"Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe"

Fenerbahçe futbol takımı sezonun en önemli maçına çıkarken aynı anda Ataşehir'de basketbol şubesi de başka bir maça çıktı. Basketbol salonundaki seyirci sayısı futboldan daha fazlaydı. Basketbol takımının en iyi oyuncuları eksik olmasına rağmen  Eurolig lideri rakibini yendi. Futbol takımı ise üçüncü kalecisi ile oynayan bir çok oyuncusundan mahrum Kayserispor'a elendi. Basketbol şubenin hocası da başına geçtiği takımı kurmamıştı ama onlarla uyum sağladı. Gerardini'nin yıllardır genel menajerliğini yaptığı bu şube kurduğu kültürle her gelen yeni oyuncuyu arasına alıp onlara mücadele azmi aşılıyor. Her gelen yeni oyuncu sakat olsa bile sahada kalmaya çalışıyor. Kendisine verilen görevi sonuna kadar yerine getiriyor. Futbol şubesi ise hiçbir taşın üstüne taş koymadığı için yıllardır bir kültür oluşturamıyor. Kültür oluşturamadığı için gelen her teknik direktör, her oyuncu geriye gidiyor. Futbol hakkında bildiklerini dahi unutuyor. Sezon başlarında bir oyun kurgulanmaya çalışılsa da ilk mağlubiyette her şey dağılıyor. Haftalar içinde elde edilen tüm kazanımlar elden gidiyor. Başlanılan noktadan da geriye gidiliyor. Bugün bir çok oyuncusu eksik, ilk yarının sonunda on kişi kalmış rakibine elendi Fenerbahçe. Çok mu kötü oynadı? Hayır. Çok mu kötü mücadele etti? Hayır. Ama Fenerbahçe ilk düğmeden itibaren düğmeleri yanlış ilikledi. Bugün de kötü gitme ihtimali olan şeyler kötü gitti. Çünkü hayatta işler böyle ilerler. Eğer doğru işler yapmadıysanız kırılma anları aleyhinize olur. 

Lafı uzatmaya gerek yok Fenerbahçe kötü yönetiliyor başta sayın Ali Koç ve yönetimdeki arkadaşları bu gidişattan sorumludur. Bu noktadan sonra iyiye gideceğine dair camiada umut yok. Taraftar güven endeksinin bu kadar düşük olduğu bir yönetimin bu kulübün geleceği için çok önemli kararları almasının doğru olmadığını düşünüyorum.

Çünkü şu ana kadar aldıkları kararların bundan sonra alacakları hakkında umut vermiyor.