Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Türk İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ’da düzenlediği 27. İş Dünyası Zirvesi’nin onur konuşmacısı oldu. “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı zirvede TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, eski TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve yönetim kurulu üyeleri de yer aldı. T24
Koç, 1987’den sonra ikinci kez Elazığ’a geldiğini belirterek başladığı konuşmasında küresel sistemde yaşanan değişimlerden Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu sorunlara kadar geniş bir çerçeve çizdi. Zirve öncesinde TÜRKONFED ve FIRATSİFED yönetimi ile iş insanlarıyla Harput Kalesi’nde bir araya gelen Koç’a konuşmasının ardından Elazığ’a özgü vişne mermerinden hazırlanan bir plaket verildi.
GAZZE İÇİN “İNSANLIK TRAJEDİSİ” İFADESİNİ KULLANDI
Ömer Koç’un konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri Gazze oldu. Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendiren Koç, uluslararası hukuk ile uluslararası kurumların mevcut süreçteki durumuna ilişkin eleştirilerde bulundu. Koç, Gazze’de yaşananların bir insanlık trajedisine dönüştüğünü ve uluslararası hukuku korumakla görevli kurumların içinde bulunduğu durumu ortaya koyduğunu söyledi.
Koç, konuşmasının söz konusu bölümünde ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’ni doğrudan isim vererek eleştirdi. Koç, “ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin İsrail'i koşulsuz olarak desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldı” ifadelerini kullandı. Ardından Avrupa’nın uluslararası alandaki konumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Maalesef artık Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır ve bunun da hepimizi etkileyen çok vahim neticeleri olacaktır” dedi. Koç’un Gazze hakkındaki sözleri zirve salonunda alkışlandı.
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI KURULAN DÜZENE ABD ELEŞTİRİSİ
Küresel gelişmelere de değinen Koç, dünyanın tarihî kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçtiğini söyledi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan kurallara dayalı uluslararası düzenin büyük ölçüde ABD tarafından “keyfi şekilde yıpratıldığını” ifade eden Koç, iş dünyasının faaliyet göstermeye alıştığı küresel düzenin değiştiğini, uluslararası kurumlar ile kuralların aşındığını kaydetti.
Koç’a göre küresel ekonomiyi değerlendirmekte kullanılan geçmiş kabuller günümüzdeki gelişmeleri anlamakta yetersiz kalıyor. Devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda kuralları göz ardı edebildiğini söyleyen Koç, bilgiye ve teknolojiye erişimin artmasına karşın insanlığın akıl ve uzlaşı yolundan uzaklaşmaya başladığını ifade etti. Rusya-Ukrayna Savaşı’nı da değerlendiren Koç, savaşın sınırların yeniden güç kullanılarak değiştirilebildiği bir döneme işaret ettiğini söyledi.
“KESİNTİSİZ KRİZLER YENİ NORMAL HALİNE GELİYOR”
Küresel ekonominin karşı karşıya bulunduğu belirsizliklere değinen Ömer Koç, geçmişte krizlerin belirli bir nedeni, başlangıcı ve sonu bulunduğunu, günümüzde ise krizlerin birbirini tetikleyen bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği, kaynak kısıtları ve ekonomik dalgalanmaların zincirleme etkiler yarattığını belirten Koç, “kesintisiz krizlerin” yeni normal haline geldiğini ifade etti.
Koç, ekonomik dayanıklılığı sürekli belirsizlik ortamında doğru karar alabilme, zor şartlarda faaliyetleri sürdürebilme ve farklı koşullarda istikrarı koruyabilme kapasitesi üzerinden tanımladı. İsrail ile İran arasındaki gerilimin ABD’nin de katılımıyla bölgesel savaşa dönüşmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin aksaması ihtimalini de küresel piyasaların istikrarı açısından önemli riskler arasında sıraladı.
ABD-ÇİN REKABETİNİN MERKEZİNDE YAPAY ZEKA VAR
Ömer Koç, küresel belirsizlik ortamını artıran unsurlardan birinin ABD ile Çin arasında giderek sertleşen teknoloji rekabeti olduğunu belirtti. İki ülke arasındaki teknoloji mücadelesinin ticaret, güvenlik ve dış politika alanlarını da etkilediğini ifade eden Koç, rekabetin merkezinde yapay zekanın bulunduğunu söyledi.
ABD’nin gelişmiş teknoloji çiplerinin Çin’e ihracatına yönelik kısıtlamaları ile Çin’in nadir toprak elementlerindeki konumuna dikkat çeken Koç, yapay zeka altyapısının ihtiyaç duyduğu büyük veri merkezleri ve gelişmiş çipler nedeniyle enerji, su ve finansal kaynaklara erişimin daha kritik hale geldiğini ifade etti. Avrupa’nın kritik teknolojilerde ABD ve Çin’in gerisinde kaldığını söyleyen Koç, Mario Draghi’nin raporunda Avrupa’nın verimlilik ve rekabetçilik sorunlarına dikkat çekildiğini hatırlattı.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ ŞİRKETLER İÇİN DOĞRUDAN RİSK OLARAK TANIMLADI
Koç’un gündemindeki başlıklardan biri de iklim değişikliği oldu. Orman yangınları, seller ve kuraklık gibi olayların artmasına değinen Koç, iklim değişikliğinin yalnızca çevre politikaları kapsamında ele alınabilecek bir konu olmaktan çıktığını söyledi. Şirketler açısından enerji, su ve diğer kaynaklara erişimin yanı sıra iş süreçlerinin sürdürülebilirliği bakımından da doğrudan bir risk ortaya çıktığını belirtti.
TÜRKİYE’NİN MAL TİCARETİNİN YÜZDE 40’I AB İLE
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilere ayrı bir bölüm ayıran Koç, Türkiye sanayisinin birçok bölgesel rakibinden daha güçlü ve çeşitli bir üretim altyapısına sahip olduğunu söyledi. Söz konusu yapının gelişmesinde Avrupa ile kurulan ekonomik bağların önemli pay taşıdığını belirten Koç, Türkiye’nin mal ticaretinin yüzde 40’ının, hizmet ticaretinin ise yüzde 30’unun Avrupa Birliği ile gerçekleştiğini ifade etti.
Avrupa’nın ABD ve Çin karşısındaki ekonomik gerilemesinin Türkiye’yi de etkilediğini söyleyen Koç, Avrupa Birliği’nin bazı politika ve uygulamalarının Türkiye’yi ekonomik ve stratejik yapısının parçası yerine dış ortak olarak konumlandırma eğilimi taşıdığını belirtti. Koç, söz konusu yaklaşımın kalıcı hale gelmesinin Türkiye açısından “çok büyük bir risk” oluşturacağını ifade ederken, Avrupa ile güçlü bağların korunmasının yanı sıra ekonomik ilişkilerin Avrupa dışındaki bölgelerde de çeşitlendirilmesi gerektiğini söyledi.
TERÖRÜN SONA ERMESİ VE DOĞU İLE GÜNEYDOĞU VURGUSU
Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki gelişmelere değinen Ömer Koç, özellikle komşu ülkelerde barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmaların önem taşıdığını söyledi. Türkiye’de terörün sona erdirilmesine yönelik çabaları da aynı kapsamda değerlendirdiklerini belirten Koç, sürecin olumlu sonuçlanmasının Türkiye’nin tamamında, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde ekonomik potansiyeli önemli ölçüde artıracağını ifade etti.
DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MESAJI
Koç, ekonomik istikrar konusunu demokrasi ve hukukla birlikte ele aldı. Kalıcı istikrarın ön koşulunun kurumları ve kurallarıyla eksiksiz işleyen demokrasi ile hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir yönetim anlayışı olduğunu belirten Koç, “Cumhuriyetimize ve milletimize yakışan da budur” ifadelerini kullandı.
“ENFLASYON HÂLÂ ÇOK YÜKSEK SEVİYEDE”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koç, fiyat artışlarının son dönemde gerilemesine rağmen enflasyonun hâlâ çok yüksek seviyede olduğunu söyledi. Finansman maliyetlerinin reel sektör üzerinde önemli yük oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Koç, mevcut koşulların sanayi açısından ciddi dezavantaj meydana getirdiğini ifade etti.
Yüksek finansman maliyetleri ile Türk lirasının reel olarak değer kazandığı ortamın sanayicinin rekabet gücünü etkilediğini belirten Koç, fiyat istikrarının kalıcı biçimde sağlanması ve finansman maliyetlerinde iyileşmenin rekabet gücü bakımından önem taşıdığını söyledi.
İHRACATÇININ ÜZERİNDEKİ KUR BASKISINA DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye ekonomisinin önemli dayanaklarından ihracatta rekabet koşullarının giderek ağırlaştığını belirten Koç, Çin’in ölçek ve maliyet avantajlarının dünya ekonomisinde yarattığı rekabete dikkat çekti. Türk lirasının son dönemde reel olarak değer kazanmasının ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını söyleyen Koç, uzun vadeli çözümün verimlilik ve katma değerin yükseltilmesi olduğunu ifade etti.
Koç, dönüşüm sürecinin mevcut sanayi altyapısını ve istihdamı koruyacak şekilde yönetilmesi gerektiğini belirterek, makroekonomik düzeyde dayanıklı bir denge kurulabilmesi için dönüşümü destekleyecek yapısal adımların atılması gerektiğini söyledi.
“SADECE ÜRETEN DEĞİL, TEKNOLOJİ GELİŞTİREN BİR YAPI KURMALIYIZ”
Türkiye’nin üretim yapısına ilişkin değerlendirmesinde yüksek katma değer ve beşerî sermaye vurgusu yapan Koç, istek ve kararlılığın tek başına başarı için yeterli olmadığını söyledi. Türkiye imalat sanayisinin yüksek katma değerli üretim yönünde ilerleme kaydettiğini ancak henüz istenen noktaya ulaşılmadığını belirtti.
Koç, Türkiye’nin yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sahibi olan bir ekonomik yapı oluşturması gerektiğini ifade etti. Bilime, eğitime ve nitelikli insan yetiştirmeye yapılacak yatırımı en stratejik yatırımlar arasında gösterdi.
ATATÜRK VE LAİK CUMHURİYET VURGUSU
Konuşmasının son bölümünde Cumhuriyet değerlerine değinen Ömer Koç, Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi bulunduğunu ve temel sorumluluğun mevcut potansiyeli hızla hayata geçirmek olduğunu söyledi. Koç, laik Cumhuriyet değerlerinin söz konusu süreçte rehber olmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Mücadelesi’ne liderlik ederek milletin kaderini yeniden yazdığını belirten Koç, Cumhuriyet’i ve medeniyeti bir aydınlanma projesi olarak tanımladı. Cumhuriyetin demokrasi, hukukun üstünlüğü, fırsat eşitliği ve özgür yurttaşlık bilincinin teminatı olduğunu söyleyen Koç, çağdaş, demokratik ve laik Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak çalışmayı sürdürme çağrısında bulundu. Koç’un Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki sözleri de salonda alkışlandı.
TÜRKONFED BAŞKANI SÖNMEZ: DEZENFLASYON SÜRECİNDE BEDELİ TAŞIMAYA RAZIYIZ
Zirvede konuşan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez ise teknoloji, iklim krizi ve jeopolitik gelişmelerin sermaye, üretim ve ticaret yapısını değiştirdiğini söyledi. Avrupa’daki yakından tedarik eğilimi, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki yeniden yapılanma ve transit ticarete yönelik düzenlemelerin ülkenin üretim, ticaret ve yatırım alanındaki konumunu güçlendirme potansiyeli taşıdığını ifade etti.
Sönmez, içinde bulunulan dönemi krizleri yönetme değil, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi olarak tanımladı. Ekonomide büyümeye rağmen sanayinin katkısının istenilen seviyeye yaklaşamadığını, KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümündeki aksamaların ihracat kapasitesinde aşınmaya neden olabildiğini belirten Sönmez, iş dünyasının dezenflasyon sürecinde önemli bir maliyeti taşımaya razı olduğunu, ancak reel sektörün sürdürülebilir büyümenin ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.
FIRATSİFED’DEN BÖLGEYE YATIRIM ÇAĞRISI
FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık da zirvenin açılışında iş dünyasını bölgeye yatırım yapmaya çağırdı. Cumhuriyet tarihi boyunca Elazığ’a yapılan en büyük özel sektör yatırımı olarak belirtilen ve 2016 yılında faaliyete geçen Seza Çimento fabrikasının kurucusu olan Açık, bölgenin yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğunu söyledi. Bölgenin güçlü olduğu sektörleri belirleyen, öncelikleri ortaya koyan ve insanı merkeze alan özel bir kalkınma planına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç:
— Gündem 7x24 (@gundem7x24) September 25, 2026
ABD, İngiltere ve AB'nin İsrail'i koşulsuz desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldı.
Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır. pic.twitter.com/Nqfm9ObKKk




