Sanki, “başlamayacak” diyenlere inat savaş başladı, “ilerlemezler” diyenlere inat ilerliyorlar ve “direnemezler” diyenlere inat Ukrayna halkı işgale direniyor. Evet, acı dolu bir Rus işgaline daha şahit oluyoruz.

Ancak bu savaşın diğer savaşlardan en önemli farklarından biri sosyal medyanın kemale erdiği, internetin Ukrayna’nın köylerindeki köylülerde dahi cep telefonu marifeti ile olduğu bir savaş olması. Yoksa Rus ordusunun, terk edilmiş, paletli araç üzerindeki 9K33 OSA hava savunma sisteminin Ukraynalı bir çiftçi tarafından savaş ganimeti gibi traktörle çekilerek evine götürüldüğü videoyu başka nasıl görebilirdik? (twitter hesabımda videosu var.)

Eğer Ruslar bu savaşta da Çeçenistan ve Afgan-Rus savaşında yaptıkları katliamları yapmıyor ise bu sadece ve sadece sosyal medyanın yüzü suyu hürmetine. Çünkü 2020’deyiz. Sivil katliamı konusunda örneğin Ruslar, Amerikalılar, İngilizler, Hollandalılar, Belçikalılar veya Fransızları veya diğer tarihteki sömürgeci devletleri yarıştırmanın gereği yok. Hepsi birinciliğe oynamak için ellerinden geleni yapmışlar. Ancak Rusların talihsizliği, yani şehirleri rastgele bombalayıp sonuca daha çabuk ulaşmamasının bir sebebi de internet ve sosyal medya.

İnterneti kapatır veya hackler dediğinizi duyar gibiyim. Ama unutmayın eskiden görüntü olmak için bir video kamera lazımken şimdi savaş şartlarında bile herkeste cep telefonu var ve bir ağa erişim olmasa da bunu bir şekilde daha sonra medyaya aktarabilir. Bir aktarırsa da Intagram, Twitter derken haber patlar, çünkü Çin hariç dünyada herkes tepkili.

Birinci ve İkinci Körfez Savaşları ile Irak’ta 1,5 milyon insan öldürüldü. 2003’deki 2.Körfez Savaşı’nda internet vardı ama Irak’ta ne kadar yaygındı. En azından Cep telefonu… 1.Körfez Savaşı’nı ise CNN Bağdat’tan canlı verdi ama sadece bombardımanı veya ne göstermek istiyorsa onu verdi, savaş boyunca.

Neyse lafı fazla uzatmaya gerek yok. Kısaca bu savaş Vietnam’dan, Irak’tan, Afgan-Rus veya Çeçenistan Savaşı’ndan farklı. Rusya zaten çok fazla kayıp vermeyi kendi kamuoyu nezdinde de göze alacak durumda değil ki, Rusya’da barış yanlısı gösteriler artıyor. Ayrıca Ukrayna’yı çok tahrip etmeden ve sivil katliamının yer aldığı bir görüntüde dünya çapında sosyal medyada TT olmadan bitirmeyi hayal ediyor. Buna rağmen daha şimdiden internet acizlik ve basiretsizlik dolu videolarla doldu.

Rus-Ukrayna uçaklarının arasındaki dogfight’ları konu edinen sahte videolara yani DCS videoları olsa da birçok gerçek MANPADS zaferinde düşen Rus uçakları ve helikopterlerini gördük ki tamamı cep telefonu çekimi.

Her üç tarafta Rusya, Ukrayna ve ABD-İngiltere, medya/sosyal medyada psikolojik savaş amaçlı haberleri servis ederken daha önceki savaşlarda duymadığımız şeyleri de duymaya başladık. ABD televizyonlarına göre doğru mu yalan mı bilemem: her Rus alayında ceset yakmak için bir seyyar fırın varmış ve ölen Rus askerleri çok olduğundan ve cenazelerin hem harp meydanında lojistik açıdan ek iş olacağı hem de cenaze törenlerinin Rus halkının moralini bozacağından, askerler yakılıp sadece külleri bir kutu içinde Rusya’daki ailelerine gönderiliyormuş. Bu inanılması zor bir uygulama ama dediğim gibi doğru da olabilir yalanda fakat bu önemli değil. Önemli olan 10 yıl önce olsa bundan haberimiz bile olmazdı. Çünkü sadece CIA’in iddiası olarak kalırdı. Oysa şimdi protesto eden Rus askerlerin cep telefonları çekimleri veya olayın diğer şahitleri bu tür uygulamaları faş ediyor veya iddia bu iddialara dayanıyor.

Örneğin Bosna katliamına aylarca sessiz kalan NATO, aynı şey bugün olsa idi müdahale için yine o kadar bekleyebilir miydi? Yaşı benim kadar olanlar Sırp katliam ve tecavüz haberlerinin her gün birinci sayfalarda görmekten haber okuyamaz hale geldiğimizi hatırlar.

Diğer yandan bu savaş çok enteresan olaylara sahne oluyor. Sanki ABD ve Rusya anlaşmış ve Avrupa’ya silahlanma ve NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırmaları konusunda bir ders vermek istiyorlar gibi. Tabii ki böyle şey olmaz. Ama Finlandiya’nın F-35’i tercih etmesi gibi diğer ülkeler nezdinde arkası gelecek. En azında korku-silahlanma paradoksu başladı. Örneğin İsveç NATO’ya üye olmayacağını “Vallahi billahi olmayacağım Putin” kıvamında açıkladı.

Diğer yandan ABD ve Ukrayna savaşı meskûn mahal, gerilla harekatı gibi bir strateji ile Rusları tuzağa çekmek için başta cılız direnişle hızlı ilerlemelerini sonra da kendi savunma hatlarında mesela Kiev’de gibi, beklemeye başladılar diyebiliriz. Javelin ATGM ve Stinger MANPADS’in binlerce miktarlarda dağıtılması veya sevk edilmesi ve sık sık medya düşen uçak-helikopter-tank imha görüntüleri bunun ispatı gibi. Oysa NATO tek bir asker sokmadı bu sebeple Patriot gibi hava savunma sistemleri de veremiyor çünkü personel de vermeli.

Rus-Afgan Savaşı’ndaki gibi Rusya’yı bataklığa sürüklemek ister gibiler. Ekonomik olarak zaten Rusya bir iki ay içinde çok büyük bir tsunaminin etkisinde kalacak. Her ne kadar bizim bazı yorumcular “Putin göze aldı çok etkilenmeyecek” dese de buna dünyada kimse inanmıyor, ben de inanmıyorum, çünkü depremin şiddeti beklenenden büyük. Tabii olarak tsunami dalgası sadece turizm değil, petrol fiyatları ve Rusya ile ticaret vb. bize de bir süre sonra ulaşacak.

Zaten Ukrayna ile olan savunma sanayi işbirlikleri büyük zarar görecek. Tek tesellimiz Baykar TB-2’nin 2-3 Rus konvoyunu hem de içinde BUK hava savunma sistemi varken imha ederek dünya çapında şov yapmış olması. Hem de Rus Hava Kuvvetleri’ne rağmen.

Ancak diğer motor sistemleri anlaşmaları bizi çok olumsuz etkileyecek. ATAK-2 motoru, Gezgin Seyir füzesi test-geliştirme motoru, Akıncı SİHA motorları, MİUS turbofan motoru vb. Rusya sadece Ukrayna’yı değil, dolaylı olarak da bizi vuruyor aslında. Ayrıca Soğuk Savaş’ın bana göre üçüncü evreye girmesine ve Karadeniz’i Rus gölüne çevirecek olmasına başlı başına büyük bir tehdit. Yazıyı uzatmamak için bu hususlara girmiyor ve başka yazılara bırakıyorum.

Rusya’nın 9M723 İskender-M taktik balistik füzeleri, BM-30 topçu roketleri, Kalibr/Club serisi seyir füzeleri ile ilk günlerde stratejik hedefleri vurması ve savaşın ilk günlerdeki stratejisinin yorumcuların söylediğinin aksine yoğun hava saldırısı yerine bunlar üzerine oturttuğunu ve benim 2 hafta önce bunu Youtube videolarımda iddia ettiğimi yani haklı çıktığımı Habertürk Televizyonu’nda katıldığım iki programda da anlattım, bahsettim. Burada tekrar buna girmeyeceğim.

Ancak sonrasında düşürülen Rus uçakları haberleri gerçekten tüm dünya gibi beni de çok şaşırttı. Aslında çok kısa sürede hava üstünlüğü ve hava hakimiyeti sağlamasını beklediğimiz Ruslar bunu başaramadı ve bırakın Ukrayna Su-27’lerini TB-2’ler bile hala uçabiliyor.

Diğer yandan Ruslar manasız ve anlamsız belki de sadece psikolojik harekat amaçlı saldırılar da yapıyor. Mesela Ukrayna-Antonov yapımı ve uçan tek bir örneği olan AN-225 Mriya (NATO kod: Cossack) uçağını hangarında vurdular. Firma hasar raporundan sonra açıklama yapacak. Oysa bir havacılık ikonu idi. SSCB zamanı Ukraynalılar Sovyet uzay mekiği Buran’ı taşısın diye yapmıştı. Dünyanın en büyük kargo uçağı aynı zamandan bir iki yıl öncesine Stratolaunch çıkana kadar en büyük uçaktı.

(Çift gövdeli Stratolaunch: Microsoft'un kurucularından Amerikalı milyarder Paul Allen’ın şirketinin yaptığı uzay turistlerini taşıyacak araçları, uzaya uydu taşıyan SLV’leri vb. atmosfer dışına çıkacak sistemleri çok daha maliyet-etkin şekilde 10.000 m’ye çıkarıp oradan bırakarak uydu fırlatma maliyetini düşürüp, uydu fırlatma tesislerine olan ihtiyacı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Şu an dünyanın en büyük uçağı, AN-225’den daha büyük ama kargo uçağı olarak AN-225 hala birinci idi.)

Diğer yandan insan ister istemez SSCB dağıldığı zamanlarda bir anda dünyanın üçüncü büyük hava gücü ve üçüncü büyük nükleer gücü olan Ukrayna’yı hatırlıyor ve gelinen noktaya inanmıyor. Malum o zamanda Rusya, ABD, İngiltere Ukrayna’ya güvenlik ve toprak bütünlüğü garantisini yazılı olarak vermiş ve tüm nükleer silahlardan arınmasını ve NPT’ye imza atmasını istemişti. Hatta sonradan INF’ye bile imza attı. SS-20, SS-18 ICBM’ler nükleer başlıkları ile imha edildi (ki bunu sadece Ukrayna yapıyordu, Ruslar yapamıyordu ve dünyanın en büyük ve en uzun menzilli ve en çok savaş başlığı alan bu sıvı yakıtlı ICBM’sinin sadece nükleer harp başlıkları Moskova’da geliyordu. Gerisi motorlar dahil Ukrayna yapımı idi.). Tu-160 stratejik bombardıman uçakları müzeye-imha-Rusya’ya geri satış şeklinde, Tu-95 stratejik bombardıman uçakları Rusya’ya satış şeklinde arındırıldı. Tüm nükleer silahlar (1000’den fazla başlık) Rusya’ya iade veya imha edildi. Sonra yıllar sonra Ruslar Kırım’ı ilhak etti. ABD, İngiltere hiçbir şey yapmadı.

Bu konuda son olarak size SSCB’den kalan, bir kısmı Rusya’ya satılan, bir kısmı imha edilen ve 1995 yılı itibari ile dünyanın en büyük hava gücünün tahmini rakamlarını vereyim. Hemen belirteyim ki bugün savaş öncesi yani geçen haftaya kadar 51 adet Mig-29 ve 32 adet Su-27’si hariç işe yarar uçağı olmayan Ukrayna Hv.K.’den bahsediyorum ki bu sayılar bile teyide muhtaç.

Evet 1995 yılındaki Ukrayna Hv.K. ise:

Savaş Uçakları

-230 Mig-29

-80 Su-27

-80 Mig-25

-200 Su-24

-60 Su-25

-277 Mig-23/27

Stratejik Bombardıman Uçakları

-19 Tu-160

-25 Tu-95

-90 Tu-22

Stratejik Kargo Uçakları (ayrıca küçük olanlar da vardı)

-170 IL-76

-18 IL-78

Jet Eğitim/Yakın Hava Desteği

-430 L-39

Son olarak bugün itibari ile Ukrayna’nın resmi olarak açıkladığı ancak teyit edilmesi daha uzun süre boyunca imkansız olacak olan Ukrayna hava zaferleri veya düşürülen Rus hava araçlarını ekleyeyim: 29 uçak, 29 helikopter, 3 İHA/SİHA ayrıca çeşitli kara unsurları ve asker sayılarının yanında 6 adet hava savunma füze sistemi. Tabii olarak Rusya çok daha az olduğunu iddia ediyor.

Umarım savaş en kısa sürede sona erer ve bölgeye tekrar barış hakim olur. İnsanların acıları diner ve yaraları en kısa sürede sarılır. Haftaya görüşmek üzere.

Hakan Kılıç

Savunma Analisti- @hkilichsword