Ey Ruh, hoşgeldin

Maçın skorundan bağımsız, Şenol Güneş isminin milli takıma iyi geldiğini şimdiden söylemek mümkün. Uzun süre önce kaybettiğimiz milli heyecanı maç öncesinde hemen hemen herkesin hissetiğini söylersek, abartmış olmayız.

Lucescu döneminde insanlarda oluşan bıkkınlık sürecinin bu kadar kısa sürede yok olması bile başlı başına bir başarı aslında.

Yeni bir hoca, yeni bir oyun felsefesi demek. Bir felsefeseyi kabul edip, uygulamak için gerekli olan minimum süre ise en az 1 yıl. Bu yüzden de Şenol Güneş’in gençlerle yaşlıları senkronize ettiği kadro için öncelik elbette kazanmaktı.

Arnavutluk gibi sert ve iyi savunma yapan takıma karşı 2 golcüsünü de sahaya sürdü tecrübeli hoca.

Savunmanın ortasını gençlere emanet etmesi ise hocanın sadece tecrübeye değil, performansa da önem verdiğinin en önemli göstergesiydi.

Lucescu ile başlayan “gençleştirme” operasyonunun hiç de gerçekçi olmadığını daha ilk maçta ortaya koydu Şenol Güneş.

39 yaşındaki Emre Belözoğlu takımı ayakta tutarken, gol de 34’lük Burak Yılmaz’dan geldi. 

Milli takım için aslolan başarıydı ve tecrübeli hoca  ilk maçta istediğini aldı.

Oyuna baktığımız zaman, topu ağırlıklı olarak rakibe bırakan taraf A Millilerdi. Rakibin oyun becerisinin üst düzey olmaması bizim için önemli bir avantaj oldu. Topu dolaştıran Arnavutlar karşısında savunmada açık vermememiz bizim için en önemli artımızdı. Daha kaliteli ayaklara sahip olduğumuz için de skoru bulmamız çok da zor olmadı. 

Teknik, taktik yazmak için henüz çok erken. Ancak  hem saha içinde hem saha dışında “milli ruhun” geri döndüğünü görmek oldukça sevindirici. Turnuva takımı hüvviyetine bürünmek istiyorsak, hoca denemelerini bir kenara bırakıp, belli bir futbol felsefesini seçmenin zamanı geldi de geçiyor. 

MAÇIN YILDIZI: Golcülük sadece çalışmakla elde edilecek bir özellik değil. Elbette antrenmanlar, ekstra çalışmalar önemli, ancak bu işin bir de doğuştan gelen yetenek kısmı var. Burak Yılmaz işte o yeteneklerden biri. 34 yaşında oynadığı her takımda istikrarlı bir biçimde gol atmaya devam ediyor. Bu başarısını milli takıma taşıması ise hem kendisi hem Şenol Güneş için önemliydi. Ligin en formda golcüsü bile olsa, milli takımda boş geçtiği her maç bu ikiliye yazacaktı. Ne mutlu ki öyle olmadı, Burak Yılmaz gol atmaya devam etti. Görünen o ki, Burak Yılmaz , futbolu bırakana kadar, bu topraklardaki en etkili golcü olarak, oynadığı her takımda kendine yer bulmaya devam edecek.