Dünkü basın toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye, Fransa, İtalya üçlüsü olarak SAMP-T konusunda olumlu adımlar atacağız.” şeklinde kısa bir açıklamada bulundu. Detay vermedi ama bu savunma medyasına en azından benim gibi Türkiye’nin hava ve füze savunma ihale ve çalışmalarını yakından takip edenlerin gündemine bomba gibi düştü. Aslında bir cümle ama çok şey ifade ediyor. Çünkü bizim bu konuda hafızalarımızda bir ç ok eski haberi çağrıştırıyor.
2015 yılında 9 yıl sürdükten sonra Çin füzesi HQ-9/FD-2000 seçildikten bir süre sonra iptal edilen Türkiye’nin Uzun Menzilli Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi (T-LORAMIDS) ihalesi zamanında yazdığım “Çin füzesini almalı mıyız?” yazısından beridir, ihaledeki adaylardan biri olan Fransız-İtalyan yapımı EUROSAM SAMP-T Aster-30 füze sisteminin alınmasının en doğru karar olacağını savunmaktaydım.
Bugüne kadar da S-400 alınmadan önce ve sonra hatta geldikten sonra bile hala daha ilave alınacak sistemin hatta keşke S-400 yerine bile Aster-30 alınsa diyen nadir kişilerden biriyim.
Hatta bunu PKK/PYD’ye destek veren ve aramızın iyi olmadığı Fransa’yı hiç hazmetmesem de hala savunuyorum. Sanki S-400 aldığımız PKK bürosunu hala açık tutan ve terör örgütü tanımayan ve 34 askerimizi Su-34 uçağı ile şehit eden Rusya ve PKK’ya terör örgütü deyip, PYD’ye demeyen ve üstelik silah veren ABD farklı sanki. Yani silah alımı ve ekonomik ilişkiler ile bazı mevzular farklı. Keşke Pakistan’da veya Japonya’da olsa da oradan alsak…
Öncelikle Çin füzesi seçildikten sonra bile ihale iptaline kadar ki sürede EUROSAM-Türk yetkililer görüşmeleri devam etti ve S-400 aldığımız Ruslar Türk askeri yetkilileri hiçbir zaman balistik füze imhası testi için Rusya’ya çağırmamışken (seyir füzesi imhasına değil, balistik füze diyorum) EUROSAM o dönemde bile test için heyet çağırdı. Çünkü İsrail yapımı ve İran balistik füzelerini simule eden Blue Sparrow füzelerini satın alıp Aster’leri test ediyorlardı.
Diğer yandan S-400 alındıktan 2-3 yıl sonra EUROSAM ile S-400’e rağmen Türk milli anti-balistik füzesinin ortak geliştirilmesi konusunda niyet anlaşması yapıldı. Ben yapmadım SSB yaptı yani S-400 alınmasına rağmen. Neden? Çünkü S-400 direk alım, teknoloji transferi yok ve vermiyorlar. O zaman içimden demek ki ben doğru yazıyorum, dedim.
Derken EUROSAM yetkilileri Aster-30 direk alım ve Aster-30 Blok1 NT1 yeni geliştirilen versiyonu ortak geliştirmeyi teklif etti. Ancak o denemde sanırım 2019 gibi idi bu teklifi kabul etmedik ki diğer şartlarını ve maliyetini bilmiyoruz. Bunları neden yazıyorum? Sebebi çok basit: Türkiye’nin en başından beri SAMP-T sistemine ilgisini kaybetmediğini ve S400, PAC, Aster-30 sistemlerin içinde en uygun olanının o olduğunu bildiğini ima etmeye çalışıyorum.
Pe ki neden seçilmedi? Birincisi ihale sırasında Fransa Gezi Olaylarına açıktan destek verdi. İkincisi o zaman diğer ihale rakipleri Çin füzesi ve Patriot gibi EUROSAM da teknoloji transferi vermedi ama Çin füzesinden pahalı idi. (Çin füzesi 388 füze 3,6 Milyar USD, Patriot 4-5 milyar USD, S-400’ü ise 128 füzeyi 1,2 veya 1,3 milyar USD’ye aldık.)
Sonrasında ise S-400’de bir gram teknoloji transferi yokken, ABD-Patriot (SSB İsmail Demir açıklamasına istinaden) tatmin edici seviyede teknoloji transferi vermeyi kabul etmez iken, EUROSAM niyet anlaşması yaptı. Yani Türkiye’ye teknoloji transferi kapısını sadece onlar açtı.
Anlaşma Bahar Kalkanına takıldı ve kağıt üstünde kaldı. Fransa Bahar Kalkanı Harekatı’na kızdı. Bu çok normal. Yaşı benim kadar olanlar Fransa eski Cumhurbaşkanı’nın eşi Bayan Mitterand’ın o yıllarda Güneydoğu’da terör estiren PKK’lıların manevi ablası gibi davrandığını ve tüm pervasızlıklarını hatırlayacaktır.
Derken geçen sene veya tam bir yıl olmadı, Sayın Cumhurbaşkanı ile Macron arasındaki bir telefon görüşmesinde bu anlaşmayı ve SAMP-T konusundaki vetosunu kaldırmasını istediği medyaya, haberlere yansıdı.
Şimdi görülen o ki Fransa-İtalya-Türkiye tekrar masaya oturuyor. SSB Başkanı Sn.Prof.Dr. İsmail Demir ne demişti? “Üç ülkenin isterleri var, yeni geliştirilecek füzeden beklentileri, kendine özgü talepleri, biz üzerimize düşeni yaptık, dosyamızı hazırladık, muhataplarımıza gönderdik, cevap bekliyoruz.” Ve duyduğumuza göre İtalya’da aynısını yaptı çalıştı ve kendi görüşünü belirtti ama Fransa yan çizmişti.
İşte şimdi bu olay anladığımız kadarı ile yeniden gündemde. Belki bir miktar Aster-30 direk alım ve sonrasında ortak geliştirme veya milli anti-balistik füze için ToT veya Siper milli yüksek irtifa hava savunma füzesinin yeni bir versiyonuna anti-balistik özelliği kazandırılması yani ilk versiyon çıktıktan sonra veya daha önce teklif edildiği gibi Aster-30 Blok1 NT1’in ortak geliştirilmesi….Ne olacak bilmiyoruz.
1-Anti-balistik özelliği çok tatmin edici. Testlerde kendini kanıtlamış, pif paf teknolojisine sahip, Arabel gibi 360 derece balistik füze takibi yapabilen bir radarı var. Evet bir PAC-3MSE değil ama daha ucuz ve zaten onu alma şansımız yok zamanında da teknoloji vermediler diye PAC-3 ve GEM-T’yi almadık, hatırlarsınız. Hatta Sn. Çavuşoğlu açıklamıştı.
2-Patriot ve S-400 deniz konuşlu değil ama Aster deniz konuşlu. Fransız uçak gemisini Aster-15 eski versiyon koruyor. Dolayısı ile Türk donamasının en büyük eksiği hava ve balistik füze savunması olduğuna göre ve TF-2000 hava savunma muhribine koyacak anti-balistik füzemiz de olmadığına göre gemiyi inşa ettiğimizde, Hisar,Siper gibi hava savunma füzelerini entegre ettikten sonra balistik füze savunmasını ne ile yapacağız soruna takılmamış olacağız. Aster-30 bizim gemilerimize de entegre edilebilir (Yeni yapılacak olanlara TF-2000 gibi).
3- İstanbul gibi bir şehri savaş durumunda korumak için Boğaz ve Marmara bölgesinde konuşlanmış 3-5 TF-2000 muhribi ile bir balistik füze savunma sistemi sağlanabilir ki SAMP-T’nin kara konuşlu versiyonu da var. İkincisi dünyada gemisavar balistik füze çılgınlığı Çin’den İran’a doğru yayılıyor. Yarın kimlerde olacağı belli olmaz. Yani donanmayı balistik füzelere karşı da korumak lazım.
4-S-400 kadar hava soluyan hedefler için uzun menzilli füzesi ve radarı yok ama Aster-30’u seyir füzelerine karşı da çok etkili olduğu söyleniyor.
Sonuç olarak ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Umarım Siper ve G40 gibi füze sistemlerimize teknoloji katkısı da olur.
Tablolar incelenebilir diğer teknik özellikleri ise daha önceki yazılarımdan kısaca özet olarak şöyle:
14 kişilik mürettebattan oluşan standart bir Aster bataryası 10 tonluk 8X8 kamyon üzerinde Arabel Radar ünitesi, yine kamyon üzerinde angajman modülü (komuta-kontrol istasyonu), 4 veya 6 adet 8X8 araçlar üzerine yüklü dikey fırlatma araçlarından (MLT) müteşekkildir. Her bir araçta 8 füze bulunmakta (Fransızlar 8X8, İtalyanlar 8X4 tercih etmiştir) ve 10 Saniye içinde tüm füzeleri salvo atışla boşaltabilir.
Dikey fırlatma sistemi ve Arabel radarı sayesinde 360 derece izleme (tracking) ve angajman kabiliyetine sahiptir. Doğrudan itme vektörü ve aerodinamik kontrolün eşsiz kombinasyonu sayesinde (PIF-PAF güdüm teknolojisi) füze yüksek “g” manevraları yeteneğine sahiptir. Bu özellikleri Aster’e eşsiz bir hit-to-kill yeteneği sunar (kafa-kafaya çarpışarak imha etmek). Aynı anda birden çok hedefe (10 adet) angaje olma kabiliyeti olan sistemin çok kısa süren hazırlık süresi ve füzenin yüksek hızı sayesinde çok hızlı bir kilitlenme ve hedefi imha yeteneği vardır. Aster füzesini ağırlık merkezi füzenin merkezinde yer almakta. Böylece dorudan motorlar tarafından sağlanan itme ve klasik aerodinamik kontrolleri birleştiren PIF-PAF sistemi ile çıkış ve uçuş safhasında 12 “g”, terminal safhasında 60 “g”ye varan manevralar yapabilmektedir. Bu yüksek “g” limiti Aster’i muadili veya rakibi olan füzelerden ayırır.
Aster-30 Block1 füzesini kullanan SAMP/T; modifiye edilmiş arayıcı başlık, gelişmiş sinyal işleme ve daha büyük savaş başlığı ile donatıldı. Fırlatmadan sonra tandem katı yakıt booster (ani yükseltici olan atılabilen motor) devreye girmekte. İkinci aşamada füzeni 110kg ağırlık, 2,6m uzunluk ve 18cm çaplık kısmı kalır. Füze gövdesi dört uzun dikdörtgen kanat ve arkasındaki dört künt uçlu üçgen kontrol yüzgeçleri taşır. İkinci aşama füze katı yakıtlı Sustainer motoru ile donatılmıştır. Sustainer motor akış tüpü uplink alıcı ve yüzgeç aktüatörler taşır. Füzeye güdüm düzeltme amacı ile gönderilen veri güncelleme Arabel çok röllü radarının uplink data kanalı üzerinden yapılmaktadır.
Aster hem harp başlığı taşıyan hem de diğer alternatifle yok eden yani hit-to-kill özelliği olan nadir füzelerdendir. Tipik hedef kesişiminde 100kg ağırlığında füzenin Fiat Avio ve MBDA tarafından tasarlanan 15 kg’lık patlama/parçalanma tipindeki savaş başlığı detone olur.
Aster’i yukarıda anlattığım kademeli yapısı terminal safhasında hafif, yüksek manevra kabiliyetli ve aktif radar güdümlü bir füzeye dönüştürmektedir ki belki de rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri budur.
Aster 15 tipik SAM yani hava savunma füzesidir. Ancak 30 Blok1 versiyonu SAM olmasının yanında 600 km menzilli balistik füzelere karşı etkili bir anti-balistik füzedir. Aster-30 Blok1 NT ise yeni geliştirilmekte ve 1.500 km menzilli balistik füzelere karşı angajman yapacak şekilde yani PAC-3MSE’nin muadili olacak şekilde geliştirilmektedir. Aster 30 Blok2 ise 3000 km menzilli yani MRBM vuracak şekilde geliştirilmektedir ki İsrail Arrow ve Amerikan SM füzelerinin ligine çıkacaktır. Çünkü Blok2’nin irtifa sınırı 70 km olacaktır. (Sadece balistik füze angajmanı için PAC-3MSE irtifa sınırın 40 km , S-400 irtifa sınırı ise 27 km’dir.)
Fransa, İtalya ve İngiltere arasındaki işbirliği içinde geliştirilen PAAMS sistemi ise, çok fonksiyonlu radar, bir gözetleme radarı, Aster 15 ve Aster 30 füzeleri, dikey fırlatma sistemi ve komuta ve kontrol sistemi içermektedir. PAAMS savaş yönetim sistemi (Amerikan AEGIS, Türk GENESIS vb.) konuşlu bulunduğu gemi veya kara birliği yanı sıra belli bir alanı ve deniz filosu savunmasını da sağlar. İlave özellik olarak dikey fırlatma özelliği ile konuşlu bulunduğu gemi için 360 derece hava ve füze savunması sağlayabilmektedir.
Gerek 10 ton sınıfı kamyona monte edilmiş Arabel radarı ve komuta kontrol aracı gerekse altı adet fırlatma aracı A400M ve C-130 gibi NATO envanterindeki nakliye uçakları ile taşınabilir. Yani hava kuvvetlerimizde bulunan iki nakliye uçağı da taşıyabilmektedir.
SAMP / T yüksek hızlı veya yüksek irtifa hedeflerine karşı sistemin kapasitesini genişletmek amacıyla, Aster 30 Block 1 yükseltme programı kapsamında geliştirilmiş performanslı, Arabel radarın gelişmiş sürümünü kullanır. SAMP-T Aster-30B1 sistemi tıpkı PAC gibi 600km aralığında (kısa menzilli balistik füze hedefler) de müdahale edebilir. Thales Arabel radarı arama, izleme ve Aster füzesine rehberlik (güdülemek) için (search / tracking) bir 3D faz dizili “X” band, dikdörtgen 360 derece bir radardır. Aynı anda 100 hedefi takip ederek 16 Aster füzesini güdülemek için güncelleme komutu gönderebilir (bazı kaynaklar 10 hedefe angaje olunabileceğini yazmakta). Arabel’in yeni teknoloji ve yazılımlarla güncellenmiş çok dayanıklı bir ECCM (elektronik karıştırmaya karşı tedbir) kabiliyeti mevcuttur.
Angajman menzili 70 km olan Arabel radarın improved versiyonunun angajman menzilinin 100 km olduğunu yazan kaynaklar olsa da bunu güvenilir olarak teyit edemedim. Ancak şu kesin ki kendi radarı bir radar ağına entegre olduğunda (RADNET, NADGE gibi) özellikle hava soluyan hedeflere 100 km’den angaje olabilmektedir. NATO sistemi olduğu için entegrasyon açısından teknik ve siyasi sorun çıkmayacaktır.
15 Nisan 2012 de Fransız donanmasına ait Forbin sınıfı hava savunma destroyerinden fırlatılan bir Aster füzesi, Amerikan yapımı GQM-136 Coyote SSST (Supersonic Sea Skimming Target) hedef füzesini vurarak başarılı bir test geçekleştirdi. Bu hedefin seçilmesinin sebebi Soğuk Savaş dönemi Rus anti-gemi füzelerine benzemesi idi. Bu test ile Avrupa bir ilke sahne oldu. Forbin, TYPE-45 ve Horizon sınıfı gibi çeşitli hava savunma gemilerinde kullanılan PAAMS (Principal anti air missile system) sistemi kullanılarak Aster-30 füzesi, GQM-136 füzesini imha etti. Sea-Skimming yani deniz yüzeyini yalayarak uçma özelliği olan hedef füze GQM-136 Coyote vurulduğu sırada 5 metre irtifada 3000 km/s sürate yakın uçuyordu.
Bu veriler bile Aster füzesinin ne kadar başarılı olduğunun göstergesidir. Seyir füzelerine karşı yukarıda anlattığım testin bir başkası da Aster’in diğer önemli hedefi olan balistik füzelere karşı yapılmıştır. Aster-30 Block-1 yapılan gerçek atış testlerinde Scud gibi TBM’lerin uçuş karakteristiklerini taklit etmeyi amaçlayan İsrail üretimi hedef füze Black Sparrow füzelerini imha etmeyi başarmıştır. Black Sparrow (airborne ballistic target) füzesi ile yapılan testlerde İran yapımı Fateh-110, Shahab-1-2 ve Suriye envanterindeki ScudB, SS-21 gibi füzelere karşı başarısı ispatlanmış olsa da daha uzun menzilli (600-2500 km arası) füzelerine karşı örneğin İran yapımı Qiam-1, Ghadr-110, Emad, Hürremşehr ve Sejil-2 gibi füzelere karşı yapabileceklerini test etmek amacı ile yine İsrail yapımı Blue Sparrow ve Silver Sparrow testleri yapılması gerekmektedir. Tabi ABD’nin test amaçlı uçaktan bırakılan balistik füzeleri de olabilir.
Operasyonel kabul testleri 2008’de başlayan SAMP/T, Fransız Hava Kuvvetleri’nde 2010 yılında faal oldu. Fransa, İtalya ve İngiltere’nin yanı sıra Cezayir, Fas, Mısır, Suudi Arabistan ve Singapur Aster kullanıcıları arasındadır.
Ağırlık (kg) : 310 / 450 (Resmi site 450, bazı kaynaklar ise 510 kg olarak belirtmekte)
Uzunluk (m) : 4,2 /4,9
Çap (mm) : 180 / 180
Max. hız (Mach) : 3 / 4,5
Menzil (km,min/max) : 1,7-30 / 3-100+ (Balistik füze imhası için Aster-30’da 20 km, PAC-3MSE’de 96 km, S-400’de 60 km. Hava savunma yani hava soluyan hedeflere karşı ise ise S-400 395 km).
Max. İrtifa (km) :13 / 30 (Balistik füze angajmanı için 20 km), (PAC-3MSE 40 km, S-400 27 km)
Güdüm sistemi : Her ikisi için de ataletsel navigasyon ve aktif radar güdümü
Güç/motor : Her ikisinde de iki aşamalı katı yakıt roket motoru
Hakan KILIÇ
Savunma Analisti
@hkilichsword