banner39

İnsafsız Hava Araçları, Ebu Siha, Phantom'un İntikamı ve İki Rekor - 1

Bahar Kalkanı Harekâtı süresince icra edilen bazı askeri faaliyetler sırasında Türk ve dünya savaş tarihi açısından ilkler yaşandı. Bugün size muhtemelen daha önce hiç duymadığınız bazı ayrıntılardan bahsedeceğim. Hele şu rekor ihtimali, bir hava-hava savaşı ve hava-hava füzeleri fanatiği olarak, beni çok heyecanlandırdı. Şimdi aşağıdaki konuları başlıklar halinde inceleyelim.

1-Harekât öncesi ilk kurşunun kim tarafından ve nasıl atıldığına dair ilginç ve hazin bir görüş.

2-HSS’lerin kolaylıkla vurulmasının, 22 Haziran 2012 Akdeniz’de Suriye tarafından düşürülen RF-4 Phantom uçağımız ile alakası olabilir mi? Ayrıca Türkiye’nin elektronik harpte geldiği nokta nedir?

3-TSK, SİHA’lar bir ilki başarırken aynı zamanda istemeden de olsa dünyada SİHA kullanım taktiklerine yeni bir bakış açısı getirmiş olabilir mi?

4-Esad Rejimi (Suriye) L-39 uçağının Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir F-16 tarafından vurulduğu olay bir dünya rekoru olabilir mi? (Yarınki bölümde)

1-Harekât öncesi ilk kurşunun kim tarafından ve nasıl atıldığına dair ilginç ve hazin bir görüş.

Gençliğimde bir şarkı vardı: “We Didn't Start the Fire”. Ateş etmek manasında değildi ama şunları duyunca dilime dolanmaya başladı. Bahar Kalkanı öncesi yaşanan ilginç gelişmeleri sonradan öğrenince bir kez daha anladım ki ilk ateşi biz başlatmamışız.

Her şey savunma sanayi/askeri teknolojiler vb. konularında faaliyet gösteren bir Rus haber sitesinin röportajı ile başladı. Baskı savunma dergisi de çıkarıyorlarmış. Daha önce de birkaç kez Türk-Rus savunma ilişkileri üzerine benimle röportaj yapmışlardı. Bu sefer İdlib-Harekât-Ateşkes gibi konularda görüşlerimi sordular. Ben de Putin’in özür bile dilememesinin bizlerde hayal kırıklığı yarattığını, hükümet, TSK ve Türk milletinin ve özellikle İdlib’deki askerlerimizin ateşkese, Esad rejimine ve Ruslara güvenmediği için hala teyakkuzda olduğunu, inşallah barışla ve hayırla sonuçlanmasını diliyorum babında görüşlerimi beyan ettim. Bu sefer görüşlerimi genel manada çok beğenmediler, sanırım röportajı yayınlamayacaklar.

Ancak mail muhabbetinin bir yerinde “Dört subayımızı öldürmeniz bizimkileri (Rus Genelkurmay’ı) çok kızdırdı, o yüzden bu olaylar oldu” dedi. Yani bizim 30’dan fazla şehit verdiğimiz olayı kast ediyor. Benim o ana kadar bu Rus subaylarının ölümünden haberim yoktu. Sonra arama yapınca gördüm ki dört tane çok önemli Rus subayı bir iki hafta önce Suriye’de faili meçhul şekilde öldürülmüş. Üstelik sıradan subaylar değil. Hem özel kuvvet hem de aynı zamanda Rus istihbaratından. Ancak Türkiye’nin veya TSK’nın öldürdüğüne dair bir haber yok. Aksine bizim iddiamıza göre İdlib’de birileri öldürmüş ve ölümleri o kadar karanlık ki hangi örgüt veya ülkenin (asimetrik unsurunun) öldürdüğünü biz dahi bilmiyoruz.

İşin daha ilginç yanı ise Rus subayların öldürülmesinden birkaç gün önce bölgede 2 subayımız ve bir Uzman onbaşımızın PKK/PYD terör örgütü tarafından şehit edilmesi. Aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz askerlerimiz.

Konu ile ilgili çıkan haberler de şunlar yazıyordu: ‘Barış Pınarı Harekâtı' ile terör unsurlarından temizlenen, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesine komşu olan Suriye'nin Tel Abyad ilçesinde PKK/YPG'li teröristlerin, yol kontrolü sırasında bombalı araçla gerçekleştirdiği saldırıda P.Bnb.Binbaşı Şevket Tombul, P. Teğmen Sinan Bilir ve Uzman Onbaşı Mustafa Alpaklı şehit oldu (Uzman Onbaşımızın web’de fotoğrafını bulamadığım için cenaze törenininkini koydum).

Şimdi bu üç şehidimizin olayında PKK/PYD’li teröristlerin sanki ne zaman nerede olacaklarını biliyormuş gibi pusu kurduğu iddiası var. Üstelik bu istihbaratında (4 tane) Rus subay tarafından verildiği iddiası sosyal medyada konuşulmuş. Üstelik bölge kaynaklı hesaplarda. Şimdi iddia sosyal medyada olunca inanmak da güç tabi. Ancak Türkiye, bu 3 kahraman şehidimizin, istihbarat almışlar gibi PKK/PYD tarafından pusu kurulup, şehit edildiğini inkâr etmiyor ama Rus subaylarının öldürülmesi olayı ile ilgisinin olduğunu da kabul etmiyor. Zaten dikkat ederseniz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Putin ile görüşmesinde “bazı kara kediler” şeklinde bir ifade kullandı. Belki de bu Rus askerlerini öldüren terör unsurlarını veya bölgede başka ülkeler adına vekalet savaşı yürüten asimetrik unsurları işaret etti.

Ancak sonuçta Rus yazarın bana röportajdan sonra yazdığına göre Rus Genelkurmayı faturayı bize kesmiş ve elim ve hunharca ve haince gerçekleşen olay yani Milli Savunma Bakanı Akar’ın “Ruslar yerimizi biliyordu hatta, saldırı sırasında bile irtibat kurmaya çalıştık” dediği 30’dan fazla şehit verdiğimiz ve çok sayıda yaralımız olan olay meydana geldi. Sonrası zaten malum Bahar Kalkanı Harekâtı ile cevap vermek zorunda kaldık. Yani ezcümle, her zaman ki gibi bölgede ateşi biz başlatmadık.

2-HSS’lerin kolaylıkla vurulmasının, 22 Haziran 2012 Akdeniz’de Suriye tarafından düşürülen RF-4 Phantom uçağımız ile alakası olabilir mi? Ayrıca Türkiye’nin elektronik harpte geldiği nokta nedir?

22 Haziran 2012 tarihinde, Doğu Akdeniz’de, uluslararası hava sahasında 173.Şafak Filo’ya ait RF-4E Phantom keşif uçağı, Suriye tarafından düşürülmüş ve içimizi dağlamıştı. F-4E II’lerin keşif modeli olan uçağın kaybı ve durduk yerde uçağımızın vurulmasının gurur kırıklığı bir yana iki kahraman pilotumuzun şehit olmasına herkes gibi bende çok üzülmüş ve yıllar önce Suriye’nin yine durduk yerde düşürdüğü Tapu-Kadastro uçağını da hatırlayınca açıkçası gözümü intikam bürümüştü.

Yapılan resmî açıklamalarda özetle: “RF-4 Doğu Akdeniz’deki düzenli uçuşlarından birine çıkmıştı. Amacı KKTC’nin kuzeyindeki bölgeden, Hatay’a, Hatay’dan KKTC’nin doğu kıyılarına kadar olan bölgede alçak uçuş yaparak ana radarları (Türk) test etmekti.” denilmişti.

Genelkurmay, elindeki radar görüntülerinden yola çıkarak hazırladığı grafikle, olay günü Türk jetinin uçuş profilini detaylı olarak ortaya koymuştu. Bu grafik ve olaya ilişkin diğer açık kaynak resimleri aşağıda.

TSK açıklamasında uçağın bölgede mevcut radarımızın performansının test edilmesi maksadıyla görev uçuşu yaptığı, tanıtma sistemleri açık, tek ve silahsız uçuş yaptığı esnada düşürüldüğü söylendi. O zaman kendi radarlarımızı test etmek için uçan uçağın Suriye’nin burnunun dibinde hatta Suriye’nin iddiasına göre iki kez hava sahasını ihlal etmesinin sebebini merak etmiştik.

Aslında kendi radarlarımızı değil, Suriye hava savunma sistemlerinin radarlarını veya reaksiyon süresini test etmek, RF-4E Suriye HSS’lerini tahrik ederken Türk hava sahasındaki bir ELINT uçağının da sinyal istihbaratı yaptığı, o zaman için forumlarda, sosyal medyada ciddi tartışma konusu olmuş, konuya meraklı kişiler bunları yazıp durmuştu. Tabi resmi söylem çok farklı idi. Yani test edilen şeylerin aslında Suriye hava savunma radarları olduğu.

Kaza veya vurulma olayının ön raporunda balanst etkisinden bahsedildi ama vuran füze fail-i meçhul idi. Balanst etkisi ile olabilecek şuur kaybı veya uçağın kontrolden çıkması ve uçağın çok alçakta artyanıcı (AB) açarak 1250 km/s’e çıkarak denize çakılması da son anda füzeden kaçmak için kaçınma manevrası yaptığına işaret diyordu. Füze veya hava savunma sisteminin Rus yapımı Pantsir S-1 olduğu çok konuşulmuştu. Yani bizim SİHA’ların harekatta birden çok vurduğu Rus yapımı HSS. O zaman söylenen başka bir söylenti ise Suriye HSS’lerine yönelik sinyal istihbaratı ve diğer çalışmaların sık sık yapıldığı ve Rusların, Suriye’lilere bir daha hava sahası ihlali yaparlarsa kesinlikle affetmeyin dedikleri idi. Titanic’i bulan adam Dr. Robert Ballard, Nautilus araştırma gemisi ve ekibi ile pilotlarımızın naaşlarını çıkarmıştı.

Şimdi resmî açıklamalara iki SU-24, bir L-39 olmak üzere en az üç adet (bölgesel kaynaklara göre daha fazla) hatta bir adet de MANPADS ile düşürülen L-39’u sayarak TSK’nın resmi açıklaması ile dört Suriye savaş uçağını düşürerek sezonu kapamış olduk ama 10 civarı imha edilen HSS’ler (SA-17 BUK, SA-22 Pantsir vb.) olunca insanın aklına çeşitli fikirler geliyor. Çünkü her ne kadar Rus Pantsir sistemi standalone çalışan bir sistem olsa da yani tek başına çalışan, kendi görüp kendi vuran, yine de bir entegre radar ağı ve komuta yapısı içinde başarılı olabilir. Bizim RF-4’ü düşürmesi bir yana, normalde de başarılı bir sistem idi, ta ki Bahar Kalkanı’na kadar. Ancak hem karizması hem Esad rejimi daha da önemlisi ve komiği Rus hava savunma silah sistemlerinin karizması çok fena çizildi. Kim tarafından? Türk ANKA-S, TB-2, MAM-L ve diğer akıllı mühimmatları ile sınırımızdan atış yapan F-16’lar tarafından, belki F-4E 2020’ler.

Dolayısı ile özellikle hava savunma sistemlerin karşı savunmasız olan TUSAŞ ANKA-S ve BAYRAKTAR TB-2’nin, çok kullanışlı mimi akıllı mühimmat olan motorsuz, süzülen bir tanksavar diyebileceğimiz ROKETSAN MAM-L ile bu HSS’leri kolayca vurmasının ardında yatan gerçeklerin içinde yıllar önce yapılan bu çalışma da olabilir. Evet, gerek SİHA mürettebatı yani kullanıcı TSK unsurlarının ve üretici firmalarımızın başarısı, gerek MAM-L mühimmatı ve ürünün üreticisini başarısı söz konusu ama bir de o HSS’lerin kör/sağır edilmesinde yani EH’ye maruz kalmasında ASELSAN KORAL ve REDET sistemlerinin etkisi çok büyük.

Buna rağmen SİHA düşürmeyi başaran Pantsir oldu çünkü karşı tarafın yani Rus EH sistemleri de karşı atak yapıyordu. Ancak maçın sonucu olarak Türk SİHA, mühimmat, F-16 ve EH sistemi KORAL’ın mutlak galibiyetini gördük. İşte bu başarının arkasında KORAL’ın ED sisteminin zamanında Suriye’deki Rus HSS’leri konusunda sinyal istihbaratı (ELINT) yapmasının yanı sıra düşen RF-4 ve diğer uçaklarımızın da katkısı olabilir (Var demiyorum, olabilir diyorum).

Yani uçağımız bu çok değerli araştırmayı yaparken, Suriye HSS’leri üzerine bir nevi keşif yaparken de düşmüş olabilir. Zamanında yapılan bir yatırım gibi. Olabilir diyorum. Kesin bilgim yok. Ancak kesin bildiğimiz bir şey var ki Konya’daki EHTES sahasında yani elektronik harp eğitimimin yapıldığı hatta içinde numunelik tedarik edilmiş Rus HSS’lerinin olduğu sahada bu tür istihbaratlar değerlendirilip hava kuvvetleri sürekli eğitim yapıyor. Yani sonuç, düşen uçağı görevini kesin bilemeyiz ama rutin şekilde RF-4 ve diğer RF-4’lerden zamanında HSS’leri heyecanlandırarak, icabında kilit yiyerek kazanılan bilgiler, Suriye olayı çıktığından beri özellikle Zeytin Dalı Harekatı’ndan beri bölgeye sık sık giden KORAL’ın topladığı sinyal istihbaratı ile birleşip Konya EHTES sahasında değerlendirilmiş, ayrıca KORAL bunları işleyerek karşı taarruz (ET) yolunu bularak Suriye radarlarını karıştırmış olabilir. Ayrıca özel donanımlı C-160 uçağımızı da es geçmemek lazım. O da E-7T Barış Kartalı HEİK gibi ve REDET gibi elektronik harbin başarılı bir parçası idi.

Çünkü bölgeden gelen haberler, bazen yani Türk EH uygulaması başladığında bırakın radarları, cep telefonlarını, telsizlerin dahi çalışmadığını TSK ve düşmana ait tüm unsurların kör ve sağır olduğunu ifade ediyordu. İşte SİHA ve F-16’ların HSS’leri birer birer temizlediği zamanlarda muhtemelen bu zamanlar idi. Çünkü SA-17 BUK zaten oldukça yüksek bir irtifaya hitap ederken Pantsir bile genelde hava savunma şemsiyesinde alçak irtifa kademesini doldursa da 15 km gibi bir irtifa sınırı var. Yani bizim tüm SİHA’larımızı (hepsi MALE olduğu için) vuracak kapasitede.

3-TSK, SİHA’lar bir ilki başarırken aynı zamanda istemeden de olsa dünyada SİHA kullanım taktiklerine yeni bir bakış açısı getirmiş olabilir mi?

İstemeden diyorum çünkü Rusya ile bir savaşa girmemek yani Rus uçakları ile Suriye üzerinde hava muharebesine girip 5-10 tanesini düşürmek zorunda kalmamak için F-16’larımız hava desteğini de hava hakimiyetini de sınırlarımız içinde yapmaya çalıştı. Bu da SİHA’ların yükünü anormal seviyeye çıkardı. Bir kere bu bile dünya hava savaşı tarihinde çok eşine rastlanır bir olay değil. Çünkü teknoloji, füzeler, radarlar ve ağ merkezli harp sürekli geliştiği için daha önce hayal edilemeyecek başarılar kazanıldı.

Diğer yandan Türk Hava Kuvvetleri envanter sayısı Suriye’deki Rus hava gücüden kat kat fazla ama savaş çıksa idi bu Suriye ile sınırlı kalmaz idi. Sonuçta “Karadeniz artık bir Rus gölü” şeklide açıklama yapan Rus amirali bu lafı söyleyeli 3 yıl bile olmadı. Yani demek istediğim ukalalık yapmaları değil, Karadeniz’de çok yoğun bir A2/AD uygulaması yapacak güce eriştikleri için attıkları havanın altyapısının oluşu.

Dolayısı ile savaş uçaklarımız sınır içirişinden müdahale edince SİHA’lar normalde yapacakları işlerden çok daha fazlasını ve aslen SEAD yani düşman hava savunmasının bastırılması görevli F-16’ların yapması gereken HSS’lerin imhasını da yaptılar. Nitekim düşen SİHA’lar oldu. Avrupa’nın hatta Çin’i bilmiyorum ama Ortadoğu ve Asya ülkeleri tek tek ele alınsa en büyük SİHA filosuna sahip olan belki de ABD’den sonra sayı olarak en büyük filonun sahibi Türkiye şunu gösterdi ki:

Dünyada ABD’den sonra operasyonel manada SİHA’ları en başarılı ve farklı görevlerde kullanmayı başaran kuvvet TSK.

Bu bir SİHA için çok tehlikeli görevdi ama TSK SİHA’ların EH desteği ile HSS’leri imha edebileceğini ve sınırlı oranda SEAD yapabileceğini tüm dünyaya göstermiş oldu. Motoru dahi olmayan küçücük bir mühimmat ile onlarca tankı imha ederek atası UMTAS tanksavardan farkı olmadığını gösteren MAM-L’den HSS’ler (Pantsir gibi) nasibini aldı.

Tepesindeki SATCOM anteni ile uydularımızın kaplama alanına kadar yani 1500+km’den daha büyük bir coğrafyada görev yapabilecek uydu kontrollü TUSAŞ ANKA-S düşman EH/ET (Elektronik harp veya elektronik taarruz) faaliyetlerinden etkilenmeden görev yaptı, HSS vurdu, I modeli ELINT-COMINT (Communications Intelligence-Electronic Intelligence/ Haberleşmenin dinlenmesi ve elektronik sinyal istihbaratı) yaptı yani ne gerekiyor ise onu yaptı. Diğer SİHA ile birlikte F-16’ları ikame etti.

Diğer SİHA’mız ve daha önceki Suriye’nin Kuzey’ine düzenlenen üç harekatta kendini ispatlamış olan Bayraktar TB-2 ise yapay zekâ barındıran bilgisayar sistemi veya yazılımı ile EH faaliyetlerine dayanmaya çalıştı ve düşmanın yer kontrol ile bağını kesmesine müsaade etmeden (KORAL desteği ile) görev yaptı. ANKA-S yüksek irtifa uzun gözetleme menzili avantajını kullanırken, TB-2 de çok düşük RCS (Radar kesit alanı) avantajını kullanarak kuş sürüsü kadar RCS verdi. TB-2 de tıpkı ANKA-S gibi yüzlerce sorti uçtu, HSS vurdu, tank, zırhlı araç vb. hedefleri yok etti.

Kısacası her iki SİHA’da yakın hava desteğinden SEAD’a, tanksavar rolünden silahlı keşif görevine kadar ne varsa yaptılar ve ne ABD’nin Afganistan, Pakistan, Irak ve Afrika kıtasında yaptığını ne de Suudi Arabistan’ın Yemen’de yaptığını yaptılar. Çünkü çok daha zorunu başardılar. Aslında burada sadece SİHA’lar değil, komple hava kuvvetleri hatta komuta merkezleri hatta tüm unsurları ile TSK’nı bir başarısı söz konusu (İmalatçıların hakkını yememek lazım tabi ki).

Aradaki muazzam fark şu: ne ABD SİHA’ları ne Suudi Arabistan Çin yapımı SİHA’lar bizim şartlarımız da yani düşman hava kuvvetlerinin bulunduğu ve hava hakimiyetinin sağlanmadığı bir ortamda görev yapmıyor. Yemen’de Husi kaynaklı HSS tehdidi var ve vurulan SİHA’lar da oldu ama karşıda düşman uçağı yok. Olsa bile Suudi EF-2000’lerinin karşısında durabilecek uçak yok. ABD ise mutlak hava hakimiyetinin olduğu sahalarda SİHA kullanıyor. Afrika gibi yerlerde de kafa tutacak düşman bir hava kuvveti yok. Eski Libya dahil. Kore savaşından sonra günümüze kadar girdiği savaşlarda kara birliklerinin (deniz değil sadece kara için) düşman uçaklarının hava saldırısına bir kere bile maruz kalmadığı bir ülkeden bahsediyoruz. Bunu tek istisnası bir yıl önce ABD özel kuvvetlerinin Suriye’de Ruslar tarafından (Ruslar yanlışlıkla olduğunu söylediler. Daha önceki aylarda bizim askerlerimizi de yine yanlışlıkla (!) bombalamıştı, şehit vermiştik) bombalanmasında yaşandı.

-Sonuç olarak onların (ABD, Suudi, Rus, İsrail vb.) SİHA’larına saldırmak için gelen düşman uçakları olmadı (Suriye SU-24, SU-22 gibi).

-HSS varsa SEAD görevli F-16, F-15E vs. ne varsa AGM-88 HARM füzesinin kullanıp vurdular. Bu arada HARM füzesinden bizde de var, şimdi milli anti-radyasyon füzesi Akbaba çalışılıyor. Oysa biz SİHA harcayarak, maddi kaybı göze alarak SİHA’lar ile bunu yaptık. F-16 ile çok kolayca yapacağımız işi mecburen riskli şekilde yaptık. Bu da SİHA’ların HSS bastırma rolünde kullanılması açısından tarihe geçti ve yukardaki başlıkta iddia ettiğim rekorlardan birsi ANKA-S ve TB-2’ye yani bizim SİHA’lara ait. Yanılıyor olabilirim ama daha önce hiçbir savaşta SİHA’ların bu kadar kısa sürede bu kadar çok HSS vurduğu ya da düşman HSS’lerinin vurulmasının yüzdesinin bu oranda SİHA’lara ait olduğu bir savaş ve hava kuvvetleri olmadı. F-16’larımız da HSS vurmuş ama SİHA’lar gerçekten çığır açtı.

-Son olarak kimsenin SİHA’sı bu kadara hava savunma tehdidinin olduğu bir yerde uçmadı.

Artık sosyal medyada hatta peçlere yansıyan isimleri ile onlar “İnsafsız” hava aracı ve “Ebu SİHA”. Ayrıca STM’nin Kargu’su da kullanıldığına dair bilgiler sahadan yansımıştı.

4-Esad Rejimi (Suriye) L-39 uçağının Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir F-16 tarafından vurulduğu olay bir dünya rekoru olabilir mi?

Yarın bu başlık ile devam edeceğiz.

https://twitter.com/hkilichsword

http://hakankilicaero.blogspot.com/?view=flipcard

[email protected]

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa akyürek
Mustafa akyürek - 3 ay Önce

Muazzam bir başarı , gerçekten okurken gururlandım 15,20sene önce abd,nin ve başka yüksek teknolojiye sahip ülkelerin başarılarını ve kabiliyetlerini izlerken şimdi bu seviyeye gelmek gerçekten gurur ve güven verici.

Mehmet DAĞLI
Mehmet DAĞLI - 3 ay Önce

TSK tartışmasız şekilde muzafferdir. Bu başarının altındaki temelin ise Türkiye'mizde Cumhuriyet rejimine sahip olmamızın olduğu aşikardır. Ayrıntılı analizim şu yazımda: http://www.kamubiz.com/bahar-kalkani-harekati-100-sene-oncesinden-gelen-bir-basari-makale,1191.html

Fatih Demiröz
Fatih Demiröz - 3 ay Önce

Elinize sağlık Hakan Bey. Merak ettiğim konu satcom bağlatısına karşı elektronik karıştırma-köreltme yapılabilir mi?Böyle bir olasılık var mı?

Mustafa
Mustafa - 3 ay Önce

Gururlandık, teşekkürler. İnşAllah tez zamanda TFX de göklerle buluşur. bu projelerin biran önce bitmesine çok ihtiyacımız var

Oğuz
Oğuz - 3 ay Önce

Hakan bey elinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş.

salih duzgun
salih duzgun - 2 ay Önce

Acaba siha anti radyasyon füzesi niye takılabilir akıncı gibi

banner8

banner19

banner43

banner46