Yunan muhalif lider Çipras’ın “Piyon” itirafı

Brüksel merkezli bir haber sitesine mülakat veren Yunanistan ana muhalefet partisi Radikal Sol İttifak Lideri Aleksis Çipras “Yunanistan, sadece sabit dış politika dogmasını terk etmiyor, aynı zamanda günün sonunda üçüncü güçlerin satranç tahtasındaki piyonu haline gelen, Batı'nın uysal ve sadık müttefiki de oluyor" demiş. Ayrıca kendi ülkesinin iktidar partisinin izlediği dış politikayı eleştirirken, Türkiye için "Ukrayna'da barış için ara bulucu olmak isteyen bir güç ve hem Batı'nın hem de Doğu'nun gözünde yükselişte. Bu, bizi endişelendiriyor…" demiş, yani bizi övmüş.

Muhalefet partilerinin kendi ülkesindeki iktidarları dolayısı ile ülkelerini eleştirmeleri ve rakip ülkeleri nazara verip övmeleri normal, alışılagelmiş bir şey. Fakat bugün beni ilgilendiren tarafı muhalefet lideri dahi olsa Yunanistan’ın “…üçüncü güçlerin satranç tahtasındaki piyonu haline gelmesi…Batı'nın uysal ve sadık müttefiki de olması…” itirafları. Özellikle “piyon” ifadesi bence son iki yıllık Yunanistan savunma sanayii ürünleri alımları ve ülkeyi yavaş yavaş kaplayan ABD üslerini açıklıyor ve çok kayda değer bir itiraf. Önce üsler ve ABD-Yunanistan askeri ilişkilerine kısaca değinerek, silahlanma yarışı ve “piyon” meselesine geçeceğim.

Eğer Yunanistan’da İncirlik Türk-Amerikan Ortak Tesisi gibi bir üs olsa, örneğin Girit adasında ABD’nin yoğun kullandığı üslerden biri olsa veya Batı Trakya veya Kuzey Yunanistan’da çok büyük bir ABD/NATO kara birliği olsa makul karşılanabilirdi. Türkiye bir 5-10 yıldır ABD/USAF muharip filolarının İncirlik’te sürekli konuşlanmasını iptal ettiği için yani sadece ara sıra git-gel yaptıkları hatta İncilikte’ki nükleer bombaları dahi savaş durumunda atacak uçak olmadığından savaş zamanında İtalya’daki üsten uçaklar kalkıp gelip bombaları yüklenip görev yapacak olmaları…Şu an eskisi gibi Türk F-16/F-4E’erinin nükleer görevi de yok. Yani kısaca nükleer bombaların kullanımında bir “Ölme eşşeğim ölme” durumu var. Daha çok nükleer silah deposu hükmünde kaldı. Zaten son açık kaynak verileri 20 adet kaldı diyor. Neyse yani Türkiye-ABD askeri ilişkileri asker ve uçak bulundurma üs kullanma yönü ile “limoni” olduğundan NATO güneydoğu kanat veya ABD Akdeniz çıkarları doğrultusunda Yunanistan’a kaymaları normal ve anlaşılabilir. Her ne kadar Yunanistan’da NATO nükleer bombası olmasa da. Fakat yukarıda belirttiğim gibi bizim açımızdan da istihbarat ve izleme kolaylığı olacak şekilde neden ABD birlikleri bir iki üste veya bir iki askeri lokasyonda büyük taburlar, tugaylar şeklinde değil?

Medyaya yansıyan bilgilere ve haritalara baktığınızda Ege’deki Girit gibi büyük adalar dahil ABD ordusu nerede ise tüm Yunanistan’ı kullanıyor. Her yerde küçük küçük askeri birlikler hatta o kadar abartılar ki Ege’de Yunan-ABD sahil güvenlik anlaşması yaptılar. İnsan ister istemez soruyor, deniz polisinin bir tık üstü olan ABD sahil güvenlik gemilerinin Ege’de ne işi var? Yani tüm Yunanistan çapından ABD hava-deniz-kara güçlerinin konuşlanması normal değil. “Türkiye-İncirlik” ile açıklamak artık imkansız. Sanki Yunanistan hayali bir düşmana karşı koruma çemberinde. Dediğim gibi birkaç hava-deniz-kara üssü olsa makul. Ancak tüm Yunanistan’a yayıldığında sanki Rusya tehdidi değil de 2.Dünya Savaşı’ndaki gibi Alman işgali olacak öncesinde tedbir alıyorlar. Yani Çipras’ın dediği gibi “piyon durumu” yoktur demek çok zor.

Gelelim silahlanmaya. Son 2 yıldır Türkiye-Yunanistan ve özellikle Yunanistan ayağında ciddi bir silahlanma yarışı başladı. Gemiler, helikopterler, uçaklar, hava savunma ve hava-hava füzeleri yani Yunanistan satın alabileceği ne bulsa alıyor. Bu silah sistemlerinden aşağıdaki yazıda bahsettiğim için tekrar aynı şeyleri yazmayacağım: https://www.gaste24.com/yunanistan-nereye-kosuyor-makale,329.html

Bu yazı sonrasında da çok gelişmeler oldu. Örneğin Yunan Başbakanı en az 1 filo F-35 alacaklarını söyledi. Dün bir İsrail firmasının çok büyük miktarlı kara konuşlu elektronik harp ekipmanı sattığı açıklandı ve dedikodulara bakarsak alıcı Yunanistan (yanılıyor olabilirim).

Yunanistan yine İngiliz-Amerikan-Fransız oyununa geliyor ama sanki farkında değil. Her iki tarafın hem iktidar hem muhalefet partilerinin Türk-Yunan gerilimleri ve atışmalarından ciddi prim yaptığını düşündüğümüzde soğukkanlı davranan da yok. Olan fazla mesai yapan askerlere, iyice düşman olan iki ülke halkına ve silahlara harcandığı için ekonomiye oluyor. Özellikle Yunanistan itibari ile söylüyorum.

Savunma Sanayiine biz Yunanistan’dan daha çok para harcıyor olabiliriz fakat bizim ki daha çok bağımlılığı kırmak, milli sanayii oluşturmak ve tehdit olarak ise diğer komşularla da ilgili. Yunanistan ise Türkiye’yi uzaylılar söküp başka gezegene götürse ordusunu lağvedecek gibi duruyor. Bizim tehdit değerlendirmemizde NATO üyesi olmasına rağmen Yunanistan’da var ama dengeli yani birinci sırada değil. Fakat Yunanistan ise sanki bizden başka dünyada düşmanı/tehdidi yok gibi davranıyor. Bu sakat ve saptırılmış ve saydığım üç ülke tarafından manipüle edilmiş bakış açısı Yunanistan’ı “piyon, Batı'nın uysal ve sadık müttefiki” şekline dönüştürmüş durumda. Bir Yunanlı ilk başta bundan memnun olabilir. Evet, barış devam ettiği sürece kıyamete kadar bunun silahlanmaya gereksiz para harcamak dışında mahsuru yok. Ancak savaş veya çatışma bu manipülasyonun en büyük zararı Batı veya Türkiye’ye değil, Yunan halkına olacaktır.

Siyaset ve siyasi partilere eşit UZAKLIKTA biri olarak, her iki ülkenin de iktidar ve muhalefet partilerinin dış politika söylemleri ve Türk-Yunan-Ege sorunlarına bakış açıları konusunda eleştirilerim var ama siyaset dışı kalmak ve uzmanı olmadığım konuda ahkam kesmemek için bir şey yazmayacağım. Ancak dediğim gibi iktidar-muhalefet fark etmez bu konudaki dış politika hamlelerini ve muhalefetin bazı muhalif söylemlerini eleştirsem, katılmadığım çok husus olsa da bütün bunlar Türkiye’nin büyük bir ordusu olduğu gerçeğini değiştirmez. Aslında kişisel olarak bu üç yabancı ülkenin (İsrail’i de katalım) Ege’den elini eteğini çekmesi ve Türk-Yunan siyasetçilerinin (muhalefet dahil) Ege sorunlarını siyasi prim malzemesi görmekten vazgeçmesi sonucunda sorunların çözüleceğini çünkü Ege-Akdeniz’de bardağın diğer tarafına bakıldığında çok ortak çıkarlar olabileceğini düşünüyorum. Tabii siyasiler derken askerlerden de siyasete adım atmak isteyen veya ömür boyu genelkurmay başkanı/kuvvet komutanı olmak gibi hırsları olanların aynı kefeye konması lazım.

O yüzden Yunanistanlı politikacıların “uyuyan devi” uyandırıp zorla savaşa sürüklemesi bölge barışını geçin Yunan halkı açısından da bir kazanımla sonuçlanmaz, tam tersine felakete yol açar. Her zamanki gibi bu savaş veya çatışmanın kazananı İngiltere-Fransa-ABD….vb. ülkeler olur.

Her iki ülkenin gündeminde olan F-16 Blok70 modernizasyonu ve daha fazlasını da yine bu köşede aşağıdaki linklerde yazmıştım.

https://www.gaste24.com/f-16v-blok70-tedariki-bir-komplo-teorisi-ve-gercekler-1-makale,382.html

https://www.gaste24.com/f-16v-blok70-tedariki-bir-komplo-teorisi-ve-gercekler-2-makale,383.html

Haftaya görüşmek üzere hoşçakalın.

Hakan Kılıç

@hkilichsword