A Milli takım tarihinde Moldova maçı tarzında onlarca hayal kırıklığı vardır.

Balkanlar’la eski Sovyet coğrafyası arasına sıkışmış bu ülkelerin en büyük ortak özelliği, kendi evlerinde gösterdikleri direnç ve sert futboldur.

O yüzden de  bu tip deplasmanlarda aslolan, oyunu ikinci plana alıp, skoru elde etmektir. 

Maçın ilk 20 dakikasında, Moldova’nın presi ve sert oyunu, A millilerin istediği taktik planı sergilemesine engel oldu. Bu dakikalarda yaşanan anlamsız paslaşma ve üretememe halini  teknik direktör Şenol Güneş, önünüzdeki maçlar adına mutlaka değerlendirecektir.

25’inci dakikadan sonra özellikle Dorukhan-İrfan-Ozan üçlüsünün maça ağırlığını koymasıyla, oyun dengesi tamamen milli takımımız lehine döndü. 

Özellikle ilk yarının ortalarında Cenk Tosun’un kaçırdığı pozisyonlar, gelecek golün habercisi gibiydi.

Everton’da bir türlü istediği seviyeye gelemediği gibi , bir de sakatlık derdiyle uğraşan Cenk Tosun, tam da “Şenol Güneş neden onda bu kadar ısrar ediyor” soruları gelmeye başlamışken, mükemmel bir gole imza attı. Cenk Tosun’un “formsuzluk geçici, klas kalıcı” sözünün doğruluğunu ispat edercesine attığı Denis Bergkamp golü sonrası, oyun da açılmış oldu. Golde Dorukhan Toköz’ün asistini de elbette unutmamak lazım. Beşiktaş’a sağ bek rotasyonu olarak gelen, 2 ay içinde takımdaki 8 numara pozisyonunu adeta söke söke alan Dorukhan’ın 10 numaraya evrilme ihtimali, futbolcu gelişim kitaplarına konu olacak düzeyde. 

İlk yarı bittiğinde yüzde 72’lik topa sahip olma oranıyla, maçın tek hakimi A milli takımımızdı. 

İkinci yarıda da oyunun hakimiyetini tamamen eline alan millilerimiz isabetli pas trafiğiyle, topu ve rakibini çok başarılı şekilde koşturmaya devam etti. 

Deniz Türüç’ün attığı mükemmel golle, Milli takımımız maçı erkenden bitirmiş oldu. Bu dakikalarda sahada yapılan küçük üçgenler ve pas alışverişleri gelecek adına ümit vericiydi. Özellikle Dorukhan Toköz - Deniz Türüç arasındaki uyum, rakibin canını sıkacak türdendi. 

Maçın sonlarına doğru gelen Cenk Tosun ve Yusuf Yazıcı’nın golleri ise pastanın kreması gibiydi. 4-0’lık skor hem averaj hem de özgüven açısından oldukça önemliydi. 

Karşılaşmanın dikkat çekici bir başka noktası ise A millilerin, deplasmanda rakibine neredeyse tek bir ciddi pozisyon bile vermemesiydi.

MAÇIN OLAYI

Öncelikle kimse Moldova galibiyetini küçümsemesin. Bundan  6 ay önce neredeyse önüne gelene yenilen, heyecansız, futbol dışı tartışmaların içinde boğulmuş bir milli takım vardı. O takımın Moldova deplasmanından değil 4-0’lık skor, galibiyetle çıkması bile çok kolay değildi. Bu kadar güvenini kaybetmiş, halk desteğinden mahrum, az sevilen bir milli takımı, 6 ay gibi sürede bu hale getirmek kolay değil. Şenol Güneş kısa sürede tüm ülkeye ümit veren bir milli takım oluşturmuş durumda. 2020 Avrupa Şampiyonası’na gidilir, gidilmez, bu ayrı bir tartışma konusu. Ancak şimdiden şunu söyleyebiliriz. Federasyon, Şenol Güneş tercihiyle doğru olanı yapmış. Bu havayı yakaladıktan sonra futbol şansı da yanımızda olursa, Avrupa Şampiyonası’na katılmamız artık hiçbir şekilde sürpriz değil.