Gündem

İsmailağa Cemaati'nden Tasavvuf Tartışmalarına Açıklama: “Kabirden Yönetim İddiası Ehl-i Sünnete Aykırıdır”

İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı Genel Sekreteri Abdullah Kılıç, son dönemde sosyal medyada gündeme gelen tasavvuf tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Kılıç, evliyanın tarikatı ve insanları kabirden yönettiği yönündeki iddiaların ehl-i sünnet itikadına, tarikat usulüne ve Mahmut Ustaosmanoğlu’nun hassasiyetlerine aykırı olduğunu belirtti.

İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı Genel Sekreteri Abdullah Kılıç, son dönemde özellikle sosyal medya platformlarında gündeme taşınan tasavvuf merkezli tartışmalar ve İsmailağa Cemaati’ne yönelik iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kılıç, tarikatların asırlardır İslam’ın samimiyetle yaşanmasına katkı sunduğunu belirterek, İsmailağa’nın da Kur’an-ı Kerim ve sünnet eksenli bir çizgide hizmetlerini sürdürdüğünü ifade etti.

Açıklamada, İsmailağa’nın Ali Haydar Efendi’den Mahmut Ustaosmanoğlu’na, Hasan Kılıç’a ve günümüze kadar uzanan silsilesinin ehl-i sünnet vel cemaat anlayışı temelinde şekillendiği vurgulandı. Cemaatin günümüzde de Fikri Doğan’ın talim ve terbiyesi altında aynı hizmet anlayışını sürdürdüğü belirtilerek, geçmişten devralınan usul, istikamet ve hizmet anlayışının korunduğu kaydedildi.

İSMAİLAĞA’NIN GELENEĞİNE VURGU

Kılıç, medreselerde okutulan İslami ilimlerin, Kur’an kurslarında verilen eğitimin ve sohbet halkalarında sürdürülen adab anlayışının geçmişte hangi esaslar üzerine inşa edilmişse bugün de aynı ilkeler doğrultusunda devam ettiğini ifade etti.

İsmailağa’nın takip ettiği yolun büyüklerinden öğrenilen usul ve hizmet anlayışının kesintisiz devamından ibaret olduğunu belirten Kılıç, cemaatin temel referanslarının değişmediğini ve geleneksel çizginin muhafaza edildiğini dile getirdi.

SOSYAL MEDYADAKİ İDDİALARA TEPKİ

Açıklamada, Mahmut Ustaosmanoğlu’nun uzun yıllar boyunca inşa ettiği hizmet anlayışının son dönemde çeşitli iddia ve karalamalarla hedef alındığı belirtildi. Söz konusu söylemlerin yalnızca belirli kişileri değil, yarım asrı aşan bir hizmet geleneğini, çeşitli dini kurumları ve bu hizmetlere destek veren binlerce kişiyi hedef aldığı ifade edildi.

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun vefatının ardından sürdürülen tartışmaların yalnızca İsmailağa Cemaati’ni ilgilendiren bir konu olmaktan çıktığı belirtilen açıklamada, meseleye ehl-i sünnet itikadı ve tasavvuf anlayışı açısından açıklık getirilmesinin gerekli hale geldiği kaydedildi.

“KABİRDEN YÖNETİM İDDİASI TARİKATIMIZIN ESASLARINA AYKIRIDIR”

Nakşibendi Müceddidi geleneğinin Kur’an-ı Kerim, sünnet, icma, kıyas ve tasavvufun muteber kaynaklarına dayanan köklü bir ilim ve irfan geleneği olduğu belirtilen açıklamada, son dönemde gündeme gelen bazı iddialara da doğrudan cevap verildi.

Abdullah Kılıç, evliyanın tarikatı ve insanları kabirden yönettiği yönündeki iddiaların başta ehl-i sünnet itikadına, İsmailağa’nın usul ve adabına ve Mahmut Ustaosmanoğlu’nun şer’i hassasiyetlerine tamamen aykırı olduğunu ifade etti.

Açıklamada ayrıca, evliyanın tasarrufu ve üveysilik gibi tasavvufi kavramların tahrif edilerek söz konusu iddialara dayanak yapılmaya çalışılmasının ilmi bir değer taşımadığı belirtilerek, bu yaklaşımların şahsi ihtiras ve zaaflardan kaynaklandığı savunuldu.

TARTIŞMALARIN TOPLUMSAL ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Tasavvuf ehline ait konuların kamuoyu önünde kardeşlik ve muhabbet ikliminden uzak şekilde tartışılmasından rahatsızlık duyulduğu belirtilen açıklamada, söz konusu polemiklerin Mahmut Ustaosmanoğlu’nun manevi hatırasına zarar verdiği ve uzun yıllara yayılan hizmetlerin gölgelenmesine neden olduğu ifade edildi.

İsmailağa Cemaati’nin kendi yolunun esaslarına aykırı gördüğü bu tür iddia ve söylemlerden uzak olduğu belirtilirken, ehl-i sünnet esaslarına ve tarikat adabına aykırı hususlar karşısında görüşlerini açıkça dile getiren ilim adamlarına ve mensuplara teşekkür edildi.

“TEMEL VAZİFEMİZ DİNİ HİZMET VE KARDEŞLİĞİ KORUMAK”

Açıklamanın sonunda, cemaatin önceliğinin tartışmalar değil dini hizmet faaliyetleri olduğu vurgulandı. İnsanları İslam’ın esasları doğrultusunda bilgilendirmek, kardeşlik ortamını muhafaza etmek ve dini hizmetleri sürdürmenin temel görev olarak görüldüğü ifade edildi.

Kalıcı olanın tartışmalar değil samimiyetle yapılan hizmetler olduğu belirtilen açıklama, kamuoyuna saygı mesajı ve dua temennisiyle sona erdi.