İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 21’inci çalışma döneminin sonlarına yaklaşılırken gerçekleştirilen Meclis Toplantısı’nda Erhan Erken veda konuşması yaptı. Konuşmasını “Güven, Vefa ve Sorumluluk” başlığı altında gerçekleştiren Erken, ticari hayat ve insani ilişkiler açısından önemli gördüğü üç kavramı iş dünyası, yöneticilik, gönüllü teşekküller, dostluk, kurumsal sorumluluk ve gelecek nesillere bırakılacak miras üzerinden ele aldı.
Erken, insanların hayatları boyunca büyük şirketler kuran, servet edinen veya önemli makamlara gelen kişilerin başarı hikâyeleriyle karşılaştığını belirtirken, zaman içinde kalıcı olanın yalnızca somut başarılar olmadığını söyledi. İnsanların ve kurumların geride bıraktıkları hayırlı izlerin ve kendilerine duyulan güvenin de elde edilen başarılar kadar önem taşıdığını ifade etti.
TİCARETTE GÜVEN VURGUSU
Ticaretin yalnızca mal ve hizmet üretmekten ibaret olmadığını dile getiren Erken, ticari hayatın aynı zamanda güven üretmek anlamına geldiğini söyledi. “İtibar sermayeden daha kıymetlidir” sözünü hatırlatan Erken, sermayenin kaybedildikten sonra yeniden kazanılabileceğini ancak kaybedilen güveni yeniden inşa etmenin çok daha zor olduğunu belirtti.
İşletmelerin büyütülmesi, yeni yatırımlar yapılması ve yeni pazarlara açılmanın önem taşıdığını ifade eden Erken, şirketlerin büyürken aynı zamanda güven inşa edip etmediğinin de sorgulanması gerektiğini kaydetti. Bir şirketin gerçek değerinin yalnızca bilançosundaki rakamlardan oluşmadığını söyleyen Erken; müşterinin şirkete duyduğu güvenin, çalışanların aidiyetinin, ortakların itimadının, topluma karşı sorumlulukların yerine getirilmesinin ve verilen sözlerin arkasında durulmasının da kurumsal değerin parçaları olduğunu aktardı.
Güçlü kurumların arkasında iyi sistemlerin yanı sıra birbirine güvenen insanların bulunduğunu vurgulayan Erken, iş hayatındaki güven kavramını yöneticilik anlayışıyla da ilişkilendirdi.
YÖNETİCİLİKTE SORUMLULUĞUN PAYLAŞILMASINA DİKKAT ÇEKTİ
Erhan Erken, iyi yöneticiliğin bütün işleri tek başına yapmak anlamına gelmediğini ifade etti. Doğru insanları bulabilmenin, onlara güvenebilmenin, sorumluluğu paylaşırken yöneticinin kendi sorumluluğunu unutmamasının ve birlikte bir eser ortaya çıkarabilmenin yöneticilik açısından önem taşıdığını belirtti.
Güvenin zaman içerisinde sürdürülebilmesi için vefaya da ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Erken, vefanın yalnızca verilen sözü tutmak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Erken’e göre vefa; insanı yetiştirenleri unutmamak, yapılan iyilikleri hatırlamak, zor zamanda yanında bulunan kişilere iyi günlerde sırt çevirmemek ve başarıya giden yolda emeği geçenlerin hakkını teslim edebilmek anlamına geliyor.
“ULAŞTIĞIMIZ HİÇBİR NOKTA YALNIZCA BİZİM ESERİMİZ DEĞİLDİR”
İnsanların hayatlarında ulaştıkları noktaların yalnızca kendi çalışmalarının sonucu olmadığını belirten Erken, kişilere güvenenlerin, yol gösterenlerin, destek verenlerin ve aynı yolda birlikte yürüyenlerin de başarıda pay sahibi olduğunu söyledi.
Güven ve vefanın sadece ticari hayatta gerekli olmadığını ifade eden Erken, insanların ortak bir amaç etrafında bir araya geldiği gönüllü teşekküllerde söz konusu değerlerin daha da önemli hale gelebildiğine işaret etti. Ticari ilişkilerde tarafları bir arada tutan sözleşmeler, kurallar ve karşılıklı menfaatlerin bulunabileceğini belirten Erken, gönüllülük esasına dayanan birlikteliklerde ise ortak bir gayeye inanmanın ve karşılıklı güvenin belirleyici olduğunu anlattı.
İBN HALDÛN’UN DAYANIŞMA YAKLAŞIMINI HATIRLATTI
Erken, konuşmasında İbn Haldûn’un toplumları ayakta tutan en önemli güçlerden biri olarak insanlar arasındaki dayanışmaya işaret ettiğini hatırlattı. Günümüzde söz konusu yaklaşımın “aidiyet”, “kurum kültürü” veya “takım ruhu” gibi farklı kavramlarla ifade edildiğini belirten Erken, isimler değişse de insanların birlikte hareket edebilmesinin temelinde birbirlerine duydukları güvenin bulunduğunu söyledi.
Erken, medeniyet tarihinde güven ve dayanışmanın yalnızca bir ahlak ilkesi olarak kalmadığını; vakıflardan ahîliğe, usta-çırak geleneğinden farklı dayanışma yapılarına kadar günlük hayatın içerisine taşındığını ifade etti. Söz konusu yapıların özünde bir emanet anlayışının bulunduğunu dile getiren Erken, her neslin kendinden önceki nesilden aldığı emaneti korumayı ve mümkün olduğunda daha ileriye taşımayı görev kabul ettiğini kaydetti.
GÖNÜLLÜ YAPILARDA ORTAK HEDEFLERE VURGU
Gönüllü olarak yer alınan yapılarda ortak hedeflerin kişisel hesapların önünde tutulması gerektiğini söyleyen Erken, insanların birbirlerinin emeğine saygı göstermesi ve aralarındaki güveni korumasının daha kalıcı eserler ortaya çıkmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Güçlü çevrelere sahip olmanın önemli olduğunu ancak güçlü dostluklar kurmanın daha kıymetli olduğunu ifade eden Erken, gerçek dostluğun yalnızca işlerin iyi gittiği dönemlerde yan yana bulunmakla sınırlı olmadığını söyledi. Erken, menfaat ortadan kalktığında da muhabbetin devam ettirilebilmesini gerçek dostluğun unsurlarından biri olarak gösterdi.
İTO MECLİSİ İÇİN “EMANET VE SORUMLULUK” MESAJI
Konuşmasındaki güven, vefa ve sorumluluk vurgusunu İTO Meclisi’nin çalışma döneminin son günlerinde özellikle dile getirdiğini belirten Erken, İstanbul Ticaret Odası’nın üyeler açısından yalnızca toplantılara katılınan ve gündem maddelerinin görüşüldüğü bir yer olmadığını söyledi.
İTO Meclisi çatısı altında bir emanetin ve söz konusu emanetin getirdiği sorumluluğun taşındığını ifade eden Erken, Meclis üyelerinin yalnızca şirketlerini veya meslek gruplarını temsil etmediğini vurguladı. Erken, kendilerine güvenerek destek veren ve İTO’daki görevlere gelmelerine katkı sağlayan insanların beklentilerinin de Meclis üyelerinin omuzlarında bulunduğunu dile getirdi.
“SORUMLULUK, BİZE GÖSTERİLEN GÜVENİN GEREĞİNİ YERİNE GETİREBİLMEKTİR”
Erhan Erken, sorumluluğu “bize gösterilen güvenin gereğini yerine getirebilmek” sözleriyle tanımladı. İTO Meclisi’nde ortaya konulan her fikrin, alınan her kararın ve yapılan her katkının yalnızca bugünü değil, belirli ölçüde geleceği de şekillendirdiğini belirten Erken, görevin yalnızca başarılı işler gerçekleştirmek olmadığını, gösterilen güvene layık olmanın da sorumluluğun bir parçasını oluşturduğunu söyledi.
İTO bünyesinde uzun yıllardır birlikte çalışıldığını hatırlatan Erken, Meclis üyelerinin aynı masaların etrafında oturduğunu, aynı meseleler için çaba gösterdiğini, kimi zaman aynı fikirleri savunduğunu, kimi zaman farklı düşündüğünü ve zaman zaman tartışmalar yaşandığını anlattı. Tüm fikir ayrılıklarının üzerinde korunması gereken değerlerin ise karşılıklı güven, saygı ve muhabbet olduğunu ifade etti.
“GÖREVLER GELİP GEÇİYOR, MAKAMLAR DEĞİŞİYOR”
Görevlerin gelip geçtiğini, makamların değiştiğini ve çalışma dönemlerinin zamanı geldiğinde sona erdiğini söyleyen Erken, kurulan dostlukların ve insanların birbirlerinde bıraktıkları güzel izlerin devam etmesi gerektiğini belirtti.
Erken, İTO Meclisi üyelerine işlerini ve kurumlarını büyütürken dostluklarını küçültmeme çağrısında bulundu. Fikir ayrılıklarına rağmen karşılıklı saygının ve muhabbetin korunmasını isteyen Erken, yeni dostluklar kurulurken eski dostların ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Üstlenilen görevlerde ortak hedeflerin kişisel hesapların önünde tutulması gerektiğini kaydeden Erken, şehre, ülkeye ve insanlara değer katma sorumluluğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.
“BİZDEN GERİYE NE KALACAK?”
Konuşmasının ilerleyen bölümünde “Bizden geriye ne kalacak?” sorusunu gündeme getiren Erken, gelecek nesillere bırakılacak miras konusuna değindi. Çocukların kendilerinden yalnızca şirketler, fabrikalar veya sermaye devralmayacağını belirten Erken; çalışma ahlakının, insanlarla kurulan ilişkilerin, güven anlayışının, vefanın, sorumluluk duygusunun ve birlikte çalışma kültürünün de gelecek nesillere aktarılacağını söyledi.
Gerçek mirasın söz konusu değerleri de kapsadığını ifade eden Erken, rekabet sırasında ahlaktan, başarı yolunda vefadan ve kazanç artarken gönül zenginliğinden vazgeçilmemesi gerektiğini dile getirdi. Erken, günün sonunda “Ne kadar kazandın?” sorusunun yerine “Ne kadar fayda bıraktın?”, “Kaç gönülde yer edindin?” ve “Sana duyulan güvenin hakkını verebildin mi?” sorularının önem kazanacağını ifade etti.
KONUŞMASINI DUA İLE TAMAMLADI
Erhan Erken, İTO Meclisi’ndeki veda konuşmasını dua ile tamamladı. Erken, insanların arkalarından yalnızca başarılı kişiler olarak değil; güvenilir, vefalı, sorumluluk sahibi, ülkeye, İstanbul’a ve insanlara değer katmış kişiler olarak anılmasını temenni etti.
Duasında sözüne sadık kalanlardan, dostluğu menfaatin üzerinde tutanlardan, kendisine emek verenleri unutmayanlardan ve üstlendiği emanete sahip çıkanlardan olmayı dileyen Erken, arkasında hayırla anılacak eserler bırakabilme temennisiyle konuşmasını “Amin” diyerek tamamladı.





