Abdullah Avcı, geldiği ilk günden beri Başakşehir’de oluşturduğu şablonu Beşiktaş’ta uygulamaya çalışıyor.
Hücuma çıkarken 2 bekinin içe katetmesini isteyen Avcı, oyun kurma işini kaleci, stoper ve 6 numara üzerinden yapılmasını istiyor. Bu planda kanattaki hücumcuların iyice çizgiye giderek, rakip savunmanın dengesini bozması öngörülmüş durumda. Bu sistemde elbette 8 ve 10 numara kilit oyuncu konumunda.
Kağıt üzerinde Guardiola’nın City’sinin kurduğu oyuna çok benziyor ama sadece kağıt üzerinde.
Bu sistemde öncelikle ayağı kötü hiçbir oyuncunun olmaması lazım. Topu oyuna sokmada çok maharetli bir kaleci, Marcelo gibi oyun görüşü çok üstün bir stoper ve yine çok etkin kanatlar gerekiyor.
Karius, Vida, Medel, Caner ve Oğuzhan Özyakup’la bu sistemi işler hale getirmek getirmek neredeyse imkansız. Bu durumun oyuncuların yetenekleriyle ilgili olmadığının da altını çizmek lazım.
Bu isimler arasında Lens’i özellikle saymadım çünkü Hollandalı oyuncunun mevcut oyun görüşü ve fizik kalitesiyle, dünya üzerinde herhangi bir sistemde başarılı olma şansı bulunmuyor.
İlk yarının sonuna kadar, bu sistemsizliğin sonucu olarak, uzaktan atılan 2 şut dışında tek bir organize atak yapamadı Beşiktaş. 45’inci dakikada gelen golün, takımın geleceğe dair tek umudu olarak gözüken Güven Yalçın’dan gelmesi ise oldukça anlamlıydı.
53’üncü Caner Erkin’in ortaladığı topun kaleye girmesiyle, Beşiktaş rahat bir nefes alırken, maçın da iklimi tamamen değişti.
Bu dakikadan sonra Beşiktaş adına herşey daha olumlu yönde ilerledi..Siyah beyazlılar daha fazla boş alan bulan Ljajic önderliğinde, oyunun kontrolünü tamamen ele alınca, maç da farka gitti.
Beşiktaş’ın sancılı bir değişim süreceğini geçireceğini öngörüyorduk. Ancak büyük takım refleksi kötü oynarken de kazanarak oluşuyor. Türk futbolunda şampiyonluklar iyi oynamadan alınan 3 puanlarla geliyor. Dolayısıyla bu haftalarda kazanmak, iyi oynamaktan daha önemli.
MAÇIN KÖTÜSÜ:İlk yarı bittiğinde, takımda en çok pas hatası yapan ve en çok ikili mücadele kaybeden isim aynıydı..
Jeremain Lens geldiği günden bu yana sergilediği kötü performansını bir tık ileri götürerek, maça damgasını vurdu. İkinci yarıda iyi oynayan takımda bile kendini gösteremeyen Lens’in hala takımda kendine yer bulması ise başlı başına bir soru işareti..
MAÇIN OLAYI: Neredeyse 2 sezondur kayıp olan Oğuzhan Özyakup uzun bir aradan sonra toparlanmış gözüktü. Muhteşem bir performans sergilemedi belki ama eskisine göre daha diriydi ve takıma katkı yapma potansiyelini göstermiş oldu.
NOT: Yeni transfer N’Koudou’yu 30 dakikalık performansla değerlendirmek pek de mantıklı değil. Ancak daha dün uçaktan inip, tek antrenman yaparak sahaya çıkan bir oyuncu için oldukça iyi bir hücum hareketliliğini sağladığını söyleyebiliriz. Açık alanda çok etkili olacağının sinyallerini veren Fransız oyuncunun kapalı savunmalara karşı ne yapacağını ilerleyen haftalarda göreceğiz.