Murat Ülker, Demokrasi ve Özgürlükler Adası ziyareti sonrasında yaptığı paylaşımda Türkiye'nin yakın tarihindeki acı dönemlere ilişkin görüşlerini aktardı. İnsanların hayatını kaybettiği, umutların yarım kaldığı ve aynı ülkenin insanlarının birbirini anlamak yerine karşı karşıya geldiği dönemleri hatırlatan Ülker, geçmişte yaşanan ayrışmaların ülke ve toplum üzerindeki sonuçlarına değindi.
Ülker, toplumun ortak bir yol bulmak ve birbirini dinlemek yerine zaman zaman suçlama, ayrışma ve dışlama yoluna gittiğini belirtti. Yaşanan süreçlerin sonunda kazanan olmadığını ifade eden Ülker, ortaya çıkan sonucu “geleceği karartmak” ve gelecek nesillerin umutlarını kaybetmesi üzerinden anlattı.
“KAYBEDEN HEP BU ÜLKENİN İNSANI”
Yakın tarihte yaşanan çatışma ve ayrışmalarda kaybedenin ülkenin insanları olduğunu vurgulayan Ülker, söz konusu tablonun zaman içerisinde tekrarlanır hale geldiğine dikkat çekti. Tarafların karşılıklı kayıp vermesinin bir teselli olarak görüldüğünü belirten Ülker, ortaya çıkan durumu “kazan-kazan” anlayışının karşısına yerleştirdi.
Loading...
Ülker paylaşımında, “Tek tesellimiz ise her iki tarafın da kayıp vermesi olmuş. Bu meşhur ve maruf kazan, kazan yerine kaybettim, kaybettin denklemine dönüşmüş; kavrulmuş, mahvolmuşuz” ifadelerini kullandı.
“AYNAYA BAKMALIYDIK”
Murat Ülker, yaşananların ardından sürekli içeride veya dışarıda bir düşman arandığını da ifade etti. Sorunların kaynağını değerlendirirken toplumun kendi tutumuna da bakması gerektiğini savunan Ülker, “Ve o gün bugündür hep aramaktayız bir düşmanı içerde ve dışarda. Halbuki aynaya bakmalıydık, çünkü duruyor karşımızda öylece!” dedi.
Ülker’in paylaşımında geçmişte yaşanan sorunların yalnızca belirli dönemlerle sınırlı kalmadığı, sonraki yıllara da etkiler bıraktığı görüşü öne çıktı. Geçmişte karşı karşıya gelen kesimlerin yaşadığı kayıplara işaret eden Ülker, tarihsel deneyimlerden çıkarılması gereken sorumluluğu günümüz ve gelecek kuşaklar üzerinden ele aldı.
“BUGÜN ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ, ÇOK YOL ALDIK”
Türkiye’de bugüne kadar önemli değişimlerin yaşandığını belirten Ülker, “Bugün çok şey değişti, çok yol aldık” ifadelerini kullandı. Geçmişten bugüne taşınan en önemli sorumluluğun ise benzer acıların yeniden yaşanmasının önüne geçmek olduğunu kaydetti.
Ülker’e göre söz konusu sorumluluk; insanların birbirini dinlemesi, farklılıklarıyla birlikte yaşamayı başarması ve ortak geleceğin korunması başlıklarını kapsıyor. Ülker, geçmişte yaşanan acıların tekrar etmemesi için toplumsal farklılıklarla birlikte yaşama kültürüne vurgu yaptı.
DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI ZİYARETİNDE GEÇMİŞİ HATIRLADI
Murat Ülker, söz konusu düşüncelerin Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na ayak bastığı sırada yeniden zihninde canlandığını anlattı. Ada ziyaretinin kendisine geçmişin ağırlığını ve gelecek kuşaklara karşı taşıdığı sorumluluğu yeniden hissettirdiğini belirten Ülker, kendi yaşamının da Türkiye’nin yakın tarihindeki gelişmelerle kesiştiğini ifade etti.
1959 doğumlu olduğunu hatırlatan Ülker, “Adaya ayak bastığımda bütün bunlar birden zihnime üşüştü. Geçmişin ağırlığını ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzu yeniden hissettim. Öyle ya, 1959 doğumluyum ben... Ve bütün bu yakın tarihin içinden geçerek geldim” ifadelerine yer verdi.
“HİSSETTİKLERİM ACILARLA YOĞRULMUŞ GERÇEK DENEYİMLERE DAYANIYOR”
Yakın tarihte yaşanan dönemlere kendi yaşamı üzerinden de tanıklık ettiğini belirten Ülker, değerlendirmelerinin kişisel deneyimlerine dayandığını söyledi. Geçmişten bugüne yaşanan toplumsal ve siyasi süreçlerin kendisinde bıraktığı izlere değinen Ülker, “Hisettiklerim acılarla yoğrulmuş gerçek deneyimlere dayanıyor” dedi.
Murat Ülker paylaşımını “Demokrasi ve Özgürlükler Adası”, “Tarih” ve “Gelecek” etiketleriyle yayımladı. Paylaşımında geçmişteki kayıpları hatırlatan Ülker, benzer acıların yeniden yaşanmaması için birbirini dinleme, farklılıklarla birlikte yaşama ve ortak geleceği koruma çağrısında bulundu.