Dersimiz transfer

Son dönemde verim/maliyet anlamında çok da isabetli hamleler yapamayan Beşiktaş yönetimi, bu sefer dersine çalışmış gözüküyor.

Şenol Güneş’in isteği doğrultusunda forvet, stoper ve sağ bek takviyesi yapmayı planlayan Beşiktaş yönetimi, Antalya kampının ilk gününe golcüyü, üçüncü gününe ise stoperi getirmeyi başardı.

Mali tablo nedeniyle genelde transfer döneminin son gününe kadar beklemek zorunda kalan Beşiktaş, bu sefer belli ki Aralık ayında tüm planlamayı halletmiş.

Bu önemli bir nokta çünkü yeni transferler 8-9 gün boyunca, günde çift antrenmanla hem Şenol Güneş tedrisatından geçecek hem de takım arkadaşlarıyla uyum sorununu hızlı bir şekilde çözebilecek.

BURAK YILMAZ’A NE LAZIM?

Aboubakar’ın gidişi sonrası sırasıyla Negredo, Larin ve Vagner Love’ı kadrosuna katan Beşiktaş “bitiricilik” sorununu bir türlü halledememişti. Bu durum takımın performansını o kadar çok etkiledi ki yönetim tüm protestolara rağmen Burak Yılmaz’ı takıma kazandırdı.

İşin saha dışı kısmı tez konusu olacak kadar karmaşık. Bir yanda Süleyman Seba’nın değerler manzumesi, bir yanda profesyonel dünya. Tribün ikiye bölünmüş durumda. Kimisi “Siz hiç mi hata yapmadınız, affetmek büyüklüktür” derken kimisi “Hiç kimse Beşiktaş’ın değer yargılarından büyük değildir” diyor. İki tarafın da kendine göre haklı tarafları olduğu için ben rotayı saha içine çeviriyorum.

Burak Yılmaz’ın başarılı olma durumu aslında Beşiktaş’ın oyun kurgusuyla birebir ilintili. Bir çok kafa golü olmasına rağmen Burak Yılmaz’ın asıl meziyeti, rakip savunmanın arkasına sarkıp bitirici, net vuruşlar yapabilmesi. Atiba-Oğuzhan-Sosa’lı, ceza sahası önünde bol pas yapan orta saha modeliyle, Burak Yılmaz’ın klasik +20 gol ortalamasına ulaşması hiç de zor değil.

Ama takım Negredo’yu bile çıldırtan; ver topu Quaresma’ya, o da ortalasın sistemini tercih ederse, Burak Yılmaz’ın başarısız olma ihtimali çok yüksek. Burada işi kotaracak isim Burak’tan çok Şenol Güneş. Eğer hoca yeni golcüsüne uygun bir sistem oluşturup bunu talebelerine kısa sürede öğretebilirse Burak Yılmaz’ın müthiş bir dönüş yapması işten bile değil. Burada kilit oyuncu ise Adem Ljajic. Uyum sürecini atlatan Adem’in stili, Burak Yılmaz’a birebir uyuyor. Bu ikilinin yapacağı işbirliği, hem takımın hem de kendilerinin geleceğine direkt etki edecek gibi gözüküyor.

MİRİN NE YAPAR?

Resmi transfer döneminin neredeyse ilk gününde açıklanması bile Mirin’in ne kadar uzun süredir takip edildiğinin bir göstergesi diyebiliriz. Geçen yıl 4,5 milyon euro teklif edilen oyuncunun sadece 350 bin euro bonservisle takıma kazandırılması, değer/maliyet dengesi açısından başlı başına bir başarı. PSV ile şampiyonluklar kazanmış, belli bir değere ulaşmış, Cocu’nun sezon başında takımdan ayrılmasıyla gözden düşmüş bir isimden bahsediyoruz. PSV’nin Mirin için 2 sezon önce Hoffenheim’in 10 milyon euro’luk teklifi reddetmesi ise Hollanda basının arşivlerinde hala duruyor.

1.87 boyunda, Rennes altyapısından yetişen Mirim’in en büyük avantajı uzun bacakları. Bu özelliği sayesinde rakiplerden çok fazla top kapabilen Mirin, aynı zamanda bir stoper için oldukça hızlı.

Hava toplarına oldukça hakim olan Fransız stoper top kullanma konusunda elbette bir Marcelo değil. Ancak ayağı düzgün ve pas yüzdesi düşük değil. Geriden oyun kurma konusunda Süper Lig’de çok da zorlanacağını düşünmüyorum. Saha dışındaki eğlenceli tavrı ise tam Beşiktaş tribününün istediği tarzda. İlginç gol sevinçleriyle, yumruk şovlarıyla, kısa zamanda taraftarın gözdesi olma potansiyeline sahip.

Eksilerine baktığımız zaman ise en çok dikkat çeken nokta agresifliği. Zaman zaman sakarlıkla karışan bu sert savunma şekli çok fazla penaltıya sebep olabiliyor.

Forma çekerek yaptırdığı penaltılar o kadar meşhur ki teknik direktör Cocu’nun sırf elini kullanmasın diye Mirin’i antrenman maçlarında, elinde tenis topuyla oynattığını biliyoruz.

Bir Marcelo etkisi yaratır mı bilemeyiz ancak Vida’yla beraber dinamik, sert bir savunma hattı olacaklarını kestirmek çok da zor değil.

Pepe’li Beşiktaş’ın önce 4’üncü olup sonra da son 20 yılın en kötü ilk yarı puanını toplaması, işin özünün bireysel performans değil, takım savunması olduğunu hepimize gösterdi.

Bu yüzden de Manchester City bütçesine sahip değilsen, bu tarz bir adamla savunma kurgusunu oturtmaya çalışmak her halükarda defansta 5 milyon euro maaşlı bir dünya yıldızı oynatmaktan evladır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Süleyman yıldız
Süleyman yıldız - 6 ay Önce

Bartosz Bereszynski için beşiktaş ile anlaşdı diyolar doğru mu?

Yağız Horasanlı
Yağız Horasanlı - 6 ay Önce

Yerinde objektif ve gayet güzel bir yazı olmuş tebrikler

Rock Qu
Rock Qu - 6 ay Önce

Minnos bence Mirin tam isabet, agresif cabuk ve hava toplarina hakim

Zafer
Zafer - 6 ay Önce

Hiç kimse beşiktaşın değer yargılarından büyük değil! Yazmalıydınız ama yanlış yazmışsınız. Anlatım bozukluğu var

Isa admin
Isa admin - 6 ay Önce

Yönetimin caner oguzhan pektemek larinden kurtulması gerek bunların miadi doldu yerlerine genç heyecanlı başarıya aç oyuncular kazandırılmali

Hayri cevizkıran
Hayri cevizkıran - 6 ay Önce

Çok güzel hareketler bunlar sayın Minnoş.

Muhammet
Muhammet - 6 ay Önce

Atiba sosa oğuzhan üçlüsünde sosanın Oğuzhan’ı patlattığı çok ortadaydı nedeni vermiş olduğu dikine toplardı. Oğuzhan’ı rakip savunma ile ortasahasının tam ortasında buluşturuyordu bunu da çok iyi yapıyordu şimdi takımda bunu yapabilecek oyuncu yok.. en büyük soru işareti budur bence

Oğuzhan çapkın
Oğuzhan çapkın - 6 ay Önce

Babel yerine gervinho olmazmı?


banner8

banner19

banner6

banner17