Geçen hafta bana göre savunma sanayii sektöründeki en önemli gelişme: açıklandığı üzere Cumhurbaşkanın Erdoğan’ın, Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum ile gerçekleştirdiği bir telefon görüşmesinde, Nijer’in Türkiye’den tedarik edeceği TB-2 SİHA, HÜRKUŞ ve zırhlı araçların bu ülkenin askeri ve güvenlik kuvvetlerinin kapasitelerini artıracağını açıklaması idi.
Evet, Türkiye artık insanlı bir uçağı ihraç etmeye çok yakın. Bana göre son ayların en önemli gelişmelerinden birisi bu yani HÜRKUŞ, eğitim ve hafif taarruz/yakın hava desteği uçağının (Training-Light Attack-CAS) satışı.
Tabi ki TB-2 SİHA satışı da önemli. Zaten havacılık ürün ve platformlarının satışında son yıllarda önemli gelişmeler var. Hepimizin malumu zaten. Önce başlıklar halinde son aylardaki birkaç gelişmeyi aktaralım, sonra HÜRKUŞ’tan devam edeceğim.

-Geçen hafta Afrika kaynaklı bir haber sitesi Etiyopya’nın 6 adet TB-2’yi teslim aldığına dair haber yayınladı. Bu haber çıkana kadar biz Etiyopya’ya SİHA ihraç ettiğimizi bilmiyorduk. Yani tıpkı daha önceki Fas örneği gibi oldu. Bir baktık FAS semalarında çekilmiş TB-2 fotoları yansıdı.
-Tunus’a ANKA SİHA teslimatı gerçekleştirdi.
-Ayrıca çok yakında TUSAŞ kaynaklı açıklamalarda ismi açıklanmayan bir ülkeye daha ANKA satıldığı duyuruldu.
-Bir iki ay önce Türkmenistan’da resmigeçitte sergilene TB-2’yi gördüğümüzde TB-2 ihraç ettiğimizi anladık. Kısa bir süre sonra Kırgızistan’a da satıldığı açıklandı.
-En az HÜRKUŞ ihracı kadar önemli olan diğer gelişme TUSAŞ’ın HÜRJET (İlk Türk yapımı, turbofan motorlu yani jet uçağı olan eğitim/hafif taarruz uçağı) ile Malezya’da açılan bir ihaleye girmesi.

-Filipinler’e T-129 Atak ihraç edildi, teslimat henüz gerçekleşmedi.
-Macarsitan’da Vestel-Karayel SİHA tanıtım amaçlı bir gösteri programı yaptı.
-Baykar Savunma veya SSB çevreleri tarafından resmi olarak henüz bir açıklama yapılmasa da ve belki de sadece konuşulmuş olsa da diğer bir önemli gelişme ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İspanya Başbakanı Sanchez görüşmesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama.
“Savunma sanayiinde birlikte yapabileceğimiz çok şeyler var. İHA, SİHA, Akıncı gibi bu konularda da birçok adımları atabilme şansımız var. İspanya'nın kendi ürünlerini yine aynı şekilde paylaşabilme imkanlarımız olacak.” Yunan basınında geniş yankı uyandıran bu açıklama ile İspanya’nın da Tıpkı Ukrayna gibi Akıncı TİHA(SİHA) ihracında aday olduğunu görüyoruz.
Evet, şimdi HÜRKUŞ ile devam edelim. HÜRKUŞ satmak neden önemli?
Birincisi: İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Polonya’ya sattığımız uçakları ve Atatürk zamanında İran’a hediye edilen uçakları ve bunlar gibi 40-50’li yıllarda varsa başka ülkelere tek tük satılan birkaç uçağı saymaz isek ilk kez uçak ihraç edeceğiz (ki bu uçakların motorları ithal idi, sadece uçağın geri kalan yani ahşap, metal ve bez kısımları yerli üretim idi.)
İkincisi: havacılık tarihimizde bu kısmı da çok abartılıyor. Oysa sanayi devrimini kaçıran Osmanlı’nın yetmemiş gibi kaderin bir cilvesi olarak Birinci Dünya Savaşı’na girmesi ve Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Osmanlı’dan bir enkaz devralan genç Cumhuriyet’te de teknoloji ve ağır sanayi yoktu. Enazından motor teknolojileri. Hatta Atatürk zamanından sonra özellikle savaş yıllarında atağa kalkan havacılık ve diğer teknolojileri yakalama adına bir gayret, havacılığa karşı ilgi ve alaka varken sonradan tekrar savaş etkisi ile aramızdaki bu ara kapanamayacak kadar açılmış ve dünya birden Jet, Uzay, Elektronik ve Bilgisayar çağına/teknolojisine sıçramıştır.
Hatta 1980’lerdeki F-16 TAI fabrikası açılana kadar Türkiye’de ileri havacılık teknolojileri adına ciddi bir faaliyet yoktur denebilir. Cumhuriyetin kuruluşundan 1955 yıllarına kadar Türkiye’de üretilen ve medyada “üç uçak fabrikası kapandı/kapatıldı” şeklinde haber olan (ki bu da doğrudur) bu üç fabrika dahil üretilen toplan uçak sayısı 260-275 adet arasındadır. (İnanmayan yorumculara değil, bir Türk askeri havacılık tarihçisi bulsun sorsun veya kitap arşiv araştırsın. Bizzat bu dersi MSÜ/ATASAREN’de aldığım için rakamlara ve kaynaklara güveniyorum.)
Oysa sadece İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de 60 bin civarı, İngiltere’de 55 bin civarı ve Almanya’da 45 bin civarı uçak üretilmiştir. Aradaki astronomik fark aslında sanayi devrimi ve sonrasında iki dünya savaşı arasındaki hızlı teknolojik ilerlemeleri kaçırdığımızın açık delilidir. Dolayısı ile bugün neden MMU ile kendi uçağımızı daha yeni yapıyoruz sorunuzun cevabı da burada saklıdır. 1980’de başlarsanız ancak yaparsınız. 1960’da başlasaydınız daha faklı olurdu gibi cevaplar verilebilir. Öte yandan işte başlangıç olması yönü ile HÜRKUŞ çok ama çok önemli.

Aslında HÜRKUŞ’un motoru da yerli değil. Ancak o zamandan bu zaman çok fark var. Çünkü o zamanlar malzeme ve aviyonik teknolojisi yok gibi idi. Şimdi ise HÜRKUŞ üzerinde muhteşem bir tasarım, gövde imalatında mühendislik ve malzeme teknolojisi ve kokpit ve içerisi aviyonik dolu. Yani eski uçaklar gibi işin %90’ı motor değil. Dolayısı ile ilk kez Türkiye tasarımı ve üretimi yani milli geliştirme, yerli üretim insanlı bir hava aracı, hem de askeri amaçlı bir hava aracı ihraç edilecek.
SİHA’larda gördüğünüz ve bildiğiniz gibi 10 ülkenin üzerinde ihracat varken bir insanlı askeri uçağın ihracı daha önce bahsettiğim ve İngiltere’nin SİHA teklifi istediğini söylediğim olay kadar önemli. Yani bana göre eğer gerçekleşir ise İngiltere’ye SİHA satmaktan çok daha önemli veya en az onun kadar önemli bir başarı, Nijer’e insanlı uçak satabilmek.
Üçüncüsü ise, bu TUSAŞ veya Türk insanlı platformlarının da İHA’lar kadar başarılı ve ihraç potansiyelinin olduğunu gösteren aynı zamanda bir ilke imza atan bir satış olacak. Üstelik dünyadaki tüm turboprop motorlu eğitim uçaklarının birbirine benzediği ve çok yoğun rekabetin yaşandığı bir dünyada.
Türk Savunma Sanayii’nde faaliyet gösteren tüm firmaların yönetici ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.
Hakan KILIÇ
Savunma Analisti
@hkilichsword