Teknoloji günümüz dünyasında insanlara büyük kolaylıklar sağlaması yanında toplumları da değiştiren ve dönüştüren bir olgu.

Ancak yaşanan bunca teknolojik gelişim ve değişime tepki duyan hatta bu yeniliklerle arasına mesafe koyan topluluklar da mevcut. Bunlardan biri de Mennonitler.

Ağırlıklı olarak Kuzey Amerika'da ve Meksika'da yaşıyorlar.

Mennonitler, tıpkı Amishler gibi teknolojiyle aralarına duvar örüp dış dünyayla olabildiğince az seviyede iletişim kurmayı tercih ediyor.

Üstelik toplulukları dışındaki insanlarla temas kurma konusunda oldukça mesafeliler.

Yüzlerce yıldır tarihi dondurmuşçasına yaşamayı tercih eden bu topluluk, dışarıdan kimseyle evlenmiyor, arkadaşlık kurmuyor.

Mennonitlerin kökeni 16. yüzyılda Hollanda'nın Frizya eyaletinde Reform hareketlerinden etkilenen Menno Simons'un başlattığı dini harekete dayanmaktadır.

Adlarını Menno Simons'tan alan bu dini topluluk, 1536 yılından itibaren Katolik Kilisesi ile bağını tamamen koparmış ve Protestan inancının bir yorumu doğrultusunda yaşamaya başlamıştır.

Kuzey Amerika'da yaşayan bir diğer topluluk olan Amishler de Mennonit topluluğuna mensupken zaman içerisinde ayrı bir cemaat kurmuşturlar.

İki topluluk arasındaki farka bakacak olursak Amishlerin, Mennonitlerden çok daha katı kuralları benimsediklerini söylememiz mümkün.

Mennonitler bu açıdan belli noktalarda daha ılımlı bir topluluk olma özelliği taşıyor.Silah taşımayı reddeden Mennonitler, 16. yüzyıldan itibaren oldukça çalkantılı geçen yüzyıllarda Avrupa'nın pek çok yerinde istenmeyen topluluklar haline gelmiştir.

Sadece Hollanda'da kabul gören Mennonitler, Birleşik Krallık, Fransa ve Alman prensliklerinde ise istenmeyen topluluklar olarak nitelendirilmiştir. Bu yüzden de yüzyıllar boyunca çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır.

Yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları bu sorunlar Mennonitleri, sürekli bir biçimde göç etmeye mecbur kıldı.

İlk kitlesel göçlerini Rus Çarlığı'na gerçekleştiren ve burada da başlangıçta kabul gören Mennonitler, Alman kimliklerinden taviz vermemeleri, silah kullanmamaları ve kapalı toplumsal yapılarını sürdürmelerinde ısrarcı davranmaları nedeniyle zaman içerisinde burada da hoş görülmemeye başlandı.

Son olarak Avrupa'daki pek çok dışlanan ve istenmeyen topluluk gibi Mennonitler de çareyi yeni dünyaya yani Amerika'ya göç etmekte bulur.

Kitlesel bir şekilde Amerika'ya göç eden Mennonit toplulukları ağırlıklı olarak ABD ve Meksika'ya yerleşip geleneksel yaşantılarını burada da sürdürmeye devam etmişlerdir.

ABD'de ağırlıklı bir biçimde Missouri'ye yerleşmeyi tercih eden Mennonitler, burada tıpkı Avrupa'da geçmişte olduğu gibi geleneksel yöntemlerle tarımsal faaliyetlerine ve yaşantılarına devam ediyorlar.

Kendi aralarında Almanca konuşmaya devam eden Mennonitlerin büyük bölümü bulundukları ülkenin dilini öğrenmeden bir ömür geçirmekte.

Çocuklarını kendi kurdukları okullarda, inançları doğrultusunda okutan Mennonitler, örgün eğitimin dışında kalmayı tercih ediyorlar.

Hatta bu konuda bulundukları ülkelerle de sürekli bir biçimde kavga halindeler. Mennonitlerin okullarında verdikleri eğitim dini ağırlıklı olup Almanca dilinde gerçekleşmektedir.

Müzik dinlemeyen, dans etmeyen Mennınitler daha bunun gibi pek çok katı kural çerçevesinde yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor. Üstelik bu kurallar yeni nesil tarafından da mutlak bir biçimde tatbik edilmekte.

Hali hazırda zaten bulundukları yerden fazla uzaklaşmayı tercih etmeyen Mennonitler, ulaşım ihtiyaçlarını da at arabalarıyla karşılamakta.

Mümkün mertebe mütevazı yaşamayı kendilerine ilke edinmiş olan Mennonitler, kibrin önüne geçmek adına da kadınlar ve erkeklerde tek tip giyimi tercih ediyor.

Bu da Mennonitlerin bulundukları toplumla kaynaşmalarına engel teşkil etmekte.

Bu da Mennonitlerin bulundukları toplumla kaynaşmalarına engel teşkil etmekte.

Beş asırdan uzun bir süredir, aynı şekilde yaşamaya devam eden Mennonitler geleneksel tarım yöntemlerinin yanı sıra ulaşımda da at arabalarını tercih etmeye devam ediyor.

Bu sayede de topluluk içerisinde tevazu duygusunun geliştirilmesi sağlanıyor. Bu durum aynı zamanda kadın ve erkekler arasında eşitlik bilincinin de gelişmesine yardımcı oluyor.

Editör Hakkında