Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Savunma Sanayii Zirvesi’ndeki konuşmasında Türk savunma sanayiinin durumunu, hedeflerini ve yakın gelecekteki yeni platform ve sistemlerin bazısının adını vererek bazısını ise üstü kapalı şekilde açıkladı.
Konuşmasında geçen veya daha önce SSB tarafından açıklanan yakın geleceğe dair hedeflerden bazıları ile mevcut platformalar hakkında kısaca taktik ve stratejik önemlerini ve yanlış bilinenleri müsaadenizle açıklamaya çalışacağım.
Önce kısa kısa yeni ürünler neler onlara bakalım:
MİLLİ HELİKOPTER GÖKBEY
Milli genel maksat ve sivil amaçlı (aslında iki ayrı konfigürasyon olacak, tıpkı Hürkuş’un A,B,C modeli olması gibi) helikopterimizin ismi “Gökbey” olarak açıklandı. 2021 yılında seri üretime geçilecek dendi. Tabi aslında bu bir tahmin ve hedef. Çünkü ne kadar teknoloji olursa olsun depremin ne zaman olacağını bilememek gibi, inşaat projesi gibi düşünmemek lazım. Havacılık maalesef diğer sektörlere benzememekte. Seri üretim tarihini kesin bir dille vermek çok ileri ülkeler ve platformalar için bile zor iş. Uçuş ve geliştirme testleri hele daha önce kendi başına helikopter yapmamış bir ülke için çok fazla sürprizlere gebe. Ancak açıklamadan anlıyoruz ki bu yönde bir karar, irade ve niyet var. Her şey yolunda giderse 2021 olarak anlamak lazım. Sonuçta çok mühim değil. 2021 olsun 2022,23. Çok fark etmez.
ÇOK TAKDİRE ŞAYAN BİR DURUM
Türkiye gibi 60-70 yıl uyumuş, 3-4 tane uçak fabrikasını basiretsiz yöneticiler yüzünden kapatmış, 1939’da 2.Dünya Savaşı’ndan hemen önce Polonya’ya savaş uçağı ihraç edip, zamanında İran’a savaş uçağı hediye edecek kadar envanter kurmuş bir ülkenin özellikle 50’li yıllardan F-16 fabrikası kurulana kadar bir çivi dahi çakamamış olması çok hazin. Dolayısı ile şimdi Gökbey gibi bir genel maksat/sivil orta sınıf ticari helikopterin yapılabilmesi 2018’li yıllar düşünüldüğünde çok çok geç kalmış ama bugüne kadar çivi çakılmamış olduğu düşünüldüğünde de çok önemli ve taktire şayan bir durum. Bir yerden başlanması gerekiyordu ve Atak helikopterinden sonra Türk Savunma Sanayi, TAI veya savunma sanayiine yön veren iradeler, dinamikler çok doğru bir adım atmış durumda.
SIKORSKY HELİKOPTERLER
Malum ABD ile yapılan ve çok çok uzun süren bir ihale ve onay süreci sonucu, çeşitli kurumlar ve TSK için Amerikan Sikorsy firmasının S-70 Black Hawk genel maksat helikopteri TAI’de lisans altında üretilecek. Medyada Sikorsky olarak anılan S-70/SH-70 üç kuvvet ve Jandarma, Polis teşkilatı gibi kolluk kuvvetleri tarafından çok çok başarılı olarak kullanılmakta ve dünyada S-70/UH-60 kullanıcıları içinde helikopterin çok iyi olmasının da etkisi ile Türk kara havacıları S-70’leri tabir-i caiz ise “Canavar gibi veya her başı sıkışanın yardımına Hızır gibi yetişerek” kullanıyorlar. Ancak sonuçta bir ABD helikopteri ve buna göre maliyeti ve yedek parça ve bakım masrafı olmakta.
UH-1 HUEY
Diğer yandan yine ABD üretimi hatta bir kısmı lisans ile Türkiye’de montajı yapılmış ta Vietnam Savaşı’nda üretilmeye başlanmış UH-1 Huey helikopterlerimiz de var. Hatırlarsanız geçen ay bir tanesi Samandıra’da düştü ve içindeki askerlerimiz şehit oldu.
GÖKBEY BUNLARIN YERİNİ ALACAK
İşte Gökbey bunların yerini alması için üretilecek. UH-1’den en büyük farkı da 2018’lerin teknolojilerini içermesi ve çift motorlu olacak olması. Huey tek motor. Ayrıca Gökbey 12 kişi alma kapasitesine sahip. Bu arada mantıken Gökbey seri üretime geçip UH-1’lerin yerini aldıktan sonra eskiyen S-70’ler için yeni ihtiyaç doğunca onların da yerini alacak bir helikopter olacak. Yani demek istediğim ek S-70 ihtiyacı doğunca da tabi olarak yeniden Sikorsky firmasını kapısını değil milli firmamız TUSAŞ’ın kapsınız çalıp Gökbey talep edeceğiz. Genel maksat helikopterlerinin taktik önemi, Güney Doğu’da neler yaptığı üzerine sayfalarca yazılabilir ancak konumuz gereği başka bir yazıya bırakarak geçiyorum.
MİLLİ TURBOŞAFT MOTOR PROJESİ
Diğer bir gelişme de milli turboşaft motor projesi TS1400 idi. Bu proje de devam ediyor. Eğer yetişirse Gökbey bununla uçacak. Yetişemezse ilk modeller ithal motorlarla uçacak. Mesela şu an Atak savaş helikopterlerinin Amerikan Stealth helikopter projesi Comanche’de kullanılan (ABD bu helikopter projesini maliyeti sebebi ile iptal etmişti) dünyanın en güçlü helikopter motorlarından biri ile uçmakta. Şunu söylemek lazım ki motor yapmak veya helikopter motoru yapmak, helikopterin kendisini yapmaktan daha zor. TUSAŞ Gökbey gövdesini yaparken daha önceki S-70 montajları, İtalyan Leonardo firması için AW139 Helikopteri Gövdesi (2017 yılı sonu itibariyle toplam 325 gövde teslim edilmiştir) imalatındaki tecrübelerinden yararlandı. Evet doğru okudunuz. Dünyadaki 325 adet AW-139 genel maksat helikopteri TAI tesislerinde üretilen gövde ile uçmakta.
TS-1400 ÇOK ÖNEMLİ BİR SIÇRAMA TAHTASI
Ancak diğer yandan TUSAŞ’ın motor firması F-16 motorlarını da yapan TEI daha önce sıfırdan helikopter motoru yani turboşaft motor yapmadı. Bu yüzden TS-1400 çok önemli bir sıçrama tahtası ve çok önemli bir adım olacak ve sanmayın ki sadece Gökbey bu motorla uçacak. Atak savaş helikopterleri de bu motoru kullanabilecek. An azından planlar bu yönde.
ATMACA
Diğer bir ürün Atmaca. Malumunuz kısa süre önce Atmaca gemisavar (anti-ship) füzemizin seri üretiminin başladığı duyurulmuştu. İkinci 100 Günlük Eylem Planı'nda Atmaca için seri üretime başlanacağı açıklandı.
ATMACA NEDİR?
Peki Atmaca nedir? Donanmanın su üstü hedeflerine karşı angajman yapabileceği yegâne güdümlü silah sistemi olan Amerikan yapımı Harpoon füzelerinin yerini alacak olan milli imkanlarla geliştirilen ve üretilecek milli gemisavar füzesidir. İşte bu füzenin Blok-2 versiyonu da üretileceği söylendi. Blok-2’nin özelliği ise denizaltıdan fırlatılma kabiliyeti olması. Malum Reis sınıfı 6 tane havadan bağımsız denizaltı (başka bir yazıda bunları anlatmayı planlıyorum) inşaatı devam ediyor. İşte ATMACA B2 üretildiğinde de denizaltılarımız su yüzeyine dahi çıkmadan bir denizaltının saffeti asliyesine uygun olarak “sesiz ve derinden” yaklaştığı bir su üstü hedefine anti-ship/gemisavar füzesini ateşlemiş olacak. Tarihte son 30-40 yılda denizaltıların ve gemisavar füzelerin neler yaptığını incelediğinizde bunu yani denizaltıdan ateşlemenin ne derece stratejik bir kabiliyet olduğunu anlayabilirsiniz.
YANLIŞ BİLİNEN HUSUS
Burada yanlış anlaşılan bir hususu da açıklamak isterim: Çoğu yerde yazılmadığını veya yanlış yazıldığını gördüm. Atmaca B2 fırlatma işlemi sanıldığı gibi nükleer güçlü balistik füze denizaltılarında fırlatılan balistik füzelerin arkalarında su buharı, sonrasında duman bırakarak su içinde çıkıp göğe yükselme görüntüleri gibi olmayacak. Yani Reis sınıfı denizaltılarda sabit füze lançeri yok. Aslında çok daha pratik bir şekilde örneklerinde olduğu gibi torpido kovanlarından bir torpido gibi yüzeye doğru kovan içinde ateşlenecek. Yüzeye ulaşan torpido kovanının dış kapakları açılıp dağıldığında içinde klasik torpidonun içinde buluna güdüm sistemi, harp başlığı olmayacak. Bunun yerine Atmaca olduğundan yüzeyle buluşan Atmaca füzesi roket motorunu ateşleyip su üzerinden çok alçak irtifadan belirlenen hedefine doğru, belirlenen rotasında uçuşa devam edecek.
TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR TEKNOLOJİ
Diğer bir gelişme ise dünyadaki gemisavar füzelerin %90’dan fazlası gibi subsonik yani ses altı ama ses hızına yakın uçan Atmaca’nın süpersonik yani sesten hızlı modelinin yapılması. Katı yakıt roket motorlu Atmaca BI’den sonra yeni versiyon Blok-2 için süpersonik hız ve menzil kabiliyetinin artırılması için ramjet motorlu planlanıyor ki ramjet motor da Türkiye için yeni bir teknoloji. Şu ana kadar henüz ramjet motor yapılmadı. Atmaca BII ilk örnek olacak. Son olarak süpersonik gemi savar füzelerin dünyada yeni trend olduğunu ve çok fazla örnek olmasa da tüm ülkelerin buna yöneldiğini söyleyebiliriz.
YENİ ÜRÜN: TEMREMLER
Başka bir ürün ise 'Temrem’ler.Temren-1,18 km menzilli, Temren-2 ise 50km menzilli olacağı ifade ediliyor. Temrem’ler Türk Deniz Kuvvetleri’nin kullandığı Norveç yapımı Penguin kısa menzilli gemisavar füzelerinin yerini alsın diye yapılacak milli gemisavar füzeleri. Atmaca’dan farkı ise: Atmaca çok büyük Harpoon muadili ancak bir harp gemisinde taşınabilecek ve ateşlenebilecek bir füze. Penguin ve Temrem ise donanmaya bağlı SH-70 Sea Hawk helikopterleri ve hücumbotlarda kullanılacak kadar büyüklükte.
KARADAN VE GEMİDEN FIRLATABİLEN 'GEZGİN'
Sayın Cumhurbaşkanı “Satıhtan satıha orta menzilli seyir füzesi” şeklinde bir ifade kullandı ancak isim vermedi. Detaya da girmedi. Tabi ürünün ne olduğu savunma sanayiine meraklı tarafından sosyal medya ve forum çevrelerinde tartışıldı. Net isim verilmediği için net bir şey de söylemek zor. Ancak “Gezgin” isminde karadan veya gemiden fırlatılabilecek milli seyir füzesi projesinin uzun süredir devam ettiğini biliyoruz. Dolayısı ile benim kişisel tahminim de bu yönde. Gezgin ile ilgili olarak teknik manada henüz resmi bir açıklama yok. Ancak Amerikan meşhur BG-109 Tomahawk seyir füzesinin muadili olacak (Nisan 2018’deki son Suriye saldırısında 66 adet Tomahawk Suriye’deki kimyasal silah tesislerine ateşlenmiş ve Rusların iddialarının aksine yüksek oranda başarılı olmuştu. Dolayısı ile seyir füzelerinin ne kadar stratejik silahlar olduğu bir kez daha görülmüştü. Füzeyi ateşleyen uçak ve gemilerden hiçbiri Suriye’ye fazla yaklaşmadan yüzlerce kilometre öteden ateşlemişti).
GEZGİN'İN MENZİLİ
Tomahawk versiyona göre 1250-2500 km arası bir menzil aralığında. Gezgin için şu ana kadar resmî açıklama olmasa da konuşulan menzil aralığı 800-1000 km arasında. Açıkçası ABD, Rusya, Çin, İsrail ve İngiltere, Fransa gibi birkaç Avrupa konsorsiyumu haricinde 1000 km menzile ulaşan çok ülke de yok. Bu açıdan SOM gibi 250-280 km menzilli daha kısa menzilli seyir füzelerinin bir üst kategorisinde olduğunu düşündüğümüzde de “Orta menzil” ifadesi Gezgin füzesine uyuyor. Son olarak gezgin füzesi Hava kuvvetlerinin mevcut F-4E, F-16 ve F-35 uçaklarından taşınamayacak kadar büyük olacak ama harp gemileri, kara konuşlu mobil araçlar ve belki de Reis sınıfı denizaltılara entegre edilmesi düşünülüyor (ABD son saldırıda B-1B gibi uzun menzilli çok büyük stratejik bombardıman uçaklarında taşıdı. Bu sınıf uçaklar şu an dünyada sadece ABD, Rusya ve Çin’de mevcut).
KASIRGA, BORA FÜZELERİ
Kasırga, Bora gibi füzelerimiz seri üretim aşamasına gelirken yeni modellerle ilgili çalışmalarımız sürüyor dendi ki 280 km menzilli Bora balistik füzesinden sonra çift kademe motora sahip daha uzun menzillisinin çalışıldığını biliyoruz.X
SOM MİLLİ SEYİR FÜZESİ
SOM milli seyir füzesinden (savaş uçaklarımızdan atılabiliyor ve F-35 için de daha küçültülmüş versiyonu SOM-J yapıldı) 415 adet daha üretilmesi için ilave sipariş verildiği, sözleşme imzalandığı söylendi. SOM, 250-280 km arası menzilli alçak irtifa yalama uçuşu yapabilen bir seyir ve gemisavar füze.
İkinci 100 Günlük Eylem Planı'nda diğer detaylar ise:
-40.000’den fazla ilave MPT-76 siparişi
-5 adet Bayraktar TB2 SİHA
-2 ANKA-S SİHA
-2 ATAK Helikopteri
-60 Hassas Güdüm Kiti (HGK)
-200 Mini Akıllı Mühimmat (MAM) füzesi
-125 tüfek tipi Drone/Mini İHA karıştırıcı
-18 bin Özgün Yerli Tabanca Mete
-BORA balistik füzesinin son kafilesinin teslimi
-Lazer mükemmelliyet merkezi idari yapısı kurulacak
-Lazer silah sistemi geliştirilmesine yönelik program modeli belirlenecek
-Elektromanyetik Fırlatma Sistemi (EMT) geliştirilmesine yönelik mevcut kabiliyetlerin tespiti ve yetkinlik analizi yapılacak, tespit edilen kabiliyetlere göre iş paylaşımı ve program modeli oluşturulacak
-Zırhlı araçlarda kullanılmak üzere geliştirilen Milli Güç Grubu Projesi kapsamında transmisyon (dişli kutusu ve aktarma organları) kavramsal tasarımı tamamlanacak
-Altay Tankı Seri Üretim Projesi kapsamında güç grubu dahil kritik alt sistem sözleşmelerinin imzaları atılacak
-Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlar (ÖMTTZA) Projesi sözleşmesi, 360 Derece Durumsal Farkındalık Sistemi Tedariki Projesi sözleşmesi imzalanacak
-Milli Gemi Projesi (MİLGEM) "İ" sınıfı firkateyn (5.Gemi) sözleşmesi imzalanacak
-FIRAT-M60T Projesi kapsamında 7 tankın modernize edilmesi ile birlikte M60TM sayısı 146'ya çıkarılmış olacak.
ATAK HELİKOPTERLERİ
Diğer bir ifade edilen gelişme ise ATAK helikopterinin gelişmiş versiyonunun geliştirme sözleşmesinin imzalanması. Yani Atak-2 geliştirme projesi. Bildiğimiz üzere T-129 Atak milli savaş helikopteri İtalyan lisansı ile üretilse ve Amerikan motoru ile uçsa da çok başarılı bir projemiz olup yakında ABD motor konusunda sıkıntı çıkarmadığı takdirde Pakistan satışının gerçekleşmesi ile ihracat başarısı da yakalamış olacak. İtalyan atası A-129’dan çok üstün olan helikopter TAI tarafında kuyruk ve bazı yönleri ile yeniden dizayn edildi ve kokpit aviyoniklerinden birçok yazılımına kadar milli. Elektro-optik gözetleme cihazları, füze ikaz ve öz savuma sistemleri yine ASELSAN yapımı. Üzerinde yerli mühimmatları kullanabilecek yazılım var ve kullanıyor. Yani kaynak kod sıkıntısı yok. Türkiye’ye özgü ve Türkiye’nin savaş helikopteri. Motorun Amerikan olmasına da takılmamak lazım. Dünyada Çin dahil adam gibi yani performansı istenen düzeyde helikopter motorunu kaç ülke yapabiliyor bir araştırın isterseniz.
ATAK-2'DE AMAÇ NE?
Peki Atak-2’de amaç ne? Mevcut Atak, hafif taarruz helikopteri ve düzenli ordularla yapılacak geniş araziye yayılmış tank savaşlarında bir tanksavar olarak görev yapmaktansa gayri nizami harp ve yakın hava desteği amaçlı üretilmiş ve hafif olduğu için Güney Doğu’nun çok sıcak ve helikopter için çok yüksek irtifa dağlık arazisi için biçilmiş kaftan. Yani ağır savaş helikopterleri AH-64 Apache (ABD), KA-52 (Rusya) alsaydık muhtemel bu derece başarılı olamayacaktı. Ancak Türkiye’nin düzenli ordularla yapmak zorunda kalabileceği savaşlarda füze taşıma kapasitesi fazla yani ağır savaş/taarruz helikopterine de ihtiyacı var. İşte Atak-2 bunun için geliştirilecek ve tam manası ile Türk helikopteri olacak. Hürkuş, Atak, ANKA’nın kopya olduğu saçmalıklarına değinmiyorum bile. Bunları çok yazdık çizdik hala inanan varsa yapılacak bir şey yok.
YUNANİSTAN'IN MODERNİZASYON AÇIKLAMASI
Bildiğiniz üzere bir süre önce Yunanistan 100’den fazla F-16 uçağını modernize edeceğini ve LM’in Blok70 modernizasyonuna sokacağını duyurdu. Bu modernizasyonun en önemli ayağı AESA radarlar takılacak olması. Bu radarlar klasik radarlar gibi uçağın burun konisi içinde sürekli hareket edenler gibi değil, sabit duran aktif elektronik tarama dizinli yeni radarlar. En önemli özellikleri daha uzun menzilli, kötü hava şartlarından daha az etkilenen ve elektronik karıştırmaya daha çok dayanıklı oluşları. Hatta F-35’de bulunan radar ayrıca Jamming poda ihtiyaç duymadan bizzat kendisi elektronik karıştırma/harp yapabiliyor. İşte Türkiye’de ASELSAN marifeti ile F-16 Uçakları için Milli Aktif Elektronik Taramalı Faz Dizili Radar (AESA) geliştirme projesi başlatacak.
F-35'LER GELİNCE
Diğer yandan iki tanesi ABD’de uçan ve pilotlarımıza eğitim verilen F-35 uçakları F-4E 2020’lerin yerine geçmek üzere geldiğinde F-4E’lerin evi 7. Ana Jet Üssü’nde konuşlu olacak. O yüzden yıllardır Malatya’da F-35 bakım hangar ve tesisleri yapılmakta. Çünkü beşinci nesil uçakların bakımı diğerlerinden çok daha müşkülatlı. İşte bu tesislerin tamamlanacağı da toplantıda duyuruldu.
BEŞİNCİ NESİL UÇAKLARDAN 120 TANE ALINACAK
Zirveden sonraki günlerde (16.122018) Sayın Cumhurbaşkanı’nın duyurduğu başka bir önemli gelişme de F-35 beşinci nesil savaş uçaklarında 120 tane alınacağı. Bilindiği üzere Türkiye’nin alacağı maksimum rakam bugüne kadar 100 adet F-35A modeli idi. Son günlerde TCG Anadolu LHD (Havuzlu çıkarma gemisi) için dikey iniş kalkış kabiliyetli F-35B modelinden alınacağı/sipariş verileceği konuşuluyordu. İşte bu 120 yani ilave 20 rakamından da anlıyoruz ki her ne kadar ayrıntı verilmese de 20 adet ilave F-35B modelinden alınması için ABD ve üretici firma nezdinde girişimde bulunulmuş. Zaten F-35’in alternatif olmayan bir uçak olması bir yana, dünyada mevcut operasyonel dikey-iniş kalkış yapan yani TCG Anadolu güvertesinden kalkabilecek sadece iki uçak olduğunu düşündüğümüzde bu sipariş normal ve zaten yıllardır beklenen bir gelişme idi.
TÜRKİYE'NİN SİPARİŞİ BENİ ŞAŞIRTMADI
Çünkü diğer dikey-iniş kalkış kabiliyetli İngiliz-Amerikan uçağı Harrier/AV-8B çok eskimiş bir uçak. Ayrıca 40 adet sipariş veren Japonların 100 adede çıkarması, daha önce 37 adet ile projeye giren Hollanda’nın 72’ye çıkarması ve son olarak hava kuvvetleri için yeni uçak alım ihalesinde F-35’i seçen Belçika’dan sonra Türkiye’nin siparişi de beni hiç şaşırmadı.
36 OLMADIĞINA SEVİNDİM
Ancak başta konuşulan 36 rakamının olmadığına sevindim. Biraz fazla olacağını değerlendirdiğim için. Çünkü TCG Anadolu ve daha sonra yapılacak kardeşi TCG Trakya 8’şer tane F-35 taşıyabilecek. Karadaki yedekler ve eğitim filosu dahil 20-25 adet yeter gibi gözüküyor. Ayıca TCG Anadolu LHD/Havuzlu çıkarma gemisine sürekli olarak “Uçak Gemisi” diyen ve yazan gazete ve TV programcılarına kızmaktan vazgeçtim. Hatta takip edenler bilir uçak gemisi olmadığını ve Türkiye’nin klasman olarak uçak gemisi sınıfındaki bir gemiye ihtiyacı olup-olmadığını ve helikopter, LHD, LST, Uçak Gemisi vb. gemisi sınıfların anlatan bir makaleyi başka bir yerde geçen sene yazmıştım. Ancak geçenlerde rastladığım bir youtube videosunda gemiyi yapan sivil tersane yetkililerinden birisi de “Uçak Gemisi” deyince şok oldum ve medya mensuplarına haksızlık ettiğimi anladım. Gerçi çoğu bildikleri halde siyasi propaganda malzemesi gibi görüyor ama hamaset bile yapılacaksa dürüstlük sonradan söyleyeceklerinizin inandırıcılığı açısından bence çok önemli. Neyse çok şükür ki SSB (Savunma Sanayi Başkanlığı) doküman ve son hazırladıkları hepinizin TV’lerde seyrettiği tanıtım videolarında TCG Anadolu’dan bahsederken hep “Havuzlu Çıkarma Gemisi” yazmış. Bu tanımlamanın veya saf dürüstlük ve titizliğin neden önemli olduğunu ileriki bir tarihte “Atom bombasını dahi durduran Korkut!” konulu yazımda anlatmayı planlıyorum.
Şimdilik sağlıcakla kalın.
https://twitter.com/hkilichsword
Hakankilic.hsword@gmail.com