Türk milletinin tiryakisi olduğu 'çay'ın tarihteki gelişimi
1946 yılında 21 Haziran'da Rize Çay Fabrikası'nın temeli atıldı.
Türkiye'de tiryakilerinin vazgeçilmez içeceği olan çayın ülkemizdeki yolculuğuna bir göz atalım....
Yapılan araştırmalara göre Türklerin çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere, Orta Asya'ya kadar dayandığı düşünülüyor.
Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil ıslahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmıştır.
Çayın Osmanlı’ya gelişi ise 19. yüzyılın sonlarında İstanbul’daki bazı dükkânların az miktarda çay ithalini yapması ile başlamaktadır.
Osmanlı’da çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim ise Sultan II. Abdülhamid döneminde yapılmıştır.
1892’de yayınlanan Coğrafya-i Sınai ve Ticari’ adlı kitapta, dönemin Ticaret Nâzırı Esbak-ı İsmail Paşa’nın aracılığı ile Çin’den getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa’da ekildiği ancak ekolojik koşulların uygunsuzluğu sebebiyle bu girişimin sonuçsuz kaldığı anlatılıyor.
Osmanlı Arşivi’nde bulunan çay ile ilgili ilk arşiv belgesi ‘Çay Tarifnamesi’ adını taşıyan Osmanlıca belgedir.
Bu belgede, II. Abdülhamit tarafından numune çiftliklerinde çay bitkisinin yetiştirilmesi ve tarımının başlatılması için alt yapı çalışmalarının başlatılması emri ile aynı buyruk doğrultusunda yapılan çalışmaların bir sonucunu ve rapor şeklinde padişahın bilgilerine Orman, Madenler ve Tarım Bakanı tarafından sunulan bir belgedir.
Bu başarısızlıktan sonra çayın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir.
1918’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I. Dünya Savaşı’nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz’e gönderilmiştir.
Erten’in Doğu Karadeniz’de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin’in Rize’deki çalışmaları 1923’te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlanmış ve 1924’te yine Zihni Derin’in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunularak kabul edilmiştir
Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimin devam etmesine engel olmuştur.
1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan ve yarım kalan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir.
Heyette bulunan Prof. Dr. Raşit Hatipoğlu çay ile ilgili ayrıntılı verileri araştırarak ‘Türkiye’de Çay İktisadiyatı’ adlı bir kitap yazmıştır.
Bu çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanmıştır.
Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başlamıştır.
1940 yılında İngiltere’den sipariş edilen çay makinelerinin Türkiye’ye gelmesi II. Dünya savaşının sonuna doğru olmuştur.
1946 yılında Türkiye’ye ulaşan makinelerle 1947 yılında Rize’de ilk çay fabrikası açılmıştır.
Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün kalitesinin artmsı ile birlikte Doğu Karadeniz’deki aekonomik canlılık artmıştır.
Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün kalitesinin artmsı ile birlikte Doğu Karadeniz’deki aekonomik canlılık artmıştır.
1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale gelmiştir. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithal eden bir ülke konumundadır.
Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi yapan ilk 6 ülke arasındayız.
Bununla birlikte çayın günlük hayatımızda büyük bir önemi ve kendine has bir kültürü var.
Türkiye çay tüketiminde dünyada 5. sırada ve İngiltere’yi bile geride bırakmış durumda.
Çay, Türkiye'de günün her öğünü içilen ve özellikle içine asiditesini değiştirebilecek herhangi bir ek gıda olmadan tüketilen biçimdedir.
Demlilik oranlarına göre de farklı isimler alır. Bunun yanı sıra toz şeker ya da kıtlama şeker türleriyle tüketilir. Kısacası ülkemizin milli içeceği haline gelmiştir.
Siz de Türkiye'nin eşsiz çay bahçelerini yakından keşfetmek için mutlaka Karadeniz'e doğru bir yolculuk yapmalı, nefis ve taze çayları yerinde denemelisiniz.
Kaynak: Bana bi çay