Derbi tarihinde en zevksiz maçlar diye bir sıralama yapsanız, sanırım bu 90 dakika ilk 5 içinde yer alır. Hatta 30'lu yaşlara henüz ulaşmamış taraftarlar arasında anket yapsanız çoğu bu maçı birinci sıraya koyar. Zevksiz geçmesinin ana sebeplerinden biri gol olmaması gibi görünse de, sahadaki oyun kalitesi açısından da eksik bir derbi izledik.
Galatasaray, hücumda organizasyon sorununu henüz aşabilmiş değil. Belki de bu şablondan göç edip, daha ofansif bir mantığa geçmenin zamanının geldiğini söylemeliyiz. Fenerbahçe ise dersine çok iyi çalışmış ve takım boyunu özellikle ilk yarı 30-35 metrede tutarak, Galatasaray'ın etkili oyuncularına ikili-üçlü baskılarla alan bırakmayarak oyunu çok iyi tuttu.
Sarı kırmızılılar ilk şutunu 22.dakikada Lemina ile çekti. Maç boyu da 1 isabetli orta ve çok az sayıda rakip ceza sahasına giriş izledik. Falcao'ya top taşıma konusu şu ana kadar en önemli sorunlardan biri. Belhanda da çok kötü bir derbi oynayınca, bağlantıyı sağlamak imkansıza yakın hale geldi. Çünkü oyun ezberinde sürpriz olan çok az isim vardı sahada.
Fenerbahçe'de Gustavo ve Altay çok iyi oynadı. Vedat Muriç savunmayı yıprattı. Ozan dinamizmiyle hep oyunun içindeydi. Cüneyt Çakır başarılı bir yönetim ortaya koydu.
Derbiden akılda kalan iki önemli konu da, Fenerbahçe taraftarının geçen sezon hayatını kaybeden Koray Şener için yaptığı koreografi ve Max Kruse'nin İstiklal Marşı'nı ezbere okumasıydı.Galatasaray'ın istediği oyunu izletmesi için şüphesiz zamana ihtiyacı var. Kaliteli isimler, birbirlerine uyum sağladıkça ve fiziksel eksiklerini tamamladıkça daha iyi maçlar izleyeceğiz.