Kemal Sayar’dan modern hayatın insan psikolojisi üzerindeki tahribatına dair 10 tespit
Kemal Sayar’ın modern hayatın insan psikolojisinde açtığı yaralara dair Twitter paylaşımlarından 10 tanesini sizin için derledik.
“Makineler bizi çıplak bırakıyor. Cep telefonumuzun bataryası sönerken, wi-fi zayıf sinyal verirken içimizi bir huzursuzluk kaplıyor. Güç ve kontrolü telefonlara, bilgisayarlara verdikçe, onlarsız ne kadar çaresiz ve zavallı olduğumuzu hissediyoruz.”
“İnsanı alenîyyet üzerinden özgürlük vaat edenler, onu yeni iletişim teknolojileriyle seyirlik ve suiistimal edilebilir bir nesneye dönüştürüyor. Her türlü arzu ve duygusu güdülebilir/yönlendirilebilir bir otomat. Oysa özgürlüğün yolu, mahremin ve sınırların korunmasından geçiyor.”
“Hayatın her alanı projektörlerin ışığına tutulduğunda, mahremin/sırrın bir hükmü kalmaz. İşte bu da 'şeffaflığın tiranlığı'dır. Yahut 'görünür olan iyidir, iyi olan görünür olandır'. Hep ötekinin bakışına ayarlı yaşamak, bu yeni şeffaflık ideolojisinin şiddetidir.”
“Hayatın önümüze serdiği sofralarda doymak yerine; kıtlığa, sahip olmadığımıza, henüz yapamadığımıza odaklanıyoruz. Modern hayatın bir vasfı varsa, o da dur durak bilmez meşguliyettir. Bir tür uyuşma, içimizde büyüyen boşluktan beyhude bir kaçış teşebbüsü.”
“Sana sürekli koşmanı söylüyorlar. Yarışmanı, birilerini arkada bırakmanı, ipi önce göğüslemeni bekliyorlar. Hep daha hızlı koşmanı istiyorlar. Bense sadece annenin çocukluğunda söylediği bir sözü hatırlayacağım. Koşma, düşersin!”
“Hayata zaman katan, zamana hayat katar. İçinde bulunduğu ânı, doya doya ve derinlikli olarak yaşayan bir kişi, o ânı belleğine geniş ve zengin bir tecrübe olarak kaydeder. Bu yüzden dostlarla canlı bir sohbetle geçen iki saat, televizyon karşısındaki beş saatten uzundur.”
“Kendi kendine kalma zorluğu. Günümüzün sorunlarından birisi bu. Kendimizle baş başa kalamıyor, hemen bizi oyalayacak, dikkatimizi çelecek bir oyuncağa (ekran) veya abur cubur yaşantılara yöneliyoruz. Kendin olmak kadar kendin kalmak, kendinle kalmak da önemli. Ruhunu duymak.”
“Dünya daha akışkan ve oynak hale geldikçe, çocuklar ve gençler de büyümüyor. Hiç gelmeyen yetişkinlik/olgunluk. Evli ve çocuklu adamlar, evlerinde saatlerce video oyun oynuyor, online bağımlılıklar gırla gidiyor. Sorumluluk almayı sevmeyen ve olgunlaşamayan yeni bir kuşak geliyor.”
“Kendi kendine kalma zorluğu. Günümüzün sorunlarından birisi bu. Kendimizle baş başa kalamıyor, hemen bizi oyalayacak, dikkatimizi çelecek bir oyuncağa (ekran) veya abur cubur yaşantılara yöneliyoruz. Kendin olmak kadar kendin kalmak, kendinle kalmak da önemli. Ruhunu duymak.”
“Kendi kendine kalma zorluğu. Günümüzün sorunlarından birisi bu. Kendimizle baş başa kalamıyor, hemen bizi oyalayacak, dikkatimizi çelecek bir oyuncağa (ekran) veya abur cubur yaşantılara yöneliyoruz. Kendin olmak kadar kendin kalmak, kendinle kalmak da önemli. Ruhunu duymak.”
“Demem o ki, şiir ve öykü okuyalım, günlük tutalım, iç dünyamızla konuşalım. Hikayemizi içtenlikle dinleyecek dost gönülleri bulalım. İnsanın ruhsal şifası kendi hikayesini derli toplu anlatabildiğinde başlar. Hayatın bize öğretmesine izin verelim.”
“Bir etkinlikten diğerine koşuyor ve ‘ne kadar çok, o kadar iyi’ diyorsanız kulak verin : Daha çok yaşantı değil, daha derin bir yaşantıdır ruhu zenginleştiren. Neyi tecrübe ediyorsan bütün ruhunla orada ol, ona ruhunu ver, onda derinleş.”
Kaynak: Dünya Bizim