İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı yolsuzluk davasında çapraz sorgu gerçekleştirildi. Duruşmada Cumhuriyet savcısı ve İçişleri Bakanlığı avukatı tarafından yöneltilen sorular, iddianamede yer alan çeşitli mali işlemler, taşınmaz devirleri, belediye iştirakleri ve sanıklar arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaştı.
İmamoğlu, sorgu boyunca kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Bazı kişilerin ticari faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmadığını söyleyen İmamoğlu, kimi iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Duruşmada savcının sorularına zaman zaman itiraz eden İmamoğlu, CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini de talep etti.
MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU İLE TELEFONLARIN ORTAK BAZ KAYITLARI SORULDU
Çapraz sorguya Cebeci Maden Sahası'yla ilgili bölümden başlayacağını açıklayan duruşma savcısı, İmamoğlu'nun Murat Gülibrahimoğlu ile ilişkisine yönelik sorular yöneltti. Savcı, Gülibrahimoğlu'nun iddianamede 2018-2020 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş insanı ve örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen kişiler arasında gösterildiğini hatırlattı.
Savcı, İmamoğlu'nun savunmasında Gülibrahimoğlu ile birkaç toplantıda karşılaştığını ancak aralarında bir ilişki bulunmadığını söylediğini belirterek şu soruyu sordu:
"Savunmanızda Murat Gülibrahimoğlu'yla birkaç toplantıda denk geldiğinizi fakat kendisi kendinizle ilişkiniz olmadığını beyan ettiniz. Fakat Murat Gülibrahimoğlu 2018-2020 arasında konkordato ilan eden bir iş adamı olarak iddianamede tanımlanıyor. Yine aynı şekilde iddianamede örgüt yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Sanık Gülibrahimoğlu'yla telefonlarınız 2020-2025 arasında yüzlerce kez 0 metre baz veya 0-50 metre arasında ortak baz vermesi konusunu nasıl açıklıyorsunuz? Yine aynı zamanda 2024'te Bodrum'da bir baz birliğiniz var. Bu konu hakkında bir diyeceğiniz var mı?"
İmamoğlu, telefonların baz istasyonu kayıtlarına ilişkin teknik konularda bilgi sahibi olmadığını belirterek sorunun ilgili kurumlara yöneltilmesi gerektiğini söyledi. Görüşmelerini gizleyen bir kişi olmadığını savunan İmamoğlu, savcıya şu yanıtı verdi:
"Onu Telekom'a sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim."
CEBECİ MADEN SAHASINDA 12 MİLYAR LİRALIK KAMULAŞTIRMA İDDİASI
Murat Gülibrahimoğlu ile karşılaştığı ilk toplantıya ilişkin açıklama yapan İmamoğlu, Cebeci Maden Sahası'ndaki faaliyetlerin yürütülmesi ve kamu zararının giderilmesi amacıyla Saraçhane'de kendisine bir sunum yapılacağının bildirildiğini anlattı. Toplantıda bir iş insanının da bulunacağının kendisine söylendiğini ifade etti.
Savcının toplantının hangi yıl gerçekleştirildiğini sorması üzerine İmamoğlu, kesin tarihi hatırlamadığını, görüşmenin 2020 veya 2021 yılında yapılmış olabileceğini söyledi. Cebeci Maden Sahası konusunda dönemin İstanbul Valisi ile de toplantı gerçekleştirildiğini aktardı.
İmamoğlu, Saraçhane'deki toplantıda Atiye isimli bir kişinin Cebeci'deki kamulaştırma bedelinin yaklaşık 12 milyar lira olduğunu ve söz konusu tutarın İBB tarafından ödenmesi gerektiğini anlattığını öne sürdü. Kamulaştırma bedeline itiraz ettiğini belirten İmamoğlu, toplantıda yaşananları şu sözlerle aktardı:
"Yani böyle bir yük yüklenmiş İBB'ye... İSFALT'ın oradaki yapacağı o sütreyle ilgili. Ben de dedim ki 'Ya ne diyorsunuz? Bu İBB'nin bütçesinin yarısı. Böyle bir kamulaştırma mümkün mü?' Yani buraya da İSFALT'ın bir sözü var. Aldığı ortaklığı karşılığı, o da ne? Sütre yapacak, yolları yapacak ve orayı ihya edecek. Burada yaptığım incelemelerle mecburen Cebeci uzmanı oldum. O zaman Mevlüt Uysal 750 milyon lira gibi bir kamulaştırmadan bahsediyor toplantıda. Halbuki 12 milyar."
İmamoğlu'nun açıklamalarının ardından savcı, kamulaştırma bedeline ilişkin bilgileri toplantıda kimin aktardığını netleştirmek istedi.
Savcı, "Atiye’nin kendisi mi? Murat Gülibrahimoğlu mu anlattı?" diye sordu.
İmamoğlu ise şu karşılığı verdi:
"Atiye Hoca. Murat Gülibrahimoğlu orada. Onu destekler bir şekilde biz bununla ilgili kamuyla yani MAPEG'le, Enerji Bakanlığıyla, Valilikle görüşmeler yaptıklarını, bunu hızla ilerleteceklerini ifade ettiler. Toplantıda kulağımdaki, hafızamdaki kısmını anlattım."
Cebeci Maden Sahası'na ilişkin yetki dağılımını da açıklayan İmamoğlu, Enerji Bakanlığı ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) sorumlu kurumlar arasında bulunduğunu, bazı alanlarda ise Sultangazi Belediyesinin yetkili olduğunu söyledi. İBB'nin söz konusu alanda yetkisinin bulunmadığını savunan İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.
FATİH KELEŞ, ADEM SOYTEKİN VE TUNCAY YILMAZ'IN MAL VARLIKLARI GÜNDEME GELDİ
Duruşma savcısı, İmamoğlu'nun savcılık ifadesinde Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Tuncay Yılmaz'ın mal varlıklarındaki artışlarla ilgili sorulara verdiği yanıtları gündeme taşıdı. İmamoğlu'nun söz konusu kişilerin ticari hayatlarının kendisini ilgilendirmediğini ve mal varlıkları hakkında bilgisi olmadığını söylediğini hatırlattı.
Savcı, Fatih Keleş'in İmamoğlu'nun önceki belediye başkanlığı döneminden beri yönetiminde bulunduğunu, Adem Soytekin ile ticaret yaptığını ve Tuncay Yılmaz'ın şahsi şirketinin genel müdürü olduğunu belirtti. Söz konusu kişilerin Beylikdüzü'ndeki çeşitli işlemlerde inşaat firmalarıyla birlikte hareket ettiklerinin iddia edildiğini ifade etti.
Savcı, sorusunu şu ifadelerle yöneltti:
"Savcılık ifadenizde Fatih Keleş, Adem Soytekin, Tuncay Yılmaz, onların mal varlıklarının artışlarıyla ilgili, 'Onların kendi ticari hayatı, bilgim yok.' şeklinde beyan verdiniz. Önceki başkanlığınızdan beri yönetiminizde olan Fatih Keleş ve ticaret yaptığınız Adem Soytekin ve şahıs şirketinizin genel müdürü Tuncay Yılmaz Beylikdüzü'ndeki birçok eylemde veya birçok fonda bu inşaat firmaları karşısında hep birlikte çıktıkları iddia edilmektedir. Şahsi şirketinizin müdürü hariç bu üçünün belediyedeki işleri, ilişkili konularda müteahhitten karşısına çıkması ve belediyenin malları ve paraları uhdesine geçirmesini nasıl açıklıyorsunuz?"
İmamoğlu, savcının sorusunda belediyenin mal ve parasının söz konusu kişilerin uhdesine geçirildiğinin gerçekleşmiş bir olay gibi ifade edilmesine itiraz etti.
"Geçirmesini diyorsunuz savcı bey, böyle soru olur mu?"
İmamoğlu'nun itirazı üzerine duruşma savcısı, Beylikdüzü'nde Adem Soytekin'e geçen tapular bulunduğunu aktardı. İmamoğlu ise Soytekin'in edindiği taşınmazların kendisini ilgilendirmediğini, Tuncay Yılmaz'ın kendi şirketinde görev yapması nedeniyle durumunun farklı olduğunu belirtti.
İMAMOĞLU: ADEM SOYTEKİN'LE TİCARET YAPTIM AMA ORTAKLIK YAPMADIM
Savcının mal varlığı ve ticari ilişkilerle ilgili sorularına yanıt vermeyi sürdüren İmamoğlu, Tuncay Yılmaz'ın kendi şirketinin genel müdürü olduğunu doğruladı. Yılmaz'ın başka şirketlerle ve inşaat sektörü temsilcileriyle görüşmeler yapabileceğini ifade etti.
Adem Soytekin ile geçmişte ticari ilişkisinin bulunduğunu ancak ortaklık kurmadığını belirten İmamoğlu, Fatih Keleş'in de kendisini tanıdığı dönemde iş insanı olduğunu söyledi.
İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Tuncay Yılmaz benim genel müdürümdür. Benim şirketimin dışındaki her şirkette inşaat sektörüyle sektörel görüşmesi olabilir. Adem Soytekin'in ticarette ne kazandığı, ne kaybettiği beni ilgilendirmez. Benimle ticaret yapmıştır ama ortaklık yapmamıştır. Fatih Keleş'in yaptığı ticaret beni ilgilendirmez. Ben kendisini tanıdığında zaten iş adamıydı."
BAŞKANLIK KONUTUNDAKİ GÜVENLİK KAMERALARININ SÖKÜLMESİ SORULDU
Çapraz sorgunun bir diğer bölümünde İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından Rumeli Hisarı'ndaki başkanlık konutunda bulunan güvenlik kameralarının sökülmesi konusu gündeme geldi. Duruşma savcısı, kameraların sökülmesi konusunda İmamoğlu'nun bilgisi veya talimatı olup olmadığını sordu.
Savcı, "Yine bu gözaltına alınma sürecinde sonra Rumeli Hisarı'nda olması lazım. Evinizin bu başkanlık konutundaki güvenlik kamerasını sökmüşler. Bu konu hakkında bilginiz ya da talimatınız oldu mu daha sonra?" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, olayların yaşandığı sırada cezaevinde bulunduğunu belirterek gelişmeleri sonradan öğrendiğini söyledi. Koruma görevlisi Mustafa Bey ve diğer kişilerin yaşananları kendisine ayrıntılı biçimde anlattığını ifade etti.
İmamoğlu, güvenlik kameralarıyla ilgili soru üzerine Erol Naim Özgüner hakkında neden soruşturma başlatılmadığını da gündeme getirdi.
"Ben hapisteyim Sayın Savcım. Olayları ben burada takip ettim ve bütün detayıyla, en ince hassasiyetiyle hem koruma görevlisi olan Mustafa Bey hem diğer arkadaşlar tane tane anlattılar. Bence orada sizin hala niye aylar sonra Erol Naim Özgüner'in hiçbir görevi olmadığı halde, bu konuyla ilgili burada sanık diye görev yapan 2 kişi kendileri burada itiraf etti. Ekim ayında toplantı yaptığını ifadesinden sonra niçin Erol Naim hakkında soruşturma başlatmadığınızı merak ediyorum. Bence orada başka bir oyun var yani. Burada kimsenin zoru yok, herkes anlattı olan biteni."
DUBLEKS VİLLA, 1,5 MİLYON LİRA VE 600 BİN LİRALIK TEFRİŞAT İDDİASI
Duruşma savcısı, Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ile Adem Kameroğlu'nun mahkemede verdiği ifadeleri gündeme getirdi. Savcı, ruhsat karşılığında dubleks bir villanın İmamoğlu'nun şirketi SSB Gayrimenkul'e devredildiği iddiasını sordu.
Savcının aktardığı iddiaya göre şirketten banka yoluyla gönderilen 1,5 milyon lira, her ay nakit olarak çekilerek Tuncay Yılmaz'a elden teslim edilmişti. Villanın 600 bin liralık lüks mobilya ve havuz tefrişatına ilişkin fatura da sorguda gündeme geldi.
Savcı, İmamoğlu'na şu soruyu yöneltti:
"Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ve Adem Kameroğlu, ruhsat karşılığında dubleks villayı şirketiniz olan SSB gayrimenkula devrini, şirketinizden banka yoluyla gönderilen 1,5 milyon liranın her ay nakit çekilerek şirketiniz Tuncay Yılmaz'ın elden teslim edildiğini bu mahkeme huzurunda anlattılar. Yine bu şekilde bir bina aldığınızı iddia ediyorlar. Bu villanın 600 bin liralık lüks mobilya ve havuz tefrişat faturasından. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?"
İmamoğlu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Taşınmazla ilgili alışverişin belgelerinin bulunduğunu, senet verildiğini ve ödemenin yapıldığını belirtti. Söz konusu işlemin iskan veya ruhsat karşılığında gerçekleştirilmediğinin ortaya konduğunu ileri sürdü.
MÜTEAHHİT CEMAL BEY İÇİN "ALLAH ISLAH ETSİN" DEDİ
Duruşma savcısı, villa ve taşınmaz işlemlerine ilişkin soruların ardından müteahhit Cemal Bey'i gündeme getirdi. Savcı, İmamoğlu'na söz konusu kişiyi tanıyıp tanımadığını sordu.
Savcı, "Müteahhit Cemal Bey. Kendisini tanır mısınız?" dedi.
İmamoğlu, "Tanımaz mıyım? Allah ıslah etsin." yanıtını verdi.
Savcının, Cemal Bey'in İmamoğlu'na 500 bin lira verdiği yönündeki iddiasını aktarması üzerine İmamoğlu, söz konusu kişinin doğruyu söylemediğini savundu. Geçmişte kendisiyle yakın ilişkisi bulunduğunu belirten İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Yalan konuştu. Çok yan yana namaz kıldık ettik ama Allah ıslah etsin. Başka bir şey demiyorum yani. Yalan konuştu."
MUHAMMET DEMİR'İN 8 MİLYON LİRALIK RUHSAT İDDİASI
Duruşma savcısı, Muhammet Demir'in ruhsat sürecine ilişkin iddiasını da İmamoğlu'na sordu. İddiaya göre Adem Soytekin, Muhammet Demir'e giderek İmamoğlu tarafından gönderildiğini söylemiş ve ruhsat işlemi karşılığında 8 milyon lira talep etmişti.
Savcı, "Yine Muhammet Demir'in bu süreci var. Ruhsat meselesinde Adem Soytekin kendisine gidip, 'Ekrem Başkan gönderdi.' diyerek, buna karşılık 8 milyon lira istendiğine." ifadeleriyle iddiayı gündeme getirdi.
İmamoğlu, Muhammet Demir'in de gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürdü. Söz konusu iddiayı reddeden İmamoğlu, Demir'in yalan konuştuğunu savundu.
CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI BİNASINDAKİ PARA SAYMA GÖRÜNTÜLERİ
Çapraz sorguda CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sırasında kaydedilen ve kamuoyuna yansıyan para sayma görüntüleri de ele alındı. Cumhuriyet savcısı, binanın satın alınma sürecindeki resmî ödemeler dışında gayriresmî para taşındığı iddiasını gündeme getirdi.
Savcı, görüntülerde İmamoğlu'nun şirketinin genel müdürü Tuncay Yılmaz ile Fatih Keleş'in aynı karelerde bulunduğunu belirterek İmamoğlu'nun olaydan haberdar olup olmadığını sordu.
"CHP İl Binası Başkanlığının alınma süreci var. Bu süreçle ilgili kamuoyuna yansıyan görüntüler de oldu, iddianameye de bunlar yansıdı. Süreçle ilgili resmi para yatırımının haricinde gayriresmi paraların taşındığı esnada genel müdürünüz Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş aynı karelerde görülüyor. Bu konu hakkında bilginiz var mıydı?"
İmamoğlu, olaydan başlangıçta haberdar olmadığını, görüntülerin kamuoyuna yansımasının ardından bilgi sahibi olduğunu söyledi. Görüntülerin 2024 yerel seçimlerinden önce basına yansıdığını hatırladığını ve o dönemde konu hakkında konuştuğunu belirtti.
İmamoğlu, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş'in parti adına söz konusu yere gittiklerini savunarak eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini istedi.
"İfade vermişler zaten. Benim bilgim yok. Tabii ki sonradan öğrendim. Nasıl sonradan öğrendim? Bu zaten basına düşmüştü biz daha hapse girmeden, 2024 seçimlerinden önceydi, o zaman konuşmuştum diye hatırlıyorum. Yani parti adına oraya gitmişler. Tekrar ifade ediyorum, Kemal Kılıçdaroğlu'nun buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum."
SAVCI "AKLAMA İDDİASI" DEDİ, İMAMOĞLU "BAĞIŞ" YANITINI VERDİ
CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin sorguda savcı ile İmamoğlu arasında para hareketlerinin niteliği konusunda bir diyalog yaşandı. Savcı, dosyadaki iddianın yalnızca bağışlarla ilgili olmadığını, suç gelirlerinin aklanmasına ilişkin bir iddia bulunduğunu vurguladı.
Savcı, "Buradaki iddia aklama iddiası yalnız." dedi.
İmamoğlu ise söz konusu paraların bağış olduğunu savunarak suç gelirlerinin aklanması iddiasını reddetti.
"Ama ben diyorum ki bu bağış, bağış. Aklamayla ilgisi yok yani. Ben de diyorum iddiaya karşı deliliniz ne, bu değil mi? Ona cevap veriyorum."
BODRUM ORTAKENT'TEKİ VİLLA VE 1 MİLYON EURONUN KAYNAĞI SORULDU
Duruşma savcısı, Bodrum Ortakent'te bir villanın bulunduğu şirketin satın alınmasına ilişkin işlemleri de gündeme getirdi. İddianamede S. Gayrimenkul üzerinden gerçekleştirildiği belirtilen satın alma işleminde 1 milyon euro tutarında nakit para kullanıldığı iddiası ele alındı.
Savcı, İmamoğlu'nun şirket müdürü ve dosyanın sanıklarından Tuncay Yılmaz'ın söz konusu parayı masada saydığını, paranın kaynağı olarak da İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu'nu gösterdiğini belirtti.
Hasan İmamoğlu'nun savcılık ifadesinde paranın kaynağını açıklayamadığını ileri süren savcı, İmamoğlu'na şu soruyu yöneltti:
"S. Gayrimenkul üzerinden Bodrum Ortakent'te bir villanın içinde bulunduğu şirketi alma meselesi var iddianamede. Şirket müdürünüz ve dosya sanığı Tuncay Yılmaz'ın gayri resmi olarak masada saydığı 1 milyon euro gibi nakit para var. Bu parayı babanız Hasan İmamoğlu'ndan aldığını beyan etmiştir. Babanızın Hasan İmamoğlu'nun savcılık ifadesinde 1 milyon euronun kaynağını açıklayamadığı mahkeme huzurunda da ortaya çıktı. Bahsettiğimiz paranın kaynağı hakkında sizin bilginiz var mıdır? Çünkü şirketiniz de bir şirket satın alıyor, içinde bir gayrimenkul var, 1 milyon euro para elden veriliyor."
İmamoğlu, babasının söz konusu paranın kendisine ait olduğunu ifade ettiğini belirterek savcının sorusunda yer alan kaynağın açıklanamadığı yönündeki ifadeye itiraz etti.
"Hasan Bey ifade etti, kaynağı bulunamadı demedi, 'Evet, benim paramdır.' dedi."
ŞİŞLİ'DEKİ HASTANE İÇİN 8 MİLYON DOLARLIK RÜŞVET İDDİASI
Savcının İmamoğlu'na yönelttiği bir diğer soru, Şişli'de bulunan M. Hastanesi ile ilgili 8 milyon dolarlık rüşvet iddiası oldu. İddianamede hastaneye ilişkin izin süreçleri kapsamında 4 milyon doların şartlı bağış, diğer 4 milyon doların ise Adem Altıntaş'a elden teslim edildiğinin iddia edildiği belirtildi.
Savcı, hastane sahiplerinin söz konusu süreçte İmamoğlu ile görüşüp görüşmediğini sordu.
"İddianamede Şişli'yle ilgili bir anlatım var. İddia edilen bağışlar kapsamında verilen izinler var. Mesela M. Hastanesi'nin 8 milyon dolarlık rüşvet iddiası, hatta bunun 4 milyon doları şartlı bağış, 4 milyon doları ise Adem Altıntaş'a elden teslim şeklinde. Bu hastanenin sahipleri o süreçte size gelmiş doğru mu?"
İmamoğlu, kendisine başvuran kişileri ilgili yetkililere yönlendirdiğini veya randevu almalarına yardımcı olduğunu söyledi. Hastane sahipleriyle ilgili süreçte de aynı şekilde hareket ettiğini belirterek sonrasındaki gelişmelerin Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan'ın anlattığı şekilde gerçekleştiğine inandığını ifade etti.
İmamoğlu, Emrah Şahan'a güvendiğini ve konuyla ilgili kendisine herhangi bir şikâyet ulaşmadığını belirterek şu yanıtı verdi:
"Bu tür gelenleri her zaman olduğu gibi muhatabına ya yönlendiririm ya randevusuna destek olurum. Yönlendirdim, ondan sonrası tümüyle Emrah Şahan'ın anlattığı şekliyle, öyle olduğuna inanıyorum. Çünkü Emrah Şahan'a olan inancım tamdır. Hiçbir şekilde bana bir şikayet ulaşmadı."
İSTAÇ İHALELERİNDE ERTAN YILDIZ VE FATİH KELEŞ'E TALİMAT VERİLDİ Mİ?
Duruşmada İçişleri Bakanlığı avukatı da İmamoğlu'na sorular yöneltti. Avukat, İSTAÇ AŞ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay'ın 24 Haziran 2025 tarihli ifadesini gündeme getirdi.
Togay'ın ifadesinde, Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in satın alma süreçlerinde yapılacak ihaleler hakkında kendilerine bilgi verilmesini istediklerini söylediği aktarıldı. İddialara göre ihale bilgileri önce WhatsApp üzerinden, daha sonra kapalı zarflarla söz konusu kişilere iletilmişti.
İçişleri Bakanlığı avukatı, Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in görev tanımlarında böyle bir yetki bulunup bulunmadığını sordu.
"İstaç AŞ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay'ın 24 Haziran 2025 tarihli ifadesinde, Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in satın alımlarda çıkacak ihalelerin kendilerine bildirilme yönünde talimat verdiklerini ve ihalelerle ilgili bilgilerin önce WhatsApp üzerinden, daha sonra kapalı zarf içerisinde Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'e bildirdiğini beyan etmiştir. Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in görev tanımlarında bu şekilde bir şey var mı?"
İmamoğlu, Ertan Yıldız'ın İBB Başkan Danışmanı olarak görev yaptığını ve görev tanımı kapsamında söz konusu konularla ilgilenebileceğini belirtti. Fatih Keleş'in ise böyle bir görevi bulunmadığını ifade etti.
Usule aykırı biçimde bilgi alınıp alınmadığını bilmesinin mümkün olmadığını söyleyen İmamoğlu, iddiaların beyanlardan oluştuğunu savundu.
"Ertan Yıldız'ın görev tanımında var, İBB belediye başkan danışmanı olarak bir görevi var ama Fatih Bey'in böyle bir görevi yok. Usule uygun olmayan bir bilgiyi alıp almadığı konusunu bilmem mümkün değildir. Bunlar beyandan ibarettir."
İMAMOĞLU HAKKINDA 3 BİN 809 SAYFALIK İDDİANAME HAZIRLANDI
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede İmamoğlu, suç örgütü lideri olmakla suçlandı.
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede İmamoğlu'na suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, suç gelirlerinin aklanması, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi ve kamu malına zarar verme suçlamaları yöneltildi.
İddianamede ayrıca rüşvet alma, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, Orman Kanunu'na muhalefet ve Maden Kanunu'na muhalefet suçlamalarına yer verildi.
EKREM İMAMOĞLU'NUN 142 EYLEMDEN 2 BİN 352 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
Savcılık, iddianamede Ekrem İmamoğlu'na toplam 142 eylem nedeniyle çeşitli suçlamalar yöneltti. İmamoğlu'nun söz konusu eylemler kapsamında 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Çapraz sorguda Cebeci Maden Sahası'ndan Beylikdüzü'ndeki taşınmaz işlemlerine, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasından Bodrum'daki nakit para iddiasına kadar farklı başlıklar ele alındı. İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken bazı ticari işlemler hakkında bilgisi olmadığını, bazı iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını savundu.




