,120 km gibi menzilde füzeleri olan S-400 zaten F-16’yı o kadar yaklaştırmaz. Alçak irtifadan geldiğini farz etsek bile daha önceki yazılarda belirttiğim gibi yüksek irtifa sistemi olan S-400 çok alçak irtifa tehditlerine karşı Hisar-A ve Korkut gibi milli alçak irtifa hava savunma sistemleri tarafından korunacak. Yani S-400 Ankara ve çevresini korurken milli sistemler de S-400’ü koruyacak. Bu size garip gelebilir ama hava savunmanın mantığı bu. İdeal bir hava savunma iç içe geçmiş kademeli, sanal çeyrek kürelerden oluşmuş sahaları koruyan, her irtifa ve hedef türüne ayrı hitap edebilecek füzeler barındıran bir hava savunma şemsiyesi olmalı.
TÜRKİYE’NİN İLK HAVADAN-HAVAYA FÜZESİ “BOZDOĞAN” TEST EDİLDİ VE HEDEFİ VURDU
Diğer önemli test ise havadan-havaya kısa menzilli, teknik tabiri ile görüş içi, kısa menzilli, Fox-2 füzesi Bozdoğan füzesinin yerdeki bir (temsili F-16 kanadından) havada hareket eden yani kaçan bir insansız hedef drone’a ateşlenip, onu vurması idi. Tabi ki S-400 testiden kat kat daha önemli bir gelişme idi. Dünyada 10 civarı ülkenin üretebildiği havadan-havaya füze ligine girmenin son adımlarından biri idi.

Bu Bozdoğan füzesi için son yer testi idi. Daha önce uçaktan bırakma testleri, flutter testleri yani hedef kovalamak ve patlamak hariç her türlü atış testi yapılmıştı. 2020 yılı içinde ise F-16 uçağından gerçek bir hedef drone’a atış yapılarak hedefi yakalayıp imha etmesi beklenecek. Sonrasın da ise 1-2 yıl içinde seri üretim başlayacak.
Aslında birkaç yıldır geliştirilen füze seri üretime az kala yani bir iki yıl kala isim değişikliğine uğradı. Duyduğuma göre hava kuvvetlerinin talebi doğrultusunda daha önceden görüş için, kısa menzil, IIR (Kızılötesi görüntüleme arayıcı başlık) güdümlü Gökdoğan füzesinin adı “Bozdoğan” oldu. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da füzeden bahsederken bu ismi kullandı.

AR (aktif radar) güdümlü, BVR (Görüş ötesi menzilli), orta menzilli havadan-havaya, Fox-3 füzesi Bozdoğan’ın yeni ismi ise “Gökdoğan” oldu.
Her iki füze birlikte Göktüğ havadan-havaya füze ailesini oluşturuyor. Gökdoğan’ın da yerden fırlatma testleri yapılıyor. Ancak o henüz hedef kovalayıp imha etmedi. İlgililer için belirteyim ısı yani IIR güdümlü Bozdoğan hava kuvvetlerimizde de kullanılan Amerikan AIM-9X Sidewinder füzesinin muadili. Ar güdümlü Gökdoğan ise yine bizde de kullanılan hatta Rus Su-24 uçağını düşürdüğümüz AIM-120 AMRAAM füzesini muadili. Yani ne demek? Birkaç yıl sonra AIM-9X ve AIM-120’ye eskisi kadar ihtiyaç kalmayacak. Eskisi kadar diyorum. Çünkü AIM-9X’den çok daha iyi bir füze olan PYT-5 füzesini yapan İsrail hala daha AIM-9X siparişi veriyor. Bunu F-35’ler için yani henüz PYT-5’i entegre edemediği için veriyor diyenler var ama bence daha çok füze çeşitliliği için. Yani biz de az sayıda da olsa almaya devam edebiliriz. Ancak bu hiç mühim değil, az sayıda dedim zaten. Önemli olan bağımlılıktan kurtulmak.

Füzelerin özelliklerini TÜBİTAKSAGE sayfasından öğrenebileceğiniz gibi yine bu sayfalarda çok uzun bir yazıda anlatmıştım. Oradan da bakabilirsiniz:
https://www.gaste24.com/goktug-fuze-ailesi-makale,62.html
SON OLARAK HAVA-HAVA FÜZESİ YAPMANIN ÖNEMİ NEDİR?
Yukarıda alım yapmaya devam etme ihtimalimiz var dedim ama milli hava-hava füzeleri birkaç yıla seri üretime geçtiğinde çok önemli bir şey değişecek. Bu üretimin önemi ne?
Ekonomik açıdan yerli üretimin daha ucuz olmasından başka çok daha stratejik bir önemi var. Malum milli muharip uçak projesi TF-X devam ediyor. Düşünün ki piyade tüfeği yapmışsınız ama fişeklerinin tamamını dışarıdan alıyorsunuz ve aldığınız X ülkesi sizin Y ülkesi ile savaşmanızı istemiyor. Şans bu ya Y ülkesi ile savaş çıktı. Depolarda fişek kalmadı. Tüfek var ama fişek/mermi yok. Durum ne kadar berbat demektir değil mi?

İşte uçağımız olsa bile düşman uçaklarına karşı TF-X, F-16, F-4E bizi korurken tüfeğin mermisi gibi savaşacağı mühimmatın adı da hava-hava füzesi.

Yani sonuç olarak milli hava-hava füzeniz yok ise TF-X yapmakla bağımlılıktan kurtulamadığınız gibi savaşta uçaklarınız hiçbir işe yaramayabilir.
İşte Göktuğ hava-hava füze projesi bunun için başladı.