Selam,
hepinize keyifli bir hafta diliyorum.
Şu anda gözümü bir kıyısından Lüleci Hendek sokağa çevirip diğer yandan da önümdeki kahveyi yudumluyorum. Az önce seramik sanatçısı arkadaşım Emi Krispın ile vedalaştım. Neyin vedası mı?
Dokuz yılı bitirip onuncu yılına girdiğim sokak ve mahalle dostlarım, Vefa apartmanında hayatımın en değerli yıllarına tanıklık eden kıymetli komşularımla vedalaşıyorum.
Gözlerim üç aydır dolu dolu. Kızım henüz altı aylıktı biz Vefa apartmanı 8 numaralı dairemize taşındığımızda. Buradaki her detay, her anı, her yokuş ve her kaldırım taşında kimsenin anlamasını beklemediğim ama benim düğüm düğüm takip ettiğim öğretiler var.
Hayat yoruyor ve bazen işler iyi gitmez, sevdikleriniz veya kendiniz eskisi kadar iyi gelmezsiniz kendinize. Bir ara, bir nefes bir sükut lazımdır. İçinde kaybolduğunuz seslere inat boğucu bir yalnızlıktır belki şifanız. Ama çok da görünmez olmak istemezsiniz. Ara da bir kaybolmak yine de bir enerji, bir yaşam belirtisidir. Bazen karışırsa iyiler kötülere ve anlarsan tüm kötü dediklerin başkalarının ‘iyisi’ olmak için sana kötü, işte o gün sığındığın gökkubbe dar, aldığın nefes çok gelir...
Bana da öyle oldu ve deliler cumhuriyetim Galata’ya sığındım. Bu sokaklar müthiş iyi geliyor. Tünelden aşağı yürürken solda Galata Mevlevihanesi’nden yükselen ney sesleri bazen seni de içine alıp semaya çıkartıyor. Ruhun kendinde değil, aşıksın belli kendine ama aşk kavuşamadığın için yangın etti seni. Dön bir bak kendine, neden diye sor önce. Seni öldür gerçeğini bul...
İnsanlara hayat bazen zor gelebilir. Zorluk, öğrenmeye tabi olmaktır. Hayal meyal hatırlamaktan vaz geçip net bir alemi anlamaktır.
Yaşam ve kader neyse biz o yoldayız, ancak takipçiyiz. Mutlak kargaşa bizi kendi duamıza doğru yaklaştırırken bence güzel molalara kesinlikle ihtiyaç var. Herkesin molası kendi gücüne göre... O yüzden dert aynı olsa bile dermanı aynı olmayabilir. Ne mutlulukta ne de sıkıntılarımızda denklik aramayalım. Denklik, yaratılmış olmamızda ve insan kalmamızda gizli.
Şimdi bu zor zamanlarımda ve her arkama baktığımda yanımda olan, kalbimde taşıdığım tüm dostlarıma, bu sokakta ve mahallenin tüm ortak alanlarında yoluma çıkan her insana, her canlıya çok teşekkür ederim. Burada bu mahalleyi bana evim olarak hissettirdiniz. Şimdi yeni yorgunlara yer açmak için müsaade istiyorum. İşaretleri takip etmek ruhun bilgeliğine inanmakla olur ve ben kendi yolculuğuma devam edecek kadar iyiyim. Tekrar uçabilir, tekrar hayal kırıklığı yaşayabilir, en kıymetlisi de tekrar sıfırdan başlayabilirim. Otuz yaşımda gelip kırk yaşımda ayrılıyorum biyolojik olarak. Ama ben aslında 70 yaşında gelip 20 yaşında ayrılıyorum.
Başarmak devam etmektir.
Sağlıcakla kalın..