Rusya-Ukrayna krizine dair

Merhaba Gaste24 okuyucuları. Dünya gündemi Ukrayna iken bu konuya ilgisiz kalmak mümkün değil. Sıcak gelişmeleri yeniden değerlendirmekte fayda var.

Bir yabancı savunma portalında şöyle bir haber yayınlandı: Kiev’in kuzeyinde Belarus’dan Ukrayna topraklarına giren ve Dinyeper Nehri ile birleşen Prityat Nehri üzerinde dubalar ile köprü yapıldığı uydu fotolarına yansıdı. Oysa daha güneyde Dinyeper üzerinde çok sayıda köprü var. Demek ki Rusya Belarus üzerinden de girme imkanlarını yani kuzey seçeneğini de gündeme almış durumda. Sadece Donbas, Kırım veya Karadeniz’den amfibi çıkarma ile değil, tüm cephelerden. Belki de sadece tatbikat amaçlı idi kuruldu ve kaldırıldı.

Rusya-Ukrayna krizi üzerine son ihtimal ve komplo teorilerine geçmeden önce konu ile ilgili başka gelişmelerde olduğu için onları aktararak devam edelim.

9M723 İskender-M füzesinden türetilen bir ALBM olan Kinzhal füzesini taşıyan Mig-31K uçaklarının Avrupa’nın kuzeyindeki Rus toprağı olan ve Baltık Denizi kıyısındaki Kaliningrad’a konuşlandırıldığı görüldü. Burası kışın donan Baltık Deniz’inde stratejik bir liman veya kıyı. Çünkü hem Polonya’nın kuzeyinde yani Avrupa’nın içinde kalmış bir Rus toprağı hem de kışın donan Baltık Deniz’inde donmayan ve güneyinde kalan kısım yani Kuzey Deniz’ine sürekli denizden bağlantısı olan donmayan bölgeye yakın.

Kinzhal balistik füzesinin buradan bulunan uçaklarda konuşlandırılması daha doğrusu Mig-31K’ların Kinzhal ile buraya gönderilmesi neden önemli? Çünkü Kinzhal 2000 km menzilli yani Kaliningrad’dan kalkan bir MİG-31K tüm Avrupa’da tüm hedefleri vurabilir. Hem de yarı balistik yörüngede uçan ve Patriot ve Aster-30 tarafından vurulması çok zor olacak olan bir havadan atılan balistik füze (ALBM) ile. Yani medyanın hipersonik dediği ALBM ile.

Diğer taraftan ilginçtir geçen hafta Rus Savunma Bakanı’nın Suriye’deki Hmeymim üssüne yaptığı ziyarette ise üsteki Tu-22M stratejik bombardıman uçaklarının altında Kh-32 dev seyir/gemisavar füzesi görüldü. 1000+ km menzilli bir füze. Daha ilginci ise Hmeymim’e de Mig-31K-Kinzhal ikilisinin yerleştirilmiş olduğunun görülmesi idi. Bunların hepsi NATO+ABD’ye mesaj idi tıpkı aşağıdaki gibi.

Diğer yandan Ukrayna sınırına BM-30 topçu roketleri veya İskender balistik füzeleri yığınağı devam ederken Rusya Batı’ya mesaj vermek için nükleer üçlünün tüm öğelerinin yani tüm nükleer kuvvetlerin katıldığı bir tatbikat başlattı.

Aslında komplo teorisyenleri de boş durmuyor. ABD-İngiltere ikilisinin Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un Moskova ziyaretini açıklamaları ile sabote etmeleri ve yeni Alman Başbakanı’nın ABD ziyaretinde ABD’ye destek çıkması ve Rusya dışişlerinden barış görüşmelerinin engelleyen taraf olarak “NATO, Batı dünyası” yerine direk olarak “Anglosaksonlar” kelimesini kullanması da manidar. İnanılması güç olmayan veya destekleyen delilleri olan bu teoriye göre ABD-İngiltere, Rusya’yı tuzağa düşürmeye çalışıyor ve Ukrayna’yı yem olarak kullanıyor. Amaçları ekonomik çöküntü ile Rusya’yı zor durumda bırakarak bir taraftan da Suriye’den çekilmesini sağlamak. Bu görüş sahiplerine göre; dert dava aslında Ukrayna değil, Suriye. Ya da esas amaç Rusya’yı Ukrayna önlerinden kovmak değil, Suriye’den kovmak.

Putin ise çok akılcı davranarak şimdiden Ukrayna’nın ve Gürcistan’ın NATO üyeliği hayallerini sona erdirdi diyebiliriz. Üstelik bugün yayınlanan ankete göre 2000’lerin başında NATO üyeliğine sıcak bakan Ukraynalıların oranın %20 iken şu an %80’e çıkmış durumda. Aslında bu işleri kim planladı ise her iki tarafta da oyunu iyi oynamış. Ukrayna’da milliyetçilik ve Rus düşmanlığı zirve yaparken, Kırım ve Donbast’taki Rus yanlıları da iyice bilenmiş durumda ve hiç kimse bu kadar yığınak ve laftan sonra Putin’in silah sıkmadan gideceğini düşünmüyor. En azından 3-5 gün süren sınırlı bir çatışma ile NATO’nun ayağı kalkarak “Tamam, Ukrayna, Gürcistan gibi eski SSCB veya Varoşa Paktı veya BDT üyelerini asla NATO’ya almayacağız ama diğer şartlarını kabul etmiyoruz” demesini bekliyor/bekliyebiliriz (Önceki köşe yazımda verilen ültimatomu ve öne sürülen şartları uzunca anlatmıştım).

Aslında belki de bu sadece ABD, İngiliz siyasetinin değil, küresel sermayenin de oyunu veya gazı da olabilir. Hem Rusya Swift sisteminden atılarak USD/EUR transfer edemez hale gelip ekonomik çöküntü yaşayacak hem de “Rus Ayısı” diye diye Avrupa yola getirilecek. Yeni Alman hükümetinin F-35’e sıcak bakması ve yeniden alternatifler içine alması, Finlandiya’nın F-35’i seçmesi sadece bir tesadüf mü yoksa Ukrayna krizinin hiç mi etkisi yok? Hatta daha ilerisi ABD-Rusya-İngiltere arasında danışıklı dövüş diyenlerin bile dayandığı mantıklı temeller var, her ne kadar deli saçması gibi gelse de. Alan (Rusya) razı, Satan (Ukrayna’yı satan ABD-İngiltere) razı ise neden olmasın?

Komplo teorileri bir kenara INF Antlaşmasının iptalinden sonra ABD-Rusya arasında Soğuk Savaş yeniden alevlenmiş ve yeniden silahlanma yarışı hız kazanmıştı. İşte Ukrayna krizi ister çatışma çıksın ister çıkmasın buna yeni bir ivme kazandıracak. Bu da küresel silah firmalarının yani sermaye merkezlerinin işine gelmez mi? Dolayısı şu an Anglosakson bir savunma sanayii firması olup da “Tüh ya, Ukrayna’da savaş çıkacak” diye endişelenen var mıdır? Hatta Rus, hatta Çin firmaları. Açıkçası Ukrayna’da ve Avrupa’da (İngiltere hariç) sevinen var mıdır? Hiç sanmıyorum.

ABD’nin tıpkı Batı Almanya, Doğu Almanya gibi Ukrayna’yı da Batı Ukrayna-Doğu Ukrayna olarak ayırmak istediğini söyleyenlerde var ki, bloklaşma ve Soğuk Savaş zamanı Batı Ukrayna’nın NATO olması Avrupa’nın ve NATO’nun işine gelir. İngiltere-Fransa ve Almanya, Rusya’nın önüne çok uzaktan bir set çekmiş, savunma hattını mümkün olduğunca uzakta kurmuş olurlar.

Diğer yandan Rusya’nın tatbikat yapan askerler üslerine döndü açıklamasına rağmen, ABD’nin aksine sınıra 7 bin tane daha Rus askeri konuşlandı demesi de ilginçti. Demek ki Rusya dürüst davranmıyor. Zaten asker sayısı 140.000’i aştı.

Ne diyelim inşallah taraflar savaşmadan anlaşırlar da Ukrayna, Avrupa ve dolayısı ile biz de rahat bir nefes alırız.

Haftaya görüşmek üzere…