Paris Airshow’da mock-up’ı yani birebir ölçekli maketi sergilenen MMU (Milli Muharip Uçak) yeni dizaynı ile bazı ipuçları veriyor. Fransız-Alman-İspanyol… yani Avrupa’nın yeni 5’nci nesil uçağının da mock-up sergilediği dünyanın en önemli havacılık fuarı olan Paris Airshow bu sene yine 5’nci nesillerin yarışına sahne oldu. İngiliz-İtalyan’ların Tempest mock-up’ı ile girdiği yarışa biz ise MMU ile girdik. Tempest daha önce tanıtım yapmıştı ama Fransız-Alman… ortaklığı bizimle aynı anda tanıtım yaptı.

Sözü uzatmadan “Yeni MMU’da neler göze çarptı, neler değişmiş?” sorusuna cevap verirken gördüğüm kadarı ile başka yerlerde de rastlamadığım, benim dikkatimi çeken yönü ile tespitlerimi anlatmak istiyorum.

   Öncelikle ilk dikkatimi çeken gövdenin ön tarafında burnun iki yanındaki baklava dilimine benzeyen şekiller. Bunlar tahminin SU-57’de gördüğümüz yanak radarları. Gövdenin gerisinde de dörtgen çizgiler var ama onlar normal. Silah yuvaları ve iniş takımı kapakları. Ancak bu öndekiler kapak gibi ama uçuş anında açılan bir kapak olamaz, aşağıdaki şekildeki SU-57’nin X bant yanak radarları gibi bir AESA radar düşünülmüş olabilir. Zaten malumunuz burundaki AESA yani aktif elektronik tarama dizinli radar ASELSAN tarafından geliştiriliyor ve ilk önce F-16’lara modernizasyon projesi kapsamında uygulanacak. Demek ki MMU da burundaki AESA’dan sonra yanal radarlarına sahip olabilir.

   Diğer dikkatimi çeken husus ise uçağın F-22 ve J-20’ye benzemesine rağmen gövdesinin onlardan çok daha ince olması. Şimdi burada “MMU TF-X kopya” saçma sapan tartışmalarına girmeyeceğim. Zaten tüm 5’nci nesiller birbirine benzer yani kopya değil. Zaten uçaklara aşına biri ilk bakışta farkları görebilir.

   MMU ise F-35, FC-31 (Çin), SU-57 (Rus), X-2 (Japon), KFX-200 (Kore)’den ziyade F-22 (ABD), J-20 (Çin) ekolüne benziyor. Çünkü görev tipi daha çok F-35 gibi derin darbe veya çok rollü uçaklardan ziyade F-22 gibi hava-hava uçağı veya hava üstünlüğü sağlamakla görevli bir avcı uçağı olacak. J-20 ara bir model/görevli uçak olsa bile MMU’da daha çok görev ve dizayn olarak bu iki uçak örnek alınmış. Yani ABD yapımı dünyanın en iyi savaş uçağı sayılan F-22 Raptor ve onun muadili yine 5’nci nesil Çin J-20 J-20 Chengdu. Bu sebeple ilk açıklanan maketler, resimler ve teknik değerler de değişiklikte var. Gövde ve kanat genişliği/alanı uzamış ve ağırlık artmış. Uçak 19m’den 21m’ye çıkarken kanat açıklığı da 12’den 14m’ye çıkmış. Motor takati 2 x 27.000lb’ye çıkarken (çift motor) uçağın ağırlığının da artması sebebi ile maksimum hızın 2 Mach altına inmesi bekleniyor.

İşte burada harekât yarıçapı dolayısı ile yakıt taşıma kapasitesi ve hava üstünlüğü uçağı olması sebebi ile yani silah kapasitesi yönü ile gövdenin neden bu kadar ince oluşu kafama takıldı. Ayrıca daha önceki maketlerde olan EOTS sensörüne benzer sensörün Paris’teki mock-up’ta olmayışı yine dikkatimi çekince şöyle bir çıkarım yaptım ki, bu da tıpkı daha önceki gibi nihai dizayn veya tasarım gibi yani uçağın son şekli değil. Daha çok lansman amaçlı bir fuar katılımcısı idi.

Diğer husus ise elektro optik yani flir ve diğer termal ve elekro-optik sensörlerin birleştiği F-35 EOTS olarak vücut bulan sensörün veya benzeri bir şeylerin mock-up üzerinde olamaması. Oysa aşağıda görüldüğü gibi önceki MMU maketlerinin hepsinde vardı.

   Aslıda daha önce pek çok yerde yazdığım gibi 5’nci nesillerin çeşitli dizayn faklılıkları var. Radar dalgalarını absorbe eden RAM boya haricinde dik açılı yüzeylerin yuvarlatılmış bir nevi törpülenmiş olması, tüm silahların gövde içine alınması, termal izi düşüren motorlar ve bu kabiliyette daha az sahip uçakları görmek için kızılötesi IRST sensörleri, olağanüstü durumsal farkındalık ve ağ merkezli harp kabiliyeti için 360 derece optik sistemler, gelişmiş yazılımlar ve elektronik sistemler, AESA radarlar vs vs… aşağıda nesil farklarını görebilirsiniz. Bu konunun ayrıntılarını yani 4 ile 5’nci nesiller arasındaki farkları birkaç dergi ve sitede çok uzun uzun yazdığım için burada tekrar etmeden yeniden MMU’ya döneceğim.

   Diğer dikkat çeken özellik motor gaz çıkışları eksoz veya nozullar idi. MMU için malum Amerikan GE F110 motoru seçildi. İlk 6 prototip ve sonrası seri üretim termal gizliği olmayan ve 5’nci nesil olmayan bu motor ile uçacak. Sonrası yani yıllar sonra ki milli motorun geliştirilmesinin on yıllar alacağı aşikâr. İngiliz firmaları ile milli 5’nci nesil ve turbofan jet motoru geliştirilecek. Daha önce de açıklandığı gibi bu motor supercruise özelliği olacak. Supercruise, afterburber (art yakıcı) kullanmadan böylece yakıt israfı yapmadan yani 10-15 dakika değil çok uzun süre ses üstü hızda uçan motorlar demek. Bu motorda nozula saf yakıt püskürtmeden ses hızına çıkılabiliyor. Tıpkı F-22, EF-2000 veya SU-57 gibi. Tabi S-400 meselesi ve ABD’nin CAATSA ambargosu olursa bu GE F110 motoru yerine başka motor bulmak gerekecek.

  Diğer yandan fotoğrafta görüldüğü gibi nozul yerleşimi ve arasındaki çıkıntı benim aklıma acaba F-22’deki gibi 2D thurst vectoring var mı sorusunu getirdi. Tabi ki bu bir maket. Her şey birebir doğru olmayacak daha prototip uçacak, modifikasyonlar olacak. Hatta GE F110 belki normal nozullu olurken İngiliz firmaları ile Türk firmalarının geliştireceği yeni motor aşağıdakiler gibi olabilir, bilemiyoruz. Yani 2 yönlü (2D) nozul gaz çıkış yönlendirmesi ile daha üstün manevra kabiliyeti (F-22).

İlla ki termal gizliliğe önem verilecek. Ayrıca sakın açıklanan İngiliz Tempest ve Alman-Fransız-İspanyol ortaklığının da motorları hazır sanmayın. Daha onlarda da hiçbir şey yok. Zaten diğer 5’nci nesil uçak Çin J-20’de henüz bu termal gizliği sağlayamadı. 4++ nesil SU-57’yi bu katagoriye almıyoruz bile. Ne kendisi ne motoru 5’inci nesil değil, hatta komiktir Türk ve Rus medyası hariç SU-57’ye beşinci nesil diyen yok. Rusça medyası değil de havacılık sitelerindeki Rus uzmanlar bile 4++ nesil diyor. Zaten açıkça amacımız en üstün 4++ hava savaşçısını yapmaktı ve bizim uçağımız tüm beşinci nesilleri döver de diyorlar (Ben inanmıyorum, o ayrı mesele).

   Ancak yeni gelişme olarak SU-57 için seri üretim kararı kısıtlı üretim olarak alındı ve termal motorun 5-10 yıla çıkacağı çeşitli çevreler tarafından tahmin ediliyor. Muhtemelen Çinliler eğer kendi WS motorunu başaramaz ise bu Rus motorlarını (İzdeliye-30 vb.) ihraç edecektir.

Dolayısı ile dünyada 5’nci nesil motor sahibi kimler olacak? SU-57’den neden bahsettim? Şundan dolayı, şimdi bunu hali hazırda başaran hem dizayn hem aviyonik hem de termal iz ile 5N olarak F-22 ve F-35 var. SU-57 motor kısmını başardığından Ruslar motor yönü ile üçüncü ülke olacak. 

Çin alırsa da onlarda tam anlamıyla beşinci nesile sahip olan üçüncü ülke olacak. Yani yarışa çok sonradan katılan Avrupa bir hayli geride kalmış vaziyette. Dolayısı ile İngilizler ile bu motor olayını başarabilirsek uçağı da zaten yapıyoruz, bizim diğer Avrupa ülkelerinden önde İngilizler ile birlikte dördüncü grup ülke olmamız söz konusu olabilir. Bunun ihraç potansiyeli açıkçası baş döndürücü. Dünyada beşinci nesil savaş uçağına sahip dördüncü ülke bloğu olacağız. O yüzden sürekli sağda solda MMU bu kadar zor, bu kadar (50 Milyar USD) maliyetli ve bu yüzden Türkiye’nin gerçek çılgın projesi deyip duruyorum.

Gelelim kokpite. Açıkçası eğer bu şekildeki gibi olacak ise kokpit konusunda bir eleştirim var. MMU F-35 gibi çok rollü derin darbe uçağı olmayacak ki. F-22 gibi safkan bir hava savaşçısı olacak. F-35A/C modelinde pilotun bir nebze tam arkayı görmesi mümkün ama diğer F-15/16 gibi değil. F-35B modeli ise tamamen kapalı. F-35 program ofisi bunu savunurken pilotlar önceki alışkanlıklarından dolayı başta çok şikâyet ediyorlar (dogfight’ta) ama sonra kask, optik sistemler, sensör füsyonu ve mükemmel durumsal farkındalığın elektronik ortamda sağlanması ile bunu aştıklarını görüyorlar diyerek savunma yapıyor. Pilotun uçağın tam aşağısını görmek için uçağı ters çevirmek yerine sadece bacaklarının arasına bakmasının yeterli olduğu bir uçaktan bahsediyoruz. Eğer bizim MMU’da böyle olacak ise (F-35 gibi) sorun yok. Ancak bu derece sensör füzyonu sağlayamayacaksa (ayrıntıları F-35 raporumda web’den okuyabilirsiniz, adımla beraber yazmanız yeterli) işimiz zor. Çünkü MMU uçak avlayacak yani en önemli görevi arkasından ve dört bir yanından gelen uçaklar ile hem görüş için yani yakın mesafe hem de görüş ötesi (BVR) angajmanı yapabilmek. O yüzden aşağıda daire içine aldığım görüş açıları ile kıyaslayınca beni biraz üzdü. (Kokpit tasarımında özellikle kanopinin yani pilotların üstündeki camın arka tarafındaki görüş açısına dikkat edin. Sanki tipik Rus ekolündeki gibi arka görüşe dikkat edilmemiş. Oysa Ruslar Mig serisinin ve SU-57’nin tersine Ruslar SU-30/35 serisinde kokpit görüş açısını batılı uçaklar tarzında üretmişti. (Dördüncü nesil F-16 ve F-15 ile beşinci nesil F-22 ve Çin J-20’de 360 derece görüş varken diğerlerinde kısıtlı)

Yazıyı çok uzatmak istemiyorum, aslında MMU’nun imkân ve kabiliyetleri nasıl olabilir sorusuna daha önce çeşitli yazılarda değinmiştim. Zaten uçak geliştikçe kamuoyu ile bilgi paylaşıldıkça daha çok yazacağız. Şimdilik AESA radar hariç birçok kabiliyeti tahmini yazıp, çiziyoruz. Ancak aşağıdaki fotoğraf yani Paris’teki mühimmat maketleri ile yapılan tanıtım bize başka şeyler de söylüyor. Onlardan da bahsederek bitirmek istiyorum. Başta şunu söyleyeyim orada hayali mühimmat yok. Hepsi ya operasyonel veya test atışlarında (Türk ve İngiliz).

İlk dikkatimizi çeken MBDA’nın daha çok İngiliz ayağının üretimi uzun menzilli hava-hava füzesi Meteor ile kısa menzil görüş içi IIR güdümlü füzesi AIM-132. Bunların ne işi var diye bir soru akla geliyor. Aslında bu bir PR çalışması. Zaten İngiltere’den geliştirme bazında destek alınan MMU için bu füzelerinde entegresi söz konusu olabilir. Yani verilmek istenen mesaj: “Biz İngilizler ile anlaştık veya anlaşma yönü ile ileride sıkıntı olmayacak, uçak yapılınca bu mühimmatları da kullanacak.” Yoksa kimsenin MBDA’ya sormadan kendi kafasına göre koyduğu mühimmatlar değil. Ancak dediğim gibi daha çok uçağın imkân kabiliyeti ve ihraç imkânı için. Yoksa biz AIM-132 neden alalım? Zaten yine sol tarafta gözüken milli kısa menzilli/görüş içi, IIR güdümlü Gökdoğan var. Bu yıl ilk atış testi Temmuz gibi yapılacak. MMU seri üretimine kadar çoktan seri üretime başlamış olacak.

Diğer yanda (sol taraf) orta menzil görüş ötesi aktif radar güdümlü Bozdoğan hava-hava füzesi var ki oda atış testini bekliyor. Diğer mühimmatları zaten tanıyorsunuz ve zaten operasyoneller. Yani Paris’de biz bu uçakta bunları kullanacağız denmek istenmiş. 

Sosyal medyada Meteor uzun menzilli ramjet motorlu hava-hava füzesi sevinci gördüm ki daha önce animasyonda da vardı. Evet ihraç için entegre edilebilir. Belki çeşitlilik olsun diye az bir miktar alınabilir de. Ancak şahsi fikrim MMU seri üretime geçmesine daha yıllar, çok yıllar var. Göktuğ havadan-havaya füze ailesini yapan Türkiye (TÜBİTAK-SAGE, Bozdoğan ve Gökdoğan) MMU yapılana kadar zaten bir üst versiyon olan uzun menzilli hava-hava füzesine başlayacak ve bitirecektir. Yani ben MMU seri üretime başladığında Meteor tarzı milli füzemizin çoktan hazır olacağını düşündüğüm için Meteor olayı beni hiç heyecanlandırmadı diyebilirim.

Umarım önümüzdeki on yıllarda her şey yolunda gider ve beş başı mamur bir beşinci nesil uçağımız olur. Bunun için şu an en büyük eksiğimizin yetişmiş, yetkin mühendis kadrosu olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Binlerce mezun mühendis olması ile yetkin veya o sektörde tecrübeli olması çok farklı. F-22’nin sadece dış tasarımı yani dizaynı için ABD’de 2000 mühendisin çalıştığı söyleniyor ki bu ibret verici bir örnek. Mühendis kadrosu oluşturmak için TUSAŞ bünyesinde çok ciddi çalışmalar yapıldığını da ayrıntısını yazamasak da biliyoruz. Ancak “Zaman” ne para satın alınabilir ne savaş ile kazanılır ne de yer altından çıkan maden gibi bir nasiptir. Zaman reeldir ve eğitim, tecrübe, yetkinlik zamanla olur. Şayet tersine beyin göçü yoksa ki ben Amerikalı ve Çinli mühendislerin ülkelerini bırakıp geleceğini sanmam. Zaten ABD’de vatandaşlıktan atarlar, Çin’de ise hapse atarlar. (F-35/22, J-20 bazlı söylüyorum). Bu yüzden bir taraftan gayretlerimizi maksimize ederken, diğer taraftan sabırlı olmalı ve beyin göçünü mutlaka durdurmalıyız.

[email protected]

https://twitter.com/hkilichsword