Yeni F-16 alımı ve düşündürdükleri!

Türkiye’nin ABD’den 40 adet yeni F-16V Blok70 ve envanterindeki 80 adet F-16 uçağını Blok70 seviyesine çıkarmak için AESA radar dahil modernizasyon kiti talep ettiği yönündeki haberler bir süredir Türkiye’ni gündeminde. Konu ile ilgili olarak en son MSB Bakanı Sayın Akar, NATO Savunma Bakanları Toplantısı sonrasında gazetecilerle Türkiye’nin NATO Daimi Temsilciliği’nde bir araya gelerek: “Birçok ihtiyacımızı yerli olarak karşılayabilecek durumdayız. Bunun dışında karşılamamız gereken ihtiyaçlarımız da var. Bu manada elimizdeki F16’ların yenilenmesi lazım. Stratejik müttefikimiz, dostumuz ABD’den hem blok 70 Viper F16 tedariki hem de elimizdeki bazı uçakların modernize edilmesi için teknik çalışma başlatıldı. Süreci takip ediyoruz. Türkiye’nin, TSK’nin güçlenmesi aynı zamanda NATO savunmasının güçlenmesi anlamına geliyor.” dedi. (Viper F-16’nin pilotların verdiği genel adı, Blok70’e özel değil.)

Oysa daha önce, Biden Yönetimi’nin 1,5 milyar USD ödeme yaptığımız ve alamadığımız F-35’ler yerine 6 milyar USD’ye yakın bu F-16 paketini teklif ettiği ve Türkiye’nin de bunu üzerine isteğini, belirten bir teklif mektubunu Kongre onayından geçmesi için gönderdiği konuşuluyordu. Bu konuda da çelişkili bilgiler var. Biz teklifin ABD’den geldiğini sanırken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise “ABD, Türkiye’ye finansal bir teklifte bulunmadı” demiş. Yani aslında teklifin önce kimden çıktığı da belirsiz. Diğer yandan Biden yönetiminin sıcak baktığı ve desteklediği de kendi ifadelerinden biliniyor.

Çünkü F-16V Blok70 zaten modernize edilmiş en son F-16 versiyonu olarak F-35 verilmeyen, verilemeyecek olan veya F-35 almaya parası yetmeyen ülkeler için alternatif bir ürün olarak çıkarıldı. Ayrıca hala daha gideri varken neden üretmeyelim mantığı ile üretiliyor ama alternatif derken alternatifi değil. Her yeri altından da olsa 4++ nesile çıkabilecek bir uçak. Yapısal olarak 5’nci nesile terfisi mümkün değil. AESA radar mucizeler yaratamaz. Uçak tek motorlu, harekat yarı çapı etrafımızdaki çift motorlu uçaklara göre düşük ve F-35’in sensör füzyonu, stealth, ağ merkezli harp ve olağanüstü durumsal farkındalığından eser yok.

Ancak 4++ nesil uçaklarla mücadele açısından hava-hava, hava-yer ve diğer görevlerde hala daha mücadele edebilecek bir uçak. Zaten, Türkiye’nin çok radikal bir karar ve bütçe atamadığı takdirde F-16’dan başka alternatifi de yok. (Çünkü F-15X ve F-18 de vermediklerini duydum.)

Habertürk-Teke Tek programında da geçen hafta izah ettiğim gibi Rus-Çin uçakları veya EF-2000 gibi uçaklar maliyet-etkinlik olarak Rusya, Çin, İngiltere için değil, kullanıcı olan Türk Hv.K. açısından F-16V Blok70 ile boy ölçüşemez. Zaten muhtemel TUSAŞ-LM ortak üretimi olacak olan uçaklar maliyet olarak da TEI’nin bildiği, tanıdığı, parça ürettiği motorlarla çok verimli olacak. Bu arada bu uçaklar için kullanılacak F110 GE 129 turbofan motorun halen Blok50+ F-16’larımızda kullanıldığını ve MMU için sipariş verilen 5 adet motorun da bundan olduğunun altını çizmek lazım.

Sayın Akar’ın umut verici açıklaması ve ABD Başkanı ve hükümetinin açıklamalarına rağmen Kongre üyeleri Chris Pappas, Gus Bilirakis ve Carolyn Maloni’nin bir mektup ile verilmemesi için uğraşıyormuş. Kongre’ye sunulan bu mektuba Helenik Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) ile Ermeni, Hint ve Kürt örgütleri destek veriyormuş. Bu Kongre üyeleri diğer üyeleri, hem yeni F-16 satılmasını hem de mevcut olanların iyileştirilmesine karşı çıkmaya çağırıyor.

Malum Kongre onaylamazsa verilmesi imkansız. Oysa programda da dediğim gibi ABD, Türkiye’yi çok çok güçlü ve askeri açıdan tam bağımsız görmek istemediği gibi, zayıf ve tehdide açık da görmek istemez. Bu bağlamda F-16 konusunda umutlu idim. Ancak ABD’nin 2023 seçimleri üzerine bir öngörüsü ve buna göre bir planı varsa bunu bilemem. Ya da seçimi kim kazanırsa kazansın S-400’ü ısrar ettikleri gibi ülkeden çıkarmadan vermeyeceğiz gibi bir Kongre kararı çıkarsa yani CAATSA’da olduğu gibi bu da çok sürpriz olmaz. Bu şu demektir: ABD, Türkiye’yi gözden çıkarmış ve Rusya ve Çin’e doğru itmekte. Bunu ise şöyle açalım. Gözden çıkarmak başka Rusya, Çin’e itmek başka. Ben bir Amerikalı olsam Türkiye’yi gözden çıkarsam yani eski muhabbetim ve güvenim kalmasa bile düşmanıma doğru sevk etmem. Düşmanımın düşmanı mantığı ile Türkiye’yi, müttefik ülke, stratejik partner, dost ülke, TARAFSIZ, tehdit, düşman ülke skalasında müttefik ülkeden ta en diğer uçtaki düşman ülke statüsüne sokmam.

Dolayısı ile F-35’i S400’den dolayı güven bulanımı, İsrail lobisi vb. etkenlerle veya bahsettiğim gibi bunun sonucu hava kuvvetleri çok güçlü olmasın diye vermemiş olabilir ama 5 ay boyunca ABD Ortadoğu Savunma Politikası çalışmış ve SETA’nın “Ortadoğu’da Güvenlik, Savunma ve Silahlanma” adlı kitabının ABD Savunma Politikası kısmını yazmış yani akademik formatta çalışmış biri olarak söyleyebilir ki, ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkarması veya Rusya’ya doğru itmesi bu savunma politikasının temelleri ile taban tabana zıt bir tutum olur.

O yüzden Kongre’ye rağmen bir yolunu bulacaklardır diye düşünüyorum. Verilmemesini düşünmek benim kafamda büyük komplo teorilerinin doğmasına sebep oluyor. Mesela İncirlik’in nükleer bombalarla birlikte terk edilmesi, diğer ortak tesislerin boşaltılması ve kademeli olarak askeri ilişkilerin azaltılması ve en nihayetin Türkiye’nin NATO’dan çıkmaya zorlanması veya çıkmak zorunda bırakılması ve son olarak İran pozisyonuna sokulması. Evet, büyük ve inanılmaz bir komplo teorisi oldu ama şu son 10 yıla bakarsanız ne inanılmaz şeyler yaşamadık mı Türk-ABD ilişkilerinde? Aslında demek istediğim, “direk olarak F-16 vermez ise 3-5 yıla NATO’dan çıkarız” değil. Demek istediğim F-16 vermemesi, F-35 vermemesinden çok daha büyük bir kırılma noktası olur.

Çünkü F-35’de ellerinde sağlam bir S-400 bahanesi vardı. Hatta programda da söyledim yıllardır twitter’da da yazıyorum: önce cılız tepkiler verdiler, nota vermek bir yana resmi olarak yani dışişleri aracılığı ile yazı bile göndermediler ve ne zaman ki S-400 taşıyan AN-124 Ankara’ya indi birden ciddileştiler. Yani tepkileri bile samimiyetsizdi. Alsınlar da F35 vermeyelim havası vardı ki malum bir iki ay önce Türkiye’nin içeriği açıklanmayan S-400 konusunda uzlaşı tekliflerini de reddettiler ve tek uzlaşının S400’ün Türk topraklarından gönderilmesi veya imhası olduğunu söylediler (söylemişler). Dolayısı ile ABD, F35/S400 ortak alanda çalışma/çalışmama komisyonları çağrılarına da cevap vermeyerek samimiyetsiz bir tutum sergiledi. PKK/PYD desteğini yazmaya bile gerek yok.

Gerçekten de F-16 verilmemesi büyük bir olaya olur ve kimse Rus-Çin uçağı almayacağımızı kesinlikle söyleyemez. Şimdiden söyleyeyim umarım bu S-400 gibi iki batarya yani 1 filo gibi almış olmak, ABD’ye “bak başka yerden de alabiliriz”i göstermek için değil, gerçekten bir güç çarpanı olacak şekilde 3-5 filo olarak olur. Yani umarım böyle bir durumda “attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değecek” bir alım olur.

Şimdilik yöneticilerimizin umutlu olduğunu gördükçe bende umutluyum, F-35 dururken hiç içime sinmese de. Ayrıca aylar önce çıkan dedikodularda F-15 istendiği ama bazı şartlar yani kullanım açısından şartlı verildiği, bizimkilerinde bunu kabul etmemesi sebebi ile (ki bence şartlı alımı kabul etmemek çok doğru bir karar), F-16V pazarlığı yapıldığı, ABD kaynaklarından yayılmıştı. Çok merak edilen bol emoji şifreli tweet’i o yüzden atmıştım. Hem de temmuz ayında daha ortada tek bir F-16V haberi olayı, duyumu yokken…

Pe ki yeni F-16 alımı ve modernizasyon paketi gelecekte F-4E 2020 Terminatör’ler ve 30’a yakın Blok30 (Özgür) F-16’lar emekli olduktan sonrası için Türk Hv. K.’nin zafiyet içinde kalmasını önler mi? Evet, barış zamanı için evet ama savaş zamanı malum kiminle nasıl bir savaşa göre değişir ve savaşta her şey olabilir. Fakat barış zamanı komşularımız için caydırıcı olacaktır. Fakat F-35 Türk Hv.K. gibi agresif bir caydırıcılık değil, Çin’in son yıllara kadar sergilediği ve artık terk ettiği gibi “asgari nükleer caydırıcılık” kabilinden asgari bir konvansiyonel caydırıcılık.

Şu an 235-239 arası F-16C/D ve 20-35 arası F-4E 2020 uçağımız olduğunu hatırlatarak, hayırlısı diyorum ve MMU’ya bir an önce kavuşmak dileği ile…

Hakan Kılıç

Savunma Analisti

@hkilichsword