Seni Ağlatanlar Utansın!

Bakın bir anda Trabzonspor ne noktaya geldi. Anlatalım... Nereden başlayacağımı sanırım tahmin ediyorsunuzdur ama ben yine de hatırlatayım. Her şey Yusuf Yazıcı’nın gidişi ile başladı.

Trabzonspor yönetimi tarafından yazılan hikayenin baş kahramanı Yusuf Yazıcı ve arkadaşları Abdülkadir Ömür, Uğurcan Çakır, Hüseyin Türkmen ve Abdülkadir Parmak’dan bahsediyorum.  Buna Murat Cem Akpınar’da dahildir.. Bu beşli Türkiye Süper Ligi’nde Trabzonspor’a sempati kazandırmışlardır ve herkesin taktirini toplamışlardır. Düşünün maç seremonilerinde bile Türk Bayrağı’na yüzlerini dönerek ortaya bir kimlik koymuşlardı.

Şimdi gelinen noktaya bir bakalım. Trabzonspor genelde 9 yabancı ve 2 yerli oyuncu ile oynuyor ve Türk bayrağına yüzlerini döndüğünde Eeee, bu takım hep yabancılaşmış diyoruz. Galatasaray’ın 11’i yabancıyken kızıyorduk, aynı şeyleri Trabzonspor yapınca insanın içi cız ediyor. Yazık..

Neyse, Yusuf Yazıcı’nın gidişi Trabzonspor için yazılan hikayenin yarım kalmasına neden olmuştur. Bunu zaten Ahmet Ağaoğlu’da inkar etmiyor ve o da hikayenin yarım kaldığını söylüyor. Fakat kafamızı karıştıran asıl konuya açıklık getirmemiz gerekiyor. Yusuf Yazıcı’nın gitmek istediği her defasında dillendirildi. Ağaoğlu yönetimi, alt yapısından yetişen oyuncusunu ikna edememesi ve gitmesine çaktırmadan çanak tutar gibi ışık yakması işlerin bu noktaya gelmesine neden olmuştur. Sonrasında eski yönetimlerin yaptığı hataların tekrarıdır.

Sturridge ve Mikel transferleri yapıldı, gereksiz bir şekilde. Çok sayıda da genç futbolcu kadroya dahil edildi. Halbu ki, Rodallega 100-200 bin Euro fazla para istedi diye gönderildi. Yerine Sörloth transferi yapıldı. Hali ortada. Sturridge transferi yapıldı, ortada yok. Yani kısacası Trabzonspor’un genetiği ile oynandı. Bunlara bir de üst üste sakatlıklar da eklenince Trabzonspor çöküşe geçti. Ne diyorduk Trabzonspor için, ‘Şampiyon Olur’. Peki, şimdi ne diyoruz? Bunu ben demeyeyim sizler söyleyin…

Sonuca baktığımızda. Trabzonspor, Sivasspor’a yenildi. Sahada maçtan sonra ağlayan tek bir kişi vardı o da Abdülkadir Parmak. Uğurcan Çakır’ın yaşadığı üzüntüyü söylemiyorum bile. Diyorum ki, Abdülkadir Parmak’ı ağlatanlar utansın. Adam Trabzonspor’da sözleşmesini uzattığı gün mağlup oldu ve ağlayan futbolcusu oldu.

Trabzon kökenli futbolcu dışında o maçtan sonra hangi futbolcu ağlardı bunu sizlerin yorumuna bırakıyorum. NOKTA… Haa, bundan sonra ne mi olur? Hiç güzel şeyler olmaz. Haberiniz olsun.

ÜNAL KARAMAN BIRAKIR MI?

Ünal Karaman’ın mazeretleri vardır doğrudur da. Bir sürü sakatı var. Ama hafif bir sallantıda ‘Ben transferlere karışmadım’ diyerek topu Ahmet Ağaoğlu yönetiminin üstüne atması büyük yanlıştır, kimse kusura bakmasın… Ünal hoca haklıyken, haksız duruma düşmüştür.

Eğer, istemediği transferler yapıldı diye bunları söyledi ise bu da başka bir sıkıntıdır. O zaman da deriz ki biz, madem durum buydu, neden zamanında demediniz? Olmadı Ünal hoca, hem de hiç olmadı. Şimdi işler kötü gidiyor. Transferleri ben yapmadım demeye getiriyorsun…

Gelelim asıl konuya. Destek verilmeli mi Ünal hocaya. Evet verilmeli. Ama gelinen noktaya baktığımızda fırtına sert esmeye başladı. Üst üste kötü sonuçlar alınıyor ve camia Ünal hocayı tartışmaya başladı. Beşiktaş ve Basel maçlarında aksi bir sonuç çıkması halinde Ünal Karaman zaten bırakır gider!

YENİ TRANSFERLER TUTMADI

Yetenekleri sınırlı Campi ve Ivanildo Fernandes parasızlıktan alındılar. Mutlaka alınmaları mı gerekiyordu? Bence hayır... Altyapıda bu ikisinden çok daha yetenekli iyi oyuncuların var olduğunu ben biliyorum. Peki, para verilip alınanların durumu nedir? Anlatalım…

Dünya yıldızı Sturridge’e büyük paralar ödendi ama oynadığını henüz görmedik. Sorunları varmış. Sakatmış. İngiltere’de bahis olayına karışmış, cezalandırılmış… Sörloth kiralık geldi 4 gol attı. İleride bonservisi alınsın mı diye soracak olursanız. ‘Ekuban sakatlıktan döndükten sonra değerlendirelim’ derim.

Sörloth evet iyi oyuncu ama çok yalnız kalıyor. Doğal olarak performansı düşüyor. Dediğim gibi Ekuban gelsin bakarız… NOKTA

İYİLEŞTİRMELER KAFA KARIŞTIRDI

Trabzonspor yönetimi yanlış üstüne yanlış yapıyor. Şu sıralar gündem: ‘Futbolcuların aldıkları rakamlara iyileştirme yapmak…’ Bunun yeri ve zamanı şimdi değil ki. Bu kadar acemilik olmaz. Çok acil değilse, bu işler sezon başında ya da sezon ortasında yapılır. Ligin 5’inci haftası gelmiş futbolculara iyileştirme yapacağız denmiş, yani kafaları karıştırılmış. O kafayla sahaya çıkan oyuncudan ne bekleyebilirsiniz.

Kaptan Sosa’ya yeni sözleşme sunuldu kabul etmedi. Haklı, Çünkü Sturridge’e 3,5 milyon Euro veriyorsunuz. Uğurcan Çakır ve Abdülkadir Parmak’a bir şey demiyorum onlar Trabzon’un çocukları sesleri zaten çıkmıyor. Trabzonspor yönetimi ne dediyse o paraya imza attılar. Hadi attırın bakalım kaptanınız Sosa’ya imza. Yapsın indirim, asla yapmaz. Nwakaeme’ye yeni düzenleme yapıldı onun da kafası karışık bahsettim az önce Sturridge dünyaları kazanıyor, ortalıklarda da yok.. Yani sizin anlayacağınız yanlış üstüne yanlış yapılıyor.

Sırada Novak, Hüseyin Türkmen ve Abdülkadir Ömür varmış. Yani kafalar karışmaya devam ediyor. Beşiktaş ve Basel maçları öncesinde…

ALTYAPIYA HÜCUM

Trabzonspor sezon başında altyapılarına oyuncu kazandırmak amacıyla çeşitli yaş kategorilerinde seçmeler yapıyor.

Güzel de başvuru sayısından hiç haberiniz var mı? Tam 1200 kişi… Altyapıda oynamak için yarışa girmişler. Sırf insanların gazı alınsın diye yapılan bir organizasyon haline dönüştü bu seçme işleri. Zaten saha sayısı az. Zaten hoca sayısı yetersiz… Ve yarım saatte bir maç yaptırılıyor çocuklara. 1200 kişi arasından hangi yeteneği tespit etme imkanı bulunabilir bunu sizin takdirine bırakıyorum.

Yurt dışından ve yurt içinden gelenler bile vardı yaz seçmelerine, konaklama imkanı verilemediği içinde sıkıntıların oluştuğunu çok iyi biliyorum.

Yani demek istediğim şudur, Trabzonspor altyapısına gerçekleştirilen ilgi çok güzel ama organizasyon bozukluğu nedeniyle yetenekleri olan çocuklarda arada kaynayıp gidiyor. Bunun sorumluları altyapı hocaları değildir, bu işi organize edenlerdir. Haberiniz ola. Ayrıca bu konuda bir önerim var:

Şöyle ki; Başvuru sayısını azaltmanın tek yolu, kayıtların paralı olmasıdır. İşte o zaman her şey bence yoluna girer… NOKTA