Türk Altın İşletmeleri tarafından Ağrı’nın Diyadin ilçesinde faaliyete geçirilen “Ağrı Mollakara Altın Madeni” düzenlenen programla açıldı. Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Türk Altın İşletmeleri ile Mollakara Altın Madeni’nin faaliyetlerini anlatan tanıtım videosu katılımcılara izletildi.
Açılış programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ağrı’nın sahip olduğu potansiyeli harekete geçirecek, bölgede üretim ve istihdam için yeni imkanlar sağlayacak yatırımın ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi. Yılmaz, dünyada ekonomik ve jeopolitik rekabetin giderek sertleştiğini, bölgede savaş ve çatışmaların arttığı bir dönemde ülkelerin gücünü belirleyen unsurların da yeniden şekillendiğini söyledi.
STRATEJİK KAYNAKLARIN EKONOMİYE KAZANDIRILMASINA VURGU
Enerji kaynaklarından kritik minerallere, üretim kapasitesinden teknolojiye kadar ülkelerin sahip olduğu stratejik imkanların gelecek üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin kendi kaynaklarını yüksek katma değerle ekonomiye kazandırması ve ülkenin ihtiyaçlarını mümkün olan en yüksek oranda kendi imkanlarıyla karşılaması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son çeyrek asırda gerçekleştirilen dönüşümün temelinde de söz konusu yaklaşımın bulunduğunu kaydetti.
Yılmaz, “Enerji kaynaklarından kritik minerallere, üretim kapasitesinden teknolojiye kadar sahip olunan her stratejik imkan ülkelerin geleceği üzerinde doğrudan söz sahibi oluyor. Bu nedenle kendi kaynaklarımızı yüksek katma değerle ekonomimize kazandırmak ve ülkemizin ihtiyaçlarını mümkün olan en yüksek ölçüde kendi imkanlarımızla karşılamak zorundayız. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son çeyrek asırda inşa ettiğimiz büyük dönüşümün temelinde de bu irade bulunmaktadır.” dedi.
“MADENCİLİKTE KATMA DEĞER ÇOK DAHA YÜKSEK”
Üretimin önemine dikkati çeken Cevdet Yılmaz, aramadan üretime, işletmeden ileri teknolojiye kadar uzanan değer zincirinin Türkiye’de güçlendirilmesinin stratejik bir öncelik olduğunu söyledi. Yer altındaki kaynakların sanayiye, ihracata ve kalkınmaya kazandırılmasının ithalata bağımlılığın azaltılması, dış dengenin güçlendirilmesi ve milli servetin büyütülmesi açısından önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin birçok sektörde üretim ve ihracat yaptığını ancak ihraç edilen bazı ürünlerin maliyetinde ithal girdilerin ciddi payının bulunduğunu belirten Yılmaz, madencilik sektörünün farklı bir yapıya sahip olduğunu dile getirdi. Yılmaz, madencilikte kullanılan kaynağın doğrudan ülkenin kendi topraklarından elde edildiğini, dolayısıyla sektördeki ihracatın katma değerinin yüksek olduğunu söyledi.
Yılmaz, “Birçok sektörde ihracatını yaptığımız ürünlerin üretim maliyeti içinde ithalatın da ciddi bir payı var. İthal girdiler oluyor, sonra bunları işleyip tekrar ihraç ediyoruz. Madencilik öyle değil. Madencilikte katma değer çok daha yüksek. Tamamen kendi taşımız, toprağımız. Dolayısıyla burada yaptığımız ihracat katma değeri en yüksek ihracat. Ülkemizde net etkide bulunan bir ihracat. Bu yönüyle madencilik sektörünün ayrı bir önemi olduğunun altını çizmek isterim.” ifadelerini kullandı.
TÜRK ALTIN İŞLETMELERİ 6 İŞLETME VE 4 PROJEYLE FAALİYET GÖSTERİYOR
Cevdet Yılmaz, belirlenen hedefler doğrultusunda önemli bir sorumluluk üstlenen Türk Altın İşletmelerinin Türkiye’nin altın madenciliğindeki köklü birikimini yeni bir döneme taşıdığını söyledi. Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türk Altın İşletmelerinin 6 işletmesi, 4 projesi ve 2 bin 643 doğrudan çalışanıyla madencilik alanındaki önemli kuruluşlar arasında bulunduğunu ifade etti.
Mollakara Altın Madeni’nin yaklaşık 18 yıllık arama, etüt, fizibilite ve mühendislik çalışmalarının ardından üretim aşamasına ulaştığını belirten Yılmaz, tesiste 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretiminin başladığını, 16 Temmuz’da ise ilk altın dökümünün gerçekleştirildiğini açıkladı. Arama çalışmalarının önemine değinen Yılmaz, “Aramakla bulamayabilirsiniz ama bulanlar hep arayanlardır. Dolayısıyla bu felsefeyle, bu anlayışla biz de hareket ediyoruz. Ülkemizde özellikle AK Parti, Cumhur İttifakı döneminde arama faaliyetlerine apayrı bir hız kattık.” diye konuştu.
MOLLAKARA TÜRK ALTIN’IN TVF SONRASI ÜRETİME KAZANDIRDIĞI İLK ALTIN MADENİ
Mollakara’nın, Türk Altın İşletmelerinin Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından ayrı bir önem taşıdığını belirten Cevdet Yılmaz, tesise yapılan toplam yatırımın 250 milyon dolar olduğunu açıkladı. Yılmaz, 2026 yılı içinde üretimin yaklaşık 1 ton seviyesinde olmasının beklendiğini, planlanan 5 yıllık süreçte ise yaklaşık 17 ton altın üretileceğini bildirdi.
Sahadaki yeni arama çalışmalarının da devam ettiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin her yıl 150 tondan fazla altın ithal ettiğine dikkati çekti. Altın ithalatının cari açık üzerindeki etkisine değinen Yılmaz, geçen yıl altın ithalatı olmasaydı Türkiye’nin cari açığının neredeyse oluşmayacağını söyledi. Petrol ve enerji ithalatının ardından cari açıkta en önemli kalemlerden birinin altın olduğunu ifade etti.
“HER YIL 150 TONDAN FAZLA ALTIN İTHAL EDİYORUZ”
Cevdet Yılmaz, ziynet eşyalarının Türkiye’nin kültürünün bir parçası olduğunu ve söz konusu alışkanlığın devam edeceğini belirtirken, altınla tasarruf eğiliminin de güçlü olduğuna işaret etti. Yılmaz, vatandaşların sahip olduğu altınların finansal sisteme daha fazla dahil edilerek üretime ve yatırıma dönüşmesinin beklendiğini söyledi.
Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervinden kat kat fazla milletimizin rezervi var ama bunu uluslararası kurallar gereği bilançolara pek yansıtamıyoruz. Bu da risk birimlerimizi daha fazla aşağıya düşürmemize engel oluyor. İnşallah bu daha fazla yansır ve Türkiye'nin gücü daha fazla görülür. Her yıl 150 tondan fazla altın ithal ediyoruz. Şu anda kendi üretimimiz ise Türkiye olarak 30 ton civarında. İşte bunu ne kadar artırabilirsek, cari açığımızı o kadar aşağıya çekmiş oluruz. Doğrudan cari açığı azaltıcı makroekonomik istikrarımıza da katkıda bulunan bir yatırım olduğunu ifade etmek isterim.” dedi.
TESİSTE GELECEK YIL 3 TON ALTIN ÜRETİMİ PLANLANIYOR
Yılmaz, Mollakara Altın Madeni’nde gelecek yıl yaklaşık 3 ton altın üretileceğini, sonraki yıllarda ise üretim miktarının daha da artırılacağını söyledi. Türkiye’nin mevcut altın üretiminin yaklaşık 30 ton seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, Mollakara’nın tek başına ülkenin yıllık altın üretimini yüzde 10 artırarak yaklaşık 33 tona çıkaracağını ifade etti.
Planlanan 5 yıllık dönemde tesisten yaklaşık 17 ton altın elde edilmesinin öngörüldüğünü kaydeden Yılmaz, söz konusu üretimin güncel fiyatlar üzerinden yaklaşık 2,5 milyar dolarlık değere karşılık geldiğini söyledi. Yılmaz, Mollakara Altın Madeni’nin 5 yıllık süreçte Türkiye’nin cari dengesinin iyileşmesine ve cari açığın azaltılmasına yaklaşık 2,5 milyar dolarlık katkı sağlamasının öngörüldüğünü belirtti.
Yılmaz, “30 tonu 33 tona çıkarmış olacak. Bu gerçekten çok sevindirici. Bu tesisimiz 5 yıllık dönemde 17 tona yakın altın üretmiş olacak ve bunun bugünkü fiyatlarla baktığımızda 2,5 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ettiğini görüyoruz. Yani bu tesisin, ülkemizin 5 yıllık süreçte cari dengesinin iyileşmesine, cari açığın düşmesine 2,5 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.
DOĞRUDAN İSTİHDAM 337 KİŞİYE ÇIKACAK
Ekonomik faaliyetlerin insanlara yansıyan temel unsurlarından birinin istihdam olduğunu belirten Cevdet Yılmaz, istihdamın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kavram olduğunu söyledi. Mollakara Altın Madeni’nde mevcut durumda 265 kişinin doğrudan istihdam edildiğini açıklayan Yılmaz, tesis tam kapasiteye ulaştığında söz konusu sayının 337’ye yükseleceğini bildirdi.
Doğrudan istihdamın yanı sıra yatırımın oluşturacağı çarpan etkisiyle 1500 ila 2000 kişilik bir istihdam hacminden söz edilebileceğini belirten Yılmaz, çalışanların en az yüzde 81’inin bölgedeki vatandaşlardan oluşacağını söyledi. Yılmaz, yerel istihdam oranının bölgesel ve yerel kalkınma açısından önem taşıdığını kaydetti.
Yılmaz, “İstihdam sadece ekonomik bir kavram değil, aynı zamanda sosyal bir kavramdır. İstihdam, sosyal refah demek. Dolayısıyla şu anda bu işletmemizde tek başına 265 kişi istihdam ediliyor. Tam kapasiteye çıkınca 337'ye yükselecek. Bu doğrudan istihdam. Çarpan etkisiyle baktığınızda en az 1500-2000 istihdamdan bahsediyoruz. Burada çalışanların en az yüzde 81'i bu bölgedeki insanlarımız olacak. Bu da bölgesel ve yerel kalkınma bakımından çok kıymetli.” dedi.