İş insanı Murat Ülker, 11 Ekim 2026 tarihli "Tersanedeki Tavşan Bana Neyi Hatırlattı: Jack Sparrow Gerçekten Yusuf Reis mi?" başlıklı yazısında, İstanbul'da düzenlenen Contemporary İstanbul sanat fuarındaki gözlemlerini ve Osmanlı denizcilik tarihine ilişkin araştırmalarını paylaştı. Önceden planlanan seyahati nedeniyle fuarı ancak son gününde ziyaret edebildiğini anlatan Ülker, 21'incisi düzenlenen organizasyona 16 ülkeden 70 galerinin katıldığını aktardı.
Fuarı beklediğinden daha uzun süre gezdiğini belirten Ülker, çok sayıda sanat eserini incelediğini, organizasyonun kitapçısı haline geldiğini söylediği Patika'daki yayınlara göz attığını ve fotoğraflar çektiğini ifade etti. Ziyaret sırasında karşılaştığı Johnny Depp'in Bunnyman isimli tavşan heykeli ise Ülker'e hem geçmişteki çalışma alışkanlıklarını hem de Jack Sparrow karakterinin kökenine ilişkin daha önce karşılaştığı bir iddiayı hatırlattı.
JOHNNY DEPP'İN BUNNYMAN HEYKELİ MURAT ÜLKER'E GEÇMİŞİNİ HATIRLATTI
Contemporary İstanbul'un bu yılki maskotu olarak yer alan Johnny Depp'in Bunnyman heykelini gören Murat Ülker, eşinin kendisini yıllar önce Alice Harikalar Diyarında hikayesindeki sürekli geç kaldığını söyleyerek koşuşturan tavşana benzettiğini anlattı. Uzun yıllar yoğun bir çalışma temposuyla yaşadığını belirten Ülker, çalışma alışkanlığının zamanla karakterinin bir parçası haline geldiğini söyledi.

Ülker, geçmişteki iş temposunu "İşkolik olmuştum, öyle ki 24 saatte 25 saat çalışırdık" sözleriyle anlattı. Kendisini yavaşlamaya teşvik etmek amacıyla yatak odasındaki avizeye bir tavşan figürü astığını belirten iş insanı, zaman içerisinde hem kendisinin hem de tavşan figürünün birbirine alıştığını ifade etti.
ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN YAZISI VE JACK SPARROW İDDİASI
Murat Ülker, gazeteci Ertuğrul Özkök'ün bir önceki hafta yayımladığı yazıda Johnny Depp'in Bunnyman heykelinin İstanbul'a gelişini anlattığını ve oyuncunun canlandırdığı Jack Sparrow karakterinden söz ettiğini aktardı. Ülker, konuyu daha önce araştırdığını ve Instagram'da Jack Sparrow'un Osmanlı döneminde Yusuf Reis adıyla tanınan İngiliz korsan John Ward'dan esinlenerek oluşturulduğunu ileri süren bir içerikle karşılaştığını belirtti.

Söz konusu iddianın tarihsel dayanaklarını incelemek istediğini ifade eden Ülker, araştırmasını yalnızca Jack Sparrow karakteriyle sınırlı tutmadı. Osmanlı Akdeniz'inde korsanlık faaliyetlerinin gelişimini, farklı ülkelerden denizcilerin Osmanlı hizmetine girişini ve Yusuf Reis'in tarihsel kimliğini ele aldı.
OSMANLI AKDENİZ'İNDE KORSANLARIN DEVLET YÖNETİMİNE UZANAN HİKAYESİ
Murat Ülker, yazısında 16. ve 17. yüzyıllarda Akdeniz'in yalnızca devletlerin donanmaları tarafından kontrol edilen bir deniz olmadığını, bağımsız denizcilerin ve korsan reislerinin de siyasi ve ekonomik faaliyetlerde önemli rol oynadığını anlattı. Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz'deki hakimiyetinin genişlediği dönemde ticaret, savaş, korsanlık ve devlet hizmeti arasındaki sınırların günümüzdeki kadar belirgin olmadığını ifade etti.
Ülker'in yararlandığı kaynakların başında tarihçi Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın ilk baskısı 2018 yılında yapılan ve 11 baskıya ulaşan "Sultanın Korsanları: Osmanlı Akdenizi'nde Gazâ, Yağma ve Esaret 1500-1700" adlı kitabı yer aldı. Gürkan'ın çalışmasında Osmanlı korsanlığının yalnızca dini amaçlarla yürütülen faaliyetlerden oluşmadığı; ganimet, ekonomik çıkar, siyasi nüfuz, itibar, esaretten kurtulma ve macera arayışı gibi nedenlerin de denizcilik faaliyetlerinde etkili olduğu anlatılıyor.
Ülker, Gürkan'ın korsan ile deniz haydudu arasındaki hukuki ayrıma da yer verdi. Buna göre korsanlar bir devletin veya siyasi otoritenin izniyle belirli kurallar içerisinde faaliyet gösterebilirken deniz haydutları söz konusu hukuki çerçevenin dışında hareket ediyordu. Osmanlı korsanlığı içerisinde Türkler, Rumlar, Arnavutlar, İtalyanlar, İspanyollar, İngilizler, Hollandalılar, Yahudiler ve sonradan Müslüman olan denizciler bulunabiliyordu.
İstanbul ile Cezayir, Tunus ve Trablusgarp'taki korsanlar arasındaki ilişkilerin her zaman doğrudan emir-komuta düzenine dayanmadığını belirten Ülker, karşılıklı çıkarlara dayalı ittifakların zaman zaman anlaşmazlıklara da sahne olduğunu aktardı. Gürkan'ın kitabında gemi teknolojileri, limanlar, rüzgarlar, esaret, ganimet paylaşımı, gündelik hayat ve diplomatik ilişkilerin de incelendiğini vurguladı.
ORUÇ REİS'İN TİCARETTEN KUZEY AFRİKA'DAKİ SİYASİ GÜCE UZANAN HAYATI
Murat Ülker, Osmanlı denizcilik tarihindeki dönüşümü Oruç Reis'in hayatıyla anlattı. Midilli'de yaşayan sipahi Yakub Ağa'nın dört oğlundan biri olan Oruç Reis'in başlangıçta deniz ticaretiyle uğraştığını, kardeşi İlyas'ın Rodos şövalyeleri tarafından öldürülmesi ve kendisinin esir düşmesinin ardından korsanlık faaliyetlerine yöneldiğini aktardı.
Esaretten kurtulduktan sonra Akdeniz'de faaliyetlerini genişleten Oruç Reis, bir dönem Şehzade Korkut'un himayesinden yararlandı ve ardından Kuzey Afrika'ya yöneldi. Ülker, 1492'de Granada'nın düşmesiyle İber Yarımadası'ndaki Müslüman hakimiyetinin sona erdiğini, İspanya'nın Kuzey Afrika kıyılarındaki askeri varlığını artırdığını ve bölgedeki siyasi dengelerin değiştiğini hatırlattı.

Oruç Reis ile kardeşi Hızır, önce Tunus hükümdarıyla anlaşarak Halkulvadi'yi üs olarak kullandı, ardından Cerbe'ye geçti. Filolarını genişleten kardeşler, İtalya ile İspanya arasındaki deniz ticaretinde faaliyet gösteren gemilere saldırılar düzenledi. Oruç Reis, 1516'da Cezayir'e girdi ve korsan reisliğinin yanı sıra toprak yöneten bir siyasi aktör haline geldi. 1518 yılında Tilimsan'da İspanyol kuvvetleriyle savaşırken hayatını kaybetti.
BARBAROS HAYREDDİN PAŞA'NIN OSMANLI DONANMASININ BAŞINA GEÇİŞİ
Oruç Reis'in ölümünün ardından kardeşi Hızır, Kuzey Afrika'daki faaliyetleri devraldı. Murat Ülker, Hızır'ın Cezayir'in İspanya karşısındaki konumunu güçlendirmek amacıyla Osmanlı Sultanı I. Selim'in himayesine girdiğini ve böylece bölgedeki deniz gücüyle Osmanlı İmparatorluğu arasında kalıcı bir siyasi bağ kurulduğunu anlattı.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul'a çağrılan Hızır Reis, 1534 yılında kaptanıderyalığa getirildi ve Barbaros Hayreddin Paşa adıyla Osmanlı donanmasının başına geçti. Ülker, 1538'de gerçekleşen Preveze Deniz Savaşı'nı Barbaros'un denizcilik kariyerindeki önemli gelişmelerden biri olarak ele aldı.
Preveze'de Osmanlı donanmasının karşısında Andrea Doria komutasındaki İspanyol, Venedik, Papalık ve diğer Hristiyan kuvvetlerinden oluşan donanma bulunuyordu. Barbaros'un merkezde, Salih Reis'in sağ kanatta ve Turgut Reis'in geride görev aldığı savaş Osmanlı donanmasının üstünlüğüyle sonuçlandı. Ülker, Barbaros'un bağımsız denizcilerle Osmanlı devlet sistemi arasında kurduğu iş birliğine de dikkat çekti.
TURGUT REİS'İN ESARETTEN TRABLUSGARP BEYLERBEYLİĞİNE UZANAN KARİYERİ
Yaklaşık 1487 yılında Menteşe bölgesinde doğan Turgut Reis'in genç yaşta denizciliğe başladığını aktaran Murat Ülker, kendi filosunu kuracak kadar güçlenen denizcinin Barbaros Hayreddin Paşa ile yakın ilişki içerisinde bulunduğunu belirtti. Preveze Deniz Savaşı'nda Barbaros'un yanında görev alan Turgut Reis, daha sonra Korsika'da Andrea Doria'nın kuvvetlerine esir düştü.
Yaklaşık üç yıl esaret altında kalan Turgut Reis, Barbaros'un 1543 yılında Cenova üzerinde kurduğu baskı sonucunda serbest bırakıldı. Barbaros'un 1546'da ölümünün ardından Akdeniz'deki faaliyetlerini sürdüren Turgut Reis, Osmanlı devlet teşkilatında sancakbeyliğine ve daha sonra Trablusgarp beylerbeyliğine kadar yükseldi.
1551'de Trablus'un Osmanlı hakimiyetine alınmasında önemli rol oynayan Turgut Reis, 1565 yılındaki Malta Kuşatması sırasında aldığı yara nedeniyle hayatını kaybetti. Ülker, Turgut Reis'in hem kendi filosuna sahip bir denizci hem de Osmanlı yönetiminde görev yapan bir devlet adamı olduğunu vurguladı.
KALABRİYALI BİR DENİZCİ NASIL KILIÇ ALİ PAŞA OLDU?
Murat Ülker, Turgut Reis'in yanında yetişen Giovan Dionigi Galeni'nin hayatına da geniş yer ayırdı. Kalabriya kökenli bir Hristiyan olarak dünyaya gelen Galeni, daha sonra İslam'ı kabul ederek Uluç Ali adıyla tanındı ve Osmanlı donanmasının başına geçtiğinde Kılıç Ali Paşa unvanını aldı.
Ülker'in aktardığına göre Kılıç Ali Paşa'nın kökenine ilişkin kaynaklarda farklı ayrıntılar bulunmakla birlikte sonradan Müslüman olduğu tarihsel belgelerle destekleniyor. Osmanlı vakıf kayıtlarında babasının Abdullah veya Abdülmennan olarak anılması da söz konusu geçmişiyle ilişkilendiriliyor. Yaklaşık 1548'de Turgut Reis'in maiyetine katılan Uluç Ali, zaman içerisinde Trablusgarp'ta görev yaptı, Cezayir beylerbeyi oldu ve 1570'te Tunus'u ele geçirdi.
1571 yılında Osmanlı donanmasının ağır yenilgiye uğradığı İnebahtı Deniz Savaşı'nda yaklaşık 30 gemilik filosunu kurtarmayı başaran Uluç Ali, İstanbul'a dönüşünde II. Selim tarafından ödüllendirildi. Kılıç Ali Paşa unvanını alarak kaptanıderyalığa getirilen denizci, yaklaşık 16 yıl boyunca Osmanlı donanmasının başında bulundu ve İnebahtı sonrasında donanmanın yeniden inşasında görev aldı.
Ülker, Kılıç Ali Paşa'nın İstanbul'da denizin doldurulmasıyla elde edilen alanda yaptırdığı cami ve hamamı da hatırlattı. Kılıç Ali Paşa'nın 1587 yılında hayatını kaybettiğini belirten iş insanı, İtalya'da Hristiyan olarak doğan bir denizcinin Osmanlı donanmasının komutanlığına kadar yükselmesini dönemin toplumsal ve siyasi hareketliliğinin örneklerinden biri olarak ele aldı.
İNGİLİZ KORSAN JACK WARD KİMDİR, YUSUF REİS NASIL OLDU?
Murat Ülker'in yazısının merkezindeki isim, John Ward veya Jack Ward olarak bilinen İngiliz denizci oldu. Yaklaşık 1553 yılında İngiltere'nin Kent bölgesinde doğan Ward, başlangıçta İngiliz hükümdarının izniyle düşman gemilerine saldıran özel denizciler arasında faaliyet gösterdi. İngiltere ile İspanya arasında barış sağlanmasının ardından bu alandaki ekonomik imkanlarının daralması üzerine korsanlığa yöneldi.
17. yüzyılın başında Akdeniz'e gelen Ward, Tunus'taki korsanlık faaliyetlerine katıldı. İngiliz denizcilik deneyimi ve Kuzey Avrupa'nın yelkenli gemi teknolojisiyle Akdeniz'deki korsanlık sisteminin bir araya geldiği dönemde faaliyet gösteren Ward, 1607 yılında Venedik'e ait büyük ticaret gemisi Reniera e Soderina'yı ele geçirerek Avrupa'da tanınmaya başladı.
Ward'ın yaşamındaki önemli değişimlerden biri İslam'ı kabul ederek Yusuf Reis adını alması oldu. Ülker, İngiltere'den ayrılıp Tunus'a yerleşen Ward'ın Osmanlı egemenliği altındaki Kuzey Afrika'da korsanlık faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı.
Ülker, tarihsel kayıtlarda Yusuf Reis adıyla anılan tek kişinin John Ward olmadığını da belirtti. Emrah Safa Gürkan'ın araştırmasına göre 1581'de kaydedilen İspanyol asıllı bir Yusuf Reis ile 1670'lerde faaliyet gösteren Mayorkalı başka bir Yusuf Reis de bulunuyordu. Yazının konusu olan Yusuf Reis ise İngiliz John Ward'dı.
YUSUF REİS'İN İNGİLTERE'DE TİYATRO OYUNLARINA KONU OLAN HAYATI
John Ward'ın İslam'ı kabul etmesi, dönemin İngiltere'sinde geniş yankı uyandırdı. Murat Ülker, Ward'ın din değiştirmesinin İngiliz edebiyatında ihanet temasıyla işlendiğini, 1609 yılında hakkında kitapçıklar yayımlandığını ve yaşamının şiirlere, baladlara ve tiyatro eserlerine konu olduğunu anlattı.
Robert Daborne'un "A Christian Turn'd Turk" adlı tiyatro oyunu da Ward'ın Hristiyanlıktan İslam'a geçişini konu edindi. 1612'de yayımlanan eserde Ward için trajik bir son kurgulanırken gerçek Yusuf Reis, Tunus'ta yaşamını sürdürdü.
Ülker, Yusuf Reis'in Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis ve Kılıç Ali Paşa ile aynı siyasi ve askeri statüde değerlendirilmemesi gerektiğini de belirtti. Barbaros ve Kılıç Ali Paşa Osmanlı donanmasının başına geçerken Turgut Reis beylerbeyliğine kadar yükselmişti. Yusuf Reis ise esas olarak Osmanlı egemenliğindeki Tunus'ta faaliyet gösteren bir korsan reisi olarak tanınıyordu.
JACK SPARROW KARAKTERİ YUSUF REİS'TEN Mİ ESİNLENİLEREK YARATILDI?
Murat Ülker, yazısında Karayip Korsanları serisinin Johnny Depp tarafından canlandırılan Jack Sparrow karakterinin John Ward'dan esinlenerek yaratıldığı iddiasını da ele aldı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda İngiliz korsanın Müslüman olarak Yusuf Reis adını aldığı, Tunus'ta yaşadığı ve Jack Sparrow karakterine ilham verdiği öne sürülüyordu.
Ülker'in incelediği tarihsel kaynaklar John Ward'ın İslam'ı kabul ederek Yusuf Reis adını aldığını ve Tunus'ta yaşadığını destekliyor. Ward'ın mermerden yapılmış bir sarayda varlıklı bir hayat sürdüğüne ilişkin tarihsel anlatımlar da bulunuyor. Ancak Jack Sparrow karakterinin doğrudan Yusuf Reis'ten esinlenerek oluşturulduğunu gösteren güvenilir bir kanıta ulaşılamıyor.
Sosyal medyadaki bazı anlatımlarda Ward'ın bahçesinde kuş yetiştirdiği ve "Birdy" soyadını kullandığı iddiası da yer alıyor. Ülker, söz konusu iddiayı destekleyen kanıt bulunmadığını belirterek tarihsel gerçeklerle sonradan oluşturulan hikayelerin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti.
JOHNNY DEPP'İN JACK SPARROW KARAKTERİNİN ESİN KAYNAKLARI
Murat Ülker, Jack Sparrow karakterinin ortaya çıkışına ilişkin değerlendirmesinde Walt Disney Studios'un 2011 tarihli "Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides" yapım notlarına ve Johnny Depp'in karakterin esin kaynaklarına ilişkin açıklamalarına başvurdu. Söz konusu kaynaklarda Jack Sparrow'un John Ward veya Yusuf Reis'ten esinlenerek oluşturulduğunu doğrulayan bir bilgi bulunmadığını aktardı.
Ülker, çocuklarıyla film izlediği dönemlerde senaryodaki olayların neden belirli şekilde geliştiğine ilişkin sorularla karşılaştığını da anlattı. Başlangıçta söz konusu tercihleri senaristin kararlarıyla açıkladığını, daha sonra film yapımında yapımcıların ve pazarlama ekiplerinin de etkili olduğunu öğrendiğini belirtti.
YUSUF REİS'İN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ HAKKINDA NELER BİLİNİYOR?
John Ward'ın hayatının son yıllarına ilişkin tarihsel kayıtların ilk dönemlerine kıyasla daha sınırlı olduğunu belirten Murat Ülker, İskoç seyyah William Lithgow'un anlatımlarına dikkat çekti. Lithgow'un aktardıklarına göre Ward, 1615 yılında Tunus'ta hayattaydı ve varlıklı, nüfuz sahibi bir yaşam sürdürüyordu.
Yusuf Reis'in ölüm tarihi konusunda tarihsel kaynaklar arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor. Genellikle 1622 yılı civarında öldüğü kabul edilirken bazı anlatımlarda Tunus'taki veba salgınında hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ülker, Ward'ın İngiltere'ye geri dönmeden yaşamının son bölümünü Yusuf Reis adıyla Tunus'ta geçirdiğini ifade etti.
MURAT ÜLKER'DEN OSMANLI DENİZCİLİK TARİHİNE İLİŞKİN ÇOCUKLUK ANISI
Murat Ülker, yazısının sonunda çocukluk yıllarında babasının kendisine hediye ettiği resimli bir denizcilik kitabını da hatırlattı. Oruç Reis, Hızır Reis ve Osmanlı leventlerinin hikayelerini içeren kalın kitabı defalarca okuduğunu belirten Ülker, sonraki yıllarda aynı kitaba yeniden rastlamadığını anlattı.
Osmanlı denizcilik tarihindeki kişilerin farklı ülkelerden, dinlerden ve toplumsal çevrelerden gelerek Akdeniz'de ortak bir tarih oluşturduğunu belirten Ülker, Yusuf Reis'in yaşamının Jack Sparrow karakteriyle bağlantı kurulmasına ihtiyaç duyulmadan da anlatılabilecek tarihsel olaylar içerdiğini ifade etti.
Ülker, Jack Sparrow ile Yusuf Reis arasındaki iddiaya ilişkin araştırmasını şu sözlerle tamamladı:
"Jack Sparrow'un Yusuf Reis'ten esinlenerek yaratıldığına dair kanıt yok. Ama araştırınca insanın aklına tersinden bir soru geliyor: Gerçek bir Yusuf Reis varken Jack Sparrow'a neden ihtiyaç duyalım ki?"
Çocukluğunda okuduğu denizcilik hikayelerine ilişkin hatırasını da paylaşan Ülker, yazısını Osmanlı denizcilerinin hikayelerinin neden daha fazla anlatılmadığını sorgulayarak bitirdi.
Kaynak: www.muratulker.com




