Beşiktaş seçime gidiyor..
Ekonomik durum malum..
Personel maaşları 5 aydır ödenmiyor..
1 yıl içinde 1 milyara yakın ödeme var..
Ankaragücü maçı ise, yeni yönetime, tek sıkıntının sadece ekonomik olmadığını gösteren bir ders niteliğindeydi.
Neredeyse Samet Aybaba’dan beri, 7 yıldır birbirine benzer diziliş ve sistemle oynayan bir takıma, farklı bir şey oynatmaya çalışan bir hoca var ortada.
Abdullah Avcı’nın modern futbol sistemini baz alarak, topa sahip olup, baskı yapan bir takım kurma isteği olduğu aşikar. Ancak bu kadro, bunu yapabilir mi? İşte o tartışılır.
Avcı’nın hayal etttiği sistemde kaleciler, libero gibi oynuyor. Oysa Karius’un böyle bir meziyeti yok.Vida - Necip ikilisi ise geriden oyun kurma anlamında sıfıra yakın iki isim.
Beklerin sürekli ileri çıkıp, kanatların ise içe kat etmelerini istiyor Abdullah Avcı.
Oysa ne Güven ne de Lens bunu yapabilecek beceride değiller.
Bunların yanında bir de mevkii eksiklikleri var. Elneny ve Atiba, ikisi de 6 numara.
Tam bir 8 numara olmasa da, orada da oynayabilecek Dorukhan en az 4 ay yok.
8 numara planlaması 3 senedir formsuz olan Oğuzhan Özyakup’un üstüne yapılmış ne yazık ki.
Tüm bunların üstüne bir de forvet kaosu var ki evlere şenlik.
Her sezon sakatlığı nedeniyle ortalama 10 maç kaçıran, 34 yaşındaki Burak Yılmaz’ı yedekleyen isimler, Süper Lig’deki 2.sezonunu geçiren Umut Nayır ve 19 yaşındaki Güven Yalçın.
Elbette Abdullah Avcı’nın oyun stratejisi, kadro dizilimi eleştirilebilir.
Ancak takımın ciddi bir kadro kalitesi sorunu yaşadığını da kabul etmek lazım.
Yeni başkan ve yönetimin takımla ilgili yapması gereken bir çok şey var.
Yıllardır takımda olup, hiçbir katkı sağlamayan isimlerden kurtulmak öncelikli iş olmalı.
Daha sonra ise kadro kalitesini yükseltme adına en az 4 ismin kadroya dahil edilmesi gerekiyor.
Beşiktaş yönetimi, hocaya göre kadro mu, kadroya göre oyun mu sorusunun cevabını Ocak ayına kadar bulmak zorunda.
Ortada acı bir reçete var. Ve bu kadro kalitesiyle bu reçeteyi yazacak kişi ne yazık ki hoca değil de, yönetim gibi gözüküyor.