Afet Güçverir (Hayat Bilgisi)

Afet Öğretmen, Gani Müjde’nin 2003 yapımlı dizisinin ana karakteri olarak eğitimci, bağımsız ve güçlü bir kadın temsilidir. Bulunduğu her lisede “haksızlık” karşısında muhalif olmuştur ve bu muhalifliği hem kariyerini hem de ilişkilerini etkilemiştir. Afet Güçverir bir öğretmen idolü olarak dizide belirginleşir. “Hoca camide bana öğretmen diyeceksiniz,” diyerek seküler eğitime inancını ortaya koyarken bir yandan da okulların başındaki müdürlerle sürekli sıkıntıya girer. Bir öğretmen olarak hakkın savunucusu figürüne bürünür ve adaleti sağlamadığına inanan her insana karşı yaratıcı tepkiler yaratırken, öğrencilerini de bu sürece dahil eder. Afet Güçverir, öğrencilerine karşı sert bir mizacın içerisinde şefkati ve ilgiyi barındırırken üstlerine karşı saygılı ama kişiliklerine karşı muhalif bir duruş takınır.

Bihter (Aşk-ı Memnu)

Annesi gibi olmamak için çırpınırken ihtirası, hıncı ve hırsıyla annesine dönüşen Bihter, eşinin yeğeni Behlül ile yaşadığı aşk sonucunda intihar edecektir. Aşkı uğruna her şeyi yapmaya hazır, güzel olduğu kadar gerçek, sert ve kararlı olduğu kadar naif ve savunmasız bu kadın hayatımıza o kadar işlemişti ki “Beni, beni Bihter’ini,” repliği geçen yıllara rağmen hafızalarımızdaki tazeliğini korumuştu.

Burhan Altıntop (Avrupa Yakası)

Gülse Birsel’i ilk tanıdığımız dizi olan Avrupa Yakası, altı sezon boyunca ekranlarda sevilerek izlenmiştir. Gülse Birsel’in güçlü mizahi yönü ve derin karakterler yazma becerisi diziyi geniş halk kitleleri arasında popülerleştirmiştir. 2000’li yıllardan sonra köy-kent çatışması nedense sadece işlevsiz bir komedi unsuru olarak televizyonda kendine yer bulsa da Avrupa Yakası’yla bu komedi işlevsel hale gelmiştir. Engin Günaydın’ın hayat verdiği Burhan Altıntop karakteri Tanzimat romanından beri dert edindiğimiz alafrangalık ve Batı taklitçiliğinin en uç örneğidir.

Cemil (Bizimkiler)

Bizimkiler dizisinin tek seferde hatırlanacak birçok karakteri vardır; ama Baykuş Cemil, dizinin ana karakterlerinden biri olmamasına rağmen bir yan karakter olarak “benim adım Cemil” repliğiyle her dönem popüler kültürün damarlarında dolaşan bir kan olmuştur. Pencereden sarkan, sürekli dedikodu yapan, özü sözü bir bu alkolik (Uğurtan Sayıner) “mahalle”nin ikametgâh ilmuhaberinde yazıldığından başka değerlerini bilenler için çok fazla şey ifade etmektedir.

Çarli (Çarli)

Yirmi dört bölümlük kısa bir deneme olan Çarli, 1999 yılında yayın hayatına başladığında izleyenleri iğrenmekle sevmek arasında ikiye bölmüştü. Keza dizideki ev sakinlerini de. Evin babası Talat’ın Amerika’daki amcasının ölümü üzerine emanet gönderdiği Çarli, evin annesi tarafından istenmiyordu. Baba ve evin küçük oğlu ise evde kalması için mücadele veriyordu. Bir şempanzenin dizi setlerinde hangi koşullarda rolden role sokulduğu konusu kenarda dursun, biz çocuklar Çarli’yi merakla izler olmuştuk. Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklarının olması çocuklara kötü örnek olsa da kısa sürede hayran kitlesi yakalayan dizi, yayın hayatından kaldırıldığında tepkiyle karşılaştı. 2000’lerde unutulmaz karakterlerinden Afakan (İlker Aksum) ile tekrar çekilmesi denense de eski tadını yakalayamadı ve sevenlerinin hafızasında tatlı bir anı olarak kaldı.

Ferhunde

Türk dizi tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı kötü kadın karakterlerinden olan Ferhunde, yine bir roman uyarlaması olan 2005 yapımı Yaprak Dökümü ile hayatımıza girdi. İntikamcı, paraya haddinden fazla değer veren, aklına koyduğunu mutlaka yapan, gözü hep yükseklerde bir kadın olan Ferhunde, canı yandı mı kötülükte sınır tanımıyordu. Karşısındaki gerek eşi gerek en yakın arkadaşı olsun. Ancak her kötü karakter gibi onu da bunları yapmaya iten, elbette geçmişinden gelen birtakım sebepler vardı.

Fiko

Toki’lerin, özel güvenlikli sitelerin, yüksek apartmanların şehirlerimizi bir ur gibi sarmadığı yıllarda, mahalle kültürünün ayakta olduğu, dayanışmanın, yardımlaşmanın hala önemli bir erdem kabul edildiği zamanlarda, Şevket Altuğ’un canlandırdığı Fiko (Süper Baba) karakteri hem bize Ertem Eğilmez’in aile hikayelerini anımsatıyor hem de geleneksel değerlerimizi hatırlatıyordu. Sümer Tilmaç, Jülide Kural, Bennu Yıldırımlar’ın Şevket Altuğ’a eşlik ettiği dizide Fiko, karısından boşanıp üç çocuğuna bakmak için uğraşırken bir yandan ev sahibinin onu evden çıkarmak istemesiyle boğuşuyor, bir yandan iş arıyor, bir yandan da eski karısını çocuklarından uzak tutmaya çalışıyordu.

Gülbeyaz (Gülbeyaz)

Şevval Sam’ın 2002-2003 yıllarında aynı adlı dizide canlandırdığı Gülbeyaz, Romeo ve Juliet misali yıllar süren düşmanlığın içindeki iki aileden biri olan Dursunoğullarındandır. İki ailenin yaşlıları da dizinin içerisinde çözülen bir sevda sarmalı yüzünden kavgalı olurlar ve Gülbeyaz ile Demiroğlullarından Kadir, bu geçmiş sorunu dizi içerisinde çözerken hem birbirlerine âşık olurlar hem de kendileri yeni sorunlar, çıkmazlar yaratırlar. Gülbeyaz da Beyaz Anası gibi baskın, bağımsızlığına düşkün bir kadın figürünü gösterirken aynı zamanda Karadenizliliğin folklorik yapısını da dilinde, düşünüşünde, geleneklerinde taşır. Dizi elbette sınırların dışına çıkmamayı seçer ve nihai amacın barışma ve evlenme olduğu bir profil çizer.

Heredot Cevdet

Nusret Efendi’nin beş kızı ve hanımıyla mahallenin reisi olduğu ve mahallenin sorunlarına çözüm aradığı Ekmek Teknesi, her ne kadar Fırıncı Nusret Efendi’nin etrafında dönen hikayelerle örülmüş olsa da dizinin Kirli, Cengiz, Mehpare, Bahtiyar gibi onlarca nevi şahsına münhasır karakteri vardır. Heredot Cevdet, bu karakterlerin içinde dizi bittikten sonra da yaşamayı bilmiş, Bizimkiler’in Baykuş Cemil’i gibi dizide kendine az yer bulan ama hafızalara kazınan bir karakter olmuştur. Hikaye dinlemeye meraklı kıraathane ahalisine, yarısı yalan yarısı gerçek hikayeleri bir meddah edasıyla anlatan Heredot Cevdet, mahallelinin karşılaştığı her olumsuz duruma çözüm üretir, tarihten bir hikaye çekip çıkararak tarihin tekerrür etmesini engellemeye çalışırdı.

Hürrem Sultan (Muhteşem Yüzyıl)

Ekranda fırtınalar estiren Muhteşem Yüzyıl dizisinin, tarihi gerçeklikle bağı ana temalar üzerinden şekillenen yarı kurgu karakteri Hürrem Sultan izleyicileri ortadan ikiye bölmüştü. Bir taraf neredeyse imparatorluğu yöneten bu hırslı ve cazibeli kadını desteklerken diğer kısmı kıyafetleri ve gerçeği çarpıtıyor söylemi üzerinden acımasızca eleştiriyordu. Hürrem Sultan, her iki durumda da ilgi çeken, tekrara düşse de prodüksiyon kalitesi olarak Türk televizyon standartlarının üzerinde bir dizinin dinamo karakterine dönüşmeyi başardı.

Kuşçu

99 yılında ekranlarda boy göstermeye başladığında herkesin gönlünde taht kuran Osman Sınav’ın en başarılı Tv projelerinden biri Deli Yürek. Günümüzün kabadayı, mafya karışımı delikanlı ağbilerinin arketipi Yusuf (Kenan İmirzalıoğlu) o dönem Türk tipi Robin Hood’culuğun temsilcisi olmuştur. Elde tespih, sırtta siyah ceket ve yumurta topuk ayakkabı ile gezen erkeklerin sayısında hatırı sayılır bir artışa neden olan dizinin, bir binanın çatısında güvercinleri, küçük tüpü ve küçük tüpün üstünde her daim içilmeye hazır demlenmiş taze çayıyla hazır bulunan Kuşçu karakteri hikmetli söz dinlemeye meraklı olan seyircimiz için hep sevilen bir karakter olmuştur. Ezel’in Ramiz Dayı’sı, Kurtlar Vadisi’nin Ömer Baba’sı hep Kuşçu’dan aparmadır. “Akıllı adam ayağına batan dikeni akrebin iğnesiyle çıkarmaya kalkışmaz,” gibi günümüz popüler edebiyat dergilerinin çok seveceği aforizmalarıyla, dervişane yaşamıyla Türk gençliğine örnek olmuştur.

Memoli (Yılan Hikayesi)

Memoli, Tayfun Güneyer’in 1999 yapımlı Yılan Hikayesi dizisinin Mehmet Ali Alabora tarafından canlandırılmış karakteridir. Memoli, kahraman bir komiserdir; çetelerle mücadele etmiş, çete önderlerini ya hapse atmış ya da öldürmüş bir polistir. Memoli’nin hayatı, köylüsü olduğunu söyleyen Zeyno’nun (Meltem Cumbul) hayatının bir parçası olmasıyla değişir. Memoli, Zeyno ile değişen hayatına bir türlü uyum sağlayamaz ve Zeyno’nun yaşamına getirdiği şeyler birer komedi ve dram öğesi olarak Memoli’yi belirli sınavlara sokar. Memoli de bu sınavların karşısında suni de olsa değişimlere uğrar. Dizi tüm kötülüklerin tek bir kaynağa yöneldiği şeklinde sona doğru ilerlerken Memoli de Zeyno’nun, Belgin’in, Kral’ın, Cem’in ve öteki insanların yaşamlarına müdahil olur, bu hayatların meseleleri ile uğraştıkça da düğüm çözülür gibi her bir sorun nihai bir çözüme kavuşur. Memoli ise iyi niyetini, kahraman ve şaşkın rolünü koruyarak bu düğümün çözücüsü olmaya doğru ilerler. Diziden Zeyno’nun ayrılışından sonra da Memoli diziyi taşımayı başarır. Memoli karakteri zaman içerisinde televizyon dünyasında sempatik, kahraman polisi pekiştiren bir figür olarak imajını daima yaşatacak bir konuma yükselir.

Nazlı (Yabancı Damat)

International Herald Tribune gazetesinin “Hiçbir politikacı Türkiye ile Yunanistan’ı Yabancı Damat kadar yaklaştıramadı” dediği Yabancı Damat, televizyondaki yayın hayatına 2004 yılında başlamıştır. Gaziantepli, gelenek ve göreneklerine oldukça bağlı bir aileden gelen Nazlı (Nehir Erdoğan), ailesi İstanbul’dan Atina’ya göç etmiş Niko (Özgür Çevik) adında bir Yunana aşık olur; bu ilişkideki tek sorun Niko’nun ailesinin Türklerden, Nazlı’nın ailesinin de Yunanlardan nefret etmesidir. Gökhan Kırdar’ın kaleminden çıkmış dizi müzikleri, mükemmel Antep mutfağı şöyle dursun, “kalimera”, “efharisto” ve isimlerin sonuna getirilen “-mu” eki ile izleyicinin Yunancasını geliştirmeye kadar giden, Yunan kültürünü bizlere tanıtıp aslında çok da farklı olmadığımızı fark ettiren dizi, ortada aşk varsa dil, din, millet, mezhep, yaşam tarzı farklılıklarının yok sayılabileceğini de seyirciye empoze etmeyi başarabilmiştir. Yıllardır birbirlerine düşmanlık beslemiş iki ülke insanını sevgileriyle birbirlerine alıştıran çift, yayınlandığı dönemde sadece Türkiye’de değil Yunanistan’da da fenomen olmuştur.

Osman Aga

1995 yılında yine Türker İnanoğlu’nun yapımcılığında Erdoğan Tünaş’ın eseri olan ve 367 bölüm yayınlanan Çiçek Taksi’nin bir anlamda remake’i olan Akasya Durağı, Resul Ertaş’ın senaristliğini üstlendiği bir Türker İnanoğlu dizisidir. İnanoğlu’nun Türk televizyon seyircisinin kodlarını çözen birisi olduğunu da düşünecek olursak Akasya Durağı’nın tekrar bölümlerinin bile hala nasıl izlendiğine şaşırmamamız gerekir. Dört sezon yayında kalan dizinin unutulmaz karakterlerinden birisi de Cezmi Baskın’ın canlandırdığı Osman Aga karakteridir. Saf ve dürüst taksicilerin kötülerle ve hayat gailesiyle boğuştuğu dizide Osman Aga, kendisinin aksine alafrangalılaşmış kızını serserilerden korumaya çalışırken bir yandan da karısının oyunlarıyla yüzleşir. Her türlü olmadık işin başına bela olduğu Osman Aga, şivesi, kavgacı tutumu ve üçkağıtçı Sinan’ın ayak oyunlarına hemen kanî olan saf duruşuyla ekranda görür görmez yüzümüzde tebessüm ateşi yakan bir karakter olmuştur.

Ramiz Dayı (Ezel)

Kerem Deren ile Pınar Bulut’un 2009’da başlayan dizisi Ezel zaman içerisinde bir yerel kült oldu. Dizinin karakterlerinin her biri izleyicileri için birer idole, imgeye, imaja dönüştüler. Bu idoller içerisinde en güçlüsü tartışmaya çok az yer bırakacak şekilde Ramiz Dayı’dır. Tuncel Kurtiz’in doruklarda oyunculuğuyla başkalaştırdığı Ramiz Dayı karakterinin bu güçlü geri dönüşü almasının sebebi nedir? Ramiz Dayı, mafya dünyası içerisinde bir hikaye anlatıcısıdır. Hikayeleri, birer kıssadan hisseler olarak sürekli aynı şeyi vurgular: İnsan, sevenleri kadar güçlüdür. Ramiz Dayı, hikayeleri içerisinde yerel insanın, çoğu zaman esnaf ve mahallelinin desteğini vurgulayarak tüm lider adaylarına aynı dersi verir. Bir lider adil olmalıdır, destek almalıdır ve sırtını dostlarına vermelidir. Ramiz Dayı’nın liderliği korkudan ibaret olmayan bir sevgiyi de içererek dizinin tüm karakterlerini aşar.

Pembe (Cennet Mahallesi)

Cennet Mahallesi, Gırgıriye’nin (1981) remakei olarak Türker İnanoğlu yapımcılığında ve Resul Ertaş’ın senaryosuyla 2004 yılında hayatımıza girdi. Güzeller güzeli kızını düşman ailenin oğluna vermek istemeyen Pembe (Melek Baykal) ise nevi şahsına münhasır halleriyle renk kattı ekranlara. Paragöz, açgözlü, çıkarı için her şeyi göze alabilen, kavgacı ama yeri geldiğinde herkesten daha onurlu davranan bir kadın olan Pembe, normalde kötü karakterlerin barındırması gereken hemen hemen tüm özelliklere sahipken -hatta dizinin antagonisti iken- seyircinin onu çok sevdiği bir anti kahramana bile dönüştüğünü söylemek mümkün. Melek Baykal’ın mimikleri, jestleri ve konuşma biçimiyle her daim hatırlanacak Pembe replikleri, sahneleri ve hareketleri vardır. Cennet Mahallesi de Gırgıriye’yi aratmayacak nitelikte bir iştir.

Polat Alemdar (Kurtlar Vadisi)

Polat Alemdar, 21. yüzyıl Türkiye’sinin popüler kültür ikonlarından biridir. Başlı başına fenomen olmuş bir karakterdir. Raci Şaşmaz ve Osman Sınav ikilisinin üçüncü çalışması olan Kurtlar Vadisi, Türk dizi tarihinin en iyi dizilerinden biri olmayı başarmıştır. Senaryosundan karakter çeşitliliğine kadar sıkı bir pre-prodüksiyon sürecinden sonra “derin devlet”i anlatma şiarıyla yola çıkan dizi, devlet-mafya-politika üçgeninde yaşanan olaylara odaklanır. Karakterlerin kimilerinin gerçek hayatta da bir karşılığı olduğu bilinir. Derin devlet üzerine kapsamlı kitaplar yazmış Soner Yalçın’ın konsept danışmanlığını üstlendiği dizide Raci Şaşmaz’ın kardeşi Necati Şaşmaz’ın canlandırdığı karakter, devletin gizli bir ajanı olarak Polat Alemdar adıyla mafyanın içine yerleştirilir. Kötü oyunculuk performansıyla eleştirilen ama üstlendiği misyon itibariyle her geçen yıl seyircinin kalbinde taht kuran Necati Şaşmaz, artık Polat Alemdar’a dönüşmüştür.

Poyraz (Poyraz Karayel)

Edebiyat dünyasından önemli isimlere selam çakarak başlamıştır Poyraz Karayel yayın hayatına. Polislikten atılan ve sonrasında evliliği de bozulan bir babadır Poyraz. Amacı adını temize çıkarmak ve mesleğe geri dönmektir. Tepeden bir kararın geldiğini söyleyen amirlerinin sözleri üzerine gizli görevde olduğunu ve polisliğe devam ettiğini düşünür. Bu sebeple bir gizli görev emri gelir. Ünlü mafya babası Bahri Umman’ın ekibine sızıp bilgi toplayacaktır. Peki nasıl? İşte Poyraz’ın mafya ve kendisi arasındaki zig zagları böyle başlar. Ve tabii aşk. Büyük aşkı Ayşegül ile tam olarak bir belanın içinde aşk yaşarlar. Poyraz Karayel’i diğer mafya dizilerinden ayıran, onun tek başına bir mafya dizisi olarak anılmaması gerektiğidir. Poyraz karakteri başlı başına kara komedi öğelerinin ürünü olarak hem gülünçtür hem de ağlatabilme özelliğine sahiptir. Aforizmalar üretip durur. Tüm bunların yanında dizi bir de edebiyat ile kucak kucağadır. Oğuz Atay’a saygı ile başlar, saygı ile biter. Karakterlerin hepsinin ağzından ufaktan siyasal dokundurmalar da dökülür. Hepsi mükemmel çizilmiş, kusursuz karakterlerdir ama Poyraz tam bir baş belasıdır, tatlı beladır. Dizinin geyiğe bağlayan sahneleri, belki de en çok sevilenlerdir. Mesela İsa’nın meşhur ödevlerine yardım eden Poyraz’dan bir kuple: “Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili, içi yalnızlıklarla dolu bir kara parçasıdır. Antalya’da portakal, Afyon’da sucuk, İzmit’te pişmaniye üretip bunları bir türlü kimseye satamayız.

Ruhsar (Ruhsar)

Gani Müjde’nin senaryo ekibinde yer aldığı Ruhsar, adeta ölmeyen aşkların dizisiydi. Öteki dünyayı aktarmadaki absürt başarısıyla, oğlunu yeniden evlendirmek için çırpınan anne ve kız kardeş karakteriyle, anlamsız sloganlarla boğuşan reklam ajansıyla, yüzünü bir türlü görmesek de adını her bölüm duyduğumuz “Ruşen Amcanın oğlu Sedat” ile özgün bir iş olmayı başarmıştı. Mazhar (Cem Davran) ve Ruhsar (Hande Ataizi), Ruhsar’ın fani dünyadan göçü ile ayrılırlar ancak kader ağlarını örer ve dünyaya her yağmur yağdığında Ruhsar bir ruh olarak Mazhar’ın yanına gelmeyi başarır. En büyük düşmanı kayınvalidesi Menkıbe ve görümcesi Firdevs olan Ruhsar, kocasını yeniden evlendirmemek için türlü numaraya başvuran, kıskanç, çok âşık, eğlenceli, güçlü, “sihirli” bir kadındır. Mazhar’ın tek aşkı Ruhsar, yalnızca bu dünyayı değil öteki dünyayı da karıştırır, hatta kimi zaman kocasını görmek uğruna kuralları çiğner. Her bölümünde ayrı bir eğlencenin saklı olduğu dizi, ölümden komedi çıkarmayı başardığı için de unutulmaz olmuştur.

Şehrazat (Binbir Gece)

2006 yılında başlayan Binbir Gece, üç yıllık yayın hayatı boyunca seyirciyi sürekli etik tartışmalara sürüklemişti. Çocuğunun iyileşmesi için para karşılığı patronuyla birlikte olan Şehrazat’ın (Bergüzar Korel) yaşadıklarını konu alan dizi, kadının iş hayatındaki yerini de ciddi bir şekilde irdeliyordu. Birlikte olduğu patronunun Şehrazat’ın aslında parayı oğlu için istediğini öğrenince vicdan azabı çekmesi de sektördeki “bekar ya da dul kadın” algısına erkeğin gözünden bir bakış atıyordu. Şehrazat’ı ise iki yönlü, farklı kitlelere hitap eden bir karakter olarak görebiliriz. Bir taraftan kocasını kaybetmiş, hasta oğluyla tek başına kalmış, ölen kocasının zengin ailesi tarafından nefret edilen, çocuğunun ameliyatı için olsa dahi yardım alamayan çilekeş bir kadın olarak simgeleniyor. Bu bakımdan Binbir Gece tam bir uzay çağının melodramı olarak karşımıza çıkıyor diyebiliriz. Diğer taraftansa Şehrazat, iyi bir öğrenim görmüş başarılı bir iş kadını, kimseye muhtaç kalmadan kendi yolundan gidiyor, bu bakımdan da modern feminist bir kadın örneği olarak karşımıza çıkıyor. 2004 yılında “çocuklarım olmadan asla” sözüyle fenomen olan Aliye karakteriyle de, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan anne karakterleri bağlamında, benzerlik gösteren dizi, finalini canlı yayında yaparak ve birçok farklı sektörden konuk ağırlayarak bir ilke imza atmıştı.

Temel (Mahallenin Muhtarları)

Perihan Abla ekolünü 90’larda temsil eden bir diziydi Mahallenin Muhtarları. Televizyon tarihimizin uzun soluklu yapımları arasında yer almıştı. Her bölüm farkı bir konuyu işler ve konu için ayrı şarkılar yapılırdı. Bir mahalleyi konu almasından dolayı birbirinden farklı karakterleri bulunmaktaydı. Bu karakterlerden biri de çaycı Temel’di. Temel’in, mahallenin tam ortasında bir kıraathanesi bir de omzundan hiç indirmediği ve adına Çaydanlık dediği bir maymunu vardı.

Taci (Sihirli Annem)

2000’lerde çocuk olan herkesin kıyısından köşesinden rastladığı bir diziydi Sihirli Annem. 2003 yılında yayınlanmaya başlanan dizi, sonradan Acemi Cadı, Selena, Bez Bebek gibi çocukların çok seveceği sihirli, perili, büyülü 2000’ler furyasının da başlangıcıydı. Yüzü aşan bölüm sayısıyla günlük ilişkilere, arkadaşlığa, aile olmaya değiniyor, ergenlik sorunlarının çözümüne ilişkin doneleri çocukların anlayacağı bir dille anlatıyordu. Usta oyuncu kadrosu bir yana, sonradan farklı dizilere de kazandırılacak çocuk oyuncularıyla da önemli bir başlangıçtı. Dizinin köpek karakteri Taci, eşi Dudu Peri’yi (Nevra Serezli) aldattığı için bir köpeğe dönüştürülmüştü (Taci’yi Metin Serezli’nin seslendirdiğini de belirtelim). Dizinin en özgün karakterlerinden olan Taci, esasen bir periyle evlenmiş bir insandı.

Yurdanur (Çemberimde Gül Oya)

Çağan Irmak’ın bir dönem ve aile panoraması yansıttığı Çemberimde Gül Oya’nın anlatıcısı ve başkarakteri olan Yurdanur, zengin bir fabrikatörün üniversite öğrencisi kızıyken okulda tanıştığı Mehmet ile başka bir dünyaya adım atmıştır. Köşklerden kenar mahallelere uzanan yolculukta para ve lüksün yerini emek, inanç ve sevgi almıştır. Irmak’ın üniversitelerdeki şiddet olaylarından başlayarak Yurdanur ve Mehmet’in konakta kiraladıkları odanın çevresindeki karakterlerin hikayeleri ile geçmişten günümüze uzanır. Yurdanur’un gençlik ve yaşlılığını izlediğimiz dizi Türk televizyonlarının yüz akı işlerinden biri.

Yonca (Yarım Elma)

Köyden kente göç olgusunu komedi türünde 2000’lerde bir kez daha eriten Yarım Elma, 2002 yılında yayın hayatına başlar. Kentli ve köylü zıtlığını karakterlerinde en uç noktalara tırmandıran dizi, Türk dizi tarihinin en feminist karakterlerinden Yonca’yı (Janset) da hayatımıza dahil eder. Bir kadın dergisinde editör olarak çalışan Yonca, bir gün ikizi olduğunu iddia eden köylü kızı Gonca’nın (Günay Karacaoğlu) çıkıp şehre gelmesiyle altüst olur. Gonca, Yonca’nın ikizi olduğuna önce Yonca’yı, ardından komşuları ve yakınlarını ikna etmek için uğraşadursun, dizinin eğitimli, modernizm ve şehirler içindeki yalnız karakteri Yonca şimdilerin “plaza kadını” imajının erken örneğini var eder. Evinde spor yapar, köpeği vardır, kısa saçları ve giyimiyle maskülen bir tarz sergiler, söylemleriyle erkeğe karşı kadının gücünü vurgular. Gonca kadar güldürmez ama düşündürür.

Editör Hakkında