İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından komedyen Deniz Göktaş hakkında, "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinde yer alan ifadeler nedeniyle soruşturma başlatıldı. Başsavcılık, gösteride yer alan bazı ifadelerin suç unsuru taşıdığı iddiasıyla "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçları kapsamında işlem başlattı.

Soruşturma sürecinde sosyal medya hesabından açıklama yapan Göktaş, tatil amacıyla yurt dışında bulunduğunu belirterek, Türkiye'de bulunmasını gerektiren bir durum oluşması halinde ilk uçakla döneceğini ifade etti. Göktaş, yurt dışından dönüşünde İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.

Gözaltında geçirilen gecenin ardından saat 10.30 sıralarında adliyeye sevk edilen Göktaş'ın savcılık işlemleri tamamlandı. Savcılık, şüpheliyi "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ile "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik, Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına karar verdi.

İFADESİNDE GÖSTERİ METNİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU BELİRTTİ

Soruşturma kapsamında emniyette ifade veren Göktaş, soruşturmaya konu olan görüntünün kendisine ait olduğunu kabul etti. Videonun 1 Haziran'da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda gerçekleştirdiği stand-up gösterisinden alındığını ve daha sonra kendi YouTube kanalında yayımlandığını söyledi.

Gösteride kullandığı ifadelerin önceden hazırladığı metinden oluştuğunu belirten Göktaş, söz konusu paylaşımın kendi hesabı üzerinden yapıldığını ifade etti. Gösteri metninin de tamamen kendisi tarafından hazırlandığını kaydeden Göktaş, videonun belirtilen gösteriye ait olduğunu beyan etti.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

İfadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirten Göktaş, yaklaşık üç yıldır aynı gösteriyi Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde sahnelediğini söyledi. Gösteriyi bugüne kadar 100 binin üzerinde kişinin izlediğini dile getiren Göktaş, söz konusu bölüm nedeniyle herhangi bir seyirciden incindiklerine ilişkin şikayet almadığını öne sürdü.

Gösterilerinde yalnızca dini konuların değil, farklı siyasi görüşlerin, popüler figürlerin ve toplumsal olayların da mizah konusu olduğunu ifade eden Göktaş, "Favori kitabım" ve "Çeviride sorun var" şeklindeki ifadelerinin yıllardır kamuoyunda yapılan meal tartışmalarına gönderme niteliğinde olduğunu savundu. İnançlı kişileri incitmek gibi bir amacının bulunmadığını belirten Göktaş, böyle bir yorumla günlük hayatında karşılaşması halinde üzüleceğini ifade etti.

Sürücülere araç içi ses ve görüntü sistemleri yönetmeliği yürürlükte
Sürücülere araç içi ses ve görüntü sistemleri yönetmeliği yürürlükte
İçeriği Görüntüle

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇLAMASINA İLİŞKİN SAVUNMASI

Göktaş, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasına ilişkin ifadesinde de sözlerinin mizah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetinin olmadığını belirten Göktaş, kullandığı "diktatör" ifadesinin siyasi bir niteleme olduğunu, demokrat ve otokrat gibi kamuoyunda tartışılan kavramlardan biri olduğunu öne sürdü. Gösterisi boyunca popüler figürler, ideolojiler ve Türkiye'deki sosyolojik gelişmelere mizahi yaklaşım sergilediğini ifade eden Göktaş, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

CHP HEYETİ ADLİYEYE GELDİ

Tutuklama sürecinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP'li Gürsel Tekin'in de Deniz Göktaş'a destek vermek amacıyla adliyeye geldiği bildirildi.

BAŞSAVCILIKTAN 185 CİMER BAŞVURUSU AÇIKLAMASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın gözaltına alınmasının ardından yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Göktaş hakkında CİMER'e 185 ayrı başvuru yapıldığı belirtilerek, yapılan değerlendirme sonucunda halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Başsavcılık açıklamasında, 2026/117973 sayılı dosya kapsamında şüpheli İmran Deniz Göktaş'ın 2 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul Havalimanı'nda yakalandığı belirtilerek, teslim alma işlemlerinin İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütüldüğü ve soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğü kaydedildi.