'Yalan Oldu' Bizim SU-35

Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Türkiye’nin SU-35 alacağı iddiası yalan. Biz F-35 projesinin ortağıyız, hakkımızı verin diyoruz” dedi. Böylece SU-35 almak için adım atmadığımızı anladık ve çok şükür dedik. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ise F-35 konusunda: "Biz hep şunu söyledik; 'biz bu programın bir ortağıyız ve bu ortaklık çerçevesinde yükümlülüklerimizi harfiyen yerine getirmiş bir ülkeyiz'. O konuda hiçbir tereddüdümüz olmadı. Bütün yükümlülüklerimiz yerine getirilmiş durumda. Program ortağı olmakla ilgili bizim kafamızda bir tereddüt yok. Karşı taraftan gelen açıklamaları ve hamleleri dinliyoruz. Bizim baktığımız noktada F-35 programı ortaklığımız ve kendi açımızdan attığımız imzalara sadakatimiz konusunda hiçbir tereddüdümüz yok. Biz hala iddialı bir ortak olmayı sürdürmek istiyoruz. Bu anlamda karşı taraftan gelecek adımlar ve çalışmalar olumlu olursa biz hiçbir zaman olumsuz bir duruşta bulunmadık" dedi.

SU-35

Görülen o ki, Türk ve Rus medyasında ne kadar “Türkiye SU-35 alacak” haberi yapılsa da ve emekli, akademisyen, uzman ve Bakan Akar’ın deyimi ile “TV’lerde Güvenlik Uzmanı ünvanıyla konuşanlar” F-35’in “Sağlığa zararlarını!” anlatan nutuklar atsa da hepsi boş. Karar verici sivil ve askerler Rusya’dan savaş uçağı almanın ne kadar sıkıntılı, lojistik açıdan sorunlu, idamesi zor ve NATO ülkesinde ne derece uyumsuz olacağının farkında. Defalarca yazdığımız şeyleri tekrar etmeye de gerek yok. Depolardaki ABD/NATO ülkeleri tarafından üretilmiş mühimmatları hem siyasi hem yasal hem de teknolojik açıdan bu uçağa entegre edemeyeceğimiz için boşa giden mühimmat veya depolarımızdaki mühimmatları F-16’larda kullanmaya devam edeceğimiz için bombasından, mermisine, füzesinden, lastiğine varana kadar yeni bir yedek parça kalemi açılması veya yeni mühimmatların alınması vs.vs. Büyük bir tedarik ve maliyet sorunu. 48 adet (48 adet uçak yazıldığı için söylüyorum) yani bu kadar az sayı için Petlas lastik için anlaşma yapsın, MKE 20 mm’lik mermi tezgahlarını 30 mm'ye çevirsin, anlaşma yapsın diyen çıkmaz sanırım. Rus uçağı almanın ne gibi handikapları olacağını daha önce başka yerde uzun uzun yazmıştım.

SU-35

SU-35

Diğer yandan S-400’de olduğu gibi IFF sorunlarını da bir kenara bırakırsak, batı uçaklarından manevra kabiliyeti haricinde hiçbir üstünlüğü olmayan bir uçağa neden para verelim? Diğer yandan evet TEKNOFEST’te yaptığı manevralara bayıldık. Bu kobra manevrasını veya kuyruk kayış manevrasını başka kimse böyle yapamıyor dedik. Kimse arkasında duramaz dedik. Fakat bayıldığımız tek şey manevra idi. Bir savaş uçağında aranan tek özellik manevra kabiliyeti değil ki. Hem videolarımda hem sosyal medyada Yüksek Yanal Görüş Açılı (HOB) füze ve kasklar sayesinde yani hava kuvvetlerimizin de kullandığı JHMSC kask ve AIM-9X füzesi sayesinde artık düşman uçağının yakınına ve tam arkasına geçmenin de anlamı kalmayacağını izah ettim (İnşallah milli füze Gökdoğan da HOB özellikli olacak). Devrin görüş ötesi devri yani BVRAAM füzeleri devri olması bir yana o manevra kabiliyeti 90’lı yıllara kadar kritik bir özellik idi. Fakat 2019’da artık değil. Zaten Blok30 F-16’nın SU-35 daha kısa dönüş yarıçapı olduğunu söyleyen pilotlar da var. Dolayısı ile tırmanma hızı başka şey, dönüş yarı çapı başka, birden yavaşlayıp arkadan gelini önüne almak başka. Ya adam arkana fazla yanaşmıyor ve ısrarla arkandan gelmiyorsa. Yandan saldırmayı tercih ederse. Sen olduğun yede taklacı güvercin gibi, deli gibi dön dur işe yaramaz. Yani SU-35 akrobasi yaparken mükemmel bir uçak, seyretmeye doyamıyorsun ve birçok batı uçağından da daha sonra yapıldığı için örneğin F-16, F-18 vb. daha modern. Evet Hindistan gibi bağlantısız yani deposunda her şey olan bir ülke olsak F-16 ve F-15’e tercih edilir ama F-35’e asla. SU-35 rakipleri Amerikan F-22 hadi o sadece ABD’de var bizi ilgilendirmez diyelim ama F-35 gibi beşinci nesil uçakların, teknoloji, kabiliyet vs. açısından çok geride. Motorunun servis ömrü ve harbe hazırlık oranı zaten kıyas edilmez. Üstelik stealth yani düşük izlenebilirlik termal gizlilik vs. özelliklerden mahrum 4++ nesil bir uçak, beşinci nesil değil. Hatta Türk kamuoyunda bilinenin aksine Rusya’da gerçek manada 5’nci nesil uçak yok. SU-57 bile 4++ nesil.

SU-35

Ne F-35’deki manada ağ merkezli harp ne durumsal farkındalık ne de sensör füzyonuna sahip. Barracuda elektronik harp sisteminin bile dünyanın bir numarası olan Boeing EA-18G Growler’ın 10 katı gücünde olduğu yazılıyor ki bunun SU-35’de ne kadar muadili olabilecek güçte olduğu şüpheli. Zaten aslen SU-35 çok rollü dahi olsa bir hava-hava savaşçısı iken F-35 çok rollü derin darbe uçağı. Bu noktada dikkat çekmek istediğim bir husus da biz Amerikan F-22 veya Rus SU-57 veya bir nebze Çin J-20’nin görevin yerine getirecek yani muadili olan MMU TF-X uçağını zaten yapmaya çalışıyoruz ve proje devam ediyor. Dolayısı ile bize ABD F-35 vermez ise onun muadili lazım ki o da SU-35 değil zaten.

Diğer yandan karar vericilerin Rusya’dan stratejik sayılabilecek (askeri literatürde stratejik silah değil ama) yani bizi kritik şekilde Rusya’ya bağlayabilecek, komşumuz ve sorunlarımız olan en azından aynı ittifakta değil, rakip ittifaklarda olduğumuz bir ülkeden kritik bir sistem alınmasını istemediklerini görüyoruz. Her zaman yazdığım gibi Rusya’dan amfibi uçaklar BE-200 vb. kargo uçakları, genel maksat helikopterleri, mesela yangın söndürme helikopteri alımına hiçbir zaman karşı çıkmadım. Ama savaş uçağı veya savaş helikopteri gibi kritik sistemler alımı ilerisi için güven vermiyor. Rusların ne yapacağı hiç belli olmaz endişesi açısından sıkıntılı. Daha birkaç yıl öncesinde ısrarla hava sahamızı ihlal ettiklerinde uçaklarını düşürdüğümüzde iplerin en kadar gerildiğini hatırlayın veya 2 yıl önce Suriye’de güya yanlışlıkla 3 subayımızın şehit edildiği bombardıman. Oysa Genelkurmay 1 saat içinde açıklama yapıp doğru koordinat vermiştik demişti. Diğer olayda Türk askeri konvoyunun ortasında sivil kamyonet içindeki Suriye Milli Ordusu (eski adı ÖSO) askerlerini gözdağı verircesine SU-24 ile bombalamalarının üzerinden 3 ay bile geçmedi. Şimdi ise ABD’nin terk ettiği yerlerde PYD’ye kol kanat görme vazifesini devraldı. Yani al birini vur ötekine. Ama arada bir fark var. Birisi ile NATO’da ittifak içindeyiz. Dolayısı ile direk saldırmak veya askeri eylemlere başvurması zor. Daha çok PYD gibi piyonlar ve ambargo silahlarını kullanıyor. Ancak NATO’da olmasak ve ABD’ye resmi tavır alsak Rusya ile Suriye veya başka coğrafyada çıkacak bir çatışma veya savaşta Rusların elinin kolunu bağlayan ne olabilir? Bu yüzden Rusya’dan stratejik silahların alınmasını mantığı yok ve S-400 bu konudaki ilk ve son istisna idi. En azından ben öyle umuyorum.

F-35

Ancak diğer yandan müttefikten ziyade düşman demesek de komşusunun iyi olmasını istemeyen kıskanç komşu veya daha ağır ifade ile başına kötü şeyler gelsin de hep bana muhtaç kalsın tavrı ve isteği içinde olan komşu gibi davranan ABD’den F-35 alımı da muallak ve dışarıdan bakınca imkânsız, bitti o iş deniyor. Ancak bu konuda da Bakan Akar’ın hala uğraşıyoruz, devam ediyoruz manalarına gelen ifadelerini ara sıra duyduğumuz için biz de umutlanıyoruz.

F-35’e teknik değil de ABD düşmanlığı veya Rus sempatisi ile belli bir meşrep üzerinden ideolojik bakan veya yukarıda anlattığım çevreler Almanya’daki adı üstünde pasif radarın F-35 tespit etmesinin hiçbir şey ifade etmeyeceğini de maalesef anlamıyor veya bildiği halde iyi bir koz yakalamışçasına dile getiriyor. F-35 aleyhine büyük bir koz elde etmiş gibiler. O konuda yazılacak çok şey var ama şimdilik yazamayacağım. Henüz sırası gelmedi ve zaten bu makaleye 3-5 sayfa eklemek lazım. Açıkçası çok sevdiğim bazı kişiler üstüne alınır, üzülür, onlara cevap verdim sanabilir diye uzak duruyorum. Aslında dediğim gibi yazacak çok şey var ve zamanı geldiğinde bu Alman saçmalığını yazacağım. Sonuç olarak BİLGESAM’da yayınlanan “F-35 ve TSK” raporunda F-35 uçağını uzunca anlatmıştım.

F-35

Meseleye ideolojik yaklaşarak F-35 kötüleyen, sanki alan başka ülkenin hükümetiymiş gibi davranan ve üstelik bunu milli menfaatlere hizmet sananlar meslek ve ünvanları ne olursa olsun henüz dünyada doktora tezlerine konu olamamış, kitaplar yazılmamış ve Türkiye’de F-35 programına giden pilot ve subaylarımız haricinde kimsenin görüp, tecrübe etmediği F-35 hakkında atıp tutuyorlar. Sormak lazım kaynağınız nedir, kimdir? Dünyada servistekiler içindeki en kozmik üç beş uçağından birinden bahsediyoruz. (Bu subaylar da muvazzaf olması sebebi ile izinsiz açıklama yapamaz veya emekliler ve diğer yetkisiz subaylar ile bilgi paylaşamaz. Ancak yetkili makam ve kurumlar ile paylaşır/paylaşıyordur da. Dolayısı ile henüz hiçbiri F-35 üzerine makale, kitap, tweet yazmadı. Ben duymadım. Devlet kurumları da F-35 el kitabı çıkarmadığına göre). Üstelik bu malum çevreler saçmalıyorlar ve yalan yanlış yazıyorlar. Hatta o kadar komik ki tenkit edilebilecek yönlerini bile yanlış tenkit ediyorlar. ALIS sisteminin tenkidi dahil eğer tek kaynak açık kaynak ise ki, Türkiye için şu an böyle, ben 100’den fazla açık kaynaktan araştırıp 3 ayda hazırladığım yukarıdaki raporda yazdım, okuyabilirler. Orada ALIS tenkitleri de var.

Bu konuda PYD’ye destek olma konusunda sanki Rusya ile ABD arasında fark varmış gibi (Şu günlerde hala görmedilerse söylenecek laf yok demektir) bunu bahane eden çevrelere: “Ne derseniz deyin SU-57 dahil F-35 ayarında ve Türkiye’nin ihtiyacı görmesi noktasında hiçbir Rus uçağı yok” diyerek noktalamak isterim. F-35’de 12 milyar dolarlık iş almamız, ödeyeceğimiz paranın çoğunun geri dönecek olması, 10’dan fazla firmamızın 5’nci nesil teknolojiyi kazanmış olduğu vb. konulara zaten girmeye gerek yok.

F-35

Ancak diğer yandan haddim olmayarak kişisel görüşümü de eklemek istiyorum. Yani Türkiye’nin F-35 konusunda çok dik durması gerektiği hususunu. Öncesinde ise çoğu kişi bana kızıyor ve hakkımda olur olmaz hakaretler ediyor ve edecek olsa da S-400 ile F-35’in bir arada çalışmasını sakıncalı olduğu noktasında ABD’nin (teknik açıdan) haklı olduğunu söylemek isterim. Ancak mesele bu değil. F-35 vermemek için bunu bahane ediyorlar. Her ne kadar bizim yöneticilerimiz: “Norveç karşısında ve İsrail karşısında (Suriye’de) de S-400 var. Onların F-35’ler sorun olmuyor da bizde neden sorun oluyor?” dese de kazın ayağı öyle değil. Neden aynı hava gücünde olunca sorun olduğunu kokpit.aero’daki makalelerimde uzun uzun anlattım, burada anlatmak makaleyi çok uzatır. “F-35 ile S-400 birlikte olur mu?” şeklinde bir arama motorunda yazarsanız direk çıkar ismimi yazmanıza bile gerek yok o derece öne çekilmiş durumda.

Yukarıda ikisinin bir arada çalışmasının sıkıntı olduğu noktasında ABD haklı dedim ama bu sadece teoride oysa pratikte Türkiye onları bu konuda haksız çıkaracak hamleyi yaptı. Yani o yüzden ABD S-400’ü bahane ediyor dedim. Yoksa kapı gibi gerekçe idi. Şöyle ki, Türk yetkililerin defalarca açıkladığı gibi ABD’ye dendi ki S-400/F-35 ile birlikte çalışması yönü ile sıkıntı ne ise ve nasıl kullanmamızı istiyorsanız bir heyet gönderin konuşalım. ABD ne yaptı? Heyet göndermek yerine S400’ü satın, atın veya depoya koyun gibi çözümsüz tekliflerde bulundu. Aslında bizim yetkililerin demek istediği F-35 Malatya’ya konacak S-400 ne kadar mesafede dursun veya biri uçarken diğeri kapansın mı veya F-35’in radar kesit alanı RCS kayıtlarını alıp Ruslara göndermesin diye nasıl tedbir alabiliriz (birlikte) veya zaten reflektörleri çıkarmayacağız buna emin olabilirsiniz veya S-400 siber yetenekleri ile F-35 ALIS ve diğer sistemlerine girerse ne yapabiliriz diye çözümleri birlikte araştırmak vs. vs. için gelin komisyon kurup konuşalım. ABD hiçbirine yanaşmadı ve bugün S-400’ü bahane ediyor. Çünkü aslında mesele sadece F-35/S400 değil. Baş düşmanı ve rakibi Rusya’dan stratejik sayılabilecek bir yüksek irtifa hava savunma sistemini almış olmamızı kendisine ihanet sayıyor ve S-400 reklamı yapmış olmamızı ticari açıdan hazmedemiyor. Bunu sayarken de kendisinin PYD/PKK desteğini görmezden geliyor. Ayrıca Patriot’lar için zamanında fiyat kırmamasını da unutuyor.

F-35

Yani ABD teknik açıdan haklı ama siyasi açıdan haksız. F-35 ile S-400’ün bir arada çalışmasını çok sorun eden ve imkânsız gören adam ta teslimata bir ay kalana kadar bekleyip Kongre’ye tasarı göndermezdi. En başında Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan “S-400 görüşmeleri yapıyoruz” dediğinde yani 2 yıl önce hemen harekete geçer ve derdi ki: “Duyduk ki S-400 alıyormuşsunuz. Bakın bu iki sistem asla bir arada olamaz. Ya F-35, ya S-400 kararınızı olan göre verin”. Oysa ne yaptılar? Cılız cılız demeçler. Kimi alırsanız vermeyiz, kimi sadık NATO üyesi bir şey olmaz, kimi iç işleridir bize ne? Kimse diplomatik yollardan bir nota vermedi. Resmi yazılı bir karar ile bize “S-400 alırsanız F-35 vermeyiz” şeklinde bir tebligatta bulunmadı. Hatta F-35 programından çıkarıldığımız dahi henüz Türk hükümetine ABD hükümeti tarafından diplomatik teamüller gereği yazılı bildirilmedi. Bu bile teknik açıdan haklı dediğim ABD’nin aslında S-400 mevzusunda siyasi, politik ve sonuç açısından HAKSIZ olduğunun ispatıdır.

Başta “Haddim olmayarak” dediğim kısma gelince ise: ABD eğer F-35 değil de yerine ikinci el F-15 veya F-15’in yeni modeli F-15X veya F-16’larınızı modernize edip Blok70 yapalım derse bence asla kabul edilmemeli. Yani teşbihte hata olmasın adamın küçük kızını istemeye gitmişiz, “O olmaz evde kalmış ablasını verelim” der gibi. İyi de kız-oğlan birbirlerini görmüş, sevmiş, hatta Luke hava üssünde ayalarca gezmişler, Malatya’da ev tutmuş döşemişler, düğün planlamışlar. Ablasını ne yapsın?

Bu durumda Avrupa’dan EF-2000 dahil tüm Rus malı ve bir nevi motordan dolayı Rus malı manasına gelecek Çin uçakları her şeye rağmen düşünülebilir. Ancak burada kritik soru Türkiye’nin TF-X seri üretime geçene kadar bir ara dönem uçağına ihtiyacı var mı sorusu olacaktır. Eğer karar vericiler bu soruya “Evet” diyor ise ABD’ye F-35 vermezseniz sizden başka model hatta hiçbir zaman askeri uçak almayacağız ve istemeye istemeye de olsa Rus uçağı almak zorunda kalacağız demeli.

Sonuçta düşük bir ihtimal de olsa hala F-35 şansımız var ise bu iyi değerlendirilmeli ve dik durulmalıdır. Elimiz her zaman olduğu gibi kuvvetlidir. Bunun Türk dış politikasının iyi veya kötü yönetilmesi ile ilgisi yok. Her iki görüş de savunanlar olabilir. Saygı duyarım ama orası beni hiç ilgilendirmiyor. Benim kastım jeopolitik gerçekler. Evet F-35’in dünya üzerinde seri üretime geçmiş hatta prototipi uçan bir alternatifi yok. Ancak genel manada tüm savunma sanayi ve stratejik ortaklık yapabilme manasında Türkiye açısından ABD’nin, Çin ve bir nebze de olsa Rusya ve Avrupa gibi alternatifleri var. Başka yerden de daha az kabiliyetli de olsa uçak alabiliriz. ABD ise illa ki “S-400’de Türkiye’yi, Rusya’ya kaptırdık bari savaş uçağında kaptırmayalım” diye düşünecektir. Çünkü Türkiye’nin ABD açısından alternatifi yoktur. Yani Boğazlar ve Ortadoğu’nun kapısını tutan Türkiye olmasa “Irak, Bulgaristan, Yunanistan veya İsrail’e söyleriz onlar tutar” deme gibi bir şansları, alternatifleri yoktur. Biz ne kadar ABD’ye muhtaç isek onlar da en az o kadar bize muhtaç. Nitekim tüm Ortadoğu coğrafyasında B-61 nükleer bombalarının konuşlandırıldığı tek üssün İncirlik olması aslında çok şey anlatıyor ama tabi ki anlayana, teknik gerçekleri inkâr eden yorumculara veya sosyal medya canavarlarına değil.

Hakankilic.hsword@gmail.com

https://twitter.com/hkilichsword