İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye ekonomisinin yılın ilk yarısındaki görünümü ile reel sektörün ikinci yarıya ilişkin beklentilerini değerlendirdi. Enflasyondaki gerilemenin önemli olduğunu belirten Avdagiç, fiyat artışlarındaki yavaşlamanın sanayi, üretim, yatırım ve ihracat tarafında da hissedilmesi gerektiğini ifade etti.
İş dünyasının öncelikli beklentisinin dezenflasyon sürecinin kararlılıkla devam ettirilmesi olduğunu söyleyen Avdagiç, söz konusu sürecin oluşturacağı alanın kademeli ve öngörülebilir bir faiz normalleşmesine dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. Üretim ve yatırımların yeniden ivme kazanabilmesi için finansman maliyetlerinin daha makul seviyelere gerilemesi gerektiğini belirten Avdagiç, hedefli kredi ve teşvik mekanizmalarının sahaya hızlı biçimde yansıtılması çağrısında bulundu.
EKONOMİ BÜYÜRKEN SANAYİ DARALDI
Ekonomide büyüme görülmesine rağmen sanayi sektörünün aynı performansı gösteremediğine dikkati çeken Avdagiç, yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 2,5 büyüdüğünü, sanayinin ise yüzde 0,8 daraldığını söyledi. Sanayideki görünümün dikkate alınarak üretimi destekleyecek tedbirlerin devreye alınması gerektiğini ifade etti.
Makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin sanayici ve ihracatçıya henüz yeterince yansımadığını belirten Avdagiç, reel sektördeki sıkışıklığın devam ettiğini aktardı. Dezenflasyonun reel sektörde rahatlama sağlaması için finansman maliyetleri ile döviz kuru tarafında daha dengeli seviyelerin oluşması gerektiğini dile getirdi.
KUR VE MALİYETLER ARASINDAKİ MAKASA DİKKAT ÇEKTİ
Ekonomi programının üçüncü yılını doldurduğu dönemde yurt içi maliyetler ile döviz kuru arasında ciddi bir fark oluştuğunu söyleyen Avdagiç, yılın ilk altı ayında sepet kurdaki ortalama artışın yüzde 7,03 seviyesinde kaldığını, TÜFE ve ÜFE ortalamasının ise yüzde 16,9 olduğunu bildirdi.
Reel sektörün temel beklentilerinden birinin söz konusu makasın kapanması olduğunu belirten Avdagiç, kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin yeniden dengelenmesi gerektiğini ifade etti. Kur, iç maliyetler ve finansman giderleri arasındaki farkın özellikle ihracatçı firmaların kârlılığını önemli ölçüde sınırlandırdığını kaydetti.
ÜRETEN VE İHRAÇ EDENE ERİŞİLEBİLİR FİNANSMAN TALEBİ
İTO olarak ekonominin bütün kesimlerine ucuz kredi sağlanmasını talep etmediklerini vurgulayan Avdagiç, üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve ihracata katkı sağlayan firmalara yönelik seçici finansman politikalarının sürdürülmesini istediklerini söyledi.
Yüksek kredi maliyetlerinin sanayici ve ihracatçıların büyüme imkânlarını daralttığını belirten Avdagiç, sıkı para politikası korunurken üretime, yatırıma ve ihracata dönük hedefli kredi kanallarının açık tutulması gerektiğini kaydetti. Avdagiç, reel sektörün talebini “herkese ucuz para” yerine “üreten ve ihraç edene erişilebilir finansman” sözleriyle ifade etti.
TEŞVİKLERİN YÜKSEK TEKNOLOJİYE YÖNLENDİRİLMESİNİ İSTEDİ
Türkiye’nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelebilmesi için düşük katma değerli üretimden uzaklaşması gerektiğini belirten Avdagiç, teşvik politikalarının yüksek teknoloji, araştırma ve geliştirme, dijitalleşme ve yeşil üretim alanlarına yönlendirilmesi çağrısında bulundu.
Büyük ölçekli, ihracatçı ve kurumsal şirketlerin yapay zekâ ile dijitalleşme alanında önemli ilerleme kaydettiğini ifade eden Avdagiç, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin hazırlık düzeyinin henüz istenilen noktaya ulaşmadığını söyledi. Üretim, lojistik ve pazarlama süreçlerinde teknolojiyi merkeze alan şirketlerin küresel firmalarla rekabet edebildiğini dile getirdi.
KOBİ’LER İÇİN DİJİTALLEŞME KÖPRÜSÜ
İstanbul Ticaret Odasının temel görevlerinden birinin büyük şirketler ile KOBİ’ler arasındaki dijitalleşme farkını azaltmak olduğunu belirten Avdagiç, farkındalık çalışmaları, eğitimler, mentörlük programları ve erişilebilir dijital çözümlerle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin dönüşüm sürecine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Avdagiç, teknolojik dönüşümün yalnızca büyük ve kurumsal şirketlerle sınırlı kalmaması gerektiğini, KOBİ’lerin de yapay zekâ ve dijitalleşme imkânlarından yararlanmasının üretkenlik ve rekabet gücü açısından önem taşıdığını ifade etti.
TEŞVİK PAKETİNİN SAHAYA HIZLI YANSIMASI BEKLENİYOR
Haziran ayında enflasyonun yeniden aşağı yönlü bir görünüm sergilediğini belirten Avdagiç, eğilimin korunması halinde yılın kalan bölümünde reel sektörün finansman yükünün bir ölçüde hafifleyebileceğini söyledi. Üretim, yatırım ve ihracata yönelik hedefli desteklerin ve açıklanan teşvik paketlerinin uygulamaya hızlı biçimde geçirilmesini beklediklerini kaydetti.
Yılın ikinci yarısında reel sektörün ekonomi yönetiminden beklentisinin açık olduğunu vurgulayan Avdagiç, dezenflasyonun sürdürülmesi ve oluşan alanın kademeli faiz normalleşmesinde kullanılması gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE İÇİN YENİ TEDARİK ZİNCİRİ FIRSATI
ABD ile Çin arasındaki rekabetin ve Avrupa’nın tedarik zincirlerini daha güvenli ve yakın coğrafyalara taşıma eğiliminin Türkiye açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Avdagiç, Türkiye’nin coğrafi konumu, üretim kapasitesi, genç iş gücü ve hızlı üretim kabiliyetiyle Avrupa’nın üretim merkezlerinden biri olabileceğini söyledi.
Türkiye’nin Gümrük Birliği üzerinden Avrupa ekonomisine entegre olduğunu hatırlatan Avdagiç, Avrupa’nın güçlü, güvenilir ve yakın bir üretim ortağına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin hem Türkiye hem de Avrupa açısından ekonomik kazanımlar sağlayacağını kaydetti.
ABD İLE 100 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HEDEFİ
Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin yeni bir döneme girebileceğini belirten Avdagiç, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası kapsamındaki yaptırımların kaldırılmasına yönelik iradenin yatırım ortamına olumlu katkı sunabileceğini söyledi.
İki ülke arasında uzun süredir gündemde bulunan 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin ulaşılabilir olduğunu ifade eden Avdagiç, otomotiv, beyaz eşya, makine, elektronik ve hazır giyim sektörlerinde önemli büyüme potansiyeli bulunduğunu belirtti.
SEPA ÜYELİĞİ KOBİ’LERE MALİYET AVANTAJI SAĞLAYACAK
Türkiye’nin Tek Avro Ödeme Alanı’na katılmak amacıyla Avrupa Ödemeler Konseyine niyet mektubu göndermesini değerlendiren Avdagiç, SEPA üyeliğinin yalnızca teknik bir ödeme düzenlemesi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Üyeliğin gerçekleşmesi halinde Avrupa ülkeleriyle yapılan avro cinsinden para transferlerinin daha hızlı ve düşük maliyetli biçimde yapılabileceğini belirten Avdagiç, söz konusu gelişmenin özellikle KOBİ’lerin işlem maliyetlerini azaltarak rekabet gücünü artırabileceğini ifade etti.




