MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk TV Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ün sorularını MHP Genel Merkezi’ndeki makamında yanıtladı. Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işleyişinden yeni anayasa çalışmalarına, seçim ve siyasi partiler kanunlarından Terörsüz Türkiye sürecine, kamuoyu araştırmalarından sporda kimlik tartışmalarına ve Mekke Anlaşması’na kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’nin açıklamalarında yeni anayasa ihtiyacı öne çıktı. Türkiye’nin öncelikle siyasi istikrara ihtiyacı olduğunu belirten MHP lideri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin siyasi istikrarı kalıcı hale getirdiğini ifade etti. Sistemin 2018 ve 2023 seçimleriyle birlikte iki dönemlik uygulamasına işaret eden Bahçeli, geçen süre içerisinde bazı uygulama başlıklarının yeniden ele alınmasının önem taşıdığını söyledi.

“SİSTEMİN SAĞLIKLI İŞLEMESİ İÇİN BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VARDIR”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin devamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkiye’nin siyasi istikrar ihtiyacının altını çizdi. Mevcut sistemin söz konusu istikrarı kalıcı şekilde sağlayan bir yapı olduğunu belirten Bahçeli, iki dönemlik uygulama tecrübesinin ardından bazı noktaların gözden geçirilebileceğini ifade etti.

Bahçeli, “Türkiye'nin her şeyden önce siyasi istikrara ihtiyacı var. Bu ihtiyacı kalıcı olarak sağlayan sistem de budur. Aradan geçen iki dönem içinde sistemin uygulamasına dair bazı noktaların gözden geçirilmesi önemlidir. Her şeyden evvel sistemin sağlıklı işlemesi için bir anayasaya ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

SEÇİM KANUNU VE SİYASİ PARTİLER KANUNU İÇİN DEĞİŞİKLİK MESAJI

MHP lideri, daha önce gündeme getirdiği seçim kanunu ve siyasi partiler kanunundaki değişikliklere ilişkin görüşlerini de açıkladı. Her iki alanda sistemi güçlendirecek ve uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları giderecek değişikliklerin müzakere edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, çalışmaların yalnızca siyasi partiler tarafından yürütülmemesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli; siyaset kurumunun yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının, aydınların ve akademisyenlerin de sürece katılarak düzenlemeleri ele alması gerektiğini ifade etti. Sistemin güçlendirilmesini ve aksayan alanların giderilmesini amaçlayan değişikliklerin yeni anayasa çalışmasıyla uyum içerisinde hazırlanması gerektiğini kaydetti.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN BAŞLANGICINI ANLATTI

Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmesinde sürecin başlangıcından itibaren ciddi bir sıkıntı veya zorluk yaşamadıklarını söyledi. Türkiye’nin terörle mücadelede önemli mesafeler aldığını ve başarılar elde ettiğini belirten Bahçeli, ülke genelinde bölücü faaliyetlerin oluşturduğu bazı tahrik ve gerilimlerin ise sürdüğünü ifade etti.

MHP olarak söz konusu mesele karşısında neler yapılabileceği üzerine düşündüklerini ve çalışmalar yürüttüklerini anlatan Bahçeli, kamuoyundaki tartışmaları da yakından takip ettiklerini belirtti.

1 EKİM’DEKİ DEM PARTİ İLE EL SIKIŞMAYI ANLATTI

Bahçeli, 1 Ekim 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında DEM Parti sıralarına giderek gerçekleştirdiği el sıkışmanın arka planına da değindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis açılışında yaptığı konuşmada iç ve dış gelişmeler üzerinde durduğunu, konuşmasının son bölümünde ise iktidarla muhalefetin Meclis çatısı altında iş birliği yapmasına işaret ettiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından AK Parti milletvekillerinin ayağa kalktığını, Cumhur İttifakı olarak kendilerinin de aynı şekilde hareket ettiğini belirten Bahçeli, daha sonra DEM Parti sıralarına yöneldiğini söyledi. DEM Parti mensuplarının bir taziyesi bulunduğunu ve insani vazifeyi yerine getirirken el sıkışmanın gerçekleştiğini anlatan Bahçeli, söz konusu adımın hem DEM Parti tarafında hem de kamuoyunda şaşkınlık oluşturduğunu ifade etti.

“CUMHURBAŞKANI’NIN MECLİS’E YÖNELİK ÇAĞRISININ GEREĞİNİ YERİNE GETİRDİK”

El sıkışmanın planlı bir adım olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Bahçeli, bir yönüyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis’e yönelik çağrısının gereğini yerine getirdiklerini, diğer taraftan da insani bir vazifeyi gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bahçeli, 22 Ekim’deki MHP Grup Toplantısı’nda DEM Parti Grubu’na PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönünde çağrıda bulunulmasını talep ettiklerini hatırlattı. Sonraki dönemde sürecin hızlandığını belirten Bahçeli, İmralı’ya heyetlerin gittiğini, farklı temasların yapıldığını ve kendilerini ziyaret eden heyetlerin bulunduğunu söyledi. O dönemde başlayan görüşmelerin süreci verimli bir noktaya taşıdığını ifade etti.

MECLİS KOMİSYONUNDA 21 TOPLANTI YAPILDI

Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında TBMM’de oluşturulan komisyonun geniş bir katılım ve temsille çalışmalarına başladığını söyledi. Kritik kararlarda komisyon üyelerinin tamamına yakınının olumlu oy kullandığını belirten Bahçeli, komisyonun nihai raporunda bu sayının 47 olduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı’nın yönetiminde toplam 21 toplantı gerçekleştirildiğini açıklayan Bahçeli, söz konusu toplantılarda önemli görüşmeler yapıldığını ifade etti. Komisyondaki geniş katılım ve uzlaşmanın daha sonraki yasal düzenlemelerin kabul sürecine de yansıdığını belirtti.

Eşine şiddet uygulayan Berhan Şimşek istifa etti
Eşine şiddet uygulayan Berhan Şimşek istifa etti
İçeriği Görüntüle

“467 RAKAMINI BEN DE BEKLEMİYORDUM”

Çerçeve Yasa’nın TBMM’de 467 kabul oyuyla geçmesini değerlendiren Bahçeli, komisyondaki mutabakatın ve kamuoyunun açık biçimde takip ettiği fikir alışverişlerinin yasanın çıkarılması konusunda geniş bir uzlaşma oluşturduğunu söyledi.

Bahçeli, “Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum” diyerek kabul oylarının seviyesine dikkat çekti. Söz konusu düzeydeki kabulün toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine katkıda bulunduğunu belirten Bahçeli, söz konusu durumu süreci güçlü hale getiren unsurlardan biri olarak nitelendirdi.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DAKİ TEMASLARA DİKKAT ÇEKTİ

Meclis’te oluşan mutabakatın sahaya yansıyıp yansımadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Bahçeli, MHP’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde teşkilatlarının bulunduğunu ve parti mensuplarının halkla sürekli temas halinde olduğunu söyledi.

Süreçte yaşanan gelişmelerin ardından bölgedeki aşiret liderleri, kanaat önderleri ve toplumun farklı kesimlerinden MHP’ye yoğun ziyaretler gerçekleştiğini belirten Bahçeli, söz konusu temasların önemli bir kaynaşmaya vesile olduğunu ve ziyaretlerin sürdüğünü ifade etti.

KAMUOYU ARAŞTIRMALARI İÇİN YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI

Bahçeli, kamuoyu araştırmalarına yönelik eleştirilerini de sürdürdü. Araştırmaların sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerektiğini belirten MHP lideri, toplumun doğru bilgilerle aydınlatılmasının önem taşıdığını söyledi.

Herkesin herhangi bir denetim olmadan kamuoyu araştırması yapıp sonuç açıklamasının doğru olmadığını belirten Bahçeli, söz konusu çalışmaların kamuoyu araştırması mı yoksa kamuoyu ve algı oluşturma çabası mı olduğunun sorgulanması gerektiğini ifade etti.

AMED SPOR VE TRİBÜNLER ÜZERİNDEN KİMLİK TARTIŞMASINA TEPKİ

Amed Spor konusunda yapılan bir kamuoyu araştırmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, Türkiye’de futbolun yalnızca sahadaki mücadeleden ibaret olmadığını, tribünlerdeki coşkunun da futbolun bir parçası olduğunu söyledi. Tribünlerdeki hareketliliğin tribün liderleri ve amigolar tarafından yönlendirildiğini belirten Bahçeli, söz konusu yapıların maksatlı şekilde kullanılmasından endişe duyduğunu kaydetti.

Geçmişte bir Beşiktaş maçında atılan sloganlardan duyduğu rahatsızlık nedeniyle kulüp üyeliğinden ayrıldığını hatırlatan Bahçeli, tribünlerdeki hareketliliğin kontrolsüz hale gelmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçların öngörülemeyeceğini söyledi.

“SPORU KİMLİKLE EŞLEŞTİRMEK GAFLETTİR”

Bahçeli, spor üzerinden yürütülen kimlik tartışmalarına da değindi. Niteliği belirsiz bir araştırma üzerinden siyaset, spor ve kimliğin iç içe geçirilmesini ve sporun kimlikle eşleştirilmesini eleştiren Bahçeli, sporun siyasi görüş, etnik köken, mezhep veya meşrep ayrımı olmaksızın birleştirici ve bütünleştirici olması gerektiğini ifade etti.

Sporu kimlikle bütünleştirme çabalarının Türkiye’yi farklı bir noktaya taşıyabileceğini belirten Bahçeli, karşılıklı tepkiler nedeniyle bazı meselelerin yeniden tehlikeli boyutlar kazanabileceği görüşünü dile getirdi.

DİNİ HAYATA İLİŞKİN ARAŞTIRMAYA ELEŞTİRİ

Türkiye’de dini hayata yönelik iddialar içeren başka bir araştırmayı da değerlendiren Bahçeli, araştırmayı kimin yaptığı ve sonuçların ne kadar sağlıklı olduğu konusunda soru işaretleri bulunduğunu söyledi. Hassas konular üzerinden toplumun ayrıştırılmasının ve yanlış bilgilendirilmesinin ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceğini ifade etti.

Bahçeli, “İslami araştırma” adı altında Türk milletinin köksüz, kişiliksiz ve dinsiz bir toplum gibi gösterilmesini büyük bir saptırma ve “beşinci kol faaliyeti” olarak nitelendirdi. Türk milletinin inançlı, ahlaklı, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine ve kültürel emanetlerine bağlı olduğunu söyledi.

MEKKE ANLAŞMASI’NI “STRATEJİK” OLARAK NİTELENDİRDİ

Bahçeli, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Mekke Anlaşması veya Mekke ittifakı olarak ifade edilen anlaşmaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmayı “fevkalade sağlıklı ve önemli” olarak nitelendiren Bahçeli, genişleme eğiliminin stratejik değer taşıdığını ifade etti.

İslam dünyasında 57 Müslüman ülkenin bulunduğunu, söz konusu ülkelerin büyük nüfuslara ve yer altı kaynaklarına sahip olduğunu belirten Bahçeli, ülkelerin sahip oldukları potansiyeli yeterince değerlendiremediklerini söyledi. Batı karşısında bir lider ülke çıkarılamadığını ifade eden Bahçeli, çalışmaların Türkiye’nin liderliğinde yürütülmesi halinde Türkiye’nin merkeze taşınacağını ve uluslararası alandaki konumunun güçleneceğini savundu.

“İTTİFAK DİĞER ÜLKELERLE DAHA GÜÇLÜ HALE GELECEKTİR”

Mekke Anlaşması kapsamında atılan adımların önemli olduğunu belirten Bahçeli, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra başka ülkelerin katılımıyla ittifakın daha güçlü hale gelebileceğini söyledi. Bahçeli, Türkiye’nin söz konusu süreçte üstleneceği rolün İslam dünyasına da fayda sağlayacağını ifade etti.

MHP lideri, yeni anayasa, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, seçim mevzuatı ve siyasi partiler kanunundaki olası değişiklikleri ise birbiriyle bağlantılı başlıklar olarak değerlendirdi. Sistemin işleyişinde görülen aksaklıkları giderecek düzenlemelerin geniş katılımlı bir müzakere süreciyle ele alınması ve yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti.