Birkaç gün önce MÜSİAD’da düzenlenen bir törende konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan: “Şu anki SİHA’larımız olmasa terörle mücadelede bu kadar başarılı olabilir miydik?... Türkiye şu an SİHA üretiminde en üst segmentini, dünyada ilk üçün içinde yer alanını üretir hale geldi…Şu anda Baykar yetiştiremiyor, öyle bir durumda…” gibi ifadelerle Türkiye’nin SİHA konusunda geldiği noktayı özetledi.
“SİHA’lar olmasa terörle mücadelede bu kadar başarılı olabilir miydik” derken kast ettiği başarı, SİHA’lar sayesinde (TB-2, ANKA-S) TMO’da (terörle mücadele operasyonları) maliyet etkinlik, acil ve yerinde müdahale, sivil zayiatın minimuma indirgenmesi, hassas saldırı seçenekleri ve 24 saati aşkın sürekli keşif gözetleme kabiliyeti gibi daha pek çok avantajları sayesinde SİHA’ların TMO’da en etkili silah sistemi olduğu idi.

“En üst segment” derken de AKINCI SİHA’yı (SİHA havacılık literatüründe bir tür. AKINCI ise MALE sınıfı UCAV/SİHA ancak firma kendi aracına özgün olarak Taarruzi İnsansız Hava Aracı manasında TİHA kısaltmasını kullanıyor.) kast ederek, AKINCI’nın büyük gövdesi ve çok yüksek faydalı yük kapasitesine atıfla dünyadaki MALE sınıfı SİHA’lar içinden en yüksek silah kapasitesine sahip SİHA’lardan biri olması yönü ile bir nevi üst segment bir SİHA olduğuna vurgu var.
“Baykar yetişemiyor” derken de, Baykar Savunma’dan SİHA’ların da geliştiricisi ve sahibi ve yöneticilerden biri olan Selçuk Bayraktar, 10 ülkeden TB-2 için sipariş aldıklarını ve bunları zamanında yetiştirmek için çok çalıştıklarını, tam kapasite üretim yaptıklarına dair açıklamalar yapmıştı. Yani Cumhurbaşkanı da artık Türk firmalarının SİHA üretiminde ihracata yetişmek için zorlandıklarını gurur duyarak söylemiş oldu.

Ancak ben bugün size TMO’da SİHA’ların başarısının sebeplerini veya Türkiye’de SİHA’ların geldiği seviyeyi veya hepsinin tanıtımlarını yapmayacağım. Gerek bunları gerekse Bahar Kalkanı Harekatın’da savaşın dönüşümünü (SEAD/Tanksavar) nasıl yaptıklarını hemen harekatın akabinde TV röportajları ve yazılarımda ilk yazan kişilerden biriyim. Sonradan akademik makaleler ve stratejik araştırma kuruluşları raporlarında da bunlar çok işledi. Zaten görmüşsünüzdür. SİHA’ları da (AKSUNGUR, ANKA-S, TB-2) daha önce bir dergi ve yine Gaste24 sayfalarında birkaç kez yazmıştım.
Bugün size yeni bir gelişme olduğu için sadece AKINCI TİHA’dan (SİHA) bahsedeceğim, birçok yerde okuduğunuzdan biraz daha farklı anlatmaya çalışacağım. En yeni haber olarak Selçuk Bayraktar’ın son açıklamasından öğrendiğimiz kadarı ile 3 adet AKINCI, TSK’ya teslim edilmiş. Yani AKINCI artık operasyonel.

Burada kafanız karışmış olabilir, takip edenler hatırlayacaktır, birkaç hafta önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan’ın da katıldığı Tekirdağ/Çorlu’da bulunan Hava Meydan Komutanlığı’nda gerçekleştirilen törende 7 adet AKINCI vardı ki toplam 9 adet üretildiğini de biliyoruz. Ancak bunların sadece 3 tanesi şu anda teslim edildi, bir kısmı testbad bir kısmı prototip ve bir iki tanesi de teslimat için son rötuşları bekliyor.
AKINCI’nın özelliklerini anlatmadan önce genel manada ne işe yarayacak, neden önemli veya neden farklı, bunlardan bahsetmek istiyorum. En büyük farkı şu an TSK’nın ve diğer kamu kurumlarının kullandığı TB-2 ve TUSAŞ ANKA-S/B/I’dan çok daha büyük, çift motorlu ve dolayısı ile faydalı yük kapasitesi anormal derece de farklı olması. Dolayısı ile şu an gerek TMO gerekse diğer hava-yer görevlerini yerine getiren ve silah kapasitesi yüksek F-4E 2020 Phantom/Terminatör’ler ve F-16 gibi her türlü mühimmatı taşıyabilecek bir platform. Özellikle F-4E 2020’ler bir süre sonra tamamen kal edildiğinde tüm yük F-16’ların sırtında olacak ve F-35 de gelmediği için bu yükü sırtlamada yardımcı olarak AKINCI ve ondan biraz daha düşük kapasiteli AKSUNGUR önemli rol oynayacak.

Özellikle AKINCI silah yükü ile F-4, F-35’in yokluğunu hissettirmeye çalışacak ama unutulmalıdır ki her ne kadar AKINCI’ya ASELSAN’ın geliştirdiği AESA radar ve TUBİTAK-SAGE’nin geliştirdiği görüş içi (Fox-2) Bozdoğan hava-hava füzesi ile görüş ötesi (Fox-3) hava-hava füzeleri de entegre edilecek olsa da karşıdan F-16, Rafale, Su-35 gibi avcı uçakları varsa bir SİHA’nın yapacağı hava-hava görevleri çok sınırlıdır. Yani bir enerji savaşı olan dogfight da (pilot olmadığı için HOB füze ve kask söz konusu olmayacaktır. Yani yandaki veya arkadaki uçağa kaskla bakarak kilit atabilen şu an Blok40/50+ F-16’larımızda olan) ve radar mesafesi ve elektronik harp savaşı olan görüş ötesi savaş da insanlı avcı uçaklarının üstünlüğü özellikle turbofan motorun verdiği güç ve aviyonik sistemlerdeki üstünlükleri ile tartışılmaz.
F-35’in yerine AKINCI dolduracak teorisi doğru olmadığı gibi, özellikle hava yer görevlerinde F-35 ve F-4’den kaynaklan boşluğu doldurmada F-16’ların en büyük yardımcısının AKINCI olacağı teorisi de doğrudur. SOM seyir füzesinden MK serisi bombalara kadar her türlü mühimmatı taşıyan AKINCI özellikle karşıda ciddi bir düşman hava gücü tehlikesi yoksa artık F-16’ların bile katılmasına gerek kalmayacak büyük harekatları tek başına yapabilecek kapasitede. Ancak yukarıda belirtmek istediğim gibi hava-hava füzeleri ile AKINCI turbofan motorlu olacak olan MIUS veya Amerikan XQ-58A gibi bir SİHA olmadığından ve henüz insanlık yapay zekada istenilen noktalara ulaşamadığından tek başına hava üstünlüğü veya CAS (hava devriyesi) yapacak bir hava aracı olmayacaktır. Dolayısı ile hava koruması için daima F-16’lara ihtiyaç duyarken diğer yandan artık kendini belli bir noktaya kadar koruyacak hava-hava füzeleri de olacaktır. Ya da şöyle diyelim artık düşman SiHA’larını vurmak için de F-16’lara ihtiyaç duymayacağız. Bir AKINCI göndereceğiz ve ister kısa menzilde isterse görüş ötesi yani orta menzilli hava-hava füzesi Gökdoğan’ı ateşleyen AKINCI hepsinin işini bitirip üssüne sağ salim dönebilecek.

Dolayısı ile F-16-AKINCI ikilisi hava-yer görevlerinde ve kısmi olarak AKINCI’nın feda edilebileceği yoğun hava çatışmalarında kendini yem yapan AKINCI sayesinden hava çatışmalarında önemli bir kuvvet çarpanı olacaktır. Şüphesiz teke tek karşı karşıya gelen bir AKINCI ile düşman savaş uçağı düşündüğümüz de savaşı uçağın pilotunun kaybetmesi için çok dikkatsiz veya eğitimsiz olması hatta biraz aptal seviyesinde yeteneksiz olması lazım ki zaten o zaman pilot olamazdı. Ancak örneğin 6 F-16, 6 AKINCI’dan oluşan hava-hava füzeleri ile donanmış bir filonun karşısına çıkan düşmanın yapacağın en büyük hata AKINCI’yı küçümsemek olur. Çünkü şartlar çok farklıdır. Tüm filo aynı kabiliyette füze taşımaktadır ve insanlı ve insansız Türk filosu düşmanı hatalı angajman taktiklerine zorlayabilir, dikkatini dağıtabilir, tuzağa çekebilir ve daha pek çok hava-hava taktiği deneyebilir. Yani demek istediğim Türk F-16’sı ile kıyasıya yüksek g’lerin çekildiği amansız bir dogfight’a giren düşman uçağı kendini bir anda AKINCI’nın görüş için kızılötesi görüntüleme (IIR) güdümlü Bozdoğan füzesinin menzili ve kilidinde bulursa orada füzeyi ateşleyen hava aracının AKINCI, F-16, SU-35, F-35 hatta F-22 olmasının hiçbir önemi yoktur. Artık iş işten geçmiştir.
Aynı şekilde F-16’larla yoğun hava savaşı içindeki düşman filosu gerideki AKINCI’ların ateşleyeceği aktif radar güdümlü (AR) Gökdoğan füzelerine karşı zamanında JAMMING/ECM yani elektronik kaçma-kurtulma yöntemlerini yapmayı istemeden veya mecburen ihmal etmesi büyük hata olacaktır. Dolayısı ile çift motorlu sofistike bir savaş uçağı bir SİHA tarafından vurularak tarihe de geçebilir. Nitekim birkaç yıl önce son derece demode bir Rus eski SAM füzesi ile vurulan ve düşen İsrail F-16 savaş uçağı Suriye hava savunması ve SAM füzesini hafife alıp zamanında gerekli ECM/elektronik karıştırma taktiklerini yapmadığı için hem de İsrail üzerinde kendi sınırının 80 km üzerinde vurulmuştu. Dolayısı ile “Ege’ye Yunan F-16’larının hele Rafale’lerinin üzerine AKINCI’ları sal sen çaya git” veya “Artık F-35 veya onun gibi bir uçağa gerek yok” teorisi doğru olmadığı gibi, “Düşman F-16, Rafale,SU-35 hatta F-35 savaş uçakları AKINCI’yı hava savaşında sallamayacak, hatta görmemiş gibi yaparak hedeflerine angaje olmaya devam edecektir” teorisi de kesinlikle yanlıştır. Çünkü geçen sene bir ABD SİHA’sı görüş için IIR AIM-9 Sidewinder füzesi ile havada bir hedef drone vurduğundan beri bakış açısı değişmiş ve artık dünya bilmektedir ki hava-hava füzesi ile de SİHA uçak vurabilir ve SİHA’larda savaş uçakları için artık bir tehdittir. Tıpkı Suriye ve Azerbaycan’da Türk SİHA’larının dünyaya “Artık tankların en büyük düşmanı SİHA’lardır” gerçeğini ispatladıkları gibi.
Üstelik düşman SİHA ve helikopterlerinin AKINCI veya AKSUNGUR’dan atılacak hava-hava füzelerine karşı çok daha çaresiz olacaklarını unutmamak lazım. Diğer yandan gerek içinde pilot olmadığı için yakın hava savaşında dost-düşman unsurları ayrılmasının çok güç olacağı, çift yönlü data-link ile füzeleri güdülemesi gerektiği, hatta link-16 gibi ağ merkezli harp teknolojilerine sahip olması gerektiği ve savaş uçaklarına göre çok yavaş olan SİHA’lardan ateşlenen füzelerin de fizik kanunları gereği ilk hızlarının düşman uçaklarından atılan füzelere göre düşük olacağı için menzil olarak da dezavantajlı olacakları unutulmamalıdır. Yani hava-hava savaşında SİHA’ların alacağı daha çok mesafe ve üreticilerin çözeceği daha çok sorun vardır.

Diğer yandan keşif gözetleme, deniz karakol ve kara-deniz hedeflerine karşı hava-yer, hava-satıh görevlerinde kendini ispatlamış Türk SİHA’ları ve son örneği AKINCI bu görevlerde asla zorlanmayacaktır. Derin darbe istenildiğinde SOM seyir füzesini takıp düşman hattına yaklaşabildiği kadar yaklaşarak atacak, yüksek tahrip ve hedef hassasiyeti istendiğinde yani araç içindeki bir terör unsuru değil de bir sığınak veya radar mevzi vurulması gerektiğinden güdüm kiti uygulanmış MK serisi (halk dilinde uçak bombası) mühimmatı atabilecektir. Hatta TÜBİTAK-SAGE’ni NEB (Nüfuz Edici Bomba) bile taşıyabilecek. Bu mühimmat ile 30.000 feet’de bile yani ağır olmasına rağmen uçabiliyor. Çünkü 20 metre kanat açıklığı ile devasa boyuttaki AKINCI’nın kalkış ağırlığı 6 ton’u geçebiliyor.
38.000 feet barajını geçen AKINCI 40.000ft irtifayı hedefliyor ve yakında ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu irtifada 24 saat boyunca, 1.350 kg mühimmat veya faydalı yük ile kalması hedefleniyor. AKINCI sadece mühimmat taşımayacak. TB-2 daha güçlü bir elektronik karıştırmaya karşı tedbir sistemi taşıdığını tahmin ettiğim AKINCI ayrıca ilan edildiği üzere elektronik destek podu, uydu haberleşme sistemleri, hava-hava radarları (AESA) , engel tespit radarı, sentetik açıklıklı radar (SAR) gibi çok daha gelişmiş faydalı yüklerle görev yapabilecek.
Bahar Kalkanı gibi bir harekatta AKINCI’yı hayal ettiğimizde çok fazla tank katili mühimmatla gezen 10 adet SİHA/TİHA’nın F-16’ların korumasında düşman hava savunma ve zırhlı birliklerine göz açtırmayacağı bir tabloyu görmek zor değil. Ya da barış zamanı Ege’de keşif gözetleme yapan 24 saat havada kalan çok sayıda SİHA’mızla birlikte AKINCI Ege’de Yunan hava ve deniz kuvvetlerini saklanmak, saklamak, keşif, ISR ve IKK (İstihbarata karşı koyma) gibi hususlarda çok zor durumda bırakacaktır.
AKINCI’nın Teknik Özellikleri:
Haberleşme Menzili: LOS & BLOS (LOS-Tactical Line-of-Sight, BLOS-Beyond-Line-of-Sight/ LOS-Taktik Görüş Hattı, BLOS-SATCOM uydu anteni tabanlı Stratejik Görüş Ötesi)
Kalkış ve İniş: Pist (Otomatik)
Seyir/Maksimum Hız: 130/195 Knots
Maksimum Kalkış Ağırlığı: 6.000 kg
Operasyonel Maksimum İrtifa: 40,000 feet
Havada Kalış: 24 saat
Faydalı Yük Kapasitesi: 1.500 kg
Kanat Açıklığı: 20 m
Faydalı Yük ve ISR: Simultane EO/IR/LD, Çok Amaçlı AESA Radar & SIGINT
Yükseklik: 4.1 m
Faydalı Yük/Mühimmatlar: Lazer Güdümlü Akıllı Bombalar, Füzeler, Uzun Menzilli Stand Off /MK/Mühimatlar (TEBER-MK81/82, MAM-L, MAM-T, MAM-C, CİRİT, SOM, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, UMTAS,OMTAS,L-UMTAS, NEB,HGK, MK-81/82/83/81,
Uzunluk: 12.2 m
İtki Tipi/Motor: 2 x 750 HP veya 2 x 450 HP Turboprop Motor
HAKAN KILIÇ
Savunma Analisti
@hkilichsword