Yeni silahlanma yarışının arefesindeki dünya ve Türkiye için etkileri

Putin, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüşmesinde, “Amerikalı partnerlerimiz anlaşmadaki (INF Antlaşması’nı kast ediyor) katılımlarını durdurduklarını açıkladılar. Biz de durduruyoruz. Onlar bilimsel araştırma çalışmaları ve deneysel gelişim çalışmaları ile ilgilendiklerini açıkladılar. Biz de aynısını yapacağız” dedi.

Putin, ABD’nin INF’den çıkmasına yanıt olarak Moskova’nın da anlaşmaya katılımını durdurduğunu açıkladı.

Daha önce Dış Politika Dergisi’nin son sayısında (7.Sayı) “INF TREATY” (ORTA MENZİLLİ NÜKLEER KUVVETLER ANTLAŞMASI) VE ABD’NİN ÇEKİLME DÜŞÜNCESİNİN SEBEPLERİ başlıklı uzun makalede antlaşmanın ayrıntılarını ve iptal olursa neler olabileceği ile gerçek iptal sebeplerini, Çin etkisini, antlaşma öncesini, sonrasında yaşananları, hangi silahların hangi sayıda imha edildiğini anlatmıştım.

Kokpit.aero’da ise antlaşma hakkında yazılı ve özellikle görsel medyada yanlış yazılanları, söylenenleri ve ABD’de Trump’a muhalif olarak antlaşmadan çekilmenin dünya barışını nasıl baltalayacağını ifade eden gerçekten uzman (Sadece akademisyen veya asker kimliği olup uluslararası ilişkiler konusunda yorum yapan değil, nükleer silahları daha da ziyade balistik füze ve diğer füze sistemlerine hâkim insanların) ifadelerine yer vermiştim.

Daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler dergiyi webden alarak veya diğer yazıyı siteden okuyabilir. ABD Kongresi'nin 27 Mayıs’ta onayladığı 27 Aralık 1988’de ABD Başkanı R.Reagan tarafından ilan edilen (Gorbaçov ve Reagan arasında bir yıl önce imzalanan) antlaşma kapsamında yasaklanan ve imha edilen seyir ve balistik füzeleri aşağıda görebilirsiniz. Toplamda 2692 adet füze imha edildi ve bu imha işlemi karşılıklı heyetlerce denetlendi.

Şurası bir gerçek ki yeni bir anlaşma veya antlaşma yapılmaz ise ki bu çok zor görünüyor, açıklamaların yapıldığı 2 Şubat 2019 itibari ile yeni bir silahlanma yarışının başladığını söyleyebiliriz. Ancak bu demek değildir ki tabloda gördüğünüz füzeler yeniden üretilecek. Çünkü bunlar modası geçmiş füzeler. Özellikle balistik füze çeşitleri. Tabloda olup hala kullanılan füze ise son Suriye saldırısında da olduğu gibi BGM-109 Tomahawk seyir füzesi. Ancak onun A modeli nükleer başlık kabiliyetli olduğu için imha edilmişti. 1988’den bugüne kadar olanlar konvansiyonel başlık kullanan modelleri idi.

INF TREATY Yani Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması kapsamında 500 ila 5500 km arasındaki tüm kara konuşlu seyir ve balistik füzeler ABD-Rusya arasında yasaklanmış ve füzeler, lançerler ve diğer yardımcı teçhizat ile birlikte yok edilmişti. Şimdi ne olacağı çok basit. ABD zaten Rusların 9M729 GLCM (SSC-X-8) SS-N-30A gibi Kalibr seyir füzesi türevleri ile INF Antlaşmasını deldiğini iddia ederken Ruslar da nispet yapar gibi 9M729’un geçen hafta yeni versiyonunun lansmanını dünya medyasına yaptı. Her iki tarafta seyir füzelerini mümkün olduğu kadar daha çok çeşitli platformdan (kara-hava-satıh ve sualtından/denizaltından) ateşlenecek şekilde ve daha uzun menzilde ve de esas önemlisi nükleer başlık taşıyacak şekilde üretmeye başlayacak.

Ayrıca yukarıda bahsettiğim imha edilen modası geçen balistik füzeler meselesi var. Antlaşma gereği ABD/Rusya 500 km menzilli SS-26 Iskander TBM’si gibi örnekler hariç 500 km’den daha yukarıya ta 5500 km’ye kadar ara menzilllerde balistik füze üretemiyordu. O yüzde antlaşmanın adı “Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler”. Yoksa yukarıdaki dergi ve sitede uzun uzun anlattığım gibi orta menzilli balistik füzeler antlaşması değil. 500 + kısa menzilliklerden 5500 arası IRBM’ye kadar yani SRBM/MRBM/IRBM’lari de kapsadı. Hatta aslen 5500 km menzili ile kıtalararası balistik füze olan (ICBM) SS-20 Rus balistik füzesi antlaşma kapsamına alınarak imha edildi. Üstelik 3 adet nükleer savaş başlığı içeriyordu.

Oysa bu aralıkta Çin’e ait çok çeşitte ve yüzlerce sayıda balistik füze var. İşte şimdi muhtemel ABD ve Rusya’da bu balistik füzelerin güncel versiyonunu yeniden daha doğrusu o tiplerin versiyonu değil, yepyeni füzeler yapılacak. Bu teknoloji zaten ellerinde var çünkü çok daha uzun menzilli olan denizaltılardan atılan SLBM ve ICBM’ler zaten kapsam dışında idi. Dolayısı ile 13.000 km menzilli ICBM yapan bir ülke için 500-5500 arası sadece kısa bir zaman meselesi.

YENİ SİLAHLANMA YARIŞININ DÜNYA VE TÜRKİYE'YE ETKİSİ NE OLACAK?

Yeni bir silahlanma yarışının arefesinde iken bunun dünyaya ve ülkemize de etkisi olacağı muhakkak. Aslında bu makalede diğerlerinden farklı olarak ben bu noktaya temas etmek istiyorum. Şimdilik maliyet kısmına dönersek ABD yeni seyir füzesi geliştirme projesi olduğunu hatta hipersonik seyir füzesi yapacağını ilan etmişti. Rusların uçak konuşlu olduğu için (Mig-31) aslen Iskander füzesinin uçağa taşınmış hali olan 2000 km menzilli Kinzhal ASBM/hipersonik füzesi ile INF’yi delmiyormuş gibi yaparak (aslında delmiyor da) ama çok daha uzun menzillisini yapması ve Çin’in sayısız çeşitli füzeleri son derece tahrik edici durmaktadır.

RUSLARIN ISKANDER FÜZESİ

Üstelik NATO EPAA kapsamında Polonya ve Romanya’ya yerleştirilmiş aslen balistik füze savunma sistemi olsa bile Rusların iddiasına göre içerisinden seyir füzesi de ateşlenebilme imkânı olan AEGIS Ashore tesisleri sebebi ile Polonya ciddi tehdit altındadır. Bu sebeple INF iptalinde ilk yumruğu Polonya sallayarak Avrupa ve Polonya’ya ABD’nin nükleer başlıklı füze yerleştirmesi gerektiğini söyledi. Bu bende anında dejavu yaptı. Lise öğrencisi iken Avrupa’daki Amerikan nükleer başlıklı füzeleri Pershing-2’lerin çekildiği haberlerini hatırladım. Hepsi imha edilen Pershing-1/2 füzelerinin muadillerinin üretilip Avrupa’ya yerleştirilmesi korkunç bir nükleer silahlanma ve silahlanma maliyeti getirecektir. Şimdilik Almanya, Fransa, İtalya gibi Avrupa devlerinin buna şiddetle karşı olduğu bilinse de Rusların Iskander füzeleri ile yaptığı baskı ve endişenin on katını yeni nükleer başlıklarla yapacağı kesin. Avrupa’nın nükleer füze politikasına çok direnebileceğini sanmıyorum.

AEGIS Ashore ise ABD donamasının hava savunma muhrip ve kruvazörlerindeki VLS-dikey füze fırlatma lançerlerinin kara konuşlu hali. Tabi SPY-1 radarları ve AEGIS savaş yönetim sistemi de dahil. AEGIS bizim donanmamızdan kullanılan milli yazılım GENESIS’in daha çok balistik füze savunması üzerine uzmanlaşmış versiyonu. Tabi ki geçmişi ve kabiliyeti çok daha fazla. Ancak sorun bu lançerlerden Tomahawk da ateşlenebilmesi. Yukarıda bahsettiğim gibi Tomahawk seyir füzesinin istenildiği taktirde nükleer harp başlığı olanı da yapılabiliyor.

BALİSTİK FÜZELERİ SAKLAMANIN YOLU YOK

Her ne kadar balistik füzeleri %100 durduran bir sistem dünya üzerinde henüz olmasa da balistik füzeleri saklamanın yolu yok. Yani Avrupa’dan veya dünyanın herhangi bir yerinde Rusya’ya karşı nükleer başlık taşıyan balistik füze çıkış yaptığından Rusya’da silo kapakları açılmaya başlar. Balistik füze durdurmak zor ama ABD-Rusya gibi erken uyarı sensörleri yoğun olan ülkeler için görmek ve karşılığını vermek zor değil. Bu durum da karşı tarafı caydırıyor. Zaten her zaman yazdığım gibi bir tarafın sensörlerini veya bunlara bakan adamları hani olmaz ya bir gün tatil etsen ertesi gün karşı taraf ani bir nükleer taarruz ile işi bitirir. Çevre kirliliği, insan hakları falan hikaye…

LAVROV'UN SÖZLERİNİN ANLAMI

İşte Lavrov, “Amerika kendi füze savunma sistemlerini denemek için balistik füzeler kullanmaya başladılar, 2014 yılından itibaren Avrupa’da yine kendi hava savunma sistemleri için füzeler yerleştirmeye başladılar” derken bunu kast ediyordu. Yani VLS lançerlerinin savunma değil saldırı amaçlı kullanımını. Gerçi henüz ABD bu kara konuşlu AEGIS Ashore üslerindeki VLS lançerlerinin içine anti-balistik yani balistik füzeleri önleyen füzeler haricinde füze yerleştirmedi. Fakat yarın BGM-109A benzerini yeniden üretim yerleştirmeyeceği ne malum?

SEYİR FÜZESİNİN TEHLİKESİ

İşte nükleer harp başlıklı seyir füzesinin tehlikesinin sebebi de buradan kaynaklanıyor. Çünkü seyir füzeleri balistik füzeler gibi termosfer-mezosfer arası yani atmosferin üst katmanlarında seyahat etmez. Yerden sadece 20-30 veya 50 metre irtifadan uçar. Bu da radarlar tarafından görülmesini imkânsız hale getirir. Eğer nükleer saldırı yapılacak şehrin yakınlarında uçan bir AWACS yoksa yakındaki bir radara 40-50 km yaklaşana kadar görülmesi imkansızdır ki bu durum da sadece deniz üzerinde ise geçerlidir. Yani dağların arasında gelen bir seyir füzesini ister Tomahawk olsun ister Rus Kalibr isterse milli seyir füzesi SOM olsun göremezsiniz. Seyir füzelerinin Türkiye etkisine aşağıda dönmek üzere maliyet etkisine devam edelim.

Putin, Rusya’nın kendisi için masraflı olan silah yarışına girmeyeceğinin altını çizerek (!), Savunma Bakanı’na mevcut bütçe çerçevesinde bu önlemlerin uygulanıp uygulanamayacağını sormuş. Bunun üzerine S.Bakanı, Savunma Bakanlığı’nın önümüzdeki günlerde bu çalışmaların yürütülmesini sağlayacak bütçe düzenlemelerini sunacağını belirtmiş.

Dış Politika Dergisi 7.Sayı’da değindiğim konudan kısa bir alıntıyı aşağıya eklemek istiyorum.

ANLAŞMA İPTALİNİN NEDENİ ÇİN Mİ?

“INF Antlaşmasını Yıkan Esas Güç INF’ye Hiçbir Zaman Taraf Olmayan Çin Halk Cumhuriyeti Olabilir Mi?

Çin, INF Antlaşması sınırlamalarına bağlı değildir ve INF tarafından Güney Çin denizlerinin ve Pasifik'in ada zincirlerinin koruması için yasaklanan menziller içindeki kara tabanlı balistik füzeleri ve seyir füzelerini onlarca yıldır geliştirip üreterek gücünü arttırmıştır. Diğer bir deyişle Çin tabi olarak sanki ABD-Rusya arasında INF sınırlamaları hiç yokmuş gibi fütursuzca ve vurdumduymaz bir şekilde bölgeyi özellikle Güney Çin Denizi’ni ve kıyılarını kendi çıkarları gereğince silahlandırmıştır.

TÜM ÇİN KIYILARINI BALİSTİK FÜZELERLE DOLDURDU

Zannımca ABD’nin INF’yi terk etmesinin sebebi Rusya’nın faaliyetleri daha ziyade antlaşma imzalandığı 80’li yılların sonunda balistik füze teknolojisinde henüz “Büyüme çağında” olan Çin’dir. Bugün Çin ICBM+SLBM sayı ve başlık kapasitesi olarak ABD ve Rusya’nın çok gerisinde olsa da INF’nin her iki ülkenin elini kolunu bağlamasını çok iyi değerlendirmiş ve hem ana karasını hem de kuzeyden, güneydoğu kıyılarına kadar tüm Çin kıyılarını daha kısa menzili balistik füze cennetine çevirmiştir. Bugün Çin envanterindeki SRBM, MRBM, IRBM füzeleri diğer iki süper güçte zaten INF’den dolayı bulunmamaktadır. Sadece Rusya’da 500 km’ye varan yani sınırda olan SS-26 Iskander füzeleri ki bana göre nükleer başlık da taşıyan bu füzeler terminal aşaması manevra kabiliyeti ve son derece mobil ve atışa çabuk hazırlanmaları gibi pek çok özellikleri ile tüm dünyadaki en üstün Taktik balistik füze veya Taktik nükleer silahtır. Ayrıca 500 km altında diğer balistik füzeler de Rusya envanterinde mevcuttur. Aynı şekilde HIMARS vb. 500 km menzil altında çeşitli ABD füzeleri/topçu roketleri de mevcuttur.

İRAN VE KUZEY KORE FÜZELERİ ÇİN İLE BOY ÖLÇÜŞEMEZ

Ancak bu tip füzelere sahip dünyanın diğer iki önemli cephaneliğe sahip ülkesi: İran BSRBM, SRBM, MRBM, IRBM (Sadece 19 adet BM-25 Musudan) ve “Roket adamın memleketi” Kuzey Kore SRBM/MRBM/IRBM/ICBM’lerin (Kısa/Orta/Uzun menzilli/Kıtalararası balistik füze) nicelik ve niteliği bakımından Çin ile boy ölçüşemez. Bu durum diğer nükleer başlığa ve gelişmiş balistik füzelere sahip üç ülkesi Hindistan, Pakistan ve İsrail için de geçerlidir.”

INF ANTLAŞMASININ İPTALİNİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ NELER OLABİLİR?

Aslında yazının başından beri bu soruya cevap veriyorum. Çünkü dünyada INF’ye konu olan ve INF dışı kalmış veya kalacaklar dahil seyir ve balistik füze türündeki füzelerin yığıldığı üç nokta var. Birisi Uzakdoğu’yu da içine alan Güney Çin Deniz’leri boyunca uzanan bölge. Diğer ikisi ise bizim tam ortasında bulunduğumuz Ortadoğu ve Avrupa.

Yani ABD-Rusya arasından nükleer ve konvansiyonel başlıklı balistik füze ve seyir füzesi geliştirme ve üretme çılgınlığı başladığında bunların çoğu bizim etrafımıza yerleştirilecek. Karadeniz’de Rusların A2/AD (Geçişe kapatma ve alan hâkimiyeti veya Girişi Engelleme/Bölgeyi Hapsetme) uygulaması yapabilmesi için yerleştirdiği kıyı ve deniz konuşlu seyir, gemisavar ve hava savunma füze sistemleri zaten bu kabiliyeti Ruslar lehine çok yüksek oranda, bizim savunmamız adına ise çok çok düşük oranda yapabilecek seviyededir. Zaten Bastion P-800, Kalibr, Club gibi çok fazla platformda konuşlanma kabiliyetli ve kendisi de çok yetenekli menzilleri yüzlerce kilometreyi bulan seyir/gemisavar füzeleri Karadeniz’i füze cennetine dönüştürmüştür (Sadece Kuzey Karedeniz/Kırım Yarımadasına 3 tabur S-400 yerleştirilmiş, ayrıca S-300 vardır). Üstelik bunlara Karadeniz kıyısındaki 500 km menzilli SS-26 Iskander-M ile Ermenistan’daki 280 km menzilli Iskander-K balistik füzeleri dahil değildir. Tüm bu füzelerin menzilleri çizildiğinde Karadeniz’deki vahim durum çok net görülür.

Şimdi Rusların menzili 500 km üzeri balistik füzeleri ile muhtemel 1000 km’ye kadar yeni füze yapıp konvansiyonel başlık ile daha uzun menzillileri ise nükleer başlık ile donatıp yerleştirmesi söz konusu olacaktır. Özellikle Karadeniz ve sonrasında Doğu Avrupa’da Polonya sınırı yoğun seyir füzesi ve iç bölgelerde balistik füze üslerine/lançerlerine ev sahipliği yapacaktır. Polonya’nın bize nükleer füze yerleştirin çağrısının altında da bu Rus tehdidi ve 2.Dünya Savaşı bilinçaltı yatmaktadır.

Diğer yandan Avrupa’da nükleer başlıklı seyir ve balistik füze ihtimali Küba krizini, öncesinde Türkiye’ye Jüpiter füzelerini (nükleer başlıklı Amerikan balistik füzesi) yerleştirilmesini hatırlatıyor. Rusya çok yoğun nükleer silahlanma içine girer ve TBM ağırlıklı bir Güney Kanat tehdit programı yürütürse NATO veya ABD Türkiye’ye nükleer başlıklı balistik füze yerleştirmek için baskı yapar mı? Bu soruya cevap vermek zor. Zaten mevcutta İncilik üssünde 50’nin altında B61 nükleer bombası var ama F-16 gibi uçaklara takılıp atılması söz konusu olduğu için caydırıcı ama fonksiyonel değil. Yani savaş durumunda bunlar çıkarılana kadar üs ve çevresi 10-15 dakika uçuş süresi olan balistik füzelerin nükleer saldırısına maruz kalacağı için ancak vekalet savaşlarında diğer ülkelere veya yoğun nükleer savaşta Ruslar İncirlik’i atlarlarsa ikinci vuruş yeteneğinde kullanılabilir. Bu arada bu bombalar çift kilit ve çift şifre korumalı. Yani Türk ve ABD’li subaylar yani Türkiye ve ABD ortak kararı ile ancak depolarından çıkarılabiliyor, yüklenebiliyor ve girişler yapılarak aktive edilebiliyor.

Yukarıdaki haritada Çin füze menzillerinin Çin denizlerinde ABD hedeflerini nasıl menzili içine aldığı görülmekte.

Gelmek istediğim nokta NATO baskısı veya Rus tehdidi ve INF sonrası ABD-Rus silahlanmasının zincirleme etkisi ile Avrupa ülkeleri, Mısır, İsrail, İran vb. ülkelerin söz konusu silah türleri bazında aşırı silahlanmaları Türkiye’de belli bir stres unsuru olacaktır.

Belki de NATO baskısı olmadan Türkiye Polonya gibi talep edecektir. Mevcut siyasi yapı içinde Rusya ile dostane ilişkiler yürütmeye çalışıldığı görülse de zaman zaman Fırat Kalkanı Harekatı’nda görüldüğü gibi ciddi krize sebep olacak olaylar cereyan etmektedir. Şu an Fırat’ın doğusundaki belirsiz durum bir kenara 09 Şubat 2017’de Ocak günü Kuzey Suriye’de 3 subayımızın şehit olduğu 10 askerin yaralandığı hava saldırısı kaza kabul edilse de olaydan bir saat sonra Genelkurmay “Biz askerlerimizin yerinin koordinatını doğru verdik” diyerek adeta Rusların kaza açıklamasındaki şaibeyi ortaya çıkardı ki sonraki aylarda aynı vahim olay tekrar oldu ve bu sefer İran-Suriye kaynaklı uçak ve insansız sistemler Rus kontrolündeki üsten kalkıp saldırdı ve yine 3-4 şehit verdik.

Aslında Karadeniz ve Kuzey Suriye düşünüldüğünde kimim dost kimin düşman olduğu konjonktürel olarak sürekli değişken bir durum. Türkiye hızla silahlanacak olan Rusya karşısında kendini çaresiz hissedebileceği gibi Ruslara karşı silahlanan ABD nükleer füzeleri olamasa da Amerikan seyir füzeleri ve Akdeniz’deki gemilerin daha kabiliyetli seyir füzeleri yüklemelerinden bile rahatsız olabilir. Hele Soğuk Savaş etkisi ile bu durum Yunanistan ve İsrail’e sıçrar ise hatta İran. Unutmayın ki daha iki gün önce İran Soumar seyir füzesini tanıttı ve şekil olarak Rus Kh-55 füzesine çok benzeyen seyir füzesinin menzili 2000+ km civarlarında. Türkiye Atmaca, SOM gibi ve hali hazırda projesi devam eden Gezgin milli seyir füzesi gibi faaliyetlerini böyle bir durumda illaki hızlandıracaktır. Ancak yeterli olamaması durumunda nasıl bir tedbir alacaktır bilemem.

Benim aklıma gelen en acil ve mantıklı tedbir TF-2000 hava/füze savunma muhribi projesinin bir an önce veya acilen gerçekleşmesi. Malum daha önceki yine buradaki köşe yazılarımda bu gemi için geliştirilen ÇAFRAD radarını anlatmıştım.

Diğer yandan INF antlaşması iptali ile en ciddi baskıyı veya stres kaynağını donanmamız hissedecektir. Çünkü hava ve füze savunma zafiyeti devam etmektedir. Donanmanın hava/füze savunması, ana karada stratejik tesis koruma ve komple balistik füze savunması gibi ciddi sıkıntılarımız daha çok gün yüzüne çıkacaktır. Bunları başka yazılarda ayrıntılı konuşmak üzere burada noktalıyorum.

Umarım Trump ve Putin aklını başına alır ve Çin’i de bir şekilde INF konusunda hayal dahi olsa ikna ederek dahil edip, yeniden anlaşır. Yoksa dünya dengesi ve düzeni ciddi bozulma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

https://twitter.com/hkilichsword

Hakankilic.hsword@gmail.com

YORUM EKLE

banner8

banner19

banner6

banner17