Selam.
Herkese hayırlı ve huzurlu bir hafta dilerim.
Geçtiğimiz hafta Naim Süleymanoğlu’nun hayatını konu alan “Cep Herkül’ü Naim Süleymanoğlu” filmini izlemek için Grand Pera’ya gittim.

İstiklal caddesinde hiç bitmeyen bir kalabalığın içinden süzülerek tam zamanında filme yetiştim Grand Pera Beyoğlu sevenler için, yenilenen ruhu ve güzel kafeleriyle gençlere alternatif bir buluşma mekânı oluşturdu. Yolunuzu buraya daha vakitli düşürürseniz biraz ilerdeki Narmanlı Hanı da ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Konuyu kapatmak zorundayım film başlıyor.
Öncelikle yapımcısı Mustafa Uslu’dan Yönetmeni Özer Fevzioğlu’na, film müziklerini hazırlayan Fahir Atakoğlu’na ve tüm ekibe yürekten teşekkür ederim. Filmi izleyenler bilir, Naim Süleymanoğlu ona faydası dokunan her insana, “Bir teşekkür edemedik.” diyor. Filmde bu sahne iki yerde geçiyor. Bunu her duyduğumda ona: Peki, Naim Süleymanoğlu; Yakaladığın başarılar, halter sporuna kazandırdıkların, göğsümüzü uluslararası tüm müsabakalarda kabarttığın ve kendi ağırlığının üç katından on kilo fazlasını kaldırıp tarihe meydan okuduğunda biz sana teşekkür edebildik mi?.. demek istedim.

Sanki tüm ekip bu kahramanlık hikâyesini kırmadan incitmeden ama hakkını vererek bizlerle buluşturmak için elinden geleni yapmış. Bu topraklarda yaşayıp Dünya çapında önemli ve tekrarı yakalanmayacak büyük başarıları ülkemize taşımış bir isim Naim Süleymanoğlu ve hikâyesi bizimle çok samimi ve olabildiğince gerçek bir dille paylaşılmış.

Filmi izlerken kendi çocukluğunuza, ailenize, anne kucağına dönmemek mümkün değil. Sanki hepimizin geçmişi orada bir yerde bizi izliyor gibi… Birazdan yaşlı gözlerle arkada bıraktığımız annemize kavuşacakmışız gibi.... Mekân, dekor, sözler, bakışlar… Hepsi çocukken her seferinde özlemle kucaklaştığım kardeşlerimi, her gittiğinde dönene kadar kendimi eksik hissettiğim babamı ve bu gün bu satırlar dahil her konuda ne yaparsam yapayım başaracağıma beni inandıran kahramanım annemi hatırlattı...

Her çocuk büyümek ister. Elinden gelenin fazlasını yapmak ailesinin kahramanı olmak ister. Naim’i izlerken bunu fark etmemek mümkün değil. Ama bu güne kadar fark etmediğim bir şeyi daha fark ettim filmi izlerken: Naim hangi topraklara vatan demişşe o toprakların kahramanı olmuş. Kendini yaşarken anneciğinin kalbine gömmüş, bir anayı evladına hasret bırakmış ama anasını vatansız bırakmamış.

15 yaşında ilk altın madalyasını alan çocuk Naim’e ve erken yaşlarda vatanı kimliği için tüm kariyerini, canını, başarılarını, sevdiklerini risk e atan Naim’e hayran kalmamak mümkün değil! Kazanmak veya başarmak biz ne dersek diyelim göreceli kavramalar… İsmi ve halkının özgürlüğü için kendini gönüllü sürgün eden Naim’in; vatan bildiği topraklardan kendi öz vatanına gelmek için gösterdiği azim, çaba ve cesareti ilham verici buluyorum. Biliyorum ki vatan en değerli hazine ve zenginlik bir bayrak altında toplanmak, bir olmasak ta birlik olmak… Bu bizi her zaman huzurlu ve güvenli kılar…

Ve
15 yaşında Dünya Şampiyonluğu,
8 defa Dünya 9 defa Avrupa Şampiyonluğu
3 defa Olimpiyat ve
60’ın üzerinde Dünya Rekoru…
Naim Süleymanoğlu tek başına kazandığı başarılarla ülkemizde ve dünyada halter adına ürettiği değerle bir devri tek başına açtı ve kapadı. Çıtası azmi, idealleri, sabrı ve göstermiş olduğu insanüstü başarılar birçok sporcu için ışık oldu. Sevgi, saygı, iyisine kötüsüne razı olmayı, affedici ve yüksek nezakette olmayı çoğu zaman diğerlerine karşı kendimizde bulamayız ama konu vatansa hepimiz tek el tek yürek ve cesuruz. Naim’i bizden daha cesur kılan doğduğu toprakların ona ve soydaşlarına dayattığı zorbalığı sineye çekmemek ve görmezden gelmemek. Düşünmemiz gereken en ince duygu ise tüm bunları kimseyi tahrik etmeden, silah ve savaş ortamı oluşturmadan, anasının ak sütü gibi bilek kuvvetiyle başardı. Küçük adam tek başına iki ülkenin ve binlerce insanın kaderini değiştirdi. Naim doğdu Naum kalmamak için sesini tüm dünyaya duyurdu.
Gördüğüm bildiğim en güzel zaferlerden biri… Bulgaristan da yaşanmış, tüm dünyanın gözüne, yüreğine, vicdanına, adaletine göstere göstere başarıyla tarihe not düşülmüş... Naim başarılarıyla sadece kendi kaderini değiştirmedi. Ailesi Bulgaristan’daki 2 milyon Türk vatandaşının ve dünya üzerinde aynı etnik zorbalığı yaşamış her bir insanın kaderini değiştirdi. Bundan sonraki nesiller için güzel ve anlamlı bir miras bıraktı; spor, azim ve centilmenlik üzerine tekrarı olmayacak bir hayat.
Teşekkürler, Naim Süleymanoğlu: O kocaman yüreğinde milyonlarca Türk’ü taşıdığın için…
Teşekkürler, verdiğin sözü unutmayıp canın pahasına arkasında durduğun için…
Teşekkürler, başarmanın en büyük şartının azim ve disiplin olduğunu öğrettiğin için…
Teşekkürler, ülkemin milyonlarca insanını her anında yanında taşıdığın için…