Selam,
herkese keyifli ve mutlu bir hafta dilerim.
Bugün, tarihi yarım adanın her geldiğimde başka bir kapı açan ve aslında çok iyi bildiğim yollarında kaybolmuşluk hissi uyandıran Mısır Çarşısı'nın konuğuyum. Dünyada bir örneğinin olmadığına inandığım bu şahane yapı görkemi ve mimarisi ile yüzyılı aşan esnaf ruhun ve ticaretiyle en hızlı ve güçlü merkezlerden bir tanesi. Çarşıda gezerken baharat yolunun içinden geçer gibisiniz. Her geçtiğinizde renk cümbüşü ve misk kokular sarıyor her yerinizi... Fazla vakit kaybetmeden biraz lokum, biraz da Mehmet Efendi'den kahvemi alıp devam ediyorum Sandal Bedestene doğru...
Nusret'i ilk açıldığı yıllardan itibaren takip ediyorum. Gastronomi dünyası ve ülkemiz için önemli bir imzası var bence. Bugüne kadar uğramadıysanız lütfen ilk önce Sandal Bedesten'deki yerine gelin. Fatih Sultan Mehmet Han'ın yaptırdığı bu ihtişamlı yapı, ikinci katında Anadolu’nun tüm tarihi dokunuşlarını ve değerli sanat eserlerini ziyaretçisine sunuyor. Ortam her zamanki gibi yoğun. Personel çok şık, çok özgüvenli ve samimi. İkinci kattaki büyük masanın bir kenarına oturdum ve siparişimi bekliyorum.
Orta alandaki devasa baget taşlarla süslü tüm cihanı aydınlatacakmış hissi uyandıran avizeye dalıp gittim ve Nusret Gökçe'yi düşündüm.
Elazığ depremindeki yardımsever ve vatansever hali elbette durduk yere değildi. Plastik cerrah Hayati Akbaş da bölgeye yardıma giden ilk simalardandı. Onun bir paylaşımında şu sözleri vardı: ''Ben kalabalık ve çok yoksul bir ailenin gecekondusunda doğup büyüdüm. Aç ve açıkta kalmak ne demek çok iyi bilirim.''
Bu sözler çok derin ve anlamlıydı akabinde bir çok saygın duyarlı iş insanı ve sanatçı da sarsılan kalplerimize destek oldu. İyi ki
varlar ve Allah onlardan razı olsun. Şimdi Nusret'in bu harika mekanından dünyanın dört bir yanına nam salmış çok yetenekli ve
azimli bir duanın, rüyanın vücut bulmuş anına tanıklık etmek gurur verici.
Nusret Gökçe Elazığ depremi için yaptığı cömert bağışı, aynı çömertlikteki bir tevazu ile geçmiş
yıllarda bulaşık yıkadığı bir fotoğrafıyla duyurdu.
Acı ve duyarlılık sanki en çok yaşayan insanları etkiliyor. Bazen yok dediğimiz kendimizi yoksul gördüğümüz için kat be kat olgunlaşıyoruz. Gerçek
gücümüz, sabrın ve azmin sonundaki sıçrayışlarda ortaya çıkıyor ve anlıyoruz ki en büyük şans azmetmek, inanmak, vazgeçmemek. Bu topraklar çok kıymetli. Tam bitti derken bildiklerinin ve isteklerinin çok üzerine taşıyor insanı. Nice
kıymetli üstatlar yürüdü yüzyıllar boyunca, nice medeniyetler gördü ve ne çok acı... Zaman bizi şekillendiriyor ve biz biliyoruz ki her canlı çok kıymetli. Bazen bir kar tanesi yakıyor tüm yürekleri, bazen de vaktinden erken gelen vedalar. Acı ne kadar büyük olursa olsun biz bir olup inancımızla sarabiliriz yaralarımızı. Yan yana olmak can cana olmak mayamızda var.
Sağlıcakla kalın.