Bir futbol takımını başarılı kılan en önemli olay sistemdir. Beşiktaş; iki sezon üst üste şampiyon olurken, 4-2-3-1 sistemi ve bu dizilişe uygun isimlerle başarıya ulaştı.
Bu sezon mevcut kadronun bu sisteme uyum sağlayamadığı artık çok bariz gözüküyor.
Takımın orta sahası üretmekten tamamen uzak olunca oyunu başlatan savunmacılar, uzun toplarla rakibi sıkıştırmaya çalışıyor. Bu çağdışı oyunla Malmö gibi vasat altı bir takıma karşı bile kazanman elbette mümkün değil.
Orta saha verimsizliğine, forvet yetersizliği de eklenince ortaya tadı tuzu olmayan bir şey ortaya çıkıyor.
4-2-3-1 sisteminin iflasının yanında bir de bireysel performanslar var ki kimin ne yaptığını yazmak bile insana zor geliyor.
1,5 senedir formsuz olan Oğuzhan Özyakup, emekliliğini bekleyen Vagner Love, yetersiz Pektemek ve takım oyunuyla hiçbir alakası olmayan Quaresma’yla elbette başarı gelmesi mümkün değil.
Beşiktaş’ın öncelikli hedefinin lig olduğunu göz önüne alırsak, Avrupa Ligi’ne veda etmek tarihi bir kayıp değil. Burada asıl dert edilmesi gereken şey, ortaya konan futbol. Çünkü bu futbol mantalitesiyle ligde başarının gelmesi de artık hayal.
MAÇIN OLAYI: Beşiktaş’a 2 şampiyonluk getiren 4-2-3-1 sistemi artık iflas etmiştir. Bu durumun mazereti olarak; kadro kalitesi, formsuz oyuncular gibi birçok sebep sayılabilir. Bu iflasla ilgili yönetim de eleştirilebilir. Ancak mevcut kadroya göre oyun formasyonu oluşturmak Şenol Güneş’in görevi ve artık sistem değişikliğinin zamanı geldi. Love,Pektemek ve Oğuzhan’sız Beşiktaş’ın 10 kişiyle daha etkili olması ise gecenin en çarpıcı notuydu.
MAÇIN ADAMI: Genelde tüm takım kötü oynadığında bireysel performanslar dikkat çekmez ama bu sefer öyle değil. Vida hem savunmanın hem takımın ayakta kalan tek ismiydi. Pes etmedi, mücadeleden vazgeçmedi, takımın en iyisiydi.
MAÇIN KÖTÜSÜ: Love, Pektemek, Larin gibi isimlerden umudunu kesmiş Beşiktaş taraftarının bu maçtaki en önemli dayanağıydı Quresma. Tecrübesiyle maçı alması beklenirken, kariyerinde defalarca şahit olduğumuz gereksiz kırmızı kartlardan birini gördü. Bu yaptığı hatayla açık ara maçın en kötüsüydü.