Oynanmadan önce ligin altıncı hafta maçlarının bize heyecan,keyif ve bol aksiyon vadettiğini benim gibi birçok futbol sever düşünüyordur. Ancak kendi aramızda dünya derbisi dediğimiz Galatasaray- Fenerbahçe maçı sonunda biraz abarttığımızın farkında olmayanlarda da umarım farkındalık yaratmıştır. Uzun yıllardır bu kadar keyifsiz,bu kadar temposuz bir derbi izlemedim. Bir tarafta saha ve seyirci avantajı ile arayan,araştıran ama topu rakip alana taşıyıp oyunu orada oynamayı başaramayan Galatasaray, diğer tarafta ise sabırla bekleyen rakibinin kendi alanında pas yapmasına izin verip hata yapmasını kollayan, maçın berabere bitmesine dünden razı bir Fenerbahçe vardı.
İlk yarıda Galatasaray adına kaleyi bulan iki şut, Fenerbahçe adına ise Tolga'nın sağ ayak içi ile yaptığı plase vuruşundan başka akıllarda kalan bir pozisyon yoktu. İkinci yarıda dakikalar ilerledikçe dünden beraberliğe razı Fenerbahçe'ye Galatasaray'da geceden razı olarak ayak uydurdu. Yenebilecek bir kaza golünün faturası ağır olacağı için zaten üretmekte zorlanıyorsanız beraberliğe ev sahibi de olsanız belki bereket versin diyebilirsiniz. Ancak Galatasaray adına gerçekleri de göz ardı edemezsiniz. Evet geçen sene kulübe yetersiz olmasına rağmen kazanılan şampiyonlukta en büyük takdiri Fatih hoca almıştı, bu yıl kadronun derinliği,konforu dikkate alındığında kredi limiti yüksek olsa da başarısızlıkta fatura hocaya kesilecektir. Babel merkezli hücum organizasyonlarına çözüm üreten rakiplere karşı hücum repertuvarını geliştirmeli ve başka aktörleri devreye sokmalı. İşin savunma kısmına baktığımızda Galatasaray adeta iki kanat beksiz oynuyor. Ne Nagatomo ne de Mariano'nun oyunun top rakipteyken ve top bizdeyken kısmında pozitif hiçbir katkıları yok.
Fenerbahçe cephesinde alınan bir puana çok üzülen olduğunu düşünmüyorum.Hele Ersun hocanın üzüldüğünü hiç düşünmüyorum.Umarım bu bir puan eksiklerin ve defoların üzerini örtmez. Çünkü bu devşirme pozisyon oyuncularının fazlalığı ve bu düşük tempo ile sezon sonunda ipi göğüslemek çok zor. Her şeye rağmen Altay,Emre,Gustavo,Kruse ve Vedat performansları sıkıntılı süreçte can simidi olmaya devam ediyor.
Haftanın diğer flaş maçında iyi oynayan ve maçı kazanmayı hak eden performansı sahaya yansıtan Trabzonspor taraftarlarını mutlu ederken biz futbol severlere de keyifli bir maç izletmeyi başardı. Ünal hoca tüm eksiklerine rağmen sahaya sürdüğü oyuncu grubunun arzulu,coşkulu ve üretken oyunu ile Beşiktaş'ı yenmeyi başardı. Başkanlık makamındaki sıkıntılı süreç zaten işlerin iyi gitmediği Beşiktaş'ta kaosu daha da büyüttü ve artık acaba Başkan ile hoca da gider mi? kalır mı? tartışmalarını alevlendirdi. Başakşehir ile oynanan iç saha maçında tribünlerden aldığım geri bildirim taraftarın Başkan ve hoca ile ilgili umutları tüketmiş ve aslında nikah düşmüş. Beşiktaş lige verilecek ikinci milli takım arasına yeni Başkan ve yeni hoca ile girer iddiaları ne derece hayata geçecek bekleyip hep beraber göreceğiz...