Bu tip maçlarda sistem, oyun planı ya da stratejinin önemi yoktur.Neticede iddia kalmamıştır ve asıl hedef Süper Lig’dir..

Ancak bu maçları kıymetli kılan en önemli nokta, rutinde şans bulamayan oyuncuların performansını görebilme şansıdır. 

Hele bu isimlerin bir kısmı özkaynak ürünüyse, bu tarz karşılaşmalar kulübün geleceği için bir kat daha  önem arz eder.

Wolwes maçının ilk yarısı bu açıdan bakıldığında umut vericiydi. 

Hayatlarında ilk kez bir Avrupa maçına çıkan Kerem Kalafat (18), Erdoğan Kaya (18) ve Erdem Seçgin’in performanslarının vasatın üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle Erdem soğukkanlılığı ve özgüveni,  Erdoğan ise fizik kalitesiyle, takımın gelecekteki rotasyonunda yer alabilecek görüntüyü verdiler.

Ne yazık ki gençlerin bu performansına Beşiktaş’ın müzmin yedekleri ayak uyduramadı ve ilk yarı 0-0’lık skorla sona erdi. 

İkinci yarıda Wolwes teknik heyeti kazanma isteğini, 35 milyon Euro değerindeki hücumcusu Diego Jota’yı oyuna alarak gösterdi. 

Bu kadar genç bir takımın, gol yedikten sonra ciddi bir kırılma yaşama ihtimali çok da sürpriz bir durum değildi. Nitekim Jota’nın ilk golünden sonra, Wolwes 13 dakikada skoru 4-0’a taşıdı. 

Bu dakikadan sonra Abdullah Avcı, Elneny-Roco-Diaby gibi isimleri sahaya sürerek, farkın açılmasını engellemek istedi ama iş işten geçmişti.

Avcı’nın ilk 11 tercihi hem cesur hem de riskliydi. Kulübede önemli isimler varken, bu kadar çok genç oyuncunun, bir Premier Lig takımına karşı aynı anda sahada olması, pek alışık olduğumuz bir durum değildi. İlk yarıda biraz da Wolwes’ın ağır temposuyla tutan oyun planı, ikinci yarı tamamen çöktü. Bu açıdan bakıldığında elbette faturanın Avcı’ya çıkması kaçınılmaz. 

Koskoca Beşiktaş’ta ne yazık ki “bu adam neden yedek?” diyebileceğimiz tek bir oyuncu performansı izleyemedik. Takımın müzmin yedekleri her zaman ki gibi etkisizdi. Oğuzhan, Lens, Boyd ve Güven hayalkırıklığı yaratmaya devam ederken, ne yazık ki gençler kadar katkı yapamadılar. Beşiktaş’ın en kısa zamanda yedek kalmaya alışan oyuncu tiplemesinden kurtulması gerekiyor. Maçla ilgili bir parantez de Utku Yuvakuran’a açalım. Bir kalecinin iyi hale gelmesinin tek yolu, oynamaktır. Bu kadar genç ve yetenekli bir kalecinin 2 senedir aralıksız şekilde kulübede oturmasının ne kendisine ne takıma faydası var. Beşiktaş’ın Utku’yu kazanmak için yapması gereken ilk hamle, hemen bu Ocak ayında, oyuncuyu kiralamak olmalı.Bu Utku için de, Beşiktaş için de en doğru çözüm.