O zamanlar ne Şampiyonlar Ligi bu kadar üst düzeydeydi, ne de Uefa Kupası bu kadar önemsizdi..
Ne zaman Uefa, kupadan adını çekip, Avrupa Ligi diye format oluşturdu, işte o sezon itibariyle organizasyonunun değeri düşmeye başladı.
Şu anda Avrupa Ligi, özellikle İngiliz ve Alman kulüplerinin angarya olarak gördüğü, ağırlıklı olarak yedeklerle çıktığı bir oyun haline gelmiş durumda.
Haksızda değiller. Organizasyondan gelen para, kulüplerin yıldızlarının maç başı ücretini bile karşılamıyor. Karşılaşmalara ilgi bir çok ülkede yok denecek kadar az. Uefa da sağolsun VAR sistemini bile uygulatmamasıyla, lige bakış açısını göstermiş durumda. Daha da komiği, düşük profilli liglerde olmayan hakem hataları Avrupa Ligi’nde rahatça görülebiliyor. Aynı Lens’e gösterilen saçma kırmızı kart gibi.
Abdullah Avcı da böyle bir garip bir organizasyonda maç oynayıp, 5 saat uçak yolculuğuyla Cuma sabaha karşı 08.00’da İstanbul’a inip, 60 saat sonra lig maçına çıkmayı mantıksız bulmuş olacak ki, takımın neredeyse yarısından fazlasını İstanbul’da bırakmış.
Bu şartlarda oynanan maçlarda takımın oyunundan çok, bireysel performanslara bakmak gerekir.
Eksi kısma Roco’nun ağırlığını, Lens’in yetersizliğini, Oğuzhan Özyakup’un verimsizliğini kocaman harflerle yazalım.
Artı kısımdaki ilk isim Tyler Boyd. Geldiği günden beri en etkili oyununu oynadı. Hala çok yeterli ve üst seviyede değil. Ancak en azından Lens’in 3 sezondur yapamadığı temiz vuruşu becerebildiğini gösterdi.
Maçın Beşiktaş adına ikinci artısı ise genç Kartal Kayra Yılmaz. İsabetli pasları, soğukkanlılığı ve mücadelesiyle, iyi bir seçenek olduğunu gösterdi.
MAÇIN HAYAL KIRIKLIĞI
Beşiktaş 14’üncü resmi maçına çıktı..
Atiba, Gökhan Gönül iyi performansı olan isimleri bir kenara ayıralım.
En çok eleştirilen Karius’un iyi maçı var.
Vida’nın iyi maçı var.
Necip’in stoper oynadığı iyi maçı var.
Roco’nun var, Rebocho’nun var.
Umut Nayır’ın derbisi var. Bir tek Oğuzhan’ın yok.İnanılmaz bir şey.