Dünya tarihi bazen savaşların etkisi ile yeni silah sistemleri arayışlarının diğer bir deyişle askeri teknolojilerin bilimsel çalışmaları ilerlettiğine, bazen de bilim alanındaki teknolojik ilerlemelerin askeri teknolojilere yansıdığına şahit olmuştur. Askeri tarihi araştıran bilim insanları genelde birincisinin olduğunu tespit etse de 2.Dünya Savaşı, Uzay Yarışı ve Soğuk Savaş’ın bir bölümünde tersinin olduğunu iddia edebiliriz.
Birde işin diğer yönü yani Askeri Devrim yönü var. Sadece silah/savunma teknolojisi değil, askeri teknolojideki değişikliklerin ordu mevcudundan, ihtiyaçlarına kadar çeşitli konularda etkilediği görülür. Savaşların karadan denizlere hatta sonrasında havaya taşınması vb. devrim niteliğinde değişimlere sebep olması söz konusudur.
AVRUPALILAR TÜRK, ÇİN VE ARAP BİLİM İNSANLARINDAN ÖĞRENDİ
Rönesans ve Reform hareketleri ile Antik Yunan Çağı’ndan beri unuttuğu bileme geri dönen Avrupa, teknolojik atılım içerisine girmiş ve kendisinden çok çok önce Çin, Arap ve Türk bilim insanlarının ve askeri tasarımcıların keşfettiği teknolojileri daha hızlı ve verimli hale getirmiş ve büyük bir askeri devrim gerçekleştirmiştir. Örneğin pusulayı, barutu ve ilkel ateşli silahları bulan Çinliler iken topu geliştiren Avrupalılar olmuştur. Üstelik İstanbul’un fethedildiği yıllarda Osmanlı top teknolojisinde dünyada İngiltere ile rekabet ederken yüzyıllar sonra top teknolojisinde bile sanayi devrimini yakalayamadığı için geri kalmıştır. Diğer bir ilginç örnekte buharlı kazanlar ve ilkel buhar gücü ile yemekleri sarayda sıcak tutan Osmanlı’ya rağmen buhar makinasını icat eden, yine usturlabı geliştiren Araplar, matematik gibi birçok bilimde Türk ve Arap İslam alimleri ilerlemişken bunları Haçlı seferlerinde öğrenen Avrupalılar bir adım daha öne geçmişlerdir. Ardından İngiltere, İspanya, Portekiz gibi denizcilikte ilerleyen milletler bu sayede hammadde, yeni bilimsel keşifler, değerli madenler (altın, gümüş) yani bilim, teknoloji ve sanayi için gerekli maddi ve öğrenmeye dayalı her şeyi ülkelerine taşımaya başlamışlardır.
Bu devirden sonra askeri taktik, stratejileri ve dolayısı ile doktrinleri değiştiren bize basit gelen ama aslında çağ açıp kapatan gelişmeler Avrupa, Osmanlı hatta Uzakdoğu’da Çin, Japonya gibi ülkelerde ve iç savaşla birlikte Kuzey Amerika kıtasında görülmeye başlanmıştır.
ORTA ASYA'DAN ÜZENGİYİ ÖĞRENİNCE...
Örneğin Orta Asyalı düşmanlarından üzengiyi öğrendiklerinde süvari birliklerinin yapısı ve etkinliği (Böylece ayaklarını üzengiye takıp, yüksek süratte atın üstünde giderken ayağı kalkıp ok atmayı başardılar. Yani Orta Asya kavimlerini yüzyıllardır yaptığı şeyi) değişti.
Avrupalıların barut ile tanışması ve sonrası taş gülle atan toplardaki gelişim ve top dökümünde tunç gibi madenlerin kullanımı ise tüm Avrupa ve sonrasında dünyada ordu teşkilatlanmalarında ve kale yapımında köklü mimari değişiklikler doğurmuştur.
İlk ateşli silahlar yani ilkel tüfekler çıktığında ise harp sahasında birliklerin kuruluş ve harp düzenine kadar pek çok şey değişmiştir. Eskiden on binlerle ifade edilen Avrupa ordularının yüzbinleri bulması, iaşe sorunları vb. pek çok yeniliği zorunlu kılarak gıda stoklama ve hayvancılığı dahi etkilemiştir.
HARP MEYDANLARINDA BÜYÜK DEĞİŞİKLİĞE YOL AÇTI
Önden doldurulan topların arkadan doldurulan infilaklı top mermisine terfisi. Önden doldurulan tüfeklerin fitil yerine çakmak taşlı tetik tertibatı ile ateşlemesi gibi bize çok basit gelen şeyler dahi harp meydanlarında büyük değişikliklere bu da siyasi haritalarda büyük değişikliklere sebep olmuştur. Yiv ve set icat edilmese idi modern tüfek mermisinin nasıl hedefi tutturacağını bir düşünün.
Denizcilik tarafına bakacak olursak Kadırga, Kalyon sıralaması ile daha büyük daha çok top taşıyan gemiler buhar makinasının icadı ve uygulanması, sonrasında uskur (pervane) icadı, sonrasında zırh ve çeliğin icadı derken yeni savaş gemisi çeşitleri, taret, torpido icadı gibi o zaman için küçük ama aslında çok büyük keşiflerle deniz savaşlarının dolayısı ile dünya coğrafyasının tarihini değiştirmiştir.
UÇAĞIN İCADI VE SAVAŞTA KULLANIMI
Aradaki dönemleri atlayarak yakın çağlardan örnek vermek gerekirse: uçağın icadı ve uçağı bir savaş aracı olarak kullanılması savaşları üçüncü boyuta gökyüzüne taşımış bir süre sonra uçak gemileri ile denizler bile bu icattan etkilenir olmuştur. Burada bile ufak detaylar büyük sonuçlar doğurmuştur. Nasıl ki torpido icadı tüm muhrip ve dretnot yapımını değiştirmiş, uçaklardaki makinalı topun pilotun önünden pervaneyi vurmadan ateş edebilmesi yani seri ateşte bile pervanenin arasında geçebilmesi hava savaşını değiştirmiş ve uçak dizaynları değişmiştir. Aynı şekilde pistonlu yıldız motorları, 2.Dünya Savaşı’na geldiğimizde Almanların ilk jetleri yani tepkili motoru yapmasının etkilerini de düşünebiliriz. Füze ve roket teknolojisi ve bunları istikrarlı uçurabilmek için kullanılan jiroskobun ta 1800’lerde gemi toplarını dalgalar karşısında hedef nişanında sabit tutmak için icadını başka bir ibretlik icattır.
HARP MEYDANLARINI DEĞİŞTİRECEK SİSTEM
Dünya harp tarihi veya askeri teknoloji tarihi işte böyle küçük ama sonucu büyük icatlarla doludur. Örnekleri daha kronolojik ve düzenli sayabiliriz ama inşallah başka bir yazıda. Bugün ise tıpkı, füzenin, roketin, uçaksavarın veya tankın keşfi gibi harp meydanlarını değiştirecek olan ve bana göre özellikle hava savunmanın çehresini değiştirecek ekstra olarak balistik füze savunmasına yeni bir kapı açacak ve diğer alanlarda mesela gemilerde baş topunu kaldıracak olan bir sistemden bahsedeceğim. Aslında dün çıkan mucizevi bir sistemden bahsetmiyorum. Savunma sanayii meraklıları zaten 4-5 yıldır Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyor.
Namlulu sistemlerin günümüzde top, sahra topu, obüs gibi olanları, bir top mermisi çekirdeği (bunun uç kısmı içinde ayrıca patlayıcı var) arkasında ise çok daha büyük barut hakkının olduğu barut kovanından mürekkep olup kovanda sıkıştırılmış barut ateşlenince patlamanın basınç etkisi ile mermi fırlatılır ve hedefe doğru uçuşu başlar. Ne kadar teknoloji gelişirse gelişsin günümüzde hiçbir top mermisinin menzili 100 km’yi dahi bulamaz.
Diğer namlulu sistemler makinalı top, piyade tüfekleri, uçaksavarlar veya savaş uçaklarındaki saniyede 100 mermi atma kabiliyeti olan döner toplar da fişeğin arkasındaki barutun patlaması, kovanın dışarı atılması, merminin yoluna devam etmesi şeklinde çalışır ama onlar bile 10-20 km arası bir menzilden bahseder. (Alanım değil belki biraz daha 20+ km olan vardır).
Yani hiçbir tank topu, sahra toplu, uçaksavar veya ağır makinalı 100 km üzeri menzil veya irtifaya, ses hızının 7 katından yüksek hızlara erişemez. Üstelik ta ilk zamanlardan beri bir ilkelliktir sürüp gider. Hafif silahları ve tek erin kullandığı silahları sevmediğimden mi bilmem ama mermi sür, namlu temizle, kovan topla, topçu isen kulağına sahip ol, sonra dikkat et mühimmat depolanırken patlamasın vs. vs.
20-30 YIL SONRA ÇOĞU TARİH OLACAK
İşte çok değil sadece ben diyeyim 20, siz deyin 30 yıl sonra bunları çoğu, geri kalmış ülkelerde olmasa da gelişmiş ülkelerde tarih olacak. Çünkü Electromagnetic Railgun Türkçe karşılığı ile Elektromanyetik Top Sistemleri tüm kara ve deniz platformlarında yerlerini almaya başlayacak. En az makinalı top, balistik füze veya torpido kadar önemli bir gelişme olan kısaca EMT dediğimiz bu sistem ile yukarıda anlattığım namlulu sistemlere ait tüm zafiyetleri unutabilirsiniz. Bu çığır açan silah sistemini namlulu topların yeni versiyonu sanan varsa hemen söyleyeyim yanılıyor. Tamamen yeni bir sistemden bahsediyoruz.
EMT NASIL ÇALIŞIR?
EMT’lerde ne barut ne de bir patlama söz konusudur. İki iletken ray/levha arasında bir armatür üzerine yerleştirilen merminin elektromanyetik güç kullanılarak raylar üzerinden namludan fırlatılması söz konusudur. Bu güç elektrik enerjisi ile sağlanır. İnanması güç gelecek ve sistemi çok basite indirgemiş olacağım ama mermiyi silindir dahi olmayan dikdörtgen yani köşeli raya koyup güç kaynağının düğmesine bastığınızda karşınızda tank veya gemi varsa zırhı delinmiş, uçak veya IHA varsa delmiş geçmiş veya çarpma etkisi ile parçalamış olacak. Bu kadar basit.
EMT mermisi ki içinde patlayıcı olması şart değil resimde görüldüğü gibi çelik bir başlık olabilir. Namludan çıkar çıkmaz önce onu iten armatür sonrada etrafındaki parçalar rastgele dağılarak mermi kabuğundan yani etrafındaki koruyucu metallerden kurtulmuş olur ve uçuşa tek başına devam eder. Mermiye bu gücü veren ise namlu boyunca uzanan levhalara “+”, “-“ yönlü verilen ve megawat’ları bulan çok yüksek elektrik enerjisinin oluşturduğu elektromanyetik alandır. Yani elektromanyetik alan gücü. Mermi/mühimmat namluya arkadan sürülüp armatür yerleştirildikten sonra elektrik enerjisi verildiğinde mermiyi de iten/taşıyan armatür üzerinden iki metal ray üzerindeki elektrik devresi “+”dan “-“ ye doğru tamamlanınca oluşan çok yüksek elektromanyetik alan enerjisi sağ el kuralı diye hatırladığımız Lorenz kuvvetini oluşturur. Hatırlayacağınız üzere Lorenz kuvvetti sağ elimizdeki mantıkla parmaklarımız çevresindeki akımın baş parmağımızı ileri doğru açtığımızda onlara dik yönde oluşan kuvvettir. Akım manyetik alana dik olan Lorentz kuvvetini yani armatürü güç kaynağından raylara paralel olarak uzaklaştıran bir kuvvet oluşturur ve mermi/mühimmatı hızla iter. Mermi gider onu iten armatür ise namludan dışarı atılır yakın bir yerde yere düşer ve tekrar kullanılır.
ABD, ÇİN VE TÜRKİYE...
Ne kadar bir hızdan bahsediyoruz? Amerikalılar, Çinliler hatta biz yani ASELSAN Tufan EMT ile 6 Mach yani 7000 km/s üzeri bir hıza ulaştılar. Peki dünyada mermi hızı bunun yarısına dahi yaklaşan barutlu bir sahra topu veya namlunu top sistemi var mı? Tabi ki yok. Burada aklınıza şu gelebilir; küçük bir metal mermi örneğin tanklara uygulandığını farz edelim bir tank mermisi kadar veya içinde (burnunda) patlayıcı barındıran bir mermi kadar etkili olur mu? Dolayısı ile EMT’lerin fırlattığı bir insan kolu veya bacağı kadar olan metal mühimmat ne işe yarayacaktır? Tabi ki olacaktır. Zaten internet yerli EMT’lerin testlerde deldiği çelik levha resimleri ile dolu. IDEF’te ASALSAN TUFAN EMT yanında bu levhalardan bizzat gördüm. Resimde elimde tuttuğum EMT mermisine dikkat ediniz.
ABD VE ÇİN TEST İÇİN SAVAŞ GEMİLERİNE YERLEŞTİRDİ
Şüphesiz EMT’ler henüz olgunlaşmış bir silah sistemi değildir. Her ne kadar ABD ve Çin test amaçlı olarak savaş gemilerine yerleştirmiş olsalar da dünyada seri üretime geçmiş ve envantere alınmış bir EMT yoktur. Bugün EMT’ler 300 km irtifaya çıkmıştır ve gelecekte alçak yörüngedeki uyduları vurmayı hayal etmektedir. Çin ve ABD savaş gemilerinde baş topu yerine kullanmak üzere testlere başlamıştır. EMT’lerin ilk operasyonel test uygulaması ABD donanmasının en yeni destroyeri Zumwalt sınıfı bir harp gemisine uygulanması ile yapıldı. Geminin baş topu çıkarılarak yerine yerleştirilen EMT muhribin güç kaynaklarından 25-26 megawatt enerjiyi rahatlıkla sağlayacak. 400 km menzildeki hedefi 7,5 Mach (ses hızı) sürat ile 6 dakikada vurmayı amaçlıyorlar.
ÇİN'İN SİLAHI
Çin cephesinde ise Haiyangshan adlı Tip-072 II gemisi bir EMT ile donatıldı ve deniz testlerine çıkalı aylar oldu. Bugün dünyada EMT uygulamaları olan ülke sayısı ise on tane bile değil. Bunlar ABD, Çin, İngiltere, Türkiye, Rusya, Fransa, Güney Kore, Japonya. ABD-İngiliz ortaklığı US-BAE’nin EMT’si ise 8500km/s hızında fırlattığı 10kg'lık bir mermiyi 150km’nin üzerindeki menzillere gönderdiği açık kaynaklarda yazılmakta.
Beni twitter’dan takip edenlerin haberi olduğu gibi birkaç ay önce bir dergi için ayrıntılı bir EMT makalesi yazmıştım. Orada da ifade ettiğim gibi EMT’ler ile namlulu sistemler: hızları, mermi maliyeti, mermi etkisi ve kullanıcı personel güvenliği gibi daha pek çok konuda kıyas bile edilemez.
Şimdilik hava savunma, gemi ana top sistemi, balistik füze savunma ve uydusavar olarak düşünülen EMT’lerin en büyük sorunu olan yüksek enerji veya mobil pil/batarya sitemlerinin küçültülmesidir. Ayrıca armatörlerin sık sık çatlaması gibi ufak detaylar da var. Bu gibi sorunları gelecekte aştığında bir tankın içinde bile olabilecek. İşte o zaman da tankların veya tankçılığın şekli değişecek. Çünkü EMT’nin delemeyeceği tank zırhı yok. Üstelik ayrıntısı uzun olduğu için girmek istemediğim basitçe fizik kuralları gereği bu hızda çarpışan bir metal yüksek enerjiden dolayı bir patlamaya da sebep veriyor. Yani “Tankı delsin ne olacak kimseye denk gelmezse çok sorun değil diye” düşünen olabilir. Ama kazın ayağı öyle değil. Yüksek hız, yüksek enerji, yüksek enerjide patlama etkisi yapıyor. Yani ucunda patlayıcı olan parça tesirli EMT mermilerinden başka sadece demir parçası olanlar bile aracınıza isabet etse havaya uçurur hatta tuzla buz eder. Bu tank ise içerideki havada (oksijen) ve mühimmatta küçük dahi olsa patlamaya sebebiyet verir ki eğer patlayan top mermisi ise tankın halini düşünün.
TÜRKİYE’DE ELEKTROMANYETİK TOP SİSTEMİ/EMT ÇALIŞMALARI
20.YY’da icat edilen tank, askeri uçaklar veya roket/füze gibi askeri ve sivil teknoloji alanlarında genelde geç kalan ülkemiz çok şükür ki bu sefer de biraz geç başlasa da EMT teknolojisinde de aynı hataları yapmamış sayılır. Türkiye süper güçlerle aynı zamanda olmasa da daha pek çok ülkede hiçbir gelişme yokken 3 adet ürünü prototip olarak ortaya koymuştur.2014 yılında testlere başlayan ve 2016 yılında ilk defa kamuoyuna duyurulan TÜBİTAK-SAGE’nin “SAPAN” EMT’si 30km menzile sahiptir. Sonrasında ise IDEF-17’de tanıtılan ASELSAN “Tufan” sistemi vardır. Son tanıtılan sistem ise YETEKNOLOJİ firmasının “Şahi209” EMT’sidir.
ABD ve Çin’den az bir süre sonra tahmini olarak 4-5 yıl içinde seri üretime geçmesi beklenmekle birlikte milli EMT’lerden ikisi test edilen ABD-Çin EMT’leri kadar büyük değildir. Dolayısı ile menzilleri daha düşük olacaktır. Küresel rekabete dahil olma şansı olan Tufan ise kalibrasyon ve parça tesirli mühimmat geliştirme aşamaları ile ayrıca tüm dünyadaki EMT’ler gibi enerji ünitesini küçültmeye çalışmaktadır.
TUFAN
ASELSAN’ın geliştirdiği ve ilk kez IDEF-17’de sergilenen EMT ülkemizdeki en büyük ölçekli EMT’dir. 3 farklı modeli yapılması planlanan EMT’nin hızı 6 Mach, mermi çıkış enerjisi: 2 megajoul ve irtifa sınırı 300 km hedefleniyor.
SAPAN
Diğer iki sistem de TÜBİTAK-SAGE’nin geliştirdiği Sapan ve YETEKNOLOJİ firmasının geliştirdiği Şahi209 EMT’sidir. Her iki EMT’de Tufan’dan daha küçük boyutlu ancak başarılı testler yaptılar ve bu videolar kamuoyu ile paylaşıldı. Ancak haklarında resmi sitelerinde teknik veri olmadığı gibi açık kaynak bilgileri çok sağlıksız ve prensip olarak çok güvenemediğim bilgileri paylaşmadığım için aktarabileceğim bilgi maalesef mevcut değil.
Haftaya görüşmek üzere.
Aşağıdaki videoda IDEF’17 Savunma Sanayi fuarında Tufan EMT ilk kez kamuoyu önüne çıkarıldığında fuarın ikinci günü EMT’yi üreten mühendislerimizden aldığım doğrudan bilgileri paylaşmıştım.