Sezon başı ve devre arası kampları bir takımın temelinin oluşmasındaki en önemli süreçlerdir.

Bu kamplarda bireysel performanslar belki birebir sahaya yansımayabilir ama takımın genel performansı lig için mutlaka bir ipucu niteliğindedir.

Beşiktaş’ın 10 günlük Antalya kampında, sezonun ilk yarısına göre dikkat çeken en büyük fark moral motivasyondu.

Pepe, Tolgay ve Vagner Love gibi kafayı ciddi şekilde ödemelere takan isimlerin kampta olmaması, takımın havasını olumlu anlamda değiştirmiş gözüktü. (Elbette oyuncunun emeği karşılığında parasını istemesi en büyük hakkı. Ancak ödemelerde gecikme yaşandığında, hem kendini hem takım arkadaşlarını olumsuzluğa itersen, kulübün de kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alması kaçınılmaz oluyor)

Henüz ıslak imza olmasa da Şenol Güneş’e yapılan teklif, kulübün üzerindeki kara bulutları dağıtmış durumda. En azından artık “yönetici hocayı istemiyor, hoca milli takıma gidecek” söylentisi bitmiş gözüküyor. Şenol Güneş gerek antrenmanlarda, gerek basın toplantısında oldukça keyifli bir görüntü verdi. Şunu bir kez daha anladık. Hoca maaş sıkıntısıyla, oyuncu isteksizliğiyle uğraşmak istemiyor. Kadro kısıtlı da olsa, Şenol Güneş’in önceliği istekli, iştahlı bir oyuncu grubuyla çalışmak.

Kampın bir diğer olumlu noktası ise yeni transferlerin kampın ilk günlerinde takıma katılması oldu. Maliyeti düşürmek için genelde transfer döneminin son günlerini bekleyen Beşiktaş yönetimi dersini çalışmış olmalı ki hem Mirin’i hem Burak Yılmaz’ı kampa yetiştirdi.

Şenol Güneş’in antrenmanlar boyunca, takımı tekrardan pas oyununa yönlendirmesi ise kampın belki de en dikkat çekici durumuydu. Zaman zaman kanat ve orta gol organizasyonları yapılsa da, antrenmanlar ağırlıklı olarak kısa pas çalışması üzerine şekillendi.

Gelelim bazı bireysel performanslara.

KAMPTA KİM, NASILDI?

Quaresma: Antalya yolculuğunun başlamasına saatler kala kadroya dahil edilen Quaresma, kampın en hırslı ismiydi. Özellikle ilk günlerde koşu çalışmasında dahi hep en önde yer alan Portekizli, son anda kampa dahil edilmenin hırsını adeta toptan çıkardı. Her antrenman sonrası bireysel olarak şut çalışması da yapan Quaresma, ikinci yarıda da hocanın vazgeçemeyeceği isimlerden biri olacak gibi gözüküyor.

Cyle Larin: Aynı Quaresma gibi kampa son anda katılan Kanadalı oyuncu bu şansını gayet iyi kullandı. Hazırlık maçlarında attığı goller bir yana, yüksek tempolu çalışmasıyla, “katkı sağlamıyor” düşüncesini kafalardan silmeyi başardı. 1 Ocak’ta kiralanmasına kesin gözüyle bakılırken şu anda takımda kalma ihtimali doğmuş durumda.

Adem Ljajic: Kampın en etkili isimlerinden biriydi. İnisiyatif almaya başladı. Hocanın da direktifleriyle, takım arkadaşları topu artık daha çok onunla buluşturuyor. Takımı yönlendirme konusunda her geçen gün mesafe kaydeden Ljajic duran topların da artık ilk sahibi olmuş durumda. İkinci yarıda takımın liderliğini tamamen üstüne almasını bekliyorum.

Jeremain Lens: Geçen sezon muhteşem bir kamp dönemi geçirip ligde dökülmüştü. O yüzden biraz temkinli yaklaşmakla beraber, her şeye rağmen kampın en iştahlı isimlerinden biriydi. Bir yandan hocanın isteklerini yerine getirmeye çalışırken bir yandan da fizik kalitesini yükseltti.

Dorukhan Toköz: Kampın iyilerindendi. Sağ bekte sıradan, orta sahada sıra dışı olduğunu bir kez daha gösterdi. Sadece oyunuyla değil pozitif enerjisiyle de farkını ortaya koydu. Bu kadar kısa sürede, neredeyse bütün takımın sevgisini kazanmak kolay iş değil. Belki konuşmak için erken ama Beşiktaş geleceğin kaptan adaylarından birini bulmuş olabilir.

ISIMAT MIRIN, BURAK YILMAZ...

İsimat Mirin: Henüz doğal olarak uyum aşamasında. Vida ve Atiba’yla sık sık dialoga girerek, savunma hattına bir an önce alışmak istiyor. Fiziği gayet yerinde. İlk müdahalelerde başarılı. Antrenman sonrası malzemeci Süreyya abiye yardım etmesi, kulübü sahiplenme duygusu açısından önemli bir ipucuydu. Renkli bir kişilikle karşı karşıyayız. Uyum sorununu hızlı atlatırsa, tribünlerin en çok sevdiği isimler arasına girer.

Burak Yılmaz: Takımla hiç çalışmadı. Adalesindeki sertleşme nedeniyle tüm antrenmanlarını sahada ya da salonda bireysel olarak yaptı. Büyük bir tribün baskısıyla sahaya çıkacağının farkında. Bu yüzden riske girmeden, yüzde yüz hazır olup sahaya çıkmak istiyor.

Adriano: Alışık olduğumuz görüntüsünden çok uzaktı. Takımdan gidenler, maaş gecikmeleri belli ki onun da keyfini kaçırmış durumda. Hem vücut dili hem performansıyla kampın etkisiz isimlerinden biriydi.

Ege Atlam: Beşiktaş’ın Azeri kökenli gençlerinden biri. Sol ayaklı bir stoper. Henüz 19 yaşında ve Avrupa standartlarına uygun müthiş bir fiziği var. Yaptığı hamleler kadar ayağının düzgünlüğüyle de dikkat çekti. Kampın gelecek vaad eden isimlerinden biriydi.