Beşiktaş, Bursaspor karşısında sezonun en derli toplu maçlarından birini oynadı.

Atiba - Dorukhan ikilisi savunma-hücum dengesini uzun bir aradan sonra tekrardan sahaya koyarken, takımın 75 dakika boyunca neredeyse hiç pozisyon vermemesinin de en büyük sebebi bu ikilinin gösterdiği performanstı.

Ljajic oyunu kurma konusunda her hafta maharetini biraz daha fazla gösterirken, kanatların da beklenenden daha iyi çalışması, Beşiktaş’ın oyununu pozitif hale getirdi.

19 yaşındaki Güven Yalçın hem içeriye kat etme özelliğiyle hem de pozisyon hazırlama becerisiyle, siyah beyazlılar için joker olma yolunda ilerliyor.

Beşiktaş’a geldiğinden beri bir türlü 4 maç üstüste 11’de sahaya çıkamayan Lens’in trivelayla Burak Yılmaz’a gol attırması ise maçın en manidar anıydı.

Tüm bu olumlu tablonun oluşmasındaki en büyük etken ise Beşiktaş’ın uzun bir süre sonra “gerçek ve bitirici” bir forvetle sahada yer almasıydı.

Burak Yılmaz attığı 2 klas golün yanı sıra, pas dağıtımı ve rakip savunmayı ceza sahasına hapsetme anlamında da çok üst düzey bir performans sergiledi.

İleride gerçek bir forvetle oynamanın getirdiği özgüveni sahaya yansıtan Beşiktaş’ın sezonun geri kalan kısmı için ciddi bir umut ışığı verdiğini de söylemek yanlış olmaz.

MAÇIN OLAYI: Geldiği günden bu yana tartışılan Burak Yılmaz’ın karşılaşma öncesi tribüne çağırılması, camianın üzerindeki kara bulutların dağılmasının göstergesi gibiydi. Geçen hafta Kagawa’nın golleriyle başlayan Beşiktaş’ın tekrardan ayağa kalkma süreci, Burak Yılmaz krizinin tamamıyla çözülmesiyle hızlanmış gözüküyor. Bu kadar kötü geçen bir ilk yarı sonrası tekrardan kafayı zirveye çevirebilmek sadece büyük camiaların yapabileceği bir şeydi ve Beşiktaş bunu başarmış gözüküyor.

MAÇIN GİZLİ KAHRAMANI: Top kapma onda, rakip atakları kesmek onda, pas organizasyonunu başlatmak onda. 36 yaşındaki Atiba, Beşiktaş’ın tekrardan dönmeye başlayan çarklarının başındaki ustabaşı gibiydi. Bunca yıl, bunca başarı sonrası, yeni gelmiş gibi hevesle oynayabilmek her babayiğidin harcı değil. Atiba her anlamda takımda en çok saygıyı görmeyi hak eden isimlerin başında geliyor.

MAÇIN GİZLİ GÜNDEMİ: Maç öncesi gündem Şenol Güneş’in milli takıma gitme durumuydu. Mart ayında milli takımın oynayacağı eleme maçlarında hocanın saha kenarında olması artık kesinleşti.

Bu haberin zamanlaması nedeniyle gazetecileri suçlamanın da ne kadar eskimiş bir söylem olduğunu da görmüş olduk. Kulübün, TFF’nin, hocanın maç öncesi gayet medenice bu görüşmeleri yapması normal ama gazetecilerin yazması mı normal değil? Artık devir değişti. Profesyonel dünyada herkes maaşına bakıyor. Bu akşam da gördüğümüz üzere takım bu haberlerden zerre kadar etkilenmedi. Hatta siyah beyazlıların sezonun en derli toplu oyununu bile sergilediklerini söyleyebiliriz. ‘Artık bu haber şu zamanda yazılabilir mi’yi tartışmak yerine, hoca 2 takımı birden çalıştırabilir mi? sorusunu tartışmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.