Gündem

Bakan Şimşek'ten "kararlılıkla devam" mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hayat pahalılığı baskısını son derece ciddiye aldıklarını belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerini bu konuda görevlendirdiğini söyledi. Ekonomi programına bağlılığın tam olduğunu vurgulayan Şimşek, “Kararlılığımız tamdır ve bu yolda tavizsiz devam edeceğiz” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hayat pahalılığı, enflasyonla mücadele, gelir dağılımı, istihdam, imalat sanayisine verilen destekler, Çin ile ticari ilişkiler ve Türkiye’nin Asya politikası hakkında açıklamalarda bulundu. Şimşek, ekonomi programının değişen dış koşullara göre güncellenebileceğini ancak programın temel yönünden geri adım atılmayacağını belirterek dezenflasyon sürecini tesis etme konusunda kararlılık mesajı verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 2027-2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması kapsamında yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şimşek, ekonomi yönetiminin öncelikleri ve program kapsamında atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

HAYAT PAHALILIĞI BASKISINI SON DERECE CİDDİYE ALIYORUZ

Gelir dağılımında son dönemde iyileşme yaşandığını belirten Şimşek, Gini katsayısında kaydedilen ilerlemeye rağmen mevcut seviyenin halen yüksek olduğunu söyledi. Dezenflasyon programının başlamasından itibaren gelir dağılımında belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade eden Şimşek, iş gücünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’dan aldığı payın da son üç yılda önemli ölçüde arttığını kaydetti.

Ücretlerin milli gelir içerisindeki payının uzun dönem ortalamalarının üzerine çıktığını aktaran Şimşek, hayat pahalılığının ekonomi yönetiminin temel gündemlerinden biri olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi yönetimini hayat pahalılığıyla mücadele konusunda görevlendirdiğini belirten Şimşek, sürecin taviz verilmeden sürdürüleceğini söyledi.

Şimşek, “Hayat pahalılığı baskısını son derece ciddiye alıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda bizi görevlendirdi. Kararlılığımız tamdır ve bu yolda tavizsiz devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

HEDEFLERDE FAZLA İDDİALIYDIK, BUNUN GETİRDİĞİ MALİYETLER OLDU

Ekonomi programlarının sabit yapılar olmadığını ve değişen koşullara göre güncellenebileceğini belirten Şimşek, dış ekonomik gelişmelerin Türkiye tarafından belirlenemediğine dikkat çekti. Küresel koşullardaki değişimin programlarda zaman zaman güncelleme ihtiyacı doğurduğunu ifade eden Şimşek, ekonomi yönetiminin temel programdan uzaklaşmadığını söyledi.

Şimşek, “Hiçbir ekonomi programı sabit değildir, program yaşayan bir organizmadır. Çünkü dış koşulları biz belirlemiyoruz, belirleyemiyoruz. Sürekli değişen dış koşullara göre de güncelleme ihtiyacı doğuyor” dedi.

Ekonomi yönetimine yöneltilebilecek makul eleştirilerden birinin hedeflerin fazla iddialı belirlenmesi olabileceğini dile getiren Şimşek, yüksek hedeflerin beraberinde bazı maliyetler getirdiğini de kabul etti. Programın ana çerçevesine bağlılığın devam ettiğini belirten Şimşek, “Bize yöneltilebilecek tek makul eleştiri, hedeflerimizde ‘fazla iddialı’ davrandığımız olabilir. Evet, iddialıydık ve bunun getirdiği maliyetler oldu, fakat programa bağlılığımız tamdır, programı kararlılıkla sürdüreceğiz ve dezenflasyonu tesis edeceğiz” ifadelerini kullandı.

SINIRLI BİR İLERLEME BİLE HİÇ İLERLEME OLMAMASINDAN İYİDİR

Ekonomi programının sonuçları değerlendirilirken yalnızca mevcut göstergelere değil, ekonominin ilerlediği yöne de bakılması gerektiğini söyleyen Şimşek, ekonomi yönetiminin izlediği rotanın net olduğunu ifade etti.

Şimşek, “Asıl önemli olan gittiğimiz yöndür ve yönümüz son derece nettir. Sınırlı bir ilerleme bile hiç ilerleme olmamasından çok daha iyidir” dedi.

İMALAT SANAYİSİNE SEÇİCİ KREDİ DESTEĞİ

İmalat sanayisine yönelik selektif kredi politikasının kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Şimşek, mevcut destek mekanizmalarının genişletilmeye devam edeceğini söyledi. Sanayide dönüşüm, değer zincirinde üst basamaklara çıkılması, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm gibi alanlara kaynak sağlandığını aktaran Şimşek, emek yoğun geleneksel sektörlerin de destek kapsamına alındığını belirtti.

Emek yoğun sektörlerde mali destekler ve seçici kredi programlarının devrede olduğunu ifade eden Şimşek, finansmana erişim olanaklarının aktif iş gücü politikaları ve diğer teşviklerle birlikte yürütüldüğünü kaydetti. Uygulanan politikalarla mevcut istihdamın korunmasının yanı sıra önemli miktarda yeni istihdam oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.

ÇİN İLE TİCARETTE YAKLAŞIK 48 MİLYAR DOLARLIK FARK

Şimşek’e küresel ekonomide “İkinci Çin Şoku” olarak adlandırılan süreç ve Çin’in artan ihracatının Türkiye üzerindeki etkileri de soruldu. Çin’in kümülatif ihracatının Afrika’ya yüzde 27’nin üzerinde, Asya’ya yaklaşık yüzde 16, Avrupa Birliği’ne yüzde 14 ve Türkiye’ye yüzde 11 arttığını belirten Şimşek, Çin’in ABD’ye ihracatının ise yaklaşık yüzde 19 gerilediğini söyledi.

Küresel ticaret akımlarında önemli bir kayma ve dengesizlik yaşandığını ifade eden Şimşek, Türkiye ile Çin arasındaki ticarette de belirgin bir fark bulunduğunu aktardı. Türkiye’nin Çin’e ihracatının yıllıklandırılmış bazda 4 milyar doların hemen altında olduğunu, Çin’den yapılan ithalatın ise yaklaşık 52 milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, iki ülke arasındaki ticaret farkının yaklaşık 48 milyar dolar seviyesinde olduğuna işaret etti.

Şimşek, “Bu yıl Çin’e olan ihracatımız yıllıklandırılmış bazda 4 milyar doların hemen altındayken, ithalatımız 52 milyar dolar civarında. Dolayısıyla görebileceğiniz üzere, ortada oldukça büyük bir açık var. Bunu karşılıklı fayda sağlayacak şekilde nasıl daha sürdürülebilir kılabileceğimizi Çinli dostlarımızla görüşüyoruz” dedi.

ASYALI ORTAKLARIMIZLA İLK FIRSATTA TEMAS KURMAK İSTİYORUZ

Asya’nın Türkiye açısından önemli bir ekonomik potansiyel taşıdığını belirten Şimşek, geçmiş dönemlerde bölgeye yeterince güçlü biçimde odaklanılmadığını söyledi. Türkiye’nin Asya’ya yönelik politikasında yeniden güçlü bir odaklanma bulunduğunu ifade eden Şimşek, bölgedeki ülkelerle ekonomik ve ticari temasları artırmak istediklerini kaydetti.

Şimşek, “Asya’ya inanıyoruz. Asya, Türkiye’nin ne yazık ki geçmişte yeterince güçlü odaklanamadığı bir bölge. Dolayısıyla buraya yönelik yenilenmiş bir odaklanmamız var ve Asyalı ortaklarımızla ilk fırsatta temas kurmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

NİHAİ HEDEF TÜRK HALKININ REFAHINI ARTIRMAK

Ekonomi programının nihai amacının Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmek olduğunu belirten Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyüme ile daha adil bir gelir dağılımının temel hedefler arasında bulunduğunu söyledi. Dezenflasyon sürecinde ilerleme sağlandıkça büyüme ile diğer politika öncelikleri arasında daha dengeli bir yapının oluşmasının amaçlandığını aktardı.

Şimşek, “Programın nihai hedefi, sürdürülebilir yüksek büyüme oranı ve daha adil bir gelir dağılımıdır. Yani temelde Türk halkı için daha iyi yaşam standartlarıdır” dedi.

1990’LARDA ENFLASYON YÜZDE 70, BÜYÜME YÜZDE 3 CİVARINDAYDI

Türkiye’nin geçmiş büyüme ve enflasyon verilerine de değinen Şimşek, yüksek enflasyonun büyüme performansı üzerindeki etkisine ilişkin dönemsel rakamları paylaştı. Şimşek, 1990’lı yıllarda enflasyonun ortalama yüzde 70 civarında seyrettiğini, reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla büyümesinin ise yaklaşık yüzde 3 seviyesinde kaldığını belirtti.

2002-2013 döneminde enflasyonun tek haneli seviyelere gerilediğini hatırlatan Şimşek, aynı dönemde ortalama reel büyümenin 1990’lardaki seviyenin neredeyse iki katına çıktığını söyledi.

ENFLASYONU DAHA DA AŞAĞI ÇEKMEMİZ GEREKİYOR

Sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme oranına ulaşılabilmesi için enflasyonun daha düşük seviyelere çekilmesi gerektiğini belirten Şimşek, ekonomi programındaki dezenflasyon hedefinin büyüme politikasıyla birlikte ele alındığını ifade etti.

Şimşek, “Temel hedefimiz elbette sürdürülebilir yüksek bir büyüme oranı yakalamaktır, fakat bunun için enflasyonu daha da aşağı çekmemiz gerekiyor” dedi.

ÇİFTÇİ VE KÜÇÜK İŞLETMELERE SÜBVANSİYONLU KREDİ

Sıkı para politikasının ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerinin hissedildiği dönemde belirli sektörlere yönelik destek mekanizmalarının sürdürüldüğünü anlatan Şimşek, orta ve yüksek teknoloji yatırımlarına kredi imkanı sağlandığını söyledi. Çiftçiler ve küçük işletmelerin de sübvansiyonlu krediler aracılığıyla desteklendiğini belirtti.

İmalatçıların finansmana ve krediye erişimini kolaylaştırmaya yönelik adımlar atıldığını aktaran Şimşek, işsizlik konusunda ekonomi programında belirlenen hedeflere ulaşıldığını bildirdi.

KKM’DEN ÇIKIŞ VE REZERVLERE İLİŞKİN MESAJ

Kur Korumalı Mevduat sisteminden çıkış ve rezervlerin yeniden güçlendirilmesi alanlarında önemli sonuçlar elde edildiğini söyleyen Şimşek, ekonomi programında belirlenen birçok hedefe ulaşıldığını ifade etti. Enflasyonun ise program kapsamında sonuç alınmasının daha güç olduğu alanlardan biri olduğunu belirtti.

Petrol fiyatları dahil olmak üzere küresel ve ekonomik gelişmelerin dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini kaydeden Şimşek, söz konusu gelişmelere rağmen programın temel yönünün korunacağını söyledi.

ROTAMIZI KORUYACAĞIZ

Ekonomi programından geri dönüş olmayacağı mesajını veren Şimşek, enflasyonla mücadelede karşılaşılan zorluklara rağmen ekonomi yönetiminin izlediği istikametin değişmeyeceğini vurguladı.

Şimşek, “Elbette sonuç almanın daha zorlu olduğu bir alan da var. Enflasyon noktasında petrol fiyatları dahil olmak üzere, yaşanan birçok gelişme dezenflasyon sürecini olumsuz etkiledi. Hepimizin vurguladığı gibi asıl önemli olan gidilen istikamettir ve biz rotamızı koruyacağız. Bizim duruşumuz budur” ifadelerini kullandı.