Gündem

Aziz İhsan Aktaş, İmamoğlu'nun yüzüne de rüşvet çarkını tek tek anlattı

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası’nın 68’inci duruşmasında Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Aktaş, İBB’de “sistem” olarak tanımladığı bir yapı bulunduğunu öne sürerek 5 milyon TL, 970 bin dolar ve 2020-2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 TL’lik ödemeye ilişkin iddialarını anlattı. Hakkındaki rüşvet suçlamalarını kabul etmeyen Aktaş, ödemelerin baskı altında gerçekleştirildiğini savunarak beraatini istedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası’nın 68’inci duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde oluşturulan yeni duruşma salonunda görüldü. Güncel dava haberlerinde de sanık ve tutuklu sayıları ile duruşmanın yapıldığı yer aynı şekilde aktarılırken, başka bir dosyada “suç örgütü liderliği” iddiasıyla yargılanan ve İBB Davası’nın da sanıkları arasında bulunan iş insanı Aziz İhsan Aktaş duruşmada kapsamlı savunma yaptı.

ETKİN PİŞMANLIK SÜRECİNİ ANLATTI

Aktaş, yaşadığını, bildiğini ve belgelerle doğrulandığını söylediği olayları mahkeme huzurunda anlatmak istediğini belirterek kamuoyunda “Beşiktaş dosyası” olarak bilinen operasyon kapsamında gözaltına alındığını ve ardından tutuklandığını söyledi. Tutuklanmasının ardından 2025 yılının nisan ayı sonunda tamamen kendi iradesiyle, herhangi bir yönlendirme veya baskı olmadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu ifade eden Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini bildirdiğini anlattı.

Amacının devletin ve kamuoyunun gerçeği öğrenmesini ve kendisinin yanı sıra diğer iş insanlarının yaşadığını söylediği mağduriyetlerin tekrarlanmamasını sağlamak olduğunu savunan Aktaş, beyanlarının dosyaya sunduğu banka kayıtları, daha sonra yapılan HTS baz tespitleri ile diğer sanık ve tanıkların ifadeleriyle doğrulandığını ileri sürdü. Kamu kurumlarında iş yapan iş insanlarının belediye başkanları, belediye iştiraklerinin yöneticileri, belediyelerin mali işlerinden sorumlu isimler, belediye başkanlarının üyesi olduğu siyasi partilerin genel yöneticileri, aday gösterilmesinde etkili olduğunu söylediği genel merkez yöneticileri ve bazı milletvekilleri tarafından nasıl mağdur edildiğini İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde de ayrıntılı şekilde anlattığını belirtti.

“GERÇEK BİR DİPLOMA İLE MEZUN OLDUM”

Kendi geçmişine ilişkin de bilgi veren Aktaş, 1976 yılında Diyarbakır’da doğduğunu, ilk, orta ve lise eğitimini Diyarbakır’da tamamladığını, Harran Üniversitesi Kimya Bölümünden mezun olduğunu ve 10 kardeşin en büyüğü olduğunu söyledi. Çocuk yaşlardan itibaren ticaretle uğraştığını anlatan Aktaş, Diyarbakır ve Ankara’nın ardından 10 yılı aşkın süredir İstanbul’da farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ifade etti.

Aktaş, ticari hayatı boyunca işlerini kanunlar çerçevesinde yürütmeye, çalışanlarının ve ailesinin emeğini korumaya çalıştığını belirterek “gerçek bir diploma ile mezun oldum” ifadesini kullandı. Duruşma salonuna birlikte geldiği kişilerin “koruma ordusu” olmadığını da savunan Aktaş, daha önce kendisine yönelik planlandığını söylediği suikast girişimi nedeniyle devlet tarafından resmi koruma tahsis edildiğini söyledi. Aktaş’ın duruşmaya resmi korumalarıyla geldiğine ilişkin açıklaması farklı duruşma aktarımlarında da yer aldı.

İMAMOĞLU VE “SİSTEM” İDDİASI

Aktaş, karşısına çıktığını söylediği yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğunu iddia etti. İmamoğlu’nun talimatları ve para taleplerinin İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü, CHP İstanbul Milletvekili ve eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ile diğer aracılar üzerinden iletildiğini öne sürdü. Belediyeden doğan mevcut alacakların ve hak ediş ödemelerinin baskı aracı olarak kullanıldığını, mevcut iş ilişkilerinin ceza ve fesih tehdidiyle sona erdirilmesinin gündeme getirildiğini, imar ve ruhsat süreçlerinde de pay talep edildiğini ileri sürdü.

“Sistemin temel amaçlarından en önemlisinin Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının finanse edilmesi” olduğunu iddia eden Aktaş, kamu gücü kullanılarak iş insanlarından siyasi faaliyetlerin finansmanı amacıyla para istenmesinin hukuka, ahlaki ve vicdani değerlere aykırı olduğunu savundu. Aktaş’ın söz konusu iddiası duruşmayı takip eden farklı kaynaklarda da doğrudan savunma beyanı olarak aktarıldı.

ERTAN YILDIZ VE BURAK KORZAY’IN İFADELERİNE ATIF YAPTI

Aktaş, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız’ın 6 Mayıs 2025 tarihli ifadesine atıfta bulunarak Yıldız’ın İmamoğlu’nun parasal sistemi takip ettiğini ve sistem içerisinde kendi adına çalışan kişilerden hesap sorduğunu söylediğini ileri sürdü. Bazı kişilerin kendi adlarına zaman zaman küçük işler yaptığı ve İmamoğlu’nun buna göz yumduğunun da söz konusu ifadede yer aldığını savundu.

Yıldız’ın 17 Haziran 2025 tarihli başka bir ifadesinde Ali Sukas’ın işleri organize ederek temin edilen paraları Fatih Keleş’in yönettiği sisteme aktardığını, Ağaç A.Ş.’de firmalardan yüzde 7 ile yüzde 10 arasında komisyon alındığını ve Sukas’ın daha sonra kendi sistemini kurmaya çalıştığının belirtildiğini söyledi. İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay’ın 11 Temmuz 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Korzay’ın kendisine bir “sistem” bulunduğunun ve 30 milyon lira, yaklaşık 970 bin dolar gönderilmeden ödemenin yapılmayacağının söylendiğini aktardığını ileri sürdü.

İHALELERDEN YÜZDE 10 PAY İSTENDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ

Aktaş, İETT’de iş yapan Beydağ şirketinin sahibi Yusuf Yadoğlu’nun kardeşi ve temsilcisi Fatih Yadoğlu’nun 3 Haziran 2025 tarihli ifadesine değinerek Florya Başkanlık Konutu’nda gerçekleştirildiğini söylediği toplantıda İbrahim Bülbüllü’nün İBB içerisinde bir havuz oluşturulduğunu anlattığını iddia etti. Yadoğlu’nun ifadesine göre İETT ile çalışan veya çalışmak isteyen müteahhitlerden söz konusu havuza para yatırmalarının istendiğini, ödeme yapmayanların mevcut işlerinde sorun yaşayacağı ve yeni ihalelere giremeyeceğinin söylendiğini aktardı.

Ulaşım A.Ş. şirketinin sahibi Remzi Baka’nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadesini de aktaran Aktaş, Baka’nın İbrahim Bülbüllü tarafından Florya’daki başkanlık konutuna çağrıldığını ve büyük çaplı iş yapan firmalardan “sisteme katkıda bulunmalarının” istendiğini söylediğini belirtti. Aktaş, Baka’nın anlatımına göre ihalelerden yüzde 10 pay talep edildiğini, teklifin kabul edilmemesi halinde İstanbul’da iş yapılamayacağının, ödemelerin gerçekleştirilmeyeceğinin ve işlerin zorlaştırılacağının söylendiğini ileri sürdü.

HAK EDİŞLERİN BASKI ARACI OLARAK KULLANILDIĞINI SAVUNDU

Farklı kişiler, tarihler ve şirketlerden söz edilmesine rağmen yöntemin aynı olduğunu ileri süren Aktaş, iş insanlarının hak edişlerinin veya mevcut alacaklarının bekletildiğini ve istenen para verilmediğinde ödemelerin yapılmayacağının söylendiğini savundu. Para teslimlerinin yeni iş almak amacıyla değil, yasal hak edişlerin tahsil edilebilmesi için gerçekleştirildiğini öne sürdü.

Aktaş, paraların karar vericilerin talimatıyla danışmanlara, şoförlere, otellere veya özel ofislere teslim edildiğini, sistem yöneticilerinin böylece arka planda tutulduğunu iddia etti. Ödemelerin belediye kasasına, resmi bağış hesabına veya banka hesabına yapılmadığını, nakit çekilerek aracılara teslim edildiğini ve “sistem” olarak adlandırdığı havuza aktarıldığını ileri sürerek yasal alacakların belirli bir oran verilmeden tahsil edilemediğini savundu.

“BELEDİYE BAŞKANLIK MAKAMINI SİSTEME PARA TOPLAMAK İÇİN KULLANDI” İDDİASI

Aktaş, kendi beyanlarıyla dosyadaki diğer ifadelerin birlikte değerlendirilmesi halinde söz konusu yapının İmamoğlu’ndan bağımsız birkaç kişinin kişisel girişimi olarak açıklanamayacağını iddia etti. İddianamedeki 22 numaralı eylemde para talebinin doğrudan İmamoğlu’nun talimatı şeklinde iletildiğini, 141 numaralı eylemde de İmamoğlu’nun talimatı gerekçe gösterilerek hak edişlerin ödenmeyeceğinin söylendiğini savundu.

142 numaralı eylemde taleplerin İmamoğlu’nun danışmanı tarafından Florya’daki başkanlık konutunda yapılan toplantıda açıklandığını belirten Aktaş, üç eylemin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aktaş, savunmasında İmamoğlu’nun belediye başkanlığı makamını sözünü ettiği sisteme para toplamak amacıyla kullandığını öne sürdü.

ÖZGÜR KARABAT’A İLİŞKİN 5 MİLYON TL İDDİASI

Aktaş, 2024 yerel seçimleri sırasında CHP’nin mali işlerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın kendisini aradığını ileri sürdü. Karabat’ın İstanbul’daki CHP’li belediyelerden ihale alan şirketlerin seçim için para vermesi gerektiğini, ödeme yapmayanların sonraki dönemde bulunamayacağını ve hak edişlerinin ödenmeyeceğini söylediğini iddia eden Aktaş, kendisine bunun İmamoğlu’nun talimatı olduğunun aktarıldığını öne sürdü.

Esenyurt’taki Sheraton Otel’de Karabat ile görüştüğünü belirten Aktaş, toplantıda Mustafa Selanik lakaplı Mesut Aykın’ın da yer aldığını söyledi. Mesut Aykın’ın 28 Mayıs 2025 tarihli ifadesinin buluşmayı doğruladığını, ancak Aykın’ın görüşmenin içeriğini duymadığını söylediğini aktaran Aktaş, Karabat’ın danışmanı olarak bildiğini söylediği şoförü Sırrı Küçük’ün de görüşmede bulunduğunu ifade etti.

Aktaş, görüşmede Karabat’ın İmamoğlu’nun talimatı olduğunu söyleyerek kendisinden 5 milyon lira istediğini iddia etti. Ödeme yapılmaması halinde kendisine ve yakınlarına ait şirketlerin hak edişlerinin verilmeyeceğinin söylendiğini ileri süren Aktaş, şirketlerin nakit akışının ve banka kredilerinin etkilenmemesi için talebi kabul etmek zorunda kaldığını savundu.

5 MİLYON LİRANIN BAŞAK PETROL’DE TESLİM EDİLDİĞİNİ SÖYLEDİ

Aktaş, Karabat’ın paranın Sırrı Küçük’e teslim edilmesini istediğini ve Küçük’ün telefon numarasını kendisine verdiğini öne sürdü. Paranın hazırlandığı gün Ömer Güngör’e söz konusu telefon numarasını verdiğini ve Karabat’ın İkitelli’deki muhasebe ofisine uğrayarak parayı Küçük’e teslim etmesini istediğini anlattı.

Ömer Güngör’ün 6 Mart 2024’te Sırrı Küçük ile telefonda görüştüğünü söyleyen Aktaş, Küçük’ün muhasebe ofisinde bulunmaması nedeniyle tarafların İkitelli’deki Başak Petrol’de buluştuğunu belirtti. Güngör’ün 12 Haziran 2025 tarihli ifadesine göre Ümit Gözütok’a ait Cihangir Sağlık Limited hesabından Kuveyt Türk Kuyumcukent Şubesi’nde 5 milyon lira çekildiğini aktaran Aktaş, paranın Başak Petrol’de Küçük’e teslim edildiğini söyledi.

Teslimat sırasında Güngör’ün yanında Ümit Gözütok’un da bulunduğunu belirten Aktaş, Küçük’ün Güngör’e üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi amblemi bulunduğu hatırlanan bir laptop çantası verdiğini anlattı. Mahkemeye sunulan HTS baz uzman mütalaasının 12’nci sayfasında 5 milyon liralık para çekme dekontunun bulunduğunu söyleyen Aktaş, paranın saat 15.44’te çekildiğini, Kuyumcukent ile Başak Petrol arasındaki yaklaşık 5-6 kilometrelik mesafenin teslim süresiyle uyumlu olduğunu savundu.

HTS KAYITLARINI DELİL OLARAK GÖSTERDİ

Aktaş, HTS kayıtlarında Ömer Güngör ile Sırrı Küçük’ün saat 16.52 ve 16.53’te aynı baz istasyonundan sinyal verdiğini belirterek kayıtların iki kişinin İkitelli Başak Petrol çevresinde buluştuğunu gösterdiğini iddia etti. 5 milyon liranın çekilmesi ve teslim edilmesinin banka kayıtları, ifadeler ve HTS verileriyle doğrulandığını öne sürdü.

Ödemenin ticari anlaşma veya gönüllü bağış olmadığını savunan Aktaş, kardeşlerine ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmemesi tehdidi altında gerçekleştirildiğini iddia etti. Duruşmaya ilişkin haberlerde Aktaş’ın savunmasının önemli bölümünü banka kayıtları ve HTS verileri üzerinden kurduğu da aktarıldı.

970 BİN DOLARLIK ÖDEME İDDİASINI ANLATTI

Aktaş, savunmasının 141 numaralı eyleme ilişkin bölümünde kardeşlerine ait şirketlerin İBB iştiraklerinde iş yaptığını ve hak ediş ödemelerinin kasıtlı şekilde geciktirildiğini ileri sürdü. Ertan Yıldız’ın Burak Korzay aracılığıyla İmamoğlu’nun talimatı olduğunu söyleyerek kendilerinden 970 bin dolar istediğini iddia etti.

Burak Korzay’ın ifadesindeki 30 milyon lira tutarının o dönemde yaklaşık 970 bin dolara karşılık geldiğini söyleyen Aktaş, döviz karşılığını kendisinin hesaplamadığını ve Korzay’ın ifadesinden aktardığını belirtti. Ödeme yapılmazsa hak edişlerin tahsil edilemeyeceğinin söylendiğini savunan Aktaş, şirketlerin nakit akışı ve banka kredilerinin bozulmaması amacıyla talebi kabul etmek zorunda kaldığını ileri sürdü.

“970 BİN DOLARI KİLYOS’TAKİ OTELE BIRAKTIM”

Aktaş, 19 Ocak 2024 tarihinde 970 bin doları Burak Korzay’ın güvenli yer olarak belirlediğini söylediği Kilyos’taki bir otele götürdüğünü anlattı. Parayı otelin sahibi Emre Eken’e çanta içerisinde teslim ettiğini belirten Aktaş, yanında Müslüm Koçer’in de bulunduğunu söyledi.

Burak Korzay’ın 11 Temmuz 2025 tarihli ifadesinde de olayın doğrulandığını savunan Aktaş, Korzay’ın Ertan Yıldız’dan “sistem”in varlığını duyduğunu ve 30 milyon lira, yaklaşık 970 bin dolar gönderilmeden ödemenin yapılmayacağının söylendiğini aktardı. Aktaş’ın anlatımına göre Korzay paranın nereye götürülmesi gerektiğini sorarken Yıldız, güvenilen bir yer belirlenmesini ve paranın oradan aldırılacağını söyledi.

OTEL SAHİBİNİN İFADESİNİ AKTARDI

Otel sahibi Emre Eken’in 22 Temmuz 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Eken’in Burak Korzay’ı yaklaşık 20 yıldır tanıdığını ve Korzay’ın İSFALT Genel Müdürü olduktan sonra otelde toplantılar gerçekleştirdiğini söylediğini aktardı. Eken’in ifadesine göre Aktaş’ın daha önce Korzay ile otele geldiğini belirten Aktaş, daha sonraki gelişinde “belediyeden gelecek kişilerin alacağını” söylediği bir çantayı otele bıraktığını anlattı.

Aktaş, çantanın otelin emanet bölümüne alındığını, Eken’in Korzay’a haber verdiğini ve daha sonra kimliğini bilmediği bir kişinin çantayı otelden aldığının Korzay’ın ifadesinde bulunduğunu öne sürdü. 970 bin doları yeni iş veya ihale almak için vermediğini savunan Aktaş, kardeşlerine ait şirketlerin doğmuş ancak ödenmemiş alacaklarını tahsil etmek amacıyla baskı altında ödeme yaptığını iddia etti.

970 BİN DOLAR İÇİN BANKA VE HTS KAYITLARINI GÖSTERDİ

Mahkemeye sunduğu mütalaada 970 bin doların 19 Ocak 2024 saat 11.11’de Kuveyt Türk Bankası Altunizade Şubesi’nden çekildiğini gösteren dekont bulunduğunu söyleyen Aktaş, aynı güne ilişkin HTS kayıtlarını da mahkeme heyetine sunduğunu belirtti. Sabah saat 09.49’da Koşuyolu Acıbadem’de bulunduğunu, 11.11’de paranın çekildiğini ve ardından Kilyos istikametine hareket ettiğini anlattı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Beykoz istikametinden Sarıyer’e geçtiğini söyleyen Aktaş, saat 13.14’te Kilyos’taki caddede bulunduğunu ve parayı Emre Eken’e teslim ettiğini savundu. Aktaş, 141 numaralı eylemde talebin, miktarın, amacın, teslim yeri ve yönteminin birbirinden bağımsız beyanlarla doğrulandığını ileri sürdü.

İETT İŞLERİ VE FLORYA TOPLANTISI İDDİASI

Aktaş, 142 numaralı eyleme ilişkin savunmasında kardeşlerine ait Bilginay isimli şirketin İBB’nin AK Parti döneminde İETT’nin otobüs tamir, bakım ve işletme ihalelerini kazandığını, Ekrem İmamoğlu döneminde de çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Kendisine ait Elif LPG şirketinin ise İETT’de arıtma suyu bakım-onarım işleri ve bilgisayar malzemesi alımlarında faaliyet gösterdiğini belirtti.

2019 yerel seçimlerinin ardından İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesiyle Özgür Karabat’ın referansıyla Alper Kolukısa’nın İETT Genel Müdürü olarak görevlendirildiğini iddia eden Aktaş, Kolukısa’nın 21/b pazarlık usulüyle birçok garajın bakım ve onarım işini Karabat’ın mali müşavirliğini yaptığı Remzi Baka’ya ait Ulaşım A.Ş.’ye verdiğini öne sürdü.

ALPER KOLUKISA VE ŞEFİK OK’A İLİŞKİN İDDİALAR

Aktaş, Özgür Karabat’ın İETT’de otobüs bakım ve onarım işleri yapan Vega şirketinin sahibi Yusuf Yadoğlu’na ait Zara Araç Kiralama şirketinin de mali müşavirliğini yaptığını ileri sürdü. İETT Genel Müdürü Alper Kolukısa’nın Antalya’daki bir otelde Yusuf Yadoğlu ile görüşmesi sırasında Yadoğlu tarafından Kolukısa’ya para verildiğine ilişkin görüntüler ortaya çıktığını iddia eden Aktaş, olayın ardından Kolukısa’nın görevden alındığını ve konunun örtbas edildiğini savundu.

Sonrasında Şefik Ok’un devreye girdiğini ileri süren Aktaş, Ok’un CHP içerisinde aktif siyaset yaptığını ve İmamoğlu’nun arkadaşı olduğunu iddia etti. Ok’un, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde katı atık toplama hizmetini yapan Menderes Cemaloğlu’nun akrabası ve gayriresmi ortağı olduğunu öne süren Aktaş, İETT bakım-onarım işi yapan firmaların Küçükçekmece’deki Cemaloğlu’na ait şirket merkezinde toplantıya çağrıldığını söyledi.

FLORYA’DAKİ BAŞKANLIK KONUTUNDAKİ TOPLANTIYI ANLATTI

Aktaş, Şefik Ok’un firmalara İmamoğlu tarafından yönlendirildiğini söylediğini ve daha sonra Florya’daki başkanlık konutunda toplantı yapıldığını iddia etti. Toplantıya Şefik Ok, İmamoğlu’nun danışmanı İbrahim Bülbüllü, Yusuf Yadoğlu’nun kardeşi ve temsilcisi Fatih Yadoğlu, Remzi Baka’nın kardeşi ve temsilcisi Şaban Baka ile Vizyon şirketinin sahibi Caner Vural’ın katıldığını söyledi.

Toplantıda Bülbüllü’nün İBB yönetiminin taleplerinin kabul edilmemesi halinde firmaların sözleşmelerinin yürütülmesi sırasında zorluk çıkarılacağını ve ödemelerin yapılmayacağını söylediğini öne süren Aktaş, “sistem” için her hak ediş ödemesinde sözleşme bedelinin toplam yüzde 10’u oranında para talep edildiğini iddia etti.

“2020-2024 ARASINDA 84 MİLYON 857 BİN 500 TL ÖDEDİK”

Fatih Yadoğlu’nun 3 Haziran 2025 ve Remzi Baka’nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadelerini örnek gösteren Aktaş, Bülbüllü’ye ayrıca 380 milyon liralık mal ve hizmet bedeli karşılığında ödeme yapıldığının ifade edildiğini söyledi. Kendi şirketleri açısından da talepleri karşılamamaları halinde nakit akışının bozulacağı, banka kredilerinin aksayacağı ve ticari faaliyetlerin zarar göreceği düşüncesiyle ödemeleri yapmak zorunda kaldığını savundu.

Aktaş, 2020 ile 2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 lira ödeme yaptığını ileri sürdü. Paraların İbrahim Bülbüllü’ye ve Bülbüllü’nün yönlendirdiğini söylediği “Ebubekir” isimli kişiye teslim edildiğini belirten Aktaş’ın 84 milyon 857 bin 500 liralık toplam ödeme iddiası güncel duruşma haberlerinde de yer aldı.

18 PARA ÇEKME DEKONTU VE 17 TESLİMAT OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Söz konusu ödemelerin 18 para çekme dekontu ve 17 teslimattan oluştuğunu belirten Aktaş, zaman nedeniyle bütün teslimatları duruşmada tek tek anlatmayacağını söyledi. Mahkeme heyetine toplam ödeme listesini gösteren Aktaş, örnek olarak ilk 5 milyon liranın çekilmesi ve ardından paranın Esenyurt’taki yeğenlerine ait OPET akaryakıt istasyonunda “Ebubekir” isimli kişiye teslim edilmesi olayını anlattı.

Diğer teslimatların da ayrıntılı şekilde dosyada bulunduğunu söyleyen Aktaş, sunduğu mütalaanın 77 ve 81’inci sayfalarında genel değerlendirmelerin yer aldığını ifade etti. Aktaş, söz konusu eylemde talep, miktar, amaç, bırakma yeri ve teslim yönteminin birbirinden bağımsız beyanlarla doğrulandığını savundu.

“SİSTEMİN SİYASİ VE İDARİ LİDERİ EKREM İMAMOĞLU’DUR” İDDİASI

Savunmasının son bölümünde üç ayrı eylemi anlattığını belirten Aktaş, olayların temelinde İBB’de Ekrem İmamoğlu liderliğinde oluşturulduğunu iddia ettiği bir “sistem” bulunduğunu öne sürdü. Yapının belirli bir amaç doğrultusunda ve planlı biçimde para toplamak için kurulduğunu savunan Aktaş, kendisinin ve kardeşlerinin hak ettiği ödemelerin yapılmayarak kamu gücü üzerinden baskıya maruz bırakıldıklarını ileri sürdü.

22 ve 141 numaralı eylemlerde talimatların doğrudan İmamoğlu adına iletildiğini, 142 numaralı eylemde ise Florya’daki başkanlık konutunun toplantı amacıyla kullanıldığını belirten Aktaş, taleplerin İmamoğlu’nun danışmanı üzerinden açıklandığını ve benzer yöntemin yıllar boyunca çok sayıda iş insanına uygulandığını iddia etti. Aktaş, savunmasında “Sistemin siyasi ve idari lideri Ekrem İmamoğlu’dur” ifadesini kullandı. İddia, duruşma haberlerinde Aktaş’ın savunması olarak aktarıldı ve henüz mahkeme tarafından verilmiş kesinleşmiş bir hüküm niteliği taşımıyor.

ÖDEMELERİN RÜŞVET DEĞİL İRTİKAP KAPSAMINDA OLDUĞUNU SAVUNDU

Aktaş, üç eylem bakımından hakkında rüşvet suçundan kamu davası açıldığını ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesinin talep edildiğini belirtti. Maddi olayların birlikte değerlendirilmesi halinde ödemelerin rüşvet niteliğinde olmadığını savunan Aktaş, olayların “irtikap” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Ödemelerin kardeşlerinin devam eden işlerine ilişkin hak ediş bedellerini alabilmek amacıyla zorunlu şekilde gerçekleştirildiğini iddia eden Aktaş, herhangi bir menfaat elde etmek amacıyla gönüllü rüşvet ödemesi yapmadığını söyledi. Hak edişlerinin ödenmesi için kendilerinden para talep edildiğini ve ödeme yapmamaları halinde alacaklarının akıbetinin belirsiz hale geleceğini düşündüklerini savundu.

İHALEYE FESAT SUÇLAMASINA İLİŞKİN SAVCI MÜTALAASINI HATIRLATTI

Aktaş, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde İETT ile ilgili başka eylemler yönünden yürütülen yargılamada “ihaleye fesat karıştırma” suçlaması açısından duruşma savcısının beraat yönünde mütalaa verdiğini söyledi. İhaleye fesat karıştırma eyleminin bulunmadığı kabul ediliyorsa ihalenin sonucunu etkilemek amacıyla neden rüşvet verileceği sorusunu yönelten Aktaş, iki suçlama arasında çelişki bulunduğunu savundu.

Aynı maddi olayın bir dosyada ihaleye fesat karıştırma suçlaması bakımından beraat talebine konu olurken başka dosyada rüşvet verme olarak kabul edilemeyeceğini ileri süren Aktaş, yolsuzlukların ortaya çıkarılmasına yardımcı olduğunu ve beyanlarını mümkün olduğunca somut belgelerle desteklediğini söyledi.

BANKA KAYITLARI VE HTS VERİLERİNİ VURGULADI

Kendi beyanlarıyla soruşturma ve kovuşturma sırasında ortaya çıkan maddi olguların örtüştüğünü savunan Aktaş, özellikle parayı teslim ettiği veya aldığı belirtilen kişilere ilişkin HTS kayıtlarının olay tarihleri ve saatleriyle uyumlu olduğunu ileri sürdü. Anlatımlarının yalnızca sözlü iddialardan oluşmadığını belirten Aktaş, banka kayıtları, HTS verileri ve dosyada bulunan diğer delillerin savunmasını desteklediğini söyledi.

Aktaş’ın savunmasının ardından sorgusuna da geçildi. Duruşmayı takip eden haberlere göre İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, Aktaş’a tanık olarak gösterdiği kişiler ve 970 bin dolarlık ödeme iddiasıyla ilgili sorular yöneltti. Aktaş bazı sorulara yanıt verirken, İETT’den alacağına karşılık kendisinden rüşvet istendiğine ilişkin bir soruya cevap vermek istemediğini söyledi.

AKTAŞ BERAATİNİ TALEP ETTİ

Savunmasının sonunda dosyadaki bütün delillerin birlikte değerlendirilmesini isteyen Aziz İhsan Aktaş, hakkında yöneltilen rüşvet suçlamasından beraatine karar verilmesini talep etti. Aktaş, ödemelerin yeni bir ihale veya ticari avantaj sağlamak amacıyla gerçekleştirilmediğini, mevcut hak edişlerini alabilmek için baskı altında yapıldığını savunarak mahkemeden beraat istedi.

Aktaş’ın savunması ve sorgusunun tamamlanmasının ardından avukatının beyanlarına geçildi. Duruşmayı takip eden kaynaklara göre 68’inci duruşma yaklaşık 15 saat sürdü. Yargılama İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.