Geçen hafta dünyada savunma sanayi alanında yaşanan bazı önemli gelişmeleri bizi de ilgilendiren yönleri ile özetlemek istiyorum. ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ve “Bunda samimi mi? Bu bir tuzak mı? Yoksa ABD’de çeşitli ciddi ağızların dediği gibi Türkiye’nin çok önemli bir diplomatik başarısı mı?” tartışmalarını Gaste24 sayfalarında ve diğer medya organlarında geçtiğimiz hafta içinde okudunuz.
Ayrıca eli kulağında olan olası harekatın geçici olarak bekletildiğini resmî açıklamalardan biliyorsunuz. Ben medyayı çok takip etmedim ama umarım birileri ABD’nin daha önce PYD’ye yığdığı silah ve mühimmat stokunu çalışmış, incelemiş ve yazmıştır. Bölgedeki son durum ise: YPG’nin özellikle Menbiç’de yığınak yaptığı buna karşılık TSK’nın da ÖSO ile birlikte hazırlıklarını yaparak harekete geçmek için emir beklediği yönünde.
Diğer yandan Ukrayna-Kırım’daki gelişmeleri izledik. Bana göre en önemlisi İngiltere’nin destek için savaş gemisi gönderme kararı idi. Ayrıca Putin’in son derece provokatif bir şekilde “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için Türkiye ve İsrail’in ikna olmasını bekliyoruz” açıklaması da bence kayda değer ve sert tepki ile cevap verilmesi gereken bir açıklama idi. Umarım gereği yapılmıştır. Kırım’da ve Karadeniz’de Rusların yaptığı oldubittilerin aslında Suriye’de ABD, Rusya ve İran’ın yaptıklarından çok farkı yok. Güney sınırımızda terör devleti kurulmaya çalışılırken Karadeniz ise Rus gölü olmuş durumda veya diğer bir deyişle Rus Amiralin geçen sene dediği gibi “Karadeniz artık Türk gölü değil”.
Aslında Rus amiral şunu kast etmişti: SSCB’nin yıkılışı, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve uzun yıllar süren Rusya ile Ukrayna arasındaki Karadeniz Donanması’nın kimin olacağı tartışması Rusya’daki ekonomik krizin de etkisi ile gemileri çürümeye terk ettirmişti. 10 yıldan fazla süre Türk Deniz Kuvvetleri Karadeniz’in mutlak hâkimi idi. Ancak Ruslar geçtiğimiz 10-20 yılda donanma, gemi inşası ve hepsinden önemlisi seyir ve gemisavar füzeleri konusunda ciddi yatırım veya üretim yaptı. Yeni harp gemileri ve Bastion, P-800 Oniks, Kalibr, SS-26 Iskander füzeleri derken her türlü balistik, seyir, gemisavar füzesi ile Karadeniz’de tam bir A2/AD (Anti Access-Area Denial/Geçişe kapatma-Alan Hâkimiyeti veya Girişi Engelleme/Bölgeyi Hapsetme) uygulaması yapacak kabiliyete kavuştu. Özellikle son aylarda Kırım’da olan gelişmeler ile bölgeye S-300 ve yeni S-400 Yüksek irtifa (yani uzun menzilli füzesi ve radarı olan) hava savunma sistemi yerleştirerek Karadeniz hava sahasını da istediği anda bloke edeceğini göstermiş oldu.
Sonuç olarak güneyde NATO ülkeleri (ABD, Fransa, Almanya), İsrail ve dahi Rusya (PYD elindeki tüm MANPADS yani omuzdan atılan uçaksavar füzeleri SA-16 ve SA-18 Igla’lar Rus yapımı, FN-6’larda Çin yapımıdır) tarafından silahlandırmış terör unsurları vardır. Esad yanlısı İran’ın güdümündeki İran silahları ile teçhiz edilmiş birlikler de cabası. Bugün PYD mevcudunun bazılarına göre 80 bin kişi olduğunu ve düzenli ordu olmaya çalışan ama henüz başaramamış bir örgütten hallice fakat asimetrik savaş taktiklerini hala daha düzenli ordu taktiklerine dönüştürememiş bir terör unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Kuzeyde ise yukarıda anlattığım gibi Kırım ile doymamış ve gözünü Ukrayna’ya dikmiş başka bir bela var.
F-35 CEPHESİ GENİŞLERKEN GEÇEN HAFTA SÜRPRİZ SİPARİŞLER OLDU
F-35 cephesi de geçen hafta hareketli idi. Daha önce Sayın Cumhurbaşkanı’nın 120 adet F-35 almayı düşünüyoruz açıklamasını medyada okudunuz. Daha önceki köşe yazısında da yazdığım gibi Türkiye’nin siparişi 100 adet F-35A modeli idi (Kesinleşen sipariş 36). Ancak bu 20 adet ek sürpriz oldu. Sayın Cumhurbaşkanı model ve ihtiyaç türü konusunda açıklama yapmasa da konuyu takip eden herkesçe TCG Anadolu havuzlu çıkarma gemisi için alınacak dikey iniş-kalkış kabiliyetli F-35B modeli şeklinde yorumlandı.
“B” modeli dünyada 13 kullanıcı ülke içinde genelde Deniz Piyadeleri/Amfibi Kuvvetler tarafından tercih ediliyor. “C” modeli ise konvansiyonel uçak gemilerinde tercih ediliyor. 8 adet kapasitesi olan TCG Anadolu’nun kardeşi olacak olan ve ileride yapılması planlanan ikinci havuzlu çıkarma gemisi TCG Trakya’yı da düşündüğümüzde 20 F-35B sayısı mantıklı. Eğitim ve yedekler, kara konuşlular vb.
ASIL SÜRPRİZ JAPONYA'DAN GELDİ
Ancak esas sürpriz Japonya’dan geldi: 42 adet F-35 alacak olan Japonya 100 adet almayı düşündüğünü açıkladı. Bu arada Uzimo sınıfı LST/helikopter gemilerinde 28 adet F-35 veya uçak ile 9 helikopter taşınabilmekte. Bunlardan 3 adet var. Hyuga sınıfı olanlardan ise 2 adet var. Tüm inşaa programı bitip operasyonel olduklarında 4 helikopter, 3 LST gemisi ile etrafı okyanus ile çevrili ve çok ciddi Rus/Çin tehdidi altındaki Japonya’nın bir nevi uçak gemileri olmuş olacak.
Medyamızın Japonya’nın geçen haftaki F-35 siparişi ve helikopter gemileri haberlerini veriş şeklini de anlamakta zorlandım. Sanki Rus medyası veya haberi Rus medyasından almış gibi verdiler. Yani Ruslar ve Çinliler Japon Denizi ve Pasifik’te bu olaya sinir olabilir ama bizim için Japonya’nın ABD teşviki ile Japonya’ya 2.Dünya Savaşı anlaşmalarında takla attırmasının Türkiye açısından sıkıntısı nedir anlamakta güçlük çektim. Üstelik dost ve ilişkilerimizin çok iyi olduğu Japonlar söz konusu iken. Sanırsın yazanlar Çinli veya Rus.
ANLAŞMALARA GÖRE JAPONYA'YA YASAK
Şöyle ki: 2.Dünya Savaşı’nı sonlandıran anlaşmalara göre Japonya’ya nükleer silahlar, balistik füzeler, stratejik bombardıman uçakları ve uçak gemileri yasak.
İşte ABD Rus ve Çin tehdidi karşısında zor durumda olan ve aynı zamanda Pasifik’teki en güçlü müttefiki Japonya’nın bir şekilde anlaşmayı delmiş gibi yapmasına ABD’nin rıza göstermesi hatta teşvik eder gibi F-35 satması da bu yüzden.
ABD’nin Japonya ve Güney Kore desteği (en azından üsleri) olmadan Pasifik ve Çin Denizlerinde Rusya ve Çin ile mücadele etmesi imkânsız. Dolayısı ile uçak gemisi olmayan ama helikopter gemilerinde F-35 barındıracak Japonya’nın yakın zamanda, Fransa gibi büyük sınıf uçak gemisi bulunduran ama bir tane gemisi olduğu için en fazla 40 adet uçak yüzdürebilen Fransa’dan bile daha fazla deniz üzerinde gemi konuşlu savaş uçağı olacak.
Hollanda’nın geçtiğimiz yaz 37 olan alım miktarına 35 adet ek yaparak 72 adet F-35 planladığını belirttikten sonra son olarak Belçika’nın da iki ay önce eskiyen F-16’larını yenilemek için açtığı ihaleyi F-35’in kazandığını ve 30-35 adet F-35 alacağını belirterek bitirmek istiyorum.
PATRIOT HAFTAYA YENİ KONTRAT HABERLERİ İLE BAŞLADI
Türkiye’nin Patriot alacağı haberleri gündemde yerini korurken mail kutuma düşen LM ve Raytheon fimalarının basın bültenleri yeni kontrat haberlerini içeriyordu. 21.12.2018’de Lockheed Martin firması ABD ordusu ile 1,8 Milyar USD bedelli PAC-3 füzesi tedariği sözleşmesi imzalamış. Diğer firma Raytheon ise yine geçen hafta İsveç ile 693 Milyon USD bedelli sözleşme imzalamış. (Patriot PAC-3’e kadar ki versiyonlar Raytheon üretimidir. PAC-3 ise bambaşka bir füze gibidir ve Lockheed Martin & Boeing ortak üretimidir.) Bu üç firmanın cirolarına göre savunma firmaları sıralamasında yani Defense News Top 100’de ilk üçü oluşturduğunu belirteyim.
Amerikan kaynaklarına göre 2019’da operasyonel olacağı söylenen ve sınıfında ilk olacak olan Rus hipersonik silah sistemi Avangard’ı anlatacağım gelecek haftaki yazımda buluşmak üzere.
https://twitter.com/hkilichsword
Hakankilic.hsword@gmail.com