Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’de geri çekilmesi için rejime verdiği süre bu hafta sona eriyor.  Sahada değişen bir şey yok. Ilımlı muhaliflerle rejim güçleri arasındaki çatışmalar aralıklarla devam ediyor. Rusya da Esed’e hava desteğini sürdürüyor. Düşük yoğunluklu lokal çatışmaların büyüyerek Suriye geneline yayılması hala bir risk olarak önümüzde duruyor. 

Ankara, Soçi mutabakatı uygulansın istiyor. Rusya ise sahada şartlar değişti, mutabakatı revize edelim görüşünü savunuyor. Moskova ile Ankara arasında günlerdir her seviyede gerçekleşen görüşmelerden bir sonuç çıkmış değil. 

Ankara’nın talepleri net:

-Esed güçlerinin Türkiye’nin askeri noktalarına yönelik saldırıları durdurulsun,
-Rejim Soçi Mutabakatı’na sınırlarına çekilsin,
-Suriye iç savaşı kaynaklı kaçan sivilleri İdlib’de oluşturulacak güvenli bir bölgede tutmak,
-Olası terör saldırılarını Suriye topraklarında durdurmak.

Merak edilen konu şu; Rusya istenen noktaya gelecek mi? 

Rusya ile bu konuda görüşmeler sürdüğüne göre anlaşma olasılığı da var demektir. Türkiye’nin, Suriye’de Rusya ile bir çatışmaya girmek istemediği zaten bilinen bir durum. 
Rusya’nın İdlib için önerdiği ‘yeni’ sınırları Türkiye kabul etmedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Moskova’nın teklifinin kabul görmediğini bir basın toplantısında açıklamıştı.
Şimdi gözler Türkiye’de yapılması planlanan dörtlü zirvede. Bu yazının kaleme alındığı saatlerde zirvenin yapılıp yapılmayacağı daha netlik kazanmamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan ziyareti öncesi havaalanında yaptığı açıklamada, zirve için henüz mutabakata varılamadı ancak “en kötü ihtimal Putin ile görüşmemiz söz konusu olabilir” dedi. İdlib için diplomasi trafiği böyle.

Sahada ise çok gergin bir durum var. Ilımlı muhaliflerle Esed güçlerinin çatışmaları sürüyor. Son bir haftadır çatışmalar Nayrab çevresinde yoğunlaştı. Birkaç kez el değiştiren Nayrab, son olarak muhaliflerin kontrolüne geçti. Rusya’nın hava desteği verdiği İran destekli rejim güçleri İdlib sahasında tutunmaya çalışıyor. Hava desteğinin kesilmesi durumunda Esed’in İdlib’de tutunması imkansız. 

İdlib meselesinin bir de göç boyutu var. Çatışmalardan dolayı 1 milyonun üzerinde çoğu kadın ve çocuk sivil mobilize olmuş durumda. İnsanlar, ölümden kaçıp yılanların, böceklerin yaşadığı mağaralara sığınıyor. Dağlara kaçıyor, yerin altını oyup içine giriyor. Tüm dünyanın sırtını döndüğü İdlib’de insanlık can çekişiyor. Bu insanlık dramını Birleşmiş Milletler (BM) de teyit ediyor. BM Suriye Krizi Bölgesel İnsani Koordinatör Yardımcısı Mark Cutts, “kuşkusuz bu bölgede gerçek bir kan gölü, gerçek bir sivil katliam göreceğiz” dedi. 

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yüzden, “İdlib’i süratle çözmemiz gerekiyor” açıklamasında bulundu.