Ocak ayına kadar kazan!!

Abdullah Avcı, artık bu kadronun kendi hayal ettiği şekilde oynamayacağını anlamış durumda.

Mevcut takımın, Avcı’nın Başakşehir’i gibi topa sahip olup, bunu da skora yansıtma becerisine ulaşma şansı henüz yok.

Bu yüzden de tecrübeli hocanın kendi sistemiyle, takımın alışmış olduğu sistemin arasında bir geçiş modeli uyguladığını söyleyebiliriz.

Abdullah Avcı, Antalya deplasmanında, aynı Galatasaray derbisindeki gibi Atiba ve Elneny ile topa sahip olup, hareketli hücum oyuncularının savunma arkasına yaptığı koşular üzerine oyun planını kurmuş.

2-0’a çok erken ulaşan Beşiktaş’ın topu rakibe bırakması çok eleştirilse de, bence hocanın planı doğrultusunda yapılmış doğru bir hamle. 

Beşiktaş futbol takımı, top çevirmekte değil, topu kapıp, hızlı bir şekilde dikine oynamakta daha maharetli. Bu doğrultuda, öne geçtiği maçlarda bile, siyah beyazlıların topla çok aşırı oynamaması, avantaj gibi gözüküyor.

Tabi futbolcuların hırsı, oyun iştahı ve deplase olmaları da oldukça önemli çünkü bu sayede pas opsiyonu artıyor ve doğal olarak atak kalitesi de yükseliyor. 

Sistemin yavaş yavaş işlemesi önemli ancak bir de futbolun gerçeği olan bireysel performanslar var. 

Bu sistemde her oyuncunun rolü kritik olsa da en büyük sorumluluk Umut Nayır’da.

Fiziği tam bir pivot santraforu andırsa da henüz bu görevi tam anlamıyla yapamıyor.

Sırtı dönük şekilde topu alıp, Diaby ve Ljajic’e aktarabildiği anda, Beşiktaş hücum da çok ciddi bir seviyeyi de aşmış olacak. 

“Ljajic sol önde oynar” kağıt üzerinde güzel fikir ancak geriye yardıma neredeyse hiç gelmiyor.Tüm kanadın savunmasına tek bir Rebocho’ya emanet etmek oyun dengesini zorlayan bir unsur gibi gözüküyor. Buna bir de Ljajic’in üretememe problemi de eklenince, oyun planı sadece kağıt üzerinde güzel oluyor. 

Takımın en sorunlu yeri ise sağ ön taraf..Yıllardır Lens ile ilgili yapılabilecek tek olumlu eleştiri “iyi mücadele ediyor” cümlesinden ibaret..Oysa o mevkii mücadelenin değil, skora katkının gerekli olduğu bir bölge. Lens 3 sezondur ne gol atıyor, ne asist yapıyor..Sadece mücadele edecekse güreş şubesine gidebilir. Avcı’nın oraya bir çözüm bulması şart.

Pivot santraforun ve kanat hücumcuların verimli olamayınca, 3’ü atıp fişi çekemiyorsun. Ondan sonra da ikinci yarıda yenen golü ve yaşanan paniği izlemek zorunda kalıyor Beşiktaşlılar.

Sonuç itibariyle ‪Lens, Ljajic, Umut Nayır’ın hiçbir şey oynamadığı, ‬Güven Yalçın ve Oğuzhan Özyakup’un hiçbir katkı yapmadığı bir maçta, galibiyetin kolayca gelme ihtimali yoktu. Nitekim öyle de oldu..Şu kadro kalitesiyle, Abdullah Avcı’nın takımının yapması gereken tek bir şey var, iyi oyun-kötü oyun demeden, Ocak ayına kadar kazanmak...

Beşiktaş 1903’te kurulmuş ve bu tarihten bu yana hep şampiyonluk kovalamış bir kulüp. 1940’larda yine şampiyon olurken oynadığı hücum futbolu nedeniyle “Kartal” simgesiyle özdeşlemiş bir kulüp..

100 yıldan fazla süredir dikine oynayan bir kulübe, yan pas yapıp, set oyunu kurup, yavaş yavaş hücum ettirmek çok kolay iş değil. Her kulübün bir DNA’sı var. Başakşehir’de üstüste 1-0 kazandığın zaman takdir edilebilirsin ama burada homurtular yükselir. Çünkü burası Beşiktaş ve burada yenilsen de hep dikine oynanır. Derbi sonrası “Avcı şifreyi çözdü mü acaba” diye video hazırlamıştım Youtube kanalımda. Görünen o ki çözmüş. 

Şimdi sıra kendi sistemiyle, kulübün dna’sını başarılı bir şekilde birleştirmek. Hemen olur mu? Elbette zor. Ama sabredip, beklemeye değer mi? Bence değer..

Yıllardır Muslera’nın yaptığı şeyi bu sefer Karius yaptı. Maç kazandıran kaleci takımı şampiyon da yapar. Ne yazık ki Karius geldiğinden beri böyle bir performans sergilemedi. Ancak bugün 86.dakikada yaptığı kurtarış maçı kazandırdı diyebiliriz.

Karius’un bu tip maçlarını zaman zaman izledik. Sorun Alman kalecinin hiçbir zaman, tüm sezonuna yayılan bir  “takımını kurtaran kahraman” karakterine dönüşemeyeceği gerçeği.